Giriş yapmadınız.

  • Giriş

Sayın ziyaretçi, Raşit Tunca Board sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,950

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

1

Saturday, August 26th 2017, 5:29pm

İslam Dininde İstiğfar, İbadet Olarak İstiğfar, Neden İstiğfar Edilir



İslam Dininde İstiğfar, İbadet Olarak İstiğfar, Neden İstiğfar Edilir

Zikrin temiz bir vicdanla îfâsı da son derece mühimdir. Bu sırra binâendir ki, ehlullah hazarâtı evrâd ü ezkâra umûmiyetle tevbe ve istiğfarla başlamışlardır.

TEVBE VE İSTİĞFAR NE DEMEKTİR?

Tevbe, Hakk’a dönüş demektir. Hakk’ı unutan ya da O’ndan gafil olan bir kulun, girdiği yanlış yolun farkına varıp yüzünü ve gönlünü Rabbine yöneltmesi ve affını dilemesidir. Böyle bir kulun kalbi büyük bir nedâmetle, için için yanar ve ılık gözyaşlarıyla Rabbine gönlünü açar. İşte bu yanış ve pişmanlık “tevbe”dir. Ardından af dilemek için kalplerden taşan niyazlar da “istiğfar”dır.

ALLAH’A YAKINLIĞIN EN MÜHİM VÂSITASI

Başta peygamberler olmak üzere bütün velîler, sâlihler ve sâdıklar; darlıkta ve bollukta, kederde ve sevinçte dâimâ Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmişler ve O’na niyâz hâlinde bulunmuşlardır. Duâ ve istiğfardan müstağnî kalabilecek hiçbir kul tasavvur olunamaz. Duâ ve istiğfar, gerçek mâhiyetiyle derûnî bir nedâmet ve ilticâ mânâsını ihtivâ ettiğinden, Allâh’a yakınlığın en mühim vâsıtasıdır.

ALLAH’A YAKINLAŞMANIN İLK ADIMI

Hiç günahımız olmasa dahî, lutfedilen ilâhî nîmetlere şükredebilmemiz, tâkatimizin üzerindedir. Bu bakımdan da acziyet içinde istiğfâr etmemiz, kulluğun zarûretindendir. Cihânı gönül gözüyle temâşâ ettiğimizde görürüz ki bütün mahlûkât, ilâhî nîmetlere şükürden önce acziyetlerini îtiraf mevkiinde bulunmaktadır. Bu itibarla irâde sâhibi olan ve bu irâdeyi kullanmakta hatâdan mutlak bir sûrette sâlim kalması mümkün olmayan Âdemoğlu için istiğfar, Allâh’a takarrub/yakınlaşma yolunda atılacak ilk adımdır.

İbn-i Ömer -radıyallâhu anhumâ- şöyle der:

“Biz, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in bir mecliste yüz defa:



«Allâh’ım! Beni bağışla ve tevbemi kabul buyur! Çünkü Sen tevbeleri çok kabûl eden ve çok merhamet edensin.» dediğini saymıştık.” ( Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1516; Tirmizî, Deavât, 38/3434)

MÂNEVÎ KİRLERDEN TEMİZLENMENİN VÂSITASI

Allâh’a yöneliş ve kalbin ulvî bir seviye kazanmasında mühim bir yeri olan istiğfar, mânevî kirlerden temizlenmenin de en mühim vâsıtasıdır. Makbûl bir tevbe, kul ile Rab arasındaki engelleri ve perdeleri kaldırır, Allah Teâlâ’nın sevgisine mazhar eder. Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz Allah, çok tevbe eden ve çok temizlenenleri sever.” ( el-Bakara, 222)

SEHER VAKTİ İSTİĞFAR ETMEK

Seherlerden sonra nasıl ki şafak vakti gelip karanlıklar uzaklaşır ise seher vakitlerindeki istiğfarlar da, günah karanlıklarından kurtulup nurlu mağfiret şafaklarına kavuşmamızın rahmet iklîmidir!

Beşeriyet îcâbı herhangi bir günâha düşüldüğünde, derhâl tevbe ve istiğfâra sarılmak ve Allâh’a yönelmek îcâb eder. Zira Cenâb-ı Hak, râzı olduğu müttakî kullarını şöyle medhetmektedir:

“Onlar, bir kötülük yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri zaman, Allâh’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe ve istiğfâr ederler. Zâten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar işledikleri günahta bile bile ısrâr etmezler.” ( Âl-i İmrân, 135)

“O müttakîler, geceleri pek az uyurlar, seher vakitlerinde de istiğfâra devâm ederler.” ( ez-Zâriyât, 17-18 )

TEVBE EDENİN KALBİ CİLALANIR


Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurmuştur:

“Kul bir günah işlediği zaman kalbine siyah bir nokta vurulur. Şâyet o günâhı terk edip istiğfâra sarılarak tevbeye yönelirse, kalbi cilâlanır. Böyle yapmaz da tekrar günahlara dönerse, siyah noktalar artırılır ve neticede bütün kalbini kaplar. İşte Hak Teâlâ Hazretleri’nin:

«Hayır, doğrusu onların işleyip kazandıkları ( kötü) ameller sebebiyle, kalplerinin üzeri pas tutmuştur.» ( el-Mutaffifîn, 14) diye bahsettiği durum budur.” ( Tirmizî, Tefsîr, 83/3334)

İSTİĞFÂRIN ÜÇ FAYDASI

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir başka hadîslerinde, istiğfârın faydalarını şöyle beyan buyurmuşlardır:

“Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona ummadığı yerden rızık verir.” ( Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1518; İbn-i Mâce, Edeb, 57)

İSTİĞFAR EDENLERE MÜJDE!

Diğer taraftan tevbe ve istiğfar, dünyada ve âhirette azaptan kurtuluş vesîlesidir. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurur:

“Allah Teâlâ Hazretleri ( şu âyetle) ümmetim için bana iki emân indirdi:

Sen aralarında olduğun müddetçe Allah onlara ( umûmî bir) azap indirmeyecektir.
Onlar istiğfarda bulundukları müddetçe, Allah onlara azâb etmeyecektir. ( el-Enfâl, 33)

Ben aralarından ayrıldığımda, ( Allâh’ın azâbını önleyecek ikinci emân olan) istiğfârı kıyâmete kadar ümmetimin yanında bırakıyorum.” ( Tirmizî, Tefsîr, 8/3082)

SEHER VAKİTLERİ NEDEN ÖNEMLİ?

Seher vakitleri Hak Teâlâ Hazretleri’nin kullarına ikram ve ihsanlarının sağanak hâlinde yağdığı demlerdir. Nitekim Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır:

“Rabbimiz her gece dünya semâsına iner ve:

«Tevbe eden yok mu, onun tevbesini kabûl edeyim? İsteyen yok mu, ona istediğini vereyim? İstiğfâr eden yok mu, onu bağışlayayım?» diye nidâ eder.” ( Müslim, Müsâfirîn, 168-170)

Tevbenin seviye kazanabilmesi için şu hususlara da ehemmiyet vermek îcâb eder:

Tevbe edenin kalbinden çıkan ilk söz, “acziyet”in îtirâfı olmalıdır. İçimizdeki sefil “ben”likten bir zerre bile kalmış ise, tevbe ve duâ gayesine varamamış demektir. Tevbede istenen, ilâhî rahmet ve berekettir. Tevbede dileriz ki, sonsuz bir kudret sahibi olan Hak Teâlâ bize acısın ve üzerimize lutfunu yağdırsın!.. Yani istiğfar, dilimizle muayyen bir sayıyı doldurma faaliyeti değildir. Engin bir tefekkür ve tehassüsün eşlik ettiği bir yakarıştır.

TEVBEDE SAMİMÎ VE İHLÂSLI OLMALI!

Her amel-i sâlihte olduğu gibi tevbede de samîmiyet ve ihlâs şartı vardır. Öyle ki, birçok ehlullâh, ettikleri tevbelere dahî tevbekâr olmuşlardır. Yâni tevbeye muhtaç tevbelerden Allâh’a sığınmak ve âyette buyrulan “tevbeten nasûhâ” sırrına nâil olmak zarûreti vardır. Çünkü nefs ve şeytan, gönlü çelmeye yol bulamayınca, sûret-i haktan görünürler de bu defa güzellikleri ve iyilikleri telkin eden birer üstad kesilirler. Böylece kulu tuzağa düşürerek tevbeleri yele verirler.

TEVBE EDİLEN GÜNAHI BİR DAHA TEKRAR ETMEMELİ!

Tevbe, bir af dileme olduğundan samîmî pişmanlığın gerçekleşmesi ve affı istenen günahın bir daha yapılmaması husûsundaki kat’î azmi îcâb ettirir.

Bunun için Cenâb-ı Hak şöyle îkaz buyurur:

“…Sakın şeytan, Allâh’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.” ( Lokmân, 33)

Tevbe ve istiğfârın son derece ehemmiyetli olması sebebiyledir ki rûhî tekâmül için bütün tasavvuf yollarında seherlerdeki evrâd ü ezkâra istiğfâr ile başlanır. En veciz istiğfar cümlesi:



“Şânı pek yüce olan Allah’tan bağışlanmamı diliyorum.” ifadesidir.

BÜYÜK TEVBE DUÂSI




Mağfiretini talep ediyorum Allâh’ım! Bağışlamanı diliyorum Rabbim! Kusur ve günahlarımdan beni tertemiz kılmanı istiyorum Yüce Mevlâm!

( Bir aciz kul olarak ben) Kerîm olan, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan, dâimâ diri ( el-Hayy) ve her şeyin kendisiyle ayakta durduğu ve varlığını sürdürdüğü ( el-Kayyûm) Yüce Rabbimin mağfiretini ( bağışlamasını) niyaz ederim. O’na yönelir ve Yüce Zât’ından bizlere tevbe, mağfiret ve hidâyet lutfetmesini talep ederim. Zira tevbeleri kabul eden ve kullarına son derece merhametli olan O’dur. Kendi nefsine zulmeden ve ölmeye de, hayatta kalmaya da, yeniden dirilmeye de kendi iktidârı olmayan aciz bir kul olarak Rabbime tevbe ederim.

Kul, “Estağfirullah” sözü ile hatasının farkında olarak, Cenâb-ı Hak’tan hiçlik duygusu içinde bağışlanmayı isterken, yine Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den nakledilen “Seyyidü’l-İstiğfâr” sözleri ile de Rabbine, yeniden bir kulluk sözü verir. Diğer bir ifadeyle “Elest bezmi”ndeki ahdini tazelemiş olur.

SEYYİD’ÜL İSTİĞFAR DUÂSI



“Ey Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Sen’in kulunum. Ve ben îmân ve ubûdiyetimde/kulluğumda gücüm yettiği kadar Sen’in ahd ü misâkın üzereyim. Yâ Rabbi! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Sen’in bana ihsân ettiğin nimetleri ikrar ve îtirâf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve îtirâf ederim. Yâ Rabbi! Sen beni af ve mağfiret eyle. Zira Sen’den başkası günahları af ve mağfiret edemez.” ( Buhârî, Deavât, 2, 16)

TEVBEYİ SEHERDE YAPINIZ


------------------

İslam Dininde İstiğfar, İbadet Olarak İstiğfar, Neden İstiğfar Edilir

İSTİĞFAR

Istiğfar’ın Mahiyeti:

Allah’tan hata ve günahlarının bağışlanmasını isteme, mağfiret ( bağışlanma) dileğinde bulunma demektir.
Içerisinde ‘istiğfar ( bağışlanma dileği) bulunan bütün dualara da ‘istiğfar duası’ denmiştir.
Istiğfar; müslüman bir insanın bir kul olarak kendini Allah’ın büyüklüğü karşısında bir yere koyması, Allah’ın her şeye sahip olduğunu anlaması demektir bir anlamda. Kişi Allah’ın kuludur. Kul Allah’ın bir yasağını çiğnerse veya bir emrine aykırı hareket ederse günah kazanır. Yani Allah karşısında hata eder. Günahları ise yalnızca Allah bağışlar. ( Âl-i İmran, 135)
Kul, yaptığı hatanın farkına varır, pişman olur, ellerini açar Rabbinden bağışlanma diler, af olmayı bekler. Kulun böyle yapması hem yaptığı hatadan dönmektir, hem de Allah’ın büyüklüğüne yeniden teslim olmaktır. Kişi, bir hatayı yaptığı halde umursamaz, aldırmaz, hatta yaptığı hatanın iyi bir şey olduğunu düşünür de, affedilmesi için Allah’a yönelmezse; bu tavır Allah’a karşı bir kibirdir ( gururdur). Böyle bir ahlâk ancak inkârcıların davranışıdır.
Kul, Allah’ı sevdiğini, O’nun Büyüklüğünü tanıdığını, O’ndan korktuğu ( ittika ettiğini), O’na sığındığını, yalnızca O’ndan yardım dilediğini, Allah’tan bağışlanma ( istiğfar) ile yerine getirir. Kulun en Yüce Makam karşısında acizliğini ve günahkârlığını dile getirmesi, Allah’ın rahmetine sığınması veya onu istemesi, onun çok önemli bir ibadetidir. Bu tavır, Allah’a olan bir bağlılığın isbatıdır.

Ibadet Olarak Istiğfar:

Kur’an-ı Kerim diyor ki: “Rabbinizden bağışlanma dileyin, doğrusu O çok bağışlayandır ( Ğafur’dur)” ( Nuh, 10) Insanların günahlarını temamen gören ve bilen yalnızca Allah’tır. ( Furkan, 58.) Öyleyse insanlar günahlarını yalnızca Allah’a itiraf ederler ve yalnızca O’ndan bağışlanma dilerler.“Rabbinize istiğfar edin, sonra da O’na tevbe edin. Şüphe yok ki benim Rabbim Rahim’dir ( merhamet sahibidir), Vedûd’tur ( seven ve sevilendir).” ( Hûd, 90) “’Rabbimiz, biz inandık, bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru’ diyenleri, sabredenleri, doğru olanları, huzurunda boyun büküp divan duranları, Allah için ( mallarını) harcayanları ve seherlerde istiğfar edenleri görmektedir.” ( Âl- i Imran, 16-17)
Peygamberimiz ( sav) günahsız olmasına rağmen her gün yetmiş defa tevbe ve istiğfar ettiğini söylüyor. ( Buharí, Deavât 3, 8/83. Tirmizí, Tefsir 48, Hadis no: 3259, 5/383.)
O, insanlara şöyle sesleniyor: “Ey insanlar, Allah’a tevbe edin! Muhakkak ki ben ( de en azından) günde yüz defa tevbe ederim.” ( Müslim, Zikir ve Dua 12, Hadis no: 2702, 4/2075; Ibni Mace, Edeb57, Hadis no: 3816-3817, 2/1254)
Yine buyuruyor ki: “Kalbimin üzerini unutkanlık ( sıkıntı-gaflet) kaplar da bunun için günde yetmiş defa istiğfar ederim.” ( Müslim, aynı yer, Ebu Davud, Salat/Istiğfar, Hadis no: 1515, 2/84
Başka bir hadiste şöyle buyuruluyor: “( Amel) defterinin sayfasında çokça istiğfar bulana ne mutlu…” ( Ibnu Mace, Edeb 57, Hadis no: 3818, 2/1254)
Insan günah işlediği zaman bunda ısrar etmemeli, hemen istiğfar ve tevbe etmeli. Istiğfar, günahın bağışlanmasını istemek; tevbe ise, günahtan vaz geçmektir. Allah’a istiğfar etmiş bir kimse, istiğfarından önce günah işlemiş te olsa affedileceği umulur. ( Tirmizí, Deavât 107, Hadis no: 3559, 5/558.)
Istiğfarın yalnızca dil ile yapılması yetmez. Bunun hem dil hem kalp ile yapılması gerekir. Her ibadette olduğu gibi niyet çok önemlidir. Ihlaslı bir şekilde bağışlanma isteyip de günahtan vaz geçeni Allah affedebilir.
Peygamberimiz buyuruyor ki: “Kim yatağına girince üç defa: ‘Estağfirullahe’l azím ellizi lâ ilâhe illa hüve’l Hayyu’l Kayyûm ( Kendisinden başka hiç bir ilâh olmayan, diri ve her an yaratıkları gözetip duran yüce Allah’tan bağışlanma dilerim)’ derse, Allah onu savaştan kaçmış olsa da bağışlar.” ( Ebu Davud, Salat Hadis no: 1517, 2/85; Tirmizí, Deavât 118, Hadis no: 3578, 5/569.)
Müslüman, insan olması dolaysıyla yanılıp hata edebilir, günaha düşebilir. Önemli olan günahta ısrar etmemek ve Allah’a istiğfar etmektir. Böyle yapmak imanın gereğidir.
Müslüman, kendisi için bağışlanma dileğinde bulunabileceği gibi, ana babası, ölmüş olsalar bile diğer müslümanlar için de istiğfar edebilir, bağışlanmalarını Allah’tan isteyebilir. ( Ibrahim 41; Muhammed, 19)
Allah’ın isimlerinden biri de ‘Ğafûr veya Ğâfir’ yani, istiğfar edenleri, bağışlanma isteyenleri çokça bağışlayandır. ( Ğâfir, 3; Bakara, 173, 182, 218; Âl-i Imran, 31, 155; Enfal, 70; Fâtır, 53; Mücadile, 2; Müzemmil, 20 vd.) Allah ( cc) aynı zaman da ‘Ğaffâr’dır. Yani günahları çok çok bağışlayan, kullarını çok affedendir. ( Tâhâ, 82; Sâd, 66; Zümer, 5; Nûh, 10; Ğâfir, 42).
O halde müslümanlar her zaman Allah’ın Ğafur ismine sığınırlar, hatalarının bağışlanması için yalnızca O’ndan yardım dilerler ve samimi bir dilekle O’na tevbe ederler.


-------------------

Tevbe istigfar nasıl yapılır

Sual: Tevbe-istigfar nedir, nasıl yapılır?
CEVAP
İstigfar etmek, estagfirullah demektir. Tevbe, haram işledikten sonra, pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya azmetmek, karar vermektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
( Tevbe, günahtan sonra o günahı bir daha yapmamaktır.) [İ.Ahmed]

Günahtan hemen sonra tevbe etmek farzdır. Tevbeyi geciktirmek de büyük günahtır. Bunun için de, ayrıca tevbe etmek gerekir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
( Allah’a tevbe edin!) [Nur 31]

( Allahü teâlâ, tevbe edenleri sever.) [Bekara 222]

( Allah’a tevbe-i nasuh yapınız!) [Tahrim 8]

Nasuh kelimesine 23 mana verilmiştir. Bunlardan en meşhuru günahlara pişman olup, istigfar etmek ve bir daha işlememeye karar vermektir. Nasuh tevbesinin ne olduğunu soran zata Peygamber efendimiz buyurdu ki:
( Tevbe-i nasuh, günahkârın işlediği günahtan pişman olması, Allah’tan mağfiret dilemesi, bir daha böyle bir günah işlememesi demektir.) [Beyheki]

İstigfarın fazileti çok fazladır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
( İstigfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim.) [Hud 52]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
( Allahü teâlâ, günah işleyip pişman olanı, istigfar etmeden önce affeder.) [Taberani]

( Küçük günahlarda ısrar edilirse küçük kalmaz. Büyük günahlara istigfar edilirse büyük kalmaz.) [Deylemi]

( İstigfar eden, günde 70 defa aynı günahı işlese ısrar etmiş sayılmaz.) [Tirmizi]

( Günde 70 defa istigfar edenin, 700 günahı affolur.) [Beyheki]

( İstigfara devam edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]

( Bir mümin günah işleyince, melek üç saat bekler, eğer o kimse istigfar ederse, o günahı yazmaz.) [Hakim]

( Günahınız çok olup göklere kadar ulaşsa, pişman olunca, Allahü teâlâ, tevbenizi kabul eder.) [İbni Mace]

( Günahlar kalbi paslandırır, karartır. Kalblerin cilası ise istigfardır.) [Beyheki]

( Derdinizi ve devasını bildireyim. Derdiniz, günahlar, devası da istigfardır.) [Hakim]

( Bir günahkâr, istigfar eder, sonra bu günahı tekrar yapar, sonra istigfar eder. Üçüncüde yine yapar, yine tevbe ve istigfar ederse, dördüncü defa yapınca, büyük günah yazılır.) [Deylemi]

( Günaha devam edip, dili ile istigfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır.) [Beyheki]

( Herkes günah işler. Fakat günahkârların en iyisi tevbe edendir.) [Hakim]

( Günahına pişman olup abdest alıp, namaz kılanı ve günahı için istigfar edeni, Allahü teâlâ affeder.) [Nesai]

( Kıyamette, amel defterinde çok istigfar bulunana müjdeler olsun!) [Beyheki]

Peygamber efendimiz, ( “Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüverrahmanürrahim el-hayy-ül-kayyumüllezi la-yemutü ve etubü ileyh Rabbigfir li” istigfarını 25 defa okuyanın, odasında, ailesinde, evinde ve şehrinde kaza, bela olmaz) buyurdu. Bunu ayrıca her sabah ve akşam da üç kere okumalıdır. [Günde 25 kere okunmalı, ayrıca sabah ve akşam üçer kere okunmalı] Âlimlerin çoğu, talebelerine ve evlatlarına bunu okumalarını tavsiye etmişler, çok faydasını görmüşlerdir. Bu nimetlere kavuşabilmek için Ehl-i sünnet itikadında olmak ve dinimizin emir ve yasaklarına riayet etmek şarttır. İtikadı bozuk olanın, bid'at ehlinin okuması fayda vermez. ( Mearicülhidaye)

Ehl-i sünnet itikadında olmak, kul haklarını ve kazaya kalan farzlarını ödemek ve haramlardan vazgeçmek şartı ile Cuma günü sabah namazından önce, aşağıdaki duayı okuyanın bütün günahlarının affedileceği hadis-i şerifle bildirildi. Dua şudur:
( Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh.) [Ramuz]

Günaha pişmanlık
Tevbe istigfardan önce yapılmalıdır! Tevbe çirkin şeyi bırakıp güzel olana dönmek demektir. İstigfar, günahın çirkinliğini görüp, ondan yüz çevirdikten sonra, mağfiret talep etmektir. Hadis-i şerifte ( Pişmanlık tevbedir) buyuruldu. ( Hakim)

Yapılan günahları her hatırlayışta istigfar etmelidir! Günahları hatırladıkça istigfara devam edilirse, geçmiş günahlar affolur.

Tevbe edebilmek, Hak teâlânın büyük nimetlerinden biridir. Günah işleme korkusu ile tevbeyi asla geciktirmemelidir! Çünkü, hadis-i şerifte ( Sonra yaparım diyenler helak oldu) buyuruldu. Yani tevbeyi ve diğer iyi işleri geciktirenler, bu günün işini yarına bırakanlar, aldandı, ziyan etti. ( İ.Gazali)

Günah, kulun yanında küçük ve kıymetsiz görününce, Allahü teâlâ katında büyük olur. Kul küçük günahı büyük görünce, o günah Allahü teâlânın katında küçülür. Mümin, iman ve marifetiyle küçük günahları da büyük görür. Her günah işleyişte kalbi sızlar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
( Mümin, günahını dağ gibi görüp, üstüne düşeceğinden korkar. Münafık ise, burnunun üzerine konan ve hemen uçacak sinek gibi görür.) [Buhari]

Günah işlediğini bilmek
Şu halde, günah işlediğini bilmek büyük nimettir. O kişinin mümin olduğunu gösterir. Allahü teâlânın hakkı olan günahları için tevbe etmeli, pişmanlık ve üzüntü duymalı, günahı terk etmeli, kefaret olması için çok sevap işlemelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
( Günah işlediğin zaman, karşılığında onu mahvedecek sevap işle!) [İ.Gazali]

Kul hakkının kefareti için, hak sahiplerine iyilik ve dua etmelidir! Hak sahibi ölmüş ise, o kimseyi rahmetle anmalı, çoluk çocuğuna ve vârislerine ihsanda bulunmalıdır! Günahları için istigfara devam etmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
( Allahü teâlâ, istigfara devam edeni, her sıkıntıdan kurtarır, her darlıkta bir genişlik verir ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]

Bir kimse günah işleyince, Allahü teâlânın bu günahı işlerken gördüğünü bilse, Allahü teâlâ, kulunun kendisini hatırlaması sebebiyle günahını affeder. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
( İşlediği günahı, Allahü teâlânın bildiğine inanan, günahına tevbe etmese bile, Allahü teâlâ onu affeder.) [Taberani]

İşlediği günahı, Allahü teâlânın bildiğine inanan kimse, Allah’a inanıyor demektir. Allahü teâlâya inanan kimse de günah işleyince, günahını Allahü teâlâ gördüğü için utanır ve ister istemez pişmanlık duyar. Pişmanlık ise tevbedir. Tevbe eden kimseyi de Allahü teâlâ affeder. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
( Ya Rabbi, iyilik edince müjdelenen, kötülük edince istigfar edenlerden eyle.) [Buhari]

( Yatağa girince, 3 defa "Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel- kayyume ve etubü ileyh" diyenin günahları, deniz köpükleri kadar çok olsa da, affolur.) [Tirmizi]

( "Rabbim, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Kötü işlerde bulundum. Senden başka günahımı affedecek yoktur. Beni affet!" diyenin karıncalar sayısınca günahı olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki]

( Ey kullarım, koruduklarım hariç, hepiniz günahkârsınız, benden mağfiret dileyeni bağışlarım. Mağfiret etmeye kadir olduğuma inananı affederim.) [Tirmizi]

( Günahtan korunmayanı Allahü teâlâ da [dünya ve ahirette felaketlerden] korumaz.) [İ.Huzeyme]
( Müminler için, her gün 25 defa, istigfar okuyanın kalbinden kin, hile ve haset çıkar. İsmi evliyalar arasına yazılır. Ona bütün müslümanlar sayısınca, sevap verilir. Kıyamette bütün müminler, "Ya Rabbi, bu kulun bizim için istigfar okudu. Sen de onu affet!" derler.)

Müminler için istigfar:
( Allahümmağfir-li velivalideyye veli üstaziyye velil-müminine vel-müminat, vel-müslimine vel-müslimat, el-ahya-i minhüm vel-emvat, birahmetike ya erhamerrahimin.) [Miftah-ün-necat]

Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki :
( Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez.) [İ.Gazali]

Günahların hepsi Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. Bir hadis-i şerifte, ( Çok az bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların [nâfile] ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruluyor. Her günah, Allahü teâlâya isyan olduğundan, büyüktür; fakat bazısı, bazısına göre küçük görünür. Bir küçük günahı yapmamak bütün cihanın nafile ibadetlerinden daha sevabdır, çünkü nafile ibadet yapmak farz değildir. Günahlardan kaçınmaksa farzdır. ( Rıyad-un-nasıhin)

Günahı küçük görmek
Günahların bazısı, bazısına göre küçük görünse de, Allahü teâlânın emirlerini yapmamak olduğu için hepsi de büyüktür. Çünkü Allahü teâlânın gazabı günahlar içinde gizlidir. Hadis-i şerifte, ( Küçük günaha devam edilirse, büyük olur) buyuruldu. Küçük görülen günah büyür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
( Günahların küçük görüneninden sakının! Bunlar toplanınca sahibini helak eder. Bu şuna benzer ki, bir kavim bir vadiye iner, çerçöp, odun ne bulurlarsa toplayıp getirirler. Böylece koca bir yığın olur. Bunu yakıp ateşinde ekmeklerini pişirirler. İşte küçük görünen günahlardan hesaba çekilen de helak olur.) [Taberani]

( Hep günah işleyenin kalbi mühürlenir, artık sevap işleyemez olur.) [Bezzar]

( Bir kimse, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür ve kalbin tamamını kaplar, kalb, kapkara olur.) [Harâiti]

Biri, 2-3 defa ( Vay günahlarım) deyince, Resulullah efendimiz, ( Allahümme mağfiretüke evseu min zünubi ve rahmetüke erca indi min ameli diye dua et) buyurup, o kişiye üç defa tekrarlattıktan sonra ( Allah seni affetti) buyurdu. ( Hakim)

Yukarıdaki duanın tercümesi şöyle:
( Allah’ım, benim günahlarıma göre senin rahmetin çok fazladır. Ben amelime güvenmiyor, senin rahmetini ümit ediyorum.)

Günahlarına tevbe eden, pişman olan kimsenin kul borçları, namaz, oruç gibi kazaları hariç, günahları affolur. Borçlarını ödemeli veya helalleşmelidir! Kazalarını da bir an önce bitirmelidir!

Hazret-i Bera’ya "Kendinizi elinizle, tehlikeye atmayın" âyeti düşmanla karşılaşıp şehit düşene kadar savaşan kimse hakkında mıdır?" diye sorulunca; Hazret-i Bera, ( Hayır! Bir günah işleyip sonra da Allah onu bağışlamaz diyen hakkındadır) dedi. ( Hakim)

Hasan-ı Basri hazretlerine biri kıtlıktan şikayet etti. Başka biri fakirlikten, diğer biri de çocuğunun olmadığından şikayette bulundu. Hepsine de istigfar etmesini tavsiye etti. Daha başka insanlar da çeşitli konularda sual ettiler. Onlara da istigfar etmelerini tavsiye etti. Sebebini sorduklarında, Nuh suresi 10,11 ve 12. âyet-i kerimesini okudu.

Eshab-ı kiramdan bir zat, çocuğu olmayan birine istigfara devam etmesini söyledi. O kimse günde yedi yüz defa istigfar ederdi. Nihayet bu şahsın on çocuğu oldu.

Bütün günahları affolur
Sual: Hadis-i şeriflerde, bazı duaları okuyanın ve bazı ibadetleri yapanın bütün günahlarının affedileceği bildirilmiş. Bunlara büyük günahlar da, dahil midir?
CEVAP
Genelde, bütün günahlardan kasıt, küçük günahlardır. Büyük günahların affedilmesi için ayrıca tevbe etmek, kul hakkı varsa, hak sahipleri ile helalleşmek gerekir. Namaz, oruç gibi, farz ibadetler terk edilmiş ise, hem tevbe istigfar etmek, hem de, bunları kaza etmek gerekir.

Kadir gecesini ihya edenin, Ramazan orucunu tutanın, haccı kabul olanın, günahları affedilirse de, namaz, oruç ve kul borçları ödenmiş olmaz. Bunları kaza ederek, borçtan kurtulması gerekir.

Günahı hatırlayınca
Sual: Büyük bir günah işledik. Sonra tevbe ettik. O günahı hatırlayınca, yine istiğfâr gerekir mi?
CEVAP
Her hatırlayışta istigfar gerekir.

Tevbe için namaz
Sual: Tevbe etmek için illa 2 rekat namaz kılıp mı tevbe etmeliyiz?
CEVAP
Namaz kılma mecburiyeti yoktur. Namaz kılıp dua ederek Allahü teâlâya sığınmak iyi olur. Pişman olmak tevbedir.

Açıkça işlenen günah
Sual: Açıkça işlenen günahın tevbesi de açıkça yapılmazsa, bu tevbe sahih olmaz mı?
CEVAP
Sahih olur. Tevbenin sahih olması için, açıkça yapılma şartı yoktur, fakat açıkça yapılmazsa o günahı işlediğini bilenler, o kimseye, günaha devam ediyor diye suizan edebilir. Bunun için, açıkça işlenen günahın tevbesini de, mümkünse açıkça yapmalı, günahımızı bilenlere, artık o günahı bıraktığımızı duyurmalıyız. Duyurulmasa da, tevbe yine sahih olur.

Tevbesini duyurmak
Sual: Açıktan işlenen günahın tevbesini mutlaka açıktan yapmak gerekir mi? ( Ben şu günahı işliyordum, tevbe ettim) denirse, duymayanlara da duyurmuş olmaz mıyız?
CEVAP
Açık yapıldı diye, her günahın tevbesini açıktan yaparak, günahını başkalarına da duyurmak doğru olmaz. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
( Günah işleyen, günahını kimseye söylemesin, onu örtsün ve tevbe etsin!) [Beyheki]

( “Gece şu günahları işledim” diye söylemek, günahı açıkça işlemekten sıkılmamak demektir. Rabbi gece suçunu örtmüşken, sabah Allah’ın kapattığı bu örtüyü kaldırmamalıdır.) [Buhari]

Tevbeyi açıktan yapmak gerekir demek, o günahı işlerken görenlere ve o günahı işlediğini bilenlere tevbeyi duyurmak demektir, yoksa bilmeyenlere de duyurmak demek değildir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
( Gizli işlediğin günaha gizli, açık işlediğin günaha açık tevbe et!) [Taberani]

İstigfar etmek

Sual: ( Ölmüşleriniz için istigfar edin) deniyor. Ölü için nasıl istigfar edilir? İstigfar etmekle istigfar okumak ayrı mıdır?
CEVAP
Evet, ayrıdır. İstigfar okumak, Estagfirullah demek veya istigfar duasını okumaktır. İstigfar etmek ise, hayır hasenat yaparak, günahların affına sebep olmak demektir. Sevabı ölüler için, kurban kesmek, Kur’an okumak, cami ve çeşme gibi hayır hasenat yapmak, istigfar etmek olur.

Bir kişi, ( Ya Resulallah, ölmüş olan ana babamın günahlarının affı için ne yapmam gerekir) dedi. Peygamber efendimiz, ( Onlar için dua et, Kuran-ı kerim oku ve istigfar et!) buyurdu. ( Ey Oğul İlmihali)

İstigfar etmek, her çeşit hayır hasenat yapmak demektir.

Tevbenin duyurulması
Sual: Bir hoca, ( Açık işlenen günahların tevbesinin de açık yapılması şarttır. Açık yapılmazsa, tevbe edilmiş olmaz. Tevbe eden bir zındığın, din aleyhine yazdığı kitapların yanlış olduğunu duyurması şarttır, duyurmadan ölürse, kâfir olarak ölür) dedi. Tevbe eden niye kâfir olarak ölüyor?
CEVAP
Tevbe eden, hiç günah işlememiş gibi olur. Doğrudan Cennete gider. Ama tevbesini duyurmadığı için, biz onu yine zındık olarak bilip, ( Zındık öldü, Cehenneme gitti) dersek sorumlu olmayız. Aksine salih bir Müslüman, dinden çıkıp kâfir olarak ölse, bunun dinden çıktığı ve kâfir olarak öldüğü bilinmediği için, bu kişi için ( Cennete gitti) dersek sorumlu olmayız. Çünkü dinimiz zahire göre hüküm verir, kalblerini bilemeyiz. Her fırsatta Müslümanlığın aleyhine konuşanlar, İslamiyet’e düşmanlığı ile ün kazananlar, ölünce, ( Belki tevbe etmiştir, tevbesini gizlemiştir) diyerek onları rahmetle anmak caiz olmaz. Aksine, İslâmiyet'e büyük hizmetleri olan kimse, belki kâfir olarak ölmüştür diye, onu kötülemek de caiz olmaz.

Açıktan işlenen günahın tevbesini mutlaka açıktan yapmak, ( Ben şu günahı işliyordum, tevbe ettim) demek gerekir diyenler de oluyor. Açık yapılsa da, her günahın tevbesini açıktan yaparak, günahını başkalarına da duyurmanın günah olduğu hadis-i şerifle de bildiriliyor. Sadece, günah işlediğimizi bilenlere, bizi hâlâ o günahı işliyor sanmamaları için, tevbe ettiğimizi duyurmamız iyi olur.

Mâ kerihallah
Sual: Bir arkadaş, ( Estagfirullah min külli mâ kerihallah) istigfarındaki kerihallah ifadesi için doğrusu kerimallah olacak diyor. Doğrusu nedir?
CEVAP
Onun söylediği yanlıştır. Kerihallah tek başına kullanılmıyor. Bu istigfarın mânası şöyledir:
( Ya Rabbi, beğenmediğin, razı olmadığın, kerih olan şeylerden birini yaptıysam, beni affet! Yapmadıklarımı da yapmaktan koru!)

Ma kerihallah = Allah'ın kerih gördüğü beğenmediği şeyler demektir. Kerim demek çok yanlıştır. O zaman mâna şöyle olur:
( Ya Rabbi, beğendiğin, razı olduğun, şerefli, kerim şeylerden birini yaptıysam, beni affet! Yapmadığım şerefli işlerden beni koru!)

Görüldüğü gibi mâna çok değişiyor, çok tuhaf oluyor. Kesin bilmediği şey hakkında hüküm vermek yanlış olur. Dinî konularda dikkatli olmaya çalışmalıdır.

Tevbesini duyurmak

Sual: ( Gizli işlediğin günaha gizli, açık işlediğin günaha açık tevbe et) hadisine uyarak açıktan işlenen günahın tevbesi açıktan yapılırsa, günahımızı duymayanlara da duyurmuş olmaz mıyız?
CEVAP
Evet, herkese duyurulması uygun olmaz. Günahı başkalarına duyurmak günahtır. İki hadis-i şerif:
( Günahı işleyen, günahını kimseye söylemesin, onu örtsün ve tevbe etsin!) [Beyheki]

( “Gece şu günahları işledim” diye söylemek, günahı açıkça işlemekten sıkılmamak demektir. Rabbi gece suçunu örtmüşken, sabah Allah’ın kapattığı bu örtüyü kaldırmamalıdır.) [Buhârî]

( Tevbeyi açıktan yap) demek, ( O günahı işlediğini bilenlerin, görenlerin, sana suizan etmemeleri için, tevbeni sadece onlara duyur!) demektir, yoksa ( Bilmeyenlere de duyur) demek değildir. Aslında günahını bilenler uzaktaysa veya bildirmenin faydası yoksa, onlara da duyurmak gerekmez.

Tevbeyi başkalarına duyurmak

Sual: Geçen gün bir vaiz, ( Açıktan işlenen bir günahın tevbesi açıktan yapılmazsa, o tevbenin faydası olmaz. Mesela, kurban kesen Müslümanları teröristlerle bir tutan kadın, bu günahına gizli tevbe etse de faydasızdır. Gizli işlenen günahın tevbesi de açıktan yapılmaz) dedi. Açıktan işlenen günahın tevbesi gizli yapılırsa, sahih olmaz mı? Bir kimse de gizli işlediği günahına alenen tevbe etse niye sahih olmuyor?
CEVAP
Elbette sahih olur. ( Gizli işlediğin günaha gizli, açık işlediğin günaha açık tevbe et!) ifadesi hadis-i şeriftir. Bu hadis-i şerif, gizli işlenen günahın tevbesi gizli olmazsa sahih olmayacağını göstermiyor. ( Gizli işlediğiniz günahları kimseye duyurmayın) demektir. Günahı duyurmak da ayrıca günahtır.

Açıktan işlenen günahın tevbesini gizli yaparsak, hiç kimse, bizim o günaha tevbe ettiğimizi bilmez. Bizi hep o günahı işliyor zanneder. Müslümanları bu zandan kurtarmak için, işlediğimiz o günahı bilenlerin yanında tevbe ettiğimizi onlara bildirmek gerekir. Yoksa tevbe edip, kimseye duyurmasak da, tevbemiz sahih olur.

Kâfir olarak bilinen biri, Müslüman olsa, Müslümanlığını hiç duyurmasa, insanlar onun Müslüman olduğunu bilmez. Cenaze namazını kılmaz, Müslüman mezarlığına koymaz. Müslüman olduğunu duyurması, Müslümanların kendisine Müslüman muamelesi yapması içindir. Yoksa tevbesinin, imanının makbul olması için değildir.

---------------

Tevbe istigfar etmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Kur’an-ı kerimde Nasr suresinde mealen, ( Eğer siz Allahü teâlâya tevbe istigfar ederseniz mutlaka onu affedici bulursunuz) buyuruluyor.

Dıhye-i Kelbî hazretleri, daha Müslüman olmadan önce, yüksek ahlak sahibiydi, cömertti, çok da güzeldi. Peygamber efendimizi seviyor, sohbetlerine de geliyordu, fakat Peygamber efendimiz tarafından Müslümanlık teklif edildiği zaman, ( İnşallah o zaman da gelir, ben zaten sizi seviyorum) derdi. Bir gün kendisi gelip, ( Müslüman olmak istiyorum) dedi. Orada bir bayram havası esti. Peygamber efendimiz ve Eshab-ı kiram çok sevindiler. Kelime-i şehadet getirirken hüngür hüngür ağlamaya başladı. Resulullah efendimiz, niçin ağladığını sordu.
- Ya Resulallah, ben çok büyük günah işledim, acaba Allah benim bu günahımı affeder mi?
- Günahın nedir?
- Ben kız çocuğumu diri diri gömmüştüm, onun ağlaması gözümün önüne geldi.

O anda, Cebrail aleyhisselam geldi ve Allahü teâlânın, ( O daha “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah” derken, kızını öldürme günahı dâhil, bütün günahlarını affettim) buyurduğunu bildirdi. Peygamber efendimiz Eshab-ı kirama dönüp buyurdu ki:
( Bu kardeşiniz bir defa “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah” demekle affa uğradığına göre, bunu tekrar tekrar söyleyenler elbette affolur. Ancak bunun iki şartı vardır:
1- Yalan söylememeli. Çünkü müminde, imanla yalan bir arada olmaz.
2- Ne iş yaparsa yapsın, Rabbimizin rızası için yapmalı, ihlâslı olmalı.)

Demek ki Allahü teâlâ, doğru söyleyip ihlâsla amel edenin bütün günahlarını, kelime-i tevhid söylediği anda affediyor.

Kur’an-ı kerimde mealen, ( Yunus aleyhisselam, “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn” duasını okuyup kurtuldu) buyuruluyor. Peygamber efendimiz de, ( Dert bela gelince, Yunus aleyhisselamın bu duasını okuyanı, Allahü teâlâ muhakkak kurtarır) buyuruyor.

( “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm” okumanın 99 faydası vardır. En hafifi, kederi ve sıkıntıyı giderir) hadis-i şerifi bir müjdedir. Çünkü şimdi bizi en çok bunaltan, bu keder ve sıkıntıdır. İmam-ı Rabbani hazretleri, her gün, başında ve sonunda 100 salevat okuyarak, bunu 500 kere okurmuş. Bir kimse, bu büyük zatın kitabında yazılı olduğunu düşünerek okursa, o zat okumuş gibi tesirli olur.

Tevbe de, istigfar et!

Henüz pişman olmadan,
Gözler yaşla dolmadan,
Şu gül benzin solmadan,
Tevbe de, istigfar et!

Bu fırsatlar kaçmadan,
Ömür kuşu uçmadan,
Ecel gelip göçmeden,
Tevbe de, istigfar et!

Yürek henüz atarken,
Otururken, kalkarken,
Girerken ve çıkarken,
Tevbe de, istigfar et!

Kefenin bağlanmadan,
Sızlanıp ağlanmadan,
Yürekler dağlanmadan,
Tevbe de, istigfar et!

Vaktini etme heder!
Kalmasın kalbde keder!
Rabbim bizi affeder,
Tevbe de, istigfar et!

Fitneler uyanmadan,
Günaha boyanmadan,
Cehennemde yanmadan,
Tevbe de, istigfar et!

Boşa gitmez emekler,
Kabul olur dilekler,
Dua eder melekler,
Tevbe de, istigfar et!

Nöbetlerde beklerken,
Günü güne eklerken,
Nefsimiz iteklerken,
Tevbe de, istigfar et!

Hoca, iş kolaylaşır,
Zamanla dil alışır,
Yaradana ulaşır,
Tevbe de, istigfar et!


İstiğfar ne demektir? Dinimizde ehemmiyeti nedir?

İstiğfar; af dilemek, niyaz etmek, tevbe etmek, yalvarmak demektir.
Mü’min hata işler peşinden hemen istiğfar eder

“Mü’min hata işler, peşinden tevbe istiğfar eder. Mutlu kimse tevbesini bozmadan ölen kimsedir.” ( Tergib ve Terhib)
Her gün istiğfar edilmelidir

“Günde iki kere istiğfar etmeyen kimse kendine zulmetmiş olur.” ( Ebu Dâvud)
Günahlar istiğfar edilirse küçülür

“Küçük günahlarda ısrar edilirse küçük kalmaz. Büyük günahlarda istiğfar edilirse büyük kalmaz.” ( Deylemî)
“Âdemoğullarından herkesin iki sahifesi vardır. Birine gündüz işlediği ameller diğerine gece işlediği ameller yazılır. Sonra bu iki sahife dürülür eğer her ikisinde bir günah için olsa bile istiğfar varsa sahifeler nur saçar. Eğer ikisinde de istiğfar yoksa simsiyah bir halde dürülürler.” ( Şirat’ül İslam)
İstiğfar kalbin cilasıdır

“Günahlar kalbi paslandırır, karartır. Kalplerin cilası ise istiğfardır.” ( Beyhakî)
İstiğfar kıyamet günü sevinmeye vesiledir

“Kıyamette amel defterinde çok istiğfar bulunana müjdeler olsun!” ( Beyhakî)
“Amel sayfasının kendisini sevindirmesini isteyen kimse çokça istiğfar etsin.” ( Beyhakî)
“Günde yetmiş kere günaha dönse de istiğfar eden ısrar etmiş olmaz.” ( Ebu Ya’la)

“İstiğfar amel sayfasından nur saçar.” ( İbni Asâkir)
Amel defterinde bir nebze istiğfar bulunanlara cennet verilsin

Ebu’d-Derda şöyle buyurmuştur:
“Amel defterinde bir nebzecik de olsa istiğfar bulunan kimselere cennet verilsin.” ( Hayat’üs Sahabe)
Yatmadan önce üç defa istiğfar edilmelidir

İstiğfarın Allah ( cc) nezdindeki değeri bir hadiste şöyle ifade edilir:
"Kim yatağına girince üç defa:
"Estağfirullâhe'l-Azîm ellezî Lâ Ilâhe İllâ Hüve'l Hayyu'l-Kayyûm ( Kendisinden başka hiç bir ilâh olmayan, diri ve her an yaratıklarını gözetip duran yüce Allah'tan bağışlanmamı dilerim)" derse, Allah günahlarını deniz suyunun damlaları kadar çok olsa da bağışlar" buyrulmuştur. ( Tirmizî)
Kul tekrarla günah işlese bile Rabbinden bağışlanma dilemelidir

Bir adam geldi Resülullah’a ( asm):
‘Ey Allah'ın Resulü bir günah işledim’ dedi. Resulullah ( asm):
‘Günah işlediğin zaman Allah’dan bağışlanma dile’ buyurdu. Adam:
‘İstiğfar ediyorum sonra dönüp tekrar günah işliyorum’ dedi. Resulullah ( asm):
‘Günah işlediğinde dön, yine Allah’dan bağışlanma dile’ buyurdu.
Adam dördüncü kere de aynı şeyi söyleyince, Allah'ın Resulü:
‘Şeytan yoruluncaya kadar Rabbinden bağışlanma dile.’ buyurdular. ( İbn-i Kesir Tefsiri)
Kulun istiğfarının İblis’in helakini netice verir

Şeytan, müminleri günahlarından arındıran tevbeden elbette hiç hoşlanmamaktadır. Müminleri tevbeden uzaklaştırmak için oynadığı en önemli oyun, insana kusurunu itiraf ettirmemesidir. Böylece tüm günahların affına vesile olacak olan istiğfar yolunu insana kapatır. Unutulmamalıdır ki; tevbeye giden yol, kusurunu bilmekten geçmektedir.
Kelime-i tevhit ve istiğfara sarılın ve bunları çokça yapın, zira İblis:
‘İnsanları günahlarla helak ettim; La İlahe İllallah ve istiğfar da beni helak etti. Bunu görünce ben de onları heva ve hevesleri ile helak ettim. ( Bu halde iken) onlar kendilerini doğru yolda sanıyorlar.’ demiştir. ( Ebu Ya’la)

----------------

Tevbe ve istiğfar

Mukaddes dinimiz islâmiyet bir İlahî hikmet eczahânesidir. Onda her derde deva, her hastalığa şifa olacak ilaçlar vardır.

Yüce kitabımız Kur'ân, muzdarip insanlara şifa, dertli insanlara kati bir devadır. Onu okuyan ve hakikatları anlayan, gerçek bir âlim olur. Ona sarılan sultan, ondan ayrılan iki cihanda rezil ve perişan olur.

Allah'ın kelâmı olan Kur'ân-ı Kerîm'de günah kirleriyle kirlenen hayatımızı tevbe ve istiğfar suyuyla temizlememiz emredilmektedir. Günahkâr kulların ilk müracaat edecekleri kapı, tevbe kapısıdır. Kıyamete kadar açıktır. Nebiler, veliler, Allah rızasını arayanlar, aradıklarını hep orada bulmuş, bizlere de o kapıyı göstermişlerdir.

Hatasız kul olmaz, bütün insanlar hata edebilir. İnsanın yaratılışında hayra, şerre, iyiye, kötüye müsait meyiller vardır. Herkeste bir nefs-i emmâre bulunur, insanı daima kötü şeylere sevkeder, kötü işleri yapmak ister.

İnsanın en büyük düşmanı şeytan, en zararlı düşmanı da nefistir. Nefsine mağlup olan insan, işin sonunun nereye varacağım düşünmez, hazır lezzete bakar, nefis ve şeytana uyar, günahlara girer. Her iki hayatını da berbat eder.

Anlaşılan odur ki, insanda birbirine zıt iki taraf vardır. Hem günah, hem de sevap işlemek meyli vardır. Günahı nefis, sevabı da ruh arzular, îman kuvvetli olursa ruha yardım olur. îman zayıf olursa nefse kuvvet gelir. Aklı ve ruhu mağlup eder.

Bir insanın îmanı ne kadar kuvvetli de olsa yine beşerdir, şaşar. Kusur ve günah işler. Mühim olan, sevaplı amellerin fazla olması, İslâmî hayatın asıl alınmasıdır.

Nefse mağlup olup işlenen günah ve kusurlar için derhal tevbe lâzımdır. Bir kul işlediği günahlara pişman olup gözyaşı döker, boynunu büker, tevbe kapısını çalan "Yâ Rab! Kapına geldim, kusurlarımı bildim, bir daha yapmamaya karar verdim, beni bağışlar diyerek yalvarırsa Tevvâb-ı Rahim tevbesini kabul eder. Allah çok tevbe eden kulunu sever. Kur'ân-ı Kerîm'de, "Ey mü'minler! Kalpten tevbe ederek Allah'a dönün ki, Rabbiniz kötülüklerinizi örtsün, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koysun!" Duyurulmaktadır.

Aziz mü'minler! "Accilû bi't-tevbeti kable'l-mevti." ( Ölüm gelmeden önce tevbe etmekte acele ediniz!) hadîs-i şerifine kulak verip acele tevbe edelim, bâtıldan Hakk'a dönelim. Unutmayalım ki: "İşlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şüphe, kalp ve ruhumuzda yaralar açar. O yaralardan hâsıl olan vesveseler, şüpheler, ne'ûzu billah, mahall-i îman olan bâtın-ı kalbe ilişip imam zedeler ve îmanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârâne uzaklaştırıp susturuyorlar.

Evet, günah kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra tâ nur-ı îmanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her günah içinde küfre giden bir yol vardır. O günah tevbe ve istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor." Pek uzun olan ebedî hayatımızı tehdit ediyor.

Günahlar kulu Allah'tan uzaklaştırır. Samimî bir tevbe insanı Allah'a yaklaştırır. Aff-ı İlahîye mazhar eder.

En büyük düşmanımız olan "şeytanın mühim bir desisesi, insana kusurunu itiraf ettirmemektir. Tâ ki, istiğfar ve isti'aze yolunu kapasın! Hem nefs-i insaniyenin enaniyetini tahrik eder, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin! Adetâ taksirattan takdis etsin!; Evet, şeytanı dinleyen bir nefis kusurunu görmek istemez. Görse de yüz tevil ile tevil ettirir. Nefisine nazar-ı rızâ ile baktığı için ayıbını görmez, ayıbım görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiâze etmez, [şeytana maskara olur. Hz. Yusuf Aleyhisselâm gibi bir peygamber-i âlî şan, 'Vemâ überriü nefsî innennefse leemmâretün bissûi illâ mâ rahime Rabbî" dediği halde, nasıl nefse itimat edilebilir? Nefsini ittiham eden kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden istiğfar eder. İstiğfar eden istiâze eder. İstiâze eden şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur, kusur olmaktan çıkar. İtiraf etse affa müstahak olur."

Resûl-i Ekrem Efendimiz ( sav) saadetle buyuruyorlan "İnsan sevabından duyduğu sevinç kadar îman sahibi, günahından duyduğu üzüntü kadar da îmana maliktir."

Günahlarımızı asla küçük görmemeli, basit zannetmemeliyiz. Zira hadiste, "Devam edilen günah küçülmez, tevbe edilen günah da büyümez!" buyurulmuştur. Demek ki küçük görüp de devam edilen günah

büyür, büyük görüp de tevbe edilen günah küçülür, zararsız hale gelir. Çıkan küçük bir yangını hemen söndürürseniz, büyük felâketleri önlemiş olursunuz.

Aziz Müslümanlar! Allah'ın rahmetinden ümit kesilmez, ümit kesmek haramdır. Günahlara girmiş bir Müslüman kebâiri işlemekle kâfir olmaz, günahkâr olur, kirlenmiş olur. Yapılacak iş, tam bir tevbe edip geçmişini bir daha tekrar etmemek, temiz bir İslâmî hayata başlayıp mazisini temizlemektir. Namaz, oruç, zekât ve hac gibi bedenî ve malî ibadetleri kaza etmek; hak sahiplerine haklarını vermek veya helâlleşmek; hem Allah, hem de kul haklarım ödemek tevbenin kabulü için lüzumlu şartlardır.

Cenâb-ı Hak buyuruyor: "Ey Muhammedi De ki: Ey kendilerine kötülük edip israf eden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz! Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar, çünkü O bağışlayandır, merhametlidir."

Ne yazık ki bâzı kimseler günahlarının çokluğunu, hatalarının büyüklüğünü düşünürler, tevbelerinin kabul olmayacağını, bir daha dönüş yapamayacaklarını zannederler. Bunları felâkete atan daha çok ümitsizlikleridir. Halbuki şirk ve küfürden başka Allah'ın affetmeyeceği günah, kabul etmeyeceği tevbe yoktur. Yeter ki günahkârlar samimî bir tevbe etsinler.

Sevgili Peygamberimiz ( sav) emrediyor: "Ey insanlar! Allah'a tevbe ediniz! Zira ben günde O'na yüz kere tevbe ederim!"

Tam bir ihlâsla tevbe eden kulun daha önceden işlediği günahları da lütf-u İlahî ile sevaplara inkılâp eder.

Şunu da unutmayalım ki: Bütün hayatı isyan ve günah içinde geçen, "Sonra tevbe ederim!" düşüncesiyle tevbeyi geciktiren kimselerin ebedî hayadan tehlikededir.

Kur'ân'a kulak verelim: "Allah kötülüğü bilmeyerek işleyip de hemen tevbe edenlerin tevbesini kabul etmeyi taahhüt etmiştir. Allah işte onların tevbesini kabul eder. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir. Kötülükleri işleyip dururken ölüm kendisine geldiği zaman, 'Şimdi tevbe ettim!' diyenlerle kâfir olarak ölenlerin tevbeleri makbul değildir. İşte onlara acıklı azap hazırlamışızdır."

Tevbe etmekte acele davranıp şöyle yalvarırım: "Yâ Rab! Kusurumuzu affet, bizi kendine kul kabul et! Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl! Âmin!" diyelim, Rabbimizin sonsuz rahmetine sığınalım. O'nun rahmeti gazabından çoktur.


İstiğfar her derde devadır


Sual: Çeşitli dünyevi sıkıntılarımızdan kurtulmak için nasıl dua etmelidir?
Cevap: Allahü teâlânın âdeti şöyledir ki, her şeyi sebeple yaratır. Bir şeye kavuşmak için bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapmak lazımdır. Her şeyin yaratılmasında müşterek olan manevi sebep, sadaka vermek, yetmiş kere ( Estagfirullah min külli mâ kerihallah) duasını okumaktır. Bu iki manevi sebep, maddi sebepleri bulmaya da yardım eder. ( Seadet-i Ebediyye s.652)

Kalbi temizlemek, dünyada ve âhırette saadete kavuşmak, dertlerden, belalardan, hastalıktan, düşman şerrinden, büyü ve cin çarpmasından kurtulmak, nimetlere kavuşmak için her Müslümanın her gün kalb ile tövbe etmesi ve bu tövbeyi söylemesi lazımdır. Bunu söylemeye istiğfar denir. Çok istiğfar okumalıdır. İslamiyet’e uyanın duaları muhakkak kabul olur. İstiğfarı ve bütün duaları, manasını düşünmeden, temiz kalb ile söylemezse, yalnız ağız ile söylerse hiç faydası olmaz. İstiğfarı ağız ile üç kere söyleyince temiz kalb ile de söylemeye başlar. Günah işlemekle kararmış olan kalbin söylemesi için, ağız ile çok söylemek lazımdır. Haram lokma yiyenin ve namaz kılmayanın kalbi simsiyah olur. ( Hak Sözün Vesikaları s.125)

Hadis-i şerifte, ( Kıyamette sayfasında çok istiğfar bulunanlara müjdeler olsun) buyuruldu. Muhammed Masum-i Farukî hazretleri, ikinci cildin 80. mektubunda, ( Belalardan, sıkıntılardan kurtulmak için istiğfar okumak çok faydalıdır ve tecrübe edilmiştir. Ölümden başka her dertten kurtarır. Eceli gelenin de ağrısız, sıkıntısız ölümüne yardım eder. Her sıkıntıdan kurtaracağı ve rızkı arttıracağı hadis-i şerifte bildirildi) buyuruyor. İstiğfarı ve duaları abdestli okumak müstehaptır. ( Seadet-i Ebediyye s.65, 110)

Her insana her iyiliği, her rahatlığı gönderen ve her derdi, sıkıntıyı gönderen Allah’tır. Nimet gelince şükretmeli, dert gelince istiğfar ve sabretmelidir. Dertler, nimetin kıymetinin anlaşılmasına sebep olur. İstiğfarın ve sabrın sevabı pek çoktur. Dünyadaki dertler, âhırette çok sevap verilmesine sebep olmaktadır. ( Mektubat Tercümesi s.2)

Ahmed Namıki Cami hazretleri Miftah-ün-necat kitabında buyuruyor ki: Bir kimse tövbe ve istiğfar eder, şartlarını da yaparsa her geçtiği sokak ve her oturduğu yer iftihar eder. Ay, güneş ve yıldızlar, onun için dua eder. Kabri Cennet bahçesi olur. Tövbe kalb ile, istiğfar söylemekle olur. ( Namaz Kitabı s.191)

İstiğfar etmek, ( Estagfirullah min külli mâ kerihallah) veya kısaca ( Estagfirullah) demektir. Bunun manası, ( Yâ Rabbî! Beğenmediğin şeylerden birini yaptım ise beni affet! Yapmadıklarımı yapmaktan da koru!) demektir. ( Herkese Lazım Olan İman s.259)

----------------
Kaynaklar :
Dinimiz islam
islam ve ihsan
Soru sor cevap bul
Sorularla islamiyet
Dinimiz ve islam

israNUR

Bayan-Mod

  • "israNUR" bir kadın

Mesajlar: 1,383

Konum: Avusturya

Meslek: Arbeiter

Hobiler: Müzik,karakalem resim,basteln,film,anime,

  • Özel mesaj gönder

2

Saturday, August 26th 2017, 5:29pm

Teşekkür ederim paylaştığın için ellerine sağlık.

Yer Imleri:

Boardumuzda Neler Var

rasittunca.com - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi