Giriş yapmadınız.

  • Giriş

Sayın ziyaretçi, Raşit Tunca Board sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,909

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

1

Thursday, December 21st 2017, 4:27pm

Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde dört büyük melek isimleri geçiyor mudur?



Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde dört büyük melek isimleri geçiyor mudur?

DÖRT BÜYÜK MELEKLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER:

HZ. CEBRAİL (A.S.)

Resulullah (sav) buyurdular ki:

"Allah bir kulu sevdi mi Hz. Cebrail aleyhisselam'a: "Allah falanı seviyor, onu sen de sev!" diye seslenir. Onu Cebrail de sever. Sonra o, sema ehline: "Allah falanı seviyor, onu siz de sevin!" diye nida eder, derken, bütün sema ehli de onu sevmeye başlar. Sonra onun için arz (halkı arasına hüsn-ü kabul) konur."

Hadisin Müslim'deki rivayetlerinde şu ziyade var:

"Allah Celle Celaluhu, bir kula da buğzetti mi Cebrail Aleyhisselam'a: "Ben falancaya buğzettim sen de buğzet!" diye seslenir, Ona Cebrail de buğzetmeye başlar. Sonra Cibril sema ehline nida eder: "Allah Celle Celaluhu falan kimseye buğzetti, siz de buğzedin." Sonra yeryüzüne onun için buğz vazedilir."[Buhari, Tevhid 33, Edeb 41; Müslim, Birr 157; Muvatta, Şi'r 15; Tirmizi, Tefsir, Meryem (3160)]

Resulullah (sav) buyurdular ki:

"Allah Teala Hazretleri cenneti yarattığı zaman Cibril aleyhisselam'a: "Git ona bir bak!" buyurdular. O da gidip cennete baktı ve: "(Ey Rabbim!) Senin izzetine yemin olsun, onu işitip de ona girmeyen kalmayacak, herkes ona girecek!" dedi. (Allah Teala Hazretleri) cennetin etrafını mekruhlarla çevirdi. Sonra: "Hele git ona bir daha bak!" buyurdu. Cebrail gidip ona bir daha baktı. Sonra da: "Korkarım, ona hiç kimse girmeyecek!" dedi."

"Cehennemi yaratınca, Cebrail'e: "Git, bir de, şuna bak!" buyurdu. O da gidip ona baktı ve: "İzzetine yemin olsun, işitenlerden kimse ona girmeyecektir!" dedi. Allah Teala Hazretleri de onun etrafını şehvetlerle kuşattı. Sonra da: "Git ona bir kere daha bak!" dedi. O da gidip ona baktı. Döndüğü zaman: "İzzetine yemin olsun, tek bir kişi kalmayıp herkesin ona gireceğinden korkuyorum!" dedi."[Ebu Davud, Sünnet 25, (4744); Tirmizi, Cennet 21, (2563); Nesai, Eyman 3, (7, 3)]

Resulullah (sav) (Hz. İbrahim'in duası olan):

"Ey Rabbim şüphesiz ki o putlar insanlardan pek çoğunu saptırmıştır. Kim bana uyarsa muhakkak ki o bendendir. Kim de emirlerine karşı gelirse, şüphesiz ki sen çok bağışlayıcı, çok merhamet edicisin." (İbrahim, 14/36)

mealindeki ayeti ile, Hz. İsa'nın duası olan:

"Eğer onlara azab edersen onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, elbette sen dilediğini yapmaya kadirsin ve sen her şeyi hikmetle yaparsın." (Maide, 5/113)

mealindeki ayeti tilavet buyurdu ve ellerini kaldırdı, şöyle yalvardı:

"Allah'ım! Ümmetimi (mağfiret et), ümmetimi (mağfiret et!)." ve ağladı. Allah Teala Hazretleri:

"Ey Cibril, Muhammed'e git!, -Rabbin bildiği halde- niye ağladığını sor." diye emretti: Cebrail aleyhisselam, O'na gelip niye ağladığını sordu. (Rabb Teala'ya dönüp Muhammed'in) ne söylediğini -O çok iyi bildiği halde- haber verdi. Bunun üzerine Allah Teala Hazretleri: "Ey Cebrail! Muhammed'e git ve ona söyle ki: 'Biz seni ümmetin hususunda razı edeceğiz, asla kederlendirmeyeceğiz.' "(Müslim, İman 346)

İbnu Abbas,

"Ey Muhammed! Cebrail sana Kur'an okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme (sadece dinle). Onu toplamak ve okutmak bize aittir." (Kıyamet, 75/16)

mealindeki ayet hakkında şu açıklamayı yaptı:

"Hz. Peygamber (sav) vahiy geldiği zaman büyük bir şiddet (ve ağırlık) hissederdi. Bunun tesiriyle dudaklarını kımıldatırdı.(...) Bu vahiyden sonra, Cibril (a.s.) vahiyle gelince, sadece dinlerdi. Cibril gidince yeni gelen vahyi, kendisine nasıl okunmuş ise, öylece okurdu."[Buhari, Tefsir, Kıyamet 1, 2, Bed'ü'l-Vahy 4, Fedailu'l-Kur'an 28, Tevhid43; Müslim, Salat 147, (448); Tirmizi, Tefsir, Kıyamet, (3326); Nesai, Salat 37, (2, 149, 159)]

"Hz. Cebrail aleyhisselam bana komşu hakkında o kadar aralıksız tavsiyede bulundu ki, komşuyu varis kılacağını zannettim."[Buhari, Edeb 28; Müslim, Birr 140, (2624); Ebu Davud, Edeb 132, (5151); Tirmizi, Birr 28, (1943)]

Resulullah (sav) Hz. Cibril (a.s.)'e:

"Bana, niye halen yapmakta olduğundan daha fazla ziyarette bulunmuyorsun?" diye sormuştu, şu ayet indi:

"Cebrail Muhammed'e şöyle dedi: "Biz ancak Rabbinin buyruğuyla ineriz, geçmişimizi, geleceğimizi ve ikisinin arasındakileri bilmek O'na mahsustur. Rabbin unutkan değildir." (Meryem, 19/64). [Buhari, Tefsir, Meryem 2, Bedü'l-Halk 6, Tevhid 28; Tirmizi, Tefsir, Meryem, (3157)]

Resulullah (sav) Bedir günü buyurdular ki:

"İşte Cebrail aleyhisselam! Atının başından tutmuş, üzerinde de savaş teçhizatı var, (yardımınıza gelmiş durumda)!"(Buhari, Megazi 11)

"Resulullah (sav) bana: "Ey Aişe! İşte Cebrail! Sana selam ediyor." dedi. Ben de: "Ve aleyhisselamu ve rahmetullahi ve berakatuhu!" dedim. Resulullah benim görmediğimi görürdü."[Buhari, Fezailu'l-Ashab 30, Bed'ül-Halk 6, Edeb 11, İsti'zan 16, 19; Müslim, Fezailu's-Sahabe 91, (2447); Ebu Davud, Edeb 166, (5232); Tirmizi, Menakıb, (3876); Nesai, İşretu'n-Nisa 3, (7, 69)]

Resulullah (sav) ashabiyle namaz kılarken aniden nalınlarını çıkarıp sol tarafına koydu. Bunu gören cemaat de derhal nalınlarını attılar. Resulullah (sav) namazı tamamlayınca:

"Nalınlarınızı niye attınız?" diye sordu.

"Seni nalınlarını atarken gördük, biz de kendi nalınlarımızı attık!" cevabını verdiler.

"Cebrail (as) bana gelip pislik olduğunu haber verdi (onun için attım). Öyleyse sizler mescide gelirken dikkat edin, nalınlarınızda bir pislik (kazurat) -veya eza demişti- görürseniz onu silin; o, ayağınızda olduğu halde namazınızı kılın."[Ebu Davud, Salat 89, (660)]

"Mirac gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı. "Ey Cebrail! Bunlar da kim?" diye sordum: "Bunlar, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir." dedi."[Ebu Davud, Edeb 40, (4878, 4879)]

Hz. İbrahim beraberinde Hz. İsmail aleyhimasselam ve onu henüz emzirmekte olan annesi olduğu halde ilerledi. (...) O sesi yine işitti. Bunun üzerine: "(Ey ses sahibi!) Sen sesini işittirdin, bir yardımın varsa (gecikme)!" dedi. Derken zemzemin yanında bir melek (tecelli etti). Bu Cebrail'di. Cebrail kadına seslendi: "Sen kimsin?" Kadın: "Ben Hacer'im, İbrahim'in oğlunun annesi..." "İbrahim sizi kime tevkil etti?" "Allah Teala'ya." "Her ihtiyacınızı görecek Zat'a tevkil etmiş." Ayağının ökçesi -veya kanadıyla- yeri eşeliyordu. Nihayet su çıkmaya başladı. Kadın (boşa akmaması için) suyu eliyle havuzluyordu. Bir taraftan da sudan kabına doldurdu. Su ise, kadın aldıkça dipten kaynıyordu. İbnu Abbas (ra) dedi ki: (...) (Buhari, Enbiya 8)

"Resulullah (sav) Hendek'ten döndüğü zaman, silahları bırakıp (elini yüzünü) yıkamış, tam başındaki toprakları çırparken Cebrail aleyhisselam geldi. "Sen silahını bıraktın, vallahi biz daha bırakmadık! Onlara geri git." dedi. "Nereye kadar?" dedi Resulullah. "Şuraya!" diyerek Beni Kureyza'yı gösterdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu emir üzerine onlarla savaşmaya çıktı. Kureyzalılar hükmüne razı oldular. Hakem olarak Sa'd İbnu Muaz'ı seçtiler. O da: "Ben onlardan muharib olanların öldürülmesine, kadın ve çocukların esir edilmesine, malların da taksim edilmesine hükmediyorum!" dedi." (...)[Buhari, Megazi 30, Cihad 18; Müslim, Cihad 67, (1769); Ebu Davud, Cenaiz 8, (3101); Nesai, Mesacid 18, (2, 45)]

Hz. Cebrail aleyhisselam Resulullah (sav)'a gelerek (şöyle) dedi:

"Ey Allah'ın Resulü! İşte Hatice geliyor. Beraberinde bir kap var, içerisinde katık -veya yiyecek, veya içecek- mevcut. O yanınıza ulaştığı vakit, ona Rabbinden (ve benden) selam söyleyin ve onu gürültü ve yorgunluk bulunmayan cennette, içerisi oyulmuş inciden mamul bir evle müjdeleyin!"[Buhari, Menakıbu'l-Ensar 20, Tevhid 35; Müslim, Fezailu's-Sahabe 71, (2432)]

Resulullah (sav) buyurdu ki:

"Allah Teala Hazretleri semada bir işin yapılmasına hükmetti mi, Rabb-i Teala'nın sözüne ihtiramla, melaike (a.s.) korku ile kanatlarını birbirine vururlar. Rabb Teala'nın işitilen sözü düz bir kaya üzerinde (hareket eden) zincirin sesi gibidir. Meleklerin kalplerinden korku açılınca (Cebrail ve Mikail gibi mukarreb meleklere):

"Rabbiniz ne buyurdu?" diye sorarlar. Onlar da:

"Allah Teala Hazretleri hakkı söylemiştir. Zaten O, yüce ve uludur." derler. O'nun sözünü, kulak kabartan (şeytanlar gizlice) işitir. Kulak hırsızı şeytanlar (yerden göğe kadar) birbirlerinin üstünde (zincirleme) dizilmiş ve kulak hırsızlığına hazırlanmış bulunur.(...)"[Buhari, Tefsir, Sebe 1, Hicr 1; Tirmizi, Tefsir, Sebe, (3221)]

Cibril aleyhisselam, Resulullah (sav)'a gelerek: "İçinizdeki Bedir ehlini ne addediyorsunuz?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Müslümanların en faziletlisi!" buyurdu. Cebrail: "Biz de Bedir'e katılan melekleri öyle (en faziletlimiz) biliyoruz!" dedi...."[Buhari, Megazi 11]

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cebrail aleyhisselam yanıma gelerek elimden tuttu ve bana ümmetimin gireceği cennet kapısını gösterdi." Hz. Ebu Bekr atılıp: "Ey Allah'ın Resulü! Ben o sırada seninle olmayı ne kadar isterdim, ta ki ona ben de bakayım!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Ey Ebu Bekr, ümmetimden cennete ilk girecek kimse olman sana yetmez mi!" karşılığında bulundular.[Ebu Davud, Sünnet, 9, (4652)]

MİKAİL (A.S.)


"Uhud günü, Resulullah (sav)'ın sağ ve sol iki tarafında beyaz elbiseli iki adam görüyordum. Bunlar şiddetli bir şekilde savaşıyorlardı. Onları ne daha önce görmüştüm ne de daha sonra gördüm. -Yani bunlar Cibril ve Mikail (as) idiler-"[Buhari, Megazi 18; Müslim, Fedail 46, (2306)]

Resulullah (sav) (bir gün bize) Sahib-i Sur'u (İsrafil'i) zikretti ve dedi ki: "Sağında Cibril, solunda da Mikail aleyhimusselam var." [Ebu Davud, Hurufve'l-Kıraat 1, (3999)]

"Resulullah (sav)'a, namaz kılınca: "Selam Allah'ın üzerine, selam Cibril ve Mikail üzerine olsun." derdik. Resulullah (sav):

"Selam Allah'ın üzerine olsun demeyin. Zira Allah selam'ın kendisidir. Ancak şöyle deyin: "Tahiyyat... Allah içindir..."[Nesai, İftitah 189, (2, 237)]

"Sizin ikinizin melekler arasındaki benzeriniz ile, peygamberler arasındaki benzerinizi size haber vereyim mi?

"Ey Ebubekir! Senin melekler arasındaki benzerin Mikail (a.s) misali gibidir. Ki o rahmetle iner. Senin peygamberler arasındaki benzerin, İbrahim (a.s) misali gibidir. Kavmi onu yalanladığı ve ona yaptıklarını yaptıkları zaman, o buyurdu ki: "Kim bana tabi olursa o Bendendir. Kim ki bana isyan etti ise (Ey Allahım) Sen gafurur rahimsin."

"Ey Ömer! Senin melekler arasındaki benzeri ise Cibril (a.s.) misali gibidir ki, O, Allah'ın düşmanlarına şiddet, nikmet ve azaba iner. Peygamberler arasındaki benzerin ise Nuh (a.s) misali gibidir. Ki o, "Ey Rabbim, yer yüzünde hiç bir kafir bırakma." dedi. (bk. Vâkıdî, Megâzi, Beyrut ts., 1/108-110; Taberî, Câmiü’l-Beyân, XI, 273-274; Suyûtî, Târîhü’l-Hulefâ, s. 139)

"Gökte iki melek vardır. Biri şiddetle, diğeri yumuşaklıkla emreder. İkisi de isabetli söyler. Biri Cebrail (a.s.) diğeri Mikail (a.s.)dır. Peygamberlerden de iki tane vardır. Onlardan biri yumuşaklıkla diğeri şiddetle emreder. Biri İbrahim (a.s.) diğeri Musa (a.s.)dır. Benim de iki arkadaşım vardır. Onlardan biri yumuşaklıkla, diğeri şiddetle emreder: Ebubekir (r.a.) ve Ömer (r.a)." Ravi: Hz. Ümmü Seleme (r.anha) (Ramuzu'l-Ehadis)

İSRAFİL (A.S.)

Resulullah (sav) (bir gün bize) Sahib-i Sur'u (İsrafil'i) zikretti ve dedi ki: "Sağında Cibril, solunda da Mikail aleyhimusselam var." Rezin tahric etmiştir. [Ebu Davud, Hurufve'l-Kıraat 1, (3999)]

Resulullah (sav): "Surun sahibi (İsrafil aleyhisselam), sur denen borusunu ağzına dayamış, yüzünü çevirmiş, kulağını dikmiş, üfleme emrini beklerken, ben nasıl tereffühle (dünya nimetlerinden) istifade edebilirim?" buyurmuşlardı. Bu, sanki ashabına çok ağır gelmişti: "Peki biz ne yapalım -veya ne diyelim- ey Allah'ın Resulü?" diye sordular. Onlara: "Hasbünallah ve ni'mel-vekil (Allah bize yeter, o ne güzel vekildir!), Allah'a tevekkül ettik, -belki de "tevekkülümüz Allah'adır!" demişti- deyiniz!" diye emir buyurdular.[Tirmizi, Kıyamet 9, (2433)]

AZRAİL (A.S.)

"Azrail (a.s.)'ın adamın canını alma çaresine girişmesi bin kılıç darbesinden şiddetlidir. Ölen bir mü'minin bütün damarları ölüm acısını öyle duyar ve Allah'ın düşmanı da (şeytan da) her zamandan daha yakındır insana." Ravi: Hz. Ata İbni Yesar (r.a.)(Ramuzu'l-Ehadis)

Sorularla İslamiyet

israNUR

Bayan-Mod

  • "israNUR" bir kadın

Mesajlar: 1,381

Konum: Avusturya

Meslek: Arbeiter

Hobiler: Müzik,karakalem resim,basteln,film,anime,

  • Özel mesaj gönder

2

Thursday, December 21st 2017, 4:27pm

Teşekkür ederim paylaştığın için ellerine sağlık.

Yer Imleri:

Boardumuzda Neler Var

rasittunca.com - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi