Angepinnt Haftanin Şiiri - Resimli - Resimsiz Şiirler



    • Kusurlarımı seviyorum.!
      Darılınca suratımı asmayı,
      Canım sıkıldığında sebepsizce bağırmayı,
      Kıskançlık krizlerimi,
      Olur olmaz yerde kahkahalar atmayı,
      Normal olmamayı seviyorum.
      Sadece canımın istediği şeyleri yapmayı,tembelliğimi..
      Bazen düşünmediklerimi birden söylemeyi,
      Bazen herşeyi yüzüme gözüme bulaştırmayı.
      Öfkelerimi.
      Kızınca küsmeyi.
      Heyecanlarımı.
      Benden iyi olduklarını düşündüklerimi ki, yok..
      Yatakta tembellik yapmayı.
      Gereksiz para harcamayı.
      Bazıları haketmediği halde, sevmeyi.
      İçimdeki çocuğu,
      Beni seviyorum.
      İyi ki varım.
      İyi ki ben benim.
      Ne mutlu!
      Çok mükemmel değilim.
      Ama benden bir tane daha yok!
      Beni seven böyle sevsin!
      Sevmeyene de zaten yol verdim, gitsin!

      Alıntı
    • Ey Aşk Türbesinin Suskun Türbedarı..!



      Ey Aşk Türbesinin Suskun Türbedarı..!
      Üşüyen Yüreğimi Aminlerimle, Dualarımla, Istabilirmi Melekler Hüzün Kokan, Aşk Kokan, Muhabbet Kokan Saçlarını….
      Aşk Damlayan Yâr’amı Görür Elbet Yaradan. Gel Sokul Ruhuma Hicranla, Özlemle, Aşkla, Hüzünle, Sevgiyle Sokul…..
      Ey Hasretinin Ağırlığıyla Bedenime Zerk Edilen Müptela Olmuş Suskunluğumun İmtahanı….
      Ey Aşkın Ateşine Har Olan, Maşuğum, Aşka Dem Vuran Zakirim, Muhabbetim, Sevdam, Zevci İhtimalim, Kaderime Yazılanım, Mucizem, Berzahtaki Tanışanım, Ey Ötelerin Ötesine Varamayışım, Ey İsmini Aklımdan Silemeyişim, Ölümsüz Diyarım, Yusuf Gibi Kuyulardan Geçen Cananım. Mahşerde Dudağından Sükût Damlayanım,
      Ey benim Vuslatım, Sen Benim Kalbime Meftun, Nefesimden Çok Uzaklardaki Okunan Selamsın. Geçme Benim Yüreğimden, Soğumasın Yangınlarım.


      Uzaklıklar İmtahanıdır Aşkı Nar’ın. Vaz Geçme Sakın Aşkın Divanından.
      Ey Benim Aşk Makamım..!
      Şehadetim, Muhammedi Muhabbetim, Aynasına Sır Olan Suretim, Kevseri İkram Edenin Davetine İcabet Edişim, Vuslatına Can Koyduğum, Gönül Sızım.
      Özlemlere Seni Fısıldamaktı Niyetim, Tüm Güzellikleri Senden Bilmekti, Nefsânî Arzulardan, Varolana Sığınmaktı Yüreğim,,,,
      Hergün Zamane Aşıklarına İnat Senin Sevgine Engel Olmuyorum Diyen İki Cihan Serverine Kördüğüm Olmaktı Aşk. Görmüyorsan Yangınımı Kudüs Yürekli Yarim, Öptüm Ölümü Artık Dudaklarımdan Azraile Sor İstersen, Kefenim SeN Kokacak, Gömün Ölümün Turâbına Beni.
      Ey Cismi Haram Aşkı Helal Olanım.
      Ey Benim Hicretim Hakk İle Yürürsen Nefesim Muhacir Göğsüm Ensar.
      Son Nefestir Aşk…..!



    • Lâ tahzen! (Üzülme!)
      İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!
      Rahman: (c.c), "Ben kırık kalplerdeyim" buyurmadı mı?
      O halde ne diye üzülürsün ey can?
      Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan;
      Gece gibi kapkaranlık nefsini yak!.
      "Derdim var" diyorsun;
      Dert insanı Hak'ka götüren Burak'tır; sen bunu bilmiyorsun.
      Sanma ki dert sadece sende var.
      Şunu bil ki;
      Sendeki derdi nimet sayanlar da var.
      Umudunu yıkma; Yusuf'u hatırla.
      Dert nerede ise deva oraya gider.
      Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.
      Soru nerede ise cevap oraya verilir.
      Gemi nerede ise su oradadır.
      Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.
      Dünya malı Allah'ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma...
      Lâ tahzen! (Üzülme!
      Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz. .
      "Aşık" olmayana anlatsan da "Ben" "Sen" anlamaz.
      Hakka ulaşmak için yoldur desen kimse inanmaz…
      Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan;
      Yanmaz, yanamaz…
      Ayağın kırıldı diye üzülme!
      Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.
      Kuyu dibinde kaldın diye üzülme!
      Yusuf kuyudan çıktı da Mısır'a sultan oldu, unutma!
      İstediğin Bir şey; Olursa Bir Hayır,
      Olmazsa Bin Hayır Ara...
      Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır. Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vaz geçme:
      - Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.
      Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin:
      Aç da kendini oku ey can!
      Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta…
      Ama sen bunun farkında bile değilsin.
      Derdin ne olursa olsun korkma!
      Yeter ki umudun ALLAH olsun…
      Herkes bir şeye güvenirken;
      Senin güvencen de ALLAH olsun.
      Hiçbir günah, ALLAH'ın yüce merhametinden büyük değildir ama;
      Sen yine de günah işlememeye bak!
      Lâ tahzen! (Üzülme!)
      Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi...
      Ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla,
      Dilersen hiç konuşma...
      O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
      Dua ederken O'na kırık bir gönülle el kaldır.
      Çünkü Allah'ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
      Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.
      Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin EY CAN!?
      Lâ tahzen! (Üzülme!)
      Bir şey olmuyorsa:
      Ya daha iyisi olacağı için,
      Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.
      Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler...
      Onların rızkını düşünen Allah; seni mi ihmal edecek sanırsın!
      Yeter ki sen istemeyi bil...
      Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.
      Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.
      Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.Her nereden gam kervanı gelse de.
      Aşk derdinde olan kişi;
      Baş derdinde değildir…
      Yapılma, yıkılmadadır;
      Topluluk, dağınıklıkta;
      Düzeltme, kırılmada;
      Murat, muratsızlıktadır;
      Varlık, yoklukta gizlidir…
      Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.
      Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın,
      Bir asır kadar uzak olması.
      Ve bilir misin?
      Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması.
      "Ben", deyip susması…
      "Sen". deyip ağlamaklı olması…
      Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar.
      Eğer Hakk"ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler.
      Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın.
      İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler.
      Sevginin diğer bir adı da sabırdır:
      Açlığa sabredersin adı "oruç" olur.
      Acıya sabredersin adı "metanet" olur.
      İnsanlara sabredersin adı "hoşgörü" olur.
      Dileğe sabredersin adı "dua" olur.
      Duygulara sabredersin adı "gözyaşı" olur.
      Özleme sabredersin adı "hasret" olur.
      Sevgiye sabredersin adı "AŞK" olur...
      Ne istersem ben Mevlâ'dan isterim.
      Verirse yüceliğidir. Vermezse İmtihanımdır…
      Allah'tan bir şey istersen:
      Kapı Açılır, sen Yeterki Vurmayı Bil!...
      Ne Zaman dersen bilemem ama,
      Açılmaz diye umutsuz olma,
      Yeterki O Kapıda Durmayı Bil...!

      ALINTI
    • Etme

      Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.

      Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.



      Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?

      Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.



      Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.

      Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.



      Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...

      Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.



      Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,

      Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.



      Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.

      Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.



      Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.

      Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.



      Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;

      Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.



      Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,

      Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.



      Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,

      O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.



      Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.

      Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.



      Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.

      Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.



      İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.

      Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.

      Mevlana Celaleddin Rumi

    • Karadut
      Karadutum, çatal karam, çingenem
      Nar tanem, nur tanem, bir tanem
      Agaç isem dalımsın salkım saçak
      Petek isem balımsın a gülüm
      Günahımsın, vebalimsin.

      Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
      Yoluna bir can koyduğum
      Gökte ararken yerde bulduğum
      Karadutum, çatal karam, çingenem
      Daha nem olacaktın bir tanem
      Gülen ayvam, ağlayan narımsın
      Kadınım, kısrağım, karımsın.

      Sigara paketlerine resmini çizdiğim
      Körpe fidanlara adını yazdığım
      Karam, karam
      Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
      Sıla kokar, arzu tüter
      Ilgıt ılgıt buram buram.
      Ben beyzade, kişizade,
      Her türlü dertten topyekün azade
      Hani şu ekmeği elden suyu gölden.
      Durup dururken yorulan
      Kibrit çöpü gibi kırılan
      Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan
      Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan
      Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum

      N'etmiş, n'eylemiş, n'olmuşum
      Cömert ırmaklar gibi gürül gürül
      Bahtın karışmış bahtıma çok şükür.
      Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum.

      Karam, karam
      Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
      Sensiz bana canım dünya haram olsun.

      ŞİİRİN HİKAYESİ:


      1949'da bir gün İstanbul Büyük Kulüp'teki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan bir şiir okumasını istediler. Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut'u okumaya başladı:

      "Karadutum, çatal karam, çingenem/
      Daha nem olacaktın bir tanem/
      Gülen ayvam, ağlayan narımsın/
      Kadınım, kısrağım, karımsın"...

      Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü.Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı; tabii herkesten çok, hemen yanı başındaki karısı Eren Eyüboğlu... Çünkü şiirde "kadınım, kısrağım, karımsın" dediği kadın, karısı değildi.Bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için yazmıştı: Mari Gerekmezyan...

      Mari, Bedri Rahmi'nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi'nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti.O dönem askerliğini yapmakta olan şair-ressamın sinesine, "kara saplı bir bıçak gibi" saplanmıştı. Mari, Bedri Rahmi'nin bir büstünü yapmıştı. Bedri Rahmi bu büstü, Mari'nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştı.Artık aşklarından bütün İstanbul haberdardı. Bedri Rahmi, sanatında tam bir patlama yaşıyor, Eren Eyüboğlu ise sabırla eşinin kendisine dönmesini bekliyordu.

      "Karadut", 1946'da menenjit tüberküloz kaptı. İyileşebilmesi için antibiyotik lazımdı. Savaş yeni bitmişti ve ilaç ateş pahasıydı.Bedri Rahmi, genç sevgilisine ilaç alabilmek için tablolarını elden çıkarmaya başladı. Ancak bu çabalar da sonuç vermedi ve o yıl İstanbul Alman Hastanesi'nden Mari Gerekmezyan'ın ölüm haberi geldi.Bedri Rahmi yıkılmıştı.Sevgilisini sonsuzluğa uğurladıktan sonra keder içinde eve döndüğünde kendisini teselli eden, yine eşi Eren olacaktı.O dönem içkiye başladı ünlü şair...

      Aşağıdaki şiir, o dönemin ürünüdür:
      "Türküler bitti/
      Halaylar durdu/
      Horonlar durdu/(..)
      Hüzün geldi baş köşeye kuruldu /
      Yoruldu yüreğim, yoruldu."

      Eren Eyüboğlu, eşinin bu zor dönemi atlatmasına yardımcı oldu. Onu yeniden sanatıyla buluşturmak için çabaladı.Başardığını sanıyordu.Ta ki Büyük Kulüp'teki o geceye kadar... "Karadut"u okurken, Bedri Rahmi'nin yanaklarından süzülen gözyaşları, sevda yarasının hâlâ kapanmadığının kanıtıydı.Bunun üzerine Eren, bir süre Paris'te yaşamaya karar verdi. Oradan eşine yazdığı bir mektupta "o gece"yi hatırlattı:

      4 Ocak 1950 - PARiS
      "Canuşkam,
      Kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani! Hatırladın mı? Gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. Sesin, nasıl titremişti.Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapmışmış gibi olmuştum. O gece... Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım! Bedri'nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp, ona güç vermesi için dua etmiştim. Ruhunun çektiği acıları Allah dindirsin. Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan, mutluluk duyabilmeni sağlasın.
      Eren."

      Bu dualar işe yaradı.Bedri Rahmi, 11 yaşındaki oğluyla eşine döndü. 1974'teki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı, aynı evde çalışıp üreterek, diz dize birlikte tükettiler.

      Bedri Rahmi Eyüboğlu