Thread Rating:
  • 0 Vote(s) - 0 Average
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
“iyyakenabüdü” Zikrimizin Sebebi Hikmeti
#1
RasitTunca-4 
“İyyâke Na’büdü” Zikrimizin Sebebi Hikmeti


SIHHAT VE HASTALIK DÖRT SINIF SEBEPTEN İLERİ GELİR

1) Maddi sebeplerdir: Bunlar azalar ve onda dolaşan yeller ile kan, safra, balgam, sevda ismiyle maruf bu dört unsur birinci sebebi teşkil ederler.

2) Fail sebeplerdir: Bunlar yiyecek ve içecek şeyleri teşkil ederler. Bunların vücuttaki değişiklikleri; hava, havanın içinde bulunan yabancı buharlar, dumanlar, gazlar, bunların vücutta toplanmaları, çıkmaları, iklimler, şehirler, oturulacak evler, erkeklik, dişilik ve daha birçok hastalığa tesir eden şeyler ikinci sınıf sebebi teşkil ederler.

3) Suri sebeplerdir: Bunlar insanın şekline aittir. Bir azanın fazla büyük ya da küçük olması, tabii şekilde olup olmaması üçüncü sınıf sebebi teşkil ederler.

4) Tamamlayıcı sebeplerdir: Bunlar vücuttaki kan, safra, sevda, balgam ve azaların fiillerine mahsus olan hallerdir. Bunların kendileri sağlam olur da faaliyetleri bozuk olursa hastalık meydana gelir.

İnsanın vücudundaki en hararetli şey ruh ve kalptir. Ruh, kalpte meydana gelir ve oradan bütün azalara yayılır. Bunlardan sonra hararette kan, karaciğer, böbrekler ve adaleler gelir.

İnsan vücudundaki soğuk olan şeyler: Balgam, kemik, kıllar, kıkırdaklar, beyin, yağ ve sümük­tür.

İnsan vücudundaki rutubetli olan şeyler: Balgam, yağ, beyin, ilik, akciğer, dalak, böbrek ve adalelerdir.

İnsan vücudundaki kuru olan şeyler: Kıllar ve kemiklerdir.


1- Kanın zahiri sebebi: Normal yemekler ve güzel şerbetlerden meydana gelir. Kan fazla sıcak ya da soğuk olursa bu normal bir kan değildir.

2- Balgamın vücuttaki oluşunun zahiri sebebi: Soğuk yemekler ve galiz gıdalardan meydana gelir. Yapıcı sebebi ise hararetin azlığıdır. Balgam vücudun bazı ihtiyaçlarını karşılar. Bunlar da mafsal gibi oynak yerleri ıslatmaya yarar.

3- Safrayı meydana getiren ise güzel ve sıcak gıdalardır. Yapıcı sebebi fazla hararettir. Faydası, bağırsakları harekete geçirerek hacet hissini uyandırır.

4- Sevdayı meydana getiren zahiri sebepler: Kuru gıdalar ve hararetli yemeklerdir. Sevda normal veya anormal olur. Normal olanı kanın bakiyesidir, karaciğerde meydana gelir, bir kısmı kana karışır, bir kısmı dalağa geçer. Kana karışan kısmı kemik gibi bazı uzuvların beslenmesine hizmet eder, bir kısmı da kanın tahallülüne mani olur.

Vücudun sağlık ve hastalığı bu dört unsura bağlıdır. Bunlar vücutta normal hâlde bulunurlarsa vücut sağlıklı olur. Biri diğerinden fazla olursa bünyenin sağlığı bozulur, vücutta hastalık belirtileri meydana gelir. Şimdi biz bu dört ahlatın durumlarını, onlardan meydana gelen hastalıkları ve çarelerini açıklayalım.

1- KAN: Tabiatı sıcak ve rutubetlidir. Kan tabii havadan meydana gelir. Vücuttaki yeri karaciğerdir. Tabiatı kuru ve soğuk olan bütün gıdalar kanın ilacıdır. Vücuda kan galip olursa şiddetli baş ağrısı, şişlikler, duyu organlarında tembellik, vücutta ve başta ağırlık ve bayılmalar meydana gelir. Rüyada hacamatçı, kan ve oyuncular görülmeye başlar. Bu hâllerin meydana gelmesi ise daima yağlı, tatlı ve tabiatı sıcak, kan yapıcı gıdaların yenilmesi ile ortaya çıkar.

ÇARESİ: Kan ve kandan meydana gelen hastalıklara karşı ekşi nar, ekşi meyve suları ve sirkeli gıdalar yenmelidir. Bu gıdalar bir müddet alınırsa kan normale döner ve kandan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.



2- SAFRA: Tabiatı sıcak ve kurudur. Tabii kan unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri safra kesesidir. Bedeni safra istila ederse baş ağrısı, migren, uykusuzluk, nabız yükselmesi, gözlerin ve vücudun sararması, dil ve burunda kuruluk meydana gelmesi, ağızda acılık, soğuk havadan hoşlanma, başta çıban ve sivilcelerin oluşması, daimi bir sıkıntı hâli, uykudayken güneş, savaş ve gök gürültüsü gibi hâllerin görülmesi vücudu safranın istila ettiğinin birer belirtisidir.

ÇARESİ: Safranın ve safradan meydana gelen hastalıkların ilacı, tabiatı soğuk ve rutubetli olan gıdalarla birlikte şeker, keçi yağı, arpa suyu ve ekmeği, hıyar, karpuz, demirhindi şerbetidir. Bu maddelerden biri veya birkaç tanesi ağız yolu ile alınmaya devam edilirse safra normale döner, safradan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.



3- BALGAM: Tabiatı soğuk ve rutubetlidir. Su unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri akciğerlerdir. Vücudu balgam istila ederse bundan sedef, sekte, soğuktan olan baş ağrısı, kaşıntı, ağız ve ter kokusu, yapışkan tükürük çokluğu, vücut soğukluğu, yemeğe isteksizlik, sıcağı sevme, mide zafiyeti, hazımsızlık, ağızdan ekşi gaz çıkarma, unutkanlık, tembellik, çok uyuma, idrarın beyaz oluşu ve uykuda su görme ve yıkanma gibi hâllerin görülmesi balgamdan meydana gelen hastalıkların birer belirtileridir.

ÇARESİ: Bal, zencefil, günlük, mesteki, karabiber, deve sütü, susam, mısır ve tabiatı sıcak ve kuru olan bütün gıdalar balgam ve balgamdan meydana gelen hastalıkların ilacıdır. Bu maddelerden yeteri kadar almaya devam edilirse balgam normale döner ve balgamdan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.



4- SEVDA: Tabiatı soğuk ve kurudur. Toprak unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri dalaktır. Sevda, kanın yanmasından; mercimek, mısır, sığır eti, patlıcan, tuzlu, ekşili, fasulye ve sevdavi gıdaların çok yenmesinden meydana gelir. Belirtileri; vücutta durgunluk, uyku azlığı, şiddetli susuzluk, gözlerde kuruluk, çok su içme, kanın koyu ve siyah oluşu, düşünce bozukluğu, vesvese, idrarın kırmızıya boyanması, kuru öksürük, dalak sancısı, sıkıntı, keder, uykuda korkulu rüyaların, yani siyah eşyaların ve cenazelerin görülmesi, her şeyden korkma gibi hâllerin meydana gelmesi sevdanın vücudu istila ettiğinin birer belirtileridir.

ÇARESİ: Bir bardak süzme bal şerbetine 3'er gram çekilmiş zencefil, karabiber ve mesteki ilave edilerek içilmelidir. Şekerli inek sütü, tereyağı, şeker, pırasa, koyun sütü gibi tabiatı sıcak ve rutubetli gıdaların alınması ile birlikte sevda normale döner ve sevdadan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.

(İbn-i Sina)

————————–

İşte zikrimize devam eden sofilerde, vücutta sevda ile balgamın karışması sonucu bazı kötü hâller ve ahlaklar vardır. Bunlardan kurtulmak için işte zikrimize devam eden sofiler, 21. sınıfta yukarıda yazdığımız “İyyâke Na’büdü” ayetine devam edince bu balgam ve sevda karışımı olan sarı renkli bir balgam meydana gelir. Zikrin harareti onun dimağa yükselmesini sağlar ve o, zikir esnasında genize gelince tükürüp atmak lazımdır ki onun verdiği hastalık ve kötü ahlaklardan kurtulabilesin ey sofi.

Yani işte buna devam etmekle, yani duruma göre üç günde bir veya iki günde bir ya da çok olması hâlinde her gün, o zikre 40 gün devam edilir. Yine kırk günde iki günde bir yapılırsa 40 günde 20 defa okunacak demektir. Üç günde bir okunursa 13 gün okunacaktır. Ve ondan sonra bunu okumayı bırakılır ve 22. sınıfa geçilir.

Yani sevda ve balgamın verdiği rahatsızlıklardan kurtulmak için işte vücudun hararet ayarı değişmiştir artık. Yani öyle ki dedik ya, güneş doğması için zikrimiz okunur ve 45 dakika bir şey yenip içilmez. Ne olacak o zaman? Vücut kazanı kaynatılmış olur. O kaynayan kazanda da işte sevda ve balgam sarı renkli, koyu bir kıvam alır ki bu, eğer bir de safra ile birleşirse mide ve bağırsaklarda yanma ve su kaybı olur. Çünkü kaynayan kazandaki su buhar olunca kapağı açınca kazandaki su nasıl azalırsa vücudun suyu da azalır; çünkü o su yağmur olarak bir yerlere yağmaktadır. Ve senin vücuda su ilavesi yapman lazımdır demektir. İşte o yüzden de saf memba suyu, ağzı geniş tasdan içilir dedik. Ve böylece yağmurlama sistemi ve bu sofilerin yavaş yavaş mevsim zikri çekebilme ve kar, yağmur yağdırabilme özelliklerini kazanmasına yardımcı olmaya başlar; ta ki güneş makamına çıkacak sofi olmaya kadar. Yani öyle ki hararet onlarda çok fazla olacak. Çünkü kalp günde 6666 veya bir üst güneş, 66.666 Allah zikri; yani kazan çok kaynayacak ve hararet yükselecek, güneşlik makamı kazanılacak. Güneş makamına çıkmış bir sofi, havanın bulutlu olduğu bir yere seyahat etse birkaç saat içinde orada gündüz hava güneş açar.

Diyecekler ki bunların dinde yeri yok, batıldır. Batıl şeyler icat ediyorlar. El cevap: Lan dangıl!

Buğday nasıl ekilir, nasıl biçilir, nasıl sulanır, nasıl sonra danesi alınır, sonra değirmende öğütülür; dinde bunlar bildiriliyor mu? Yok. Ne kitapta ne sünnette. Eeee, ne yapacağız? Bunlar batıldır deyip un edip ekmek yapmayacak mıyız? Peki, bunların dinde olup olmadığını mı arayacağız? Yine ameliyat doktoru mesela ameliyat yapacak; bu sonradan dine sokuldu mu diyecek? Muhammed vaktinde ameliyat yok muydu diyeceğiz? Dangıllığın lüzumu yok, bunlar tecrübe meselesidir. Tecrübe ile sabittir.

Diyor ki bazı doktorlar: Her gün bir avuç ceviz veya bir avuç fındık yiyin. Yani adam bilir ki onun vücuda faydası var ve neye yarıyor, neden lazım, test edilmiş ve o yüzden tavsiye ediyor. Yoksa Muhammed dedi diye değil. Artık bunlar Muhammed'den sonra tecrübe ve araştırma sonucu öğrenilmiş bilgilerdir.

Zikir de böyledir. Her âlim, kendi zikrinin ne sonuçlar verdiğini denedikçe öğrenir ve sofilerini de öyle eğitir, değil mi? Biz de yolumuzdan, ardımızdan gelecek olanlara öğretmeye çalışıyoruz işte. Bunun Muhammed'de olup olmadığı, sünnet olup olmadığı değildir mühim olan. Yani mesela patates, Fatih'ten sonra, Amerika'nın keşfinden sonra Amerika'dan bu tarafa getirilmiş bir sebzedir. Peki, bunu Muhammed yemedi diye yemeyelim fetvası mı vereceğiz? Yoksa günümüzün ilim, bilim ve bitki bilimcileri bunu yenebilir görüp faydalı buldukları için yenebilir fetvası mı verecekler? Sen diyebilir misin, “Memnu patates yemek bidattir”? Hâ, dangıl olmamak lazımdır, değil mi?
Reply


Possibly Related Threads…
Thread Author Replies Views Last Post
RasitTunca-4 Raşidi Tarikatında Zikirlerin Hikmeti ve Kaynağı Raşit Tunca 0 1 4 hours ago
Last Post: Raşit Tunca

Forum Jump:


Users browsing this thread: 1 Guest(s)
TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca