Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
istanbuldaki Çemberlitaş'ın büyük sırrı ne?
#1
Çemberlitaş'ın büyük sırrı ne?

Hakkında birçok iddia bulunan ve bir efsane haline gelen Çemberlitaş'ın gizemini bu defa da Soner Yalçın ele aldı
ışte Yalçın'ın Çemberlitaş'la ilgili iddiaları;

ÇEMBERLıTAş’IN GıZEMı: HEZARFEN ÇELEBı'NıN KıTABINDAKı SIR NE?

ıstanbul’daki Çemberlitaş restorasyonunu yürüten şirket yöneticisi, Çemberlitaş’ın altındaki odada Hz. ısa’ya ait kutsal eşyaların gömülü oldu unu açıkladı. Medya olaya geniş yer verdi.
Çemberlitaş’ın sırrı Osmanlı’dan günümüze hep merak konusu oldu. Bu konuda ilk tarihsel çalışmamızı Hezarfen Hüseyin Çelebi yaptı.
1670 yılında kaleme aldı ı “Kitabu tenkih-i tevarihu’l-müluk” adlı eserinde, bakın, Çemberlitaş’ın sırrı hakkında ne yazdı?… Önce yazarımızı tanıyalım:
Hezarfen Hüseyin Çelebi, 1606 yılında ıstanköy’de do du. Asıl adı, Hüseyin ıbn-i Cafer ıstanköyi eşşehir bi Hezarfen idi.
ıstanbul’da okudu. Bir süre Devlet-i Aliye-i Osmaniye’de memurluk yaptı. Devlet memurlu u sırasında tanıştı ı bir kişi yaşamını de iştirdi.
Bu kişi Osmanlı tarihinin en ilginç isimlerinden biriydi: Ali Ufki.
Ali Ufki bir dönmeydi.
Lehistanlı asil bir ailenin çocu u oldu u da iddia edildi, Litvanyalı oldu u da.30 yaşında Osmanlı tarafından esir alınınca hemen müslüman oldu.
Çok iyi e itimliydi. Rivayetlere göre, on yedi dil biliyordu. Sultan IV. Mehmed’in danışmanlı ına kadar yükseldi.
Tıp ve musiki konularında uzmandı. Türk musiki eserlerini ilk kez Batı notasıyla ka ıda o döktü.
Dinler tarihine de meraklıydı. Tevrat ve ıncil’den ilk çevirileri o yaptı. Bu çeviriler arasında, ilahi olarak okunan kutsal şiirler, mezamir de vardı.
Uzatmayayım; Hezarfen Hüseyin Çelebi, Ali Ufki’den çok etkilendi. Bugün hala en önemli kaynak kitaplar arasında gösterilen eserler yazdı.“Telhîsü'l-Beyân fî Kavânîn-i Âl-i Osmân” adlı kitabında Osmanlı kanunnamesini derledi.
(Haz. Sevim ılgürel, TTK Yayınları, Ankara 1998)
“Kitabu tenkih-i tevarihu’l-müluk” adlı eseri dünya tarihi üzerineydi. Tıp, tasavvuf ve co rafya üzerine ansiklopedik kitaplar kaleme aldı.
Bilinenin aksine, Osmanlı’da ilk uçma denemelerini yapan ilim adamı Hezarfen Hüseyin Çelebi’ydi.
Tarih konusunda kendisini o kadar yetiştirdi ki, Sultan IV. Mehmed’in tarih ö retmeni oldu.
Arapça, Farsça, Fransızca ve bir sözlük hazırlayacak kadar ıbranice biliyordu. Bu bilgilerden sonra gelelim bizim meseleye:
Hezarfen Hüseyin Çelebi meraklı biriydi. Konstantin’in neden Hıristiyan oldu u ve ıstanbul’a niçin yerleşti i, Ayasofya’yı kimin ne zaman yaptırdı ı , Fatih Sultan Mehmed’e kadar ıstanbul’da oturan 90 Rum Kayser’inin kimler oldu u gibi, kafasındaki yüzlerce sorunun yanıtını merak ediyordu.
Bu nedenle baş tercüman Hıristiyan Panayot’tan kitaplar alıp okudu.
Yetmedi. Ali Ufki’den yardım istedi. Yunanca ve Latince kitapları, Ali Ufki’ye okutturup notlar aldı.
ışte çıkardı ı bu notları da, “Kitabu tenkih-i tevarihu’l-müluk” adlı eserinde kullandı.
şimdi sözü, Çemberlitaş’ın sırrını 337 yıl önce yazmış olan Hezarfen Hüseyin Çelebi’ye bırakalım. Bakalım bugün hala konuşup tartıştı ımız Çemberlitaş’ın sırrı konusunda neler yazmış…

ÖNCE HIRıSTıYAN OLDU

“ılk defa ıstanbul’un temelini atıp taht şehri iden muzaffer Konstantin’dir.
Rum, Yunan ve Latin tarihçiler, bunun menakibini anlatırken rivayet ederler ki Konstantin önce Portekiz, ıspanya, Fransa ve ıngiltere vilayetlerinin padişahı olan Konstantiyus nam putperest bir melikin o lu idi.
Babası ölünce, yirmi üç yaşında iken Milad-ı Hazret-i ısa Aleyhisselam’ın üç yüz dokuzuncu senesinde babasının yerine Portekiz’de saltanat tahtına cülus eyledi.
Üçüncü seneden sonra Roma’da elli birinci kayser olan Maksentius nam kayser, gayet zalim ve habis bir adamdı.(…)
Muzaffer Konstantin azim alaylar ile Roma’ya girüp Maksentius’ün tahtına cülus etti. Milad-ı Hazret-i ısa’nın üç yüz on ikisinde Rum Padişahı oldu.”
“Beşinci senesinde sonra vücudunda lekeler peyda eden bir hastalı a tutulmasıyla o şehrin hekimlerini ça ırup, ‘benim marazımın ilacını bulun’ deyu ferman eyledi.
Anlar dahi ittifak idüp cevab verdiler ki, ‘e er bu şehrin meme emen çocuklarını toplayıp bo azladıktan sonra kanlarını büyük bir kazana doldurup kan ısıcak iken içine girüp oturmayasınız, bu marazdan halas olamazsınız’ dediklerinde emreyledi ki, şehrin meme emen çocuklarını valideleriyle toplayalar.”
“Mezhur Konstantin anaların feryatlarını göricek çocuklara merhamet edip, ‘ben bu marazdan helak dahi olursam olayım. Nahak yere bu kadar günahsız çocu un kanlarına girmeyeyim. Analarına ikişer altın vireler ve evlatlarıyla beraber azad idüp evlerine göndereler’ deyü buyurdu.”
“Ol gece rüyasında ‘Ümmet-i ısa’dan gizli olan Silyostros nam üsküfe baş vurursan marazdan kurtulursun’ derler.
Uyandıkda filhal mezhur hakimi isteyüp getirilmesini ferman eyledi. Varub getürdüler.
Mezbur üsküf gördükte dedi ki, ‘e er putlarını terk idüp, bundan sonra Hazret-i ısa’yı hak peygamber bilüp şeriatını tasdik edersen ilaç eylerim’ dedikte, ol saat imana gelüp Hazret-i ısa’nın din ve milletini ve emrettiklerini ve neyettiklerini tamamen kabul ve putlarını inkar etti ve hepsini kırdı.
Bunun üzerine hakim ilac idüp marazdan kurtuldu.”

ıSTANBUL’U KEşFETTı

“Saltanatının on sekizinci senesinden sonra rüyasında gördü ki, bir münasip ve bir büyük şehir bina eyleye. Ol sebebten Roma’dan çıkup diyar diyar gezüp Selanik’e geldikte havasını be enüp orada karar kıldı ve kiliseler ve hamamlar yaptırup sular getirdi.”
“ıki seneden sonra büyük bir bulaşıcı hastalık çıkup askerlerinin yarısından ziyadesi helak oldu.
Ol sebebden ve şapur nam Acem şahı üzerine sefer iktizası ile Anadolu’ya geçerken, Halkedoyn dedikleri şehre ki, halen Kadıköyü denmekle maruftur, oraya konup, eskiden ol şehri Acemler harap etmiş görüp tamirine ferman eyledi.”
“Ol eyyamda Halkedoyn’da ekabirden bir üstad hakim var idi.
Adına ihvayis derler idi. Hüsnü tabir ile ‘Padişahım şehrin binasını Vizantio yerine yapsanız daha münasip görünür’ dedikte, Konstantin dahi hüsnü itikad ile ıstanbul tarafına geçüp havası gayet ile latif yer ve şehir olmaya münasip görüp Milad-ı ısa’nın üç yüz yirmi dördüncü senesinde temelin atup binasına mübaşeret eyledi.
Namını Konstantaniye kodu.”
“Bundan sonra Roma’dan vesair vilayetlerden ekabirler ve tüccarlar getirdüp mamur eyledi. Ve saltanat şehri yaptı.”

VE ÇEMBERLıTAş’IN SIRRI


“Miladın üç yüz yirmi dokuz senesinde Tavuk Pazarı’ndan vaki olan kırmızı dikilitaşı (çemberlitaş) o oraya koydu.Bu amudun oraya konmasının sebebi şudur:
“Validesinin namı ki Helena nam hatundur. Kudüs-ü şerif ziyaretine varup Kamame nam kilisayı bina eyledikçe, Hıristiyanların itikadınca Yahudiler’in Hazret-i ısa’yı üzerine gerdikleri salibi ve eline ve aya ına vurdukları mıhları (çivileri) ve bazı mucizeyere ait eserleri Yahudilerden alup o lu Konstantin’e hediye getürdü.
Ol dahi, tazim ile alup, hazinesinde sakladı. Sonra zaman ile hatırına geldi ki, bizden sonra gelen melikler, caiz ki, bu mübarek eserlerin kadrini bilmeyüp saygıda kusur ideler, yahut saklamayup yabana atarlar.
Büyük günah ola. Emreyledi ki: Yerin altında kargir ve metin bir hücre bina idüp, ol hücrenin içine mezkur asarı koyup saklayalar. Sonra üzerine halen mevcut olan kırmızı amudu alamet için kodu.”
Okudu unuz gibi, Çemberlitaş’ın altında oldu u iddia edilen odada, kutsal hazinelerin oldu unu ilk yazan Türk tarihçi Hezarfen Hüseyin Çelebi’ydi.
Ama bugün oldu u gibi dün de Çemberlitaş’ın altındaki kutsal hazineler bu toprakların hep gündeminde oldu.
ıddiaları sayfalarına taşıyanlardan biri de, “Mecmua-i Fünun” idi…

ÇEMBERLıTAş HIRıSTıYANLAR ıÇıN KUTSALDI

Fardis Efendi, Mecmua-i Fünun dergisinde şöyle yazdı: “Çemberlitaş’ın kaidesi altında Hıristiyanlar için saygıya de er bazı eski eserler gömülüdür.
Bu sebepten ilk devirlerde halk burasını çok kutsal bir yer olarak sayardı. Yılda bir defa büyük halk kitleleri etrafına giderek ziyaret ederdi.”
Osmanlı’nın birkaç bilimsel kuruluşundan biri de Cemiyet-i ılmiye Osmaniye idi. Bu cemiyet her ay “Mecmua-i Fünun” (1862-1867) adında dergi çıkarırdı. Tarihimizde ansiklopedik içerik gelene inin ilk örne i olan bu dergiyi Münif Paşa yönetti.
Babıali Tercüme Odası katiplerinden Fardis Efendi (no: 35 sayfa 45-49) Çemberlitaş hakkında bakın neler yazmıştı: “Çemberlitaş’ın gerçek adı ‘Konstantin Sütunu’dur. Etrafında çemberler bulundu undan Türkler, Çemberlitaş demektedirler.
Civarında birçok yangınlar meydana geldi inden siyahlanmıştır.
Bu yüzden Avrupalılar ‘Yanık Sütun’ derler. Bizans döneminde ise ‘Somaki Sütun’ adı ile anılırdı.
“Bu sütun Dikilitaş gibi yekpare olmayıp 8 kızıl somaki taş parçasından mürekkeptir. Her taşın çevresi 33 ayak ve yüksekli i 10 ayak 9 parmaktır.
Sütunun yüksekli i yaklaşık olarak 90 ayaktır. Her parçasının üst tarafından defne dalı şeklinde kabartma pervazlar vardır.
“Sütunun üstüne Apollon’un heykeli konmuş ve bazı sembollerin ilavesiyle ımparator Konstantin’e benzetilmiştir.”
“Di er taraftan şu kitabe oyulmuştur: ‘Ey cihan mülkünün hükümdarı olan ısa, şu mahkumeni, saltanat asasını ve Roma devletini sana vakfü takdim ve himayene tevdi ettim.
Bunları afetlerden koru.’“Adı geçen küre 407 yılında, asa 541’de vuku bulan depremden, heykel ise daha sonraki devirlerde şiddetli bir rüzgardan yere düşerek parçalanmıştır.”
“Çemberlitaş dikildi i vakit 8, bir rivayete göre ise 10 parçadan ibaretti. MS 1080 yılında isabet eden bir yıldırımdan sonra iki-üç parçası yere düşmüş, bu olaydan 70-80 yıl sonra imparator Manuel Comnenes, düşen taş parçalarının yerine, bugün dahi tepesinde görünen mermer başlı ı yaptırmış, üzerine bir de haç diktirmiştir.”
“ıstanbul feşolunduktan sonra Çemberlitaş’ın üstündeki haç, Fatih Sultan Mehmed’in emriyle indirilmiştir.”
“Bazı rivayetlere göre Çemberlitaş’ın kaidesi altında Hıristiyanlar için saygıya de er bazı eski eserler gömülüdür.
Bu sebepten ilk devirlerde halk burasını çok kutsal bir yer olarak sayardı. Yılda bir defa büyük halk kitleleri etrafına giderek ziyaret ederdi.” Durun bitmedi: Çemberlitaş’ın sırrı Cumhuriyet döneminde de devam etti…

ATATÜRK DE ÇEMBERLıTAş’LA ıLGıLENDı


Çemberlitaş’ın altındaki kutsal hazineyle ilgili haberler Cumhuriyet döneminde de sürdü. Atatürk yurt dışından arkeologlar getirtti.
Tarih Mecmuası 1968 yılında üç sayısını bu konuya ayırdı. Ünlü tarihçiler bu konuda makaleler kaleme aldılar… 1918 yılında ıstanbul işgal altında iken Vatikan’dan bir grup rahip Çemberlitaş’ın yakınındaki Vezirhan’dan oda kiraladı.
Buradan tünel kazıp Çemberlitaş’ın altına gitmek isterlerken yakalanıp sınır dışı edildiler.
Atatürk bile Çemberlitaş’ın sırrıyla ilgilendi. 1929 yılında yurt dışından arkeologlar getirtti ise de bir sonuç alamadı.
Çemberlitaş sırrı 1960’lı yıllarda yine gündeme geldi.
Gündeme getiren ise yine bir yayın organıydı: Tarih Mecmuası.Bakın ünlü tarihçi Yılmaz Öztuna 1 haziran 1968’de neler yazmıştı:“Hazret-i ısa’nın gerildi i hakiki Haç’ın ıstanbul’da Çemberlitaş’ın altında oldu u hakkındaki görüşü kuvvetlendirecek deliller mevcuttur.”
“Ludwig Völkl’in 1957’de Münih’te basılan ‘Der Kaiser Konstantin’ adındaki ihtisas monografisinde bu fikri destekleyecek satırlar vardır. (Örne in) Haç’a ait parçalarla beraber Hazret-i ısa’nın kanının bulaştı ı topraklar da getirilmişti.”
“Bu kutsal eşya ile beraber, başka kutsal nesneler de bulundu. Bunlar, Hazret-i ısa’nın havarilerinden Andreas’ın ve ıncil’i yazı diline geçiren havarilerden Lukas’ın mantoları idi.
Anadolu’nun iki yerinde bulunan mantolar inşası bitmek üzere olan Havariyun Kilisesi’ne konuldu. Haç’la beraber Çemberlitaş’ın altına nakledilip edilmedi i hakkında Völkl bir şey söylemiyor.”
“Encyclopaedia Britannica’nın Cross maddesinde, gerçek Haç’ın 326 yılında ımparatoriçe Helena tarafından bulunmasının, Hıristiyan dininin inanışlarından oldu u belirtiliyor.
Yani Helena’nın ıstanbul’a bir haç getirdi i muhakkaktır.“Haç’ın Helena tarafından ıstanbul’a getirildi ini St. Ambroise, Rufinus, Sulpicius Severus gibi ça ın en muteber Hıristiyan tarihçileri yazmaktadırlar.”

HEYBELıADA RUHBAN OKULU


Tarih Mecmuası muhabiri Öz Dokuman, Heybeliada’daki Ruhban Okulu’na gitti ve okulun ö retim üyelerinden arkeoloji uzmanı Hristostomos Konstantinidis ile görüştü.
Konstantinidis okulun 40 bini aşkın kitabından, 24 ciltlik Büyük Yunan Ansiklopedisi, G. Jacquemet’in Katolizm, Eusebe’nin Vitta Konstantinis kitaplarını çıkarıp ilgili pragrafları gösterdi.
Bu kaynaklar da iddiaları do ruluyordu.
Okul müdürü Metropolit Maksimus Repanelis de iddianın do ru oldu una inanıyordu.
Çemberlitaş’ın altında kutsal hazinelerin oldu una inanan bir di er Hiristiyan din adamı ise, Vatikan’ın ıstanbul temsilcisi Padre Carotenuto idi.
“Haç’ın bir parçasının Kudüs bir parçasının Roma’da ve üçüncü parçasının ise ıstanbul’da oldu u do rudur. Ama ıstanbul’da nerede oldu undan emin de iliz” diyordu.
Tüm yazdıklarımızı toparlarsak, Çemberlitaş’ın sırrı 350 yılı aşkındır de işik zaman dilimlerinde gündemimize gelmektedir.
Ve görünen o ki, daha çok zaman da gelecektir.





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi