Konuyu Değerlendir
  • 3 Oy - 2.67 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ertuğrul Gazi
#1
Ertuğrul Gazi

Ertuğrul (Osmanlı Türkçesi: ارطغرل), Ertuğrul Gazi veya Ertuğrul Bey (ö. ~1280, Söğüt), 13. yüzyılın ortalarında Oğuzların Kayı boyunun lideri ve Osmanlı Beyliği'nin kurucusu olan Osman Bey'in babası.

Anadolu'ya gelmesi ve Söğüt'e yerleşmesi

Anadolu Selçuklu Devleti'nin Bizans İmparatorluğu sınırında bulunan uç emirliklerindeki Türk sayısı, 1243 yılında gerçekleşen Kösedağ Muharebesi sonrasında Anadolu'da başlayan Moğol baskısı sebebiyle artış göstermiş; buna paralel olarak Bizans topraklarına yapılan akınlar artmıştı.[1] Bu akınlar sonucunda, Bizans topraklarında ikinci halka uc beylikleri kurulmaya başladı. 13. yüzyılın ikinci yarısında bu beyliklerin en güçlüsü konumunda olan ve Kütahya civarında hüküm süren Germiyanoğulları Beyliği, 1300'lere doğru Batı Anadolu'da fetihler yaparak üçüncü halka uc beyliklerinin kurulmasını sağladı. Sultan Öyüğü (günümüzde Eskişehir) bölgesinde, ucun en ileri hattı olan Söğüt'te yerleşen Türk boyunun başında Ertuğrul Gazi bulunmaktaydı.[1] Ertuğrul Gazi'ye bağlı boyun bu bölgeye ne zaman ve nasıl geldiği kesin olarak bilinmemekle birlikte, konu hakkında farklı görüşler mevcuttur.[1]
Ertuğrul Gazi Türbesi, 1890
Ertuğrul Gazi'nin mezarı

Ruhî Tarihi'ne göre Ertuğrul Gazi veya atalarının önderliğindeki 340 kişilik Türk boyu, Selçuklular ile birlikte Türkistan'ı terkedip Anadolu'ya gelerek Engüri (günümüzde Ankara) civarındaki Karacadağ eteklerine yerleşti.[2] 1222-1230 yılları arasında, İznik İmparatoru III. Yannis Vatatzes ile Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad arasında Sultan Öyüğü ve Engürü civarında gerçekleşen mücadelelerden haberdar olan Ertuğrul Gazi, orduya hizmet amacıyla çarpışmalara katıldı, bu kapsamda Karacahisar'a yapılan kuşatmada yer aldı. Bunu memnuniyetle karşılayan I. Alâeddin Keykubad, Ertuğrul Gazi'yi akıncı başı yaptı.[2] 1230 yılında, Harezmşahlarla yapılan Yassı Çemen Muharebesi ve Moğollarla yapılan Kösedağ Muharebesi sebebiyle I. Alâeddin Keykubad ile III. Yannis Vatatzes arasında barış sağlandı.[2] Kısa süre sonra I. Alâeddin Keykubad, Ertuğrul Gazi veya atalarına Söğüt'ü kışlak, Domaniç'i yaylak olarak verdi.[2] Ertuğrul Gazi akınlarına buradan devam ederken, I. Alâeddin Keykubad'ın ayrılmasının ardından Karacahisar elden çıktı. Bunun üzerine Ertuğrul Gazi, yerli tekfurlarla uzlaşma yoluna gitti.[2] Ruhî Tarihi'nde yer alan bu bilgileri Neşrî, Ruhî'den aktarmaktadır.[2] Âşıkpaşazâde ise bu anlatılanları kısaltmış ve içeriğini değiştirerek, yaşananları Osman Bey dönemine nakletmiştir.[2] Başka bir hikayeye göre ise Sürmeli Çukur (Aras Nehri vadisi) veya Ahlat'tan Engüri civarındaki Karacadağ eteklerine yerleşen Ertuğrul Gazi ve aşireti, burada bir süre kaldı ve İznik İmparatoru III. Yannis Vatatzes'e karşı I. Alâeddin Keykubad'ın ordusunda yer aldı.[2] Ancak Moğol saldırıları sebebiyle I. Alâeddin Keykubad'ın Konya'ya dönmesinin ardından Ertuğrul Gazi'ye Söğüt'ü kışlak, Domaniç'i yaylak olarak tayin etti.[2]

Ölümü

Oğlu Osman Gazi 1299 yılında, merkezi Söğüt olan Osmanlı Beyliği'ni kurdu. Söğüt'te vefat eden Ertuğrul Gazi'nin, oğlu Osman Gazi tarafından yaptırılan bir türbesi bulunmaktadır.

Popüler kültürdeki yeri

19. yüzyılda, Sultan Abdülaziz dönemi Osmanlı Donanması için inşa edilen bir fırkateyne anısına ismi verilmiştir. Yanı sıra, 1998'de, Türkmenistan Aşkabat'ta adına Ertuğrul Gazi Camii inşa edilmiştir. Ek olarak, Ertuğrul Gazi, 2014'ten beri TRT 1 televizyon kanalında yayınlanan Diriliş: Ertuğrul dizisinde Engin Altan Düzyatan tarafından canlandırılmaktadır.


Ertugrul Gazi

Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Gâzinin babası. O uzların Bozok koluna ba lı Kayı boyundan Süleyman şahın o ludur. Cengiz’in ıslâm memleketini talan etti i sırada babası, Selçuklu topraklarında yaşamak üzere kabîlesiyle berâber ülkesini terk etmiş, Amu Deryâ’yı geçip, O uzların yo un oldu u Ard havzasına gelmişti. 1220’lerde Horasan’ın kuzey sınırına, oradan Karakum Gölünün güneyine, oradan da Merv yoluyla Ahlat’a ulaşmıştı. Mo ol ateşinin Do u Anadolu’yu da sarması üzerine kabîlesine daha uygun bir yer arayan Süleyman şah, Rakka civarında Ca’ber Kalesi yakınında Fırat Nehrinden geçerken bo uldu.
Babalarının vefâtından sonra, Ertu rul Gâzi kabîleye reis seçildi. A abeyleri Sungur Tekin ve Gündo du, kendilerine tâbi kabîle mensuplarıyla berâber Ahlat’a geri döndüler. Ertu rul Gâzi ise, kardeşi Dündâr Beyle berâber batıya hareket etti.

Sivas yakınlarında konakladıkları sırada Selçuklu ordusu ile büyük bir Mo ol birli inin savaşına şâhid oldular. Selçukluların yenilmekte oldu unu görünce, yi itlik ve mertlik esaslarına göre, kuvvetleriyle onların yardımına koşan Ertu rul Gâzi gâlip gelmelerini sa ladı. Bunun üzerine Selçuklu Devletinin hükümdârı bulunan Sultan Alâeddîn, Ertu rul Gâziye iltifât ederek hil’at gönderdi ve Ankara yakınındaki Karada lar mıntıkasını ıktâ olarak verdi (1230). Ertu rul Bey, bir müddet burada kaldıktan sonra, o lu Savcı Beyi Konya’ya gönderince, Bursa ile Kütahya arasındaki Domaniç Da ları yaylak, Sö üt ile Karacaşehir kışlak olmak üzere kendilerine verildi. Bunun üzerine Ertu rul Gâzî aşiretiyle berâber gelip, Sö üt ve Domaniç’e yerleşti. O civarlarda oturan Afşar (yâhut Alişar) ve Çavdar aşîretlerinin etrâfa verdikleri zararlara mâni oldu. Hıristiyan tekfûrlarla da iyi geçinmeye dikkat etti. Adâleti, halka olan iyi muâmele ve yardımları o kadar çoktu ki, Hıristiyan tebaa bile kendisini sevip sayıyordu. Ertu rul Gâzinin günden güne kuvvetlenmesi Karacahisar tekfûrunu kendisine cephe almaya yöneltti. Bunun üzerine Ertu rul Gâzi Konya’ya giderek Sultan Alâeddîn’i bu hisarın feşine teşvik etti ve berâberce gelerek Karacahisar’ı kuşattılar. Mo olların Konya Ere lisi’ni kuşatması üzerine, Sultan Alâeddîn geri döndü. Ancak Ertu rul Gâzi muhâsaraya devâm etti. Bir müddet sonra kaleyi feşeden Ertu rul Gâzi, tekfûru ve di er esirleri kardeşi Dündar Gâzi ile birlikte Konya’ya Sultan’a gönderdi.

Ertu rul Gâzi, Selçuklu Sultânı Alâeddîn’in vefâtına kadar altı sene etrâfın feşi ve ıslâmiyetin yayılması için bütün gayreti ile çalıştı. Sultânın vefâtından sonra, Selçuklu hükümdârları arasındaki taht ve taç kavgalarına karışmayarak Sö üt uç bölgesinde tekfûrlarla mücâdeleye devâm etti. 1281 yılında 92 veya 96 yaşındayken Sö üt’te vefât ederek oraya defnedildi.

Ertu rul Gâzi, çevresinde bulunan beyliklerden devletlerin durumlarını ve siyâsî şartlarını gâyet iyi de erlendirirdi. Komşuları ile dâimâ iyi geçinerek aşîret ve tebaasını güçlü bir durumda huzûr ve râhat içinde yaşattı. Çok cömert olan Ertu rul Gâzi, fakirlere, düşkünlere dâimâ yardım ederdi. Yarım asır adâletle idâre etti i bölgede Hıristiyanlara da ıslâmiyeti sevdirdi.

Ertu rul Gâzinin ölümünden sonra, küçük o lu Osmân Gâzi, kavim ve kabîlesinin reisi oldu. Osman Beyin ba rından çıkarak denizleri, diyarları, kıtaları ve ülkeleri muhteşem dalları arasına alacak olan çınarın kökü topra a yayılmaya başladı. Öyle ki, bu çınarın gölgesi altında bütün insanlık, Asr-ı Saâdetten sonra, bir daha görüp hayâl edemedi i bir şekilde tam altı asır yaşadı.





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi