Giriş yapmadınız.

  • Giriş

Sayın ziyaretçi, Raşit Tunca Board sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,369

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

1

Wednesday, July 26th 2017, 9:55pm

Dünya Hayatının Trafik işaretleri - Helaller - Haramlar - Mekruhlar - Yasaklar



Dünya Hayatının Trafik işaretleri - Helaller - Haramlar - Mekruhlar - Yasaklar

Öncelikle Nefis demek Vücut Denilen Araba veya Motoru süren sürücü , şoför Manasindadir. ve Bu Motor ve araba yaptıklarından hesaba çekilcek olduğu için,
onun sanki yabani bir at misali, üstüne binip güzel işler yaptirilabilmesi için, önce terbiyet edilmesi gerekir.Yani sürüş kurallarini ögrenmek gekekir. ve burada islamin şartlari olan namaz ve oruç devreye girer, ve işde oruç ile insan önce nefsine gem vurmayi, yani nefis atina, motoruna gem vurmayi, veyahut arabasinda, nasıl fren sistemini kullanmasi gerektiğini öğrenir. ve oruç ile yemeye helal olan birşeye gem vurulur. daha sonra cima ya gem vurlur, yani frene basmasi öğenilir. ve bunu öğrenince, artik insan islamin haram ve yasak dediği durumlarda, frene basip nefis atinin gemini çekerek onu durdurur. ve nefis kazandiği derece ile makam kazanir ve terbiyet ehli olur. ve işde
Nefs-i Emmare Bissüi Nedir? : denilince istilahi mana ile kötülüğü emreden nefis demekdir. ve kötülük ise nefsin hoşuna giden ( zina kumar çalmak çirpmak fazlaca yemek israf,içki,..) gibi haram ve yasak olan işlerdir. ve bu ameller işlendikce, nefis ati bunlarla beslenen bir at ve araba olur, yani o arabanin benzini, ya iyilikle doludur ve iyilikle hareket edip çalişir, yahut kötülük ile doldudur ve kötülük enerjsi ile çalişir. ve haramlar işlendikce insan, cehennem çukuruna müstehak olur. ve siyah ve kötü enerji, yikici yok edici bir kuvve kazanir. Eğer terbiyet olursa, beyaz ve renkli enerji kazanir. ve renklerine göre de onun kuvvesi belli olur. ve her rengin bir melek grubu vardır, ve o rengin haline bürününce, o grubun melekleri ona yardim ederler. Emmare bissüi nefis, petrol mesabesindedir veya carbon elementini temsil eder, veya yanici kömür ve cinsi nevisi, ve en alt seviye ölü nefisdir, artik onun yeniden dirilmesi, mümkün değildir dersek yani, Allah kiyametten sonra, haşrda onu yeniden halkeder ancak, dünyada ise onun carbon haline dönmüş olmasi, tekrar bitki olup yeşeremeyecegini," fedhuli fi ibadi " derecesine varip ve tekrar insan bedenine girip hizmet edeyemeciğni belli eder. amma petrol ve kömür carbon cinsi olup Allah onlari sadece cehennemlik olarak halketmişdir, ve onlar cehennemden çikip kurtulamazlar, sonlari ikisininde yanmakdir. şayet onlardan firavun gibi, sonradan akillanipda iman ettim diyenler olursa, onlar hem zehirli, hem dibe çökücü, hem de dibe çöktürücü olan civa durmunda olurlar. bir üst, ondan daha hafif, ve dünyamizin üst kismlarinda hayat bulan madenler ve yani mesela demir gibi, veya bakir ve benzeri agir metaller halindedir. ve insan, nefis atina gem vurmasini ögrenip, ve dur denilen trafikde, durup. bekle denilen yerde. bekleyip. geç denilen yerdede, durmadan hemen geçer ise, yani ayni trafik kurallari gibi, nefsin de kurallari vardır, ve islamin emirlerine harfiyle uyan kimsenin, nefis ati , kaza yapip ölmez, yahut yaralanmaz, yahut şarampola yuvarlanmaz velhasil kelam.

Nefs-i Levvame Nedir? , Pişman Olan Nefis Nedir?
ikinci Nefis makami Nefsi Levvame olup, levmedici nefis yani, yaptiği bir yalnişin ardina, kendini levmedip „tüüüh keşke yapmasaydim, yalniş birşey yaptim ben“ diyebilen nefis derecesidir.
Bu dereceye ulaşan nefisin, vicdan melekesi çalişir haldedir ve vicdan denen meleke ona hep yalnişlarinin ziddi olan iyi ile, yaptiği fiili mukayese etmesini sağlar, ve bu yalniş, bu doğru diye bir kiyas yapma halini kazanir. Ve yalnişlar: Amma Allahin kitabinda bildirilen haram ve yasaklar olsun, amma bulunduğu toplumun kurallari olsun, bu kurallara uymamak hepsi yalniş şeylerdir. Ve şeriat sadece islamin bildirdiği kurallar olmayip, insanliğin hayri için olan kurallarda buna girer. Ve bir toplumun kerih gördüğü şeylerde bu kurallardandir, hak gözlüğü ile bakinca, şeriata aykiri olmayan hususlardada, onlara uymak, şeriata uymakdir. Hal böyle olunca trafik kurallari, her ne kadar kuranda geçmesede, ehliyet alcak olana, önce kurallar ögretilir: ilk baştda durmak ve geçmek vardır, ve birde beklemek, en basit kurallar. Ondan sonra stop levhasi gelir, illa durulmasi gereken yer, yani ister gelen, olsun ister gelen olmasın, buraya varınca durmak mecburdur demek. Yani cümle sonuna nokta koyma kurali gibi. Işde levmedici nefsin vicdan melekeleri çalişir, ve insan vicdaninin sesini duyabilcek safiyete ulaşinca, yani sağdaki meleğin sesini duyar hale gelince, belki herzman doğru olanlari yapamaz amma, işde en azindan yalniş yaptiğini bilir ve özür dilemesi gerektiğini bilir. Her ne kadar, bir adami dövdükten sonra özür dilerim demek, ne abes işsede, o adama“ ben kendimde değildim, bilmeden oldu, kendimi kaybettim, şuurumu kaybetmişim, o yüzden bunu yaptim“ derse cezasinda hafifletici sebeblerden dolayi düşme olur yani. ve işde Hz Adem olmanin ilk basamaği, yalniş yapan, Hz Adem ile Havva en aşağiya dünyaya indirilince „Esteuzuibillah legad halaknel insane fi ahseni takvim.Sümme redednahü esfele safilin.“ Ayetinin hükmü gereği dünyaya indirilen Hz Adem ve Havva, dünyada yaptıklarından pişman oldular. cünkü cennetde herşey hazir, ellerinin ayaklarinin önündeyken, dünyada ise, yemek için gayret, icmek için gayret, giymek için gayret etmeleri gerektiğini anladilarki, biz yalniş yapmişiz, ve kolaylik yerine zorluğu seçmişiz deyip ve pişman olup tövbe ettiler. Ve hata yapınca başa gelen belanin birisi olan, birde eşinden ayri düşme belasi üzerlerinden kalkdi, ve arafat denilen dağda buluştular. Ağlayip Tövbe edip Yaradandan özür dilediler. Amma artik dönülmeyen yola girilmişdi, artik o cennete tekrar ulaşmak için, bütün katlari geçmek gerekiyordu, ve aklari karasindan seçmek gerekiyordu. Ve böylece insanoğlu vicdanin sesini duyunca adem ve havva olur yani insan olur, şeytan ve ordusu olmakdan kurtulur.cehhennem ehli olmakdan kurtulur.Ve bu dereceyi kaybetmek ve emmare nefis derecesine yeniden düşmek tehlikesi vardır. ne zaman vicdanin sesi duyulmaz oldu, kalp karardi ve ince sesleri, yani meleklerin seslerini işitmez oldu, o zaman yine „emmare bissüi nefs“e düşdü demekdir. Yani Yaptiği hatadan dönmiyen tövbe etmiyen hatasindan pişman olmiyan nefs, meleklerihin ve vicdaninin sesini duyamayan nefis derecesine.

Nefs-i Mülhime Nedir? , Hatalarindan Ders Alan Nefis Nedir?
Yani kendisine ilham gelen nefis, Nefsi Mülhime.


Mürid yani hak yoluna giren salik sofi , artik levvame nefisden de öteye geçip, eğer o yaptiği hatalardan ders alip, levmettiği bir fiili ikinci defa yapmak durmunda kaldiğinda, önceki yaptiği hatadan ders alipda, o hatayi yapmaz ise, artik mülhime makamina çikmiş olur. Ve artik bu makamdaki bir nefis, vicdan meleklerinin komutani olan, bir üst melekler grubunun sesini duymaya başlar. Ve ona, hep yapcaği her fiilde amelinde, hatalarindan dolayi almiş oldugu yaralari gösterip, bak bunu yapmazsan, bu yarayi almazsin diye tenbih ederler. Ve hal böyle olunca mesela haramlar bellidir amma, haram veya mekruh veya helal oldugu belli olmayan şüheli olan bir fiil yapildiğinda, veya yemesi harammi helalmi oldugu şüpheli olan bir yiyecegi yiyince, o gün namazlar ağir gelmeye başlar.ve vücuda kafir asker girince, derki ona” yatsiyi kilmada yat, sabahi kalkinca kilarsin” diye tenbih eder. ve derki o vicdanin komutani olan melek bak bu şüpheliyi yedin, ve o yüzden senin icndeki melekler ordusunun, namaz kilacak takadi kalmadi, ve sana yatsiyi kilmadan yat derler, sabah kalkma derler. ve sen birdaha bu şüheli şeyden uzak durursan, bu duruma düşmezsin derler. ve o salikde onlarin sözünü dinler, ve o şüpheli olan şeyden, veya amelden, veya fiilden uzak olurlarsa, artik mülhime onda karar kilar, ve dahada yukarı yükselir hale gelir. Artik O Mürid yani sofi , o müridi terbiyet ve irşad eden zaatin, Allahin ve meleklerinin ve hizirin yardimi ile oluşturduğu bazı imtihan meviklerine sevkedilir. Bunun misali de: biz elektrik teknisyenliği okurken öğretmen imtihan etmek için, bir elektrik aksami yani, mesela sps sistemi veya, bir elektrik aksami dogru şekilde baglanilir. ve öğreten hoca gelir , ve sen dişari çikarsin veyahut sana göstermeden, o aksamin gidişatini değiştirir, ve mesela bir kabloyu yalniş takar, veya bir kabloyu tamamen cikarir, veya bir rele açik olcaksa kapali hale geitirir, gibi bir bilerek yapilan bağlanti hatasi oluşturur. ve ögretilen ögrenci daha sonra bu hatayi arayip bulmak ile imtihan olur. İşde şeyh de müridine , veyahut bir şeyhe bagli olmayan fakat hak yolsucusu olan birine işde HIZIR aleyshisselamin oluşturduğu, bilerek yapilan aksam değişikligi ile imtihan edilir. Ve eğer o salik ve mürid, o aksamin doğrusunu, önceki yaptiği hatadan ders alipda biliyor idiyse, o zaman o hatayi bilir, ve o imtihandan hataya düşmeden kurtulur, veya hata yerine doğrusunu yaparak hatasiz çikar. Eğer hatalardindan ders almasini bilmiyorsa, geçmişini gözden geçiremiyor ise, Peygamberin “ölmeden önce kendinizi hesaba çekin” hadisini anlayip yaşamiyorsa, ve vicdaninin komutani olan melekerin sesini duymaz olduysa bu sefer tekrar levvame nefise, aşaği düşer.


Nefs-i Mutmainne Nedir? , Tam Teslimiyet ile iman Eden Nefis Nedir? Deyince

Mürid hak yolcusu salik, eğer mülhimeden dahada ileriye geçebilirse, artik ilhamdan öteye geçen nefis, artik hücreleri ve atomlari ile, yani melekler ile devamli kontakt halindedir. Ve artik atomlarin nedensiz niçinsiz Allahin emrine itaat halinde olduklarini anlayinca, yani bir ordunun askerleri, ona emredileni yapmakla sorumlu olduklari gibi, komutan hücüm diyorsa hücüm, bekle diyorsa bekle, onlar sadece sürücü kuvvetin emrindeki meleker ordusudur. ve örnegin bir gözlük, onun sahibi onu taktiği müddetçe, numarasi oldugu derece ile göze yardimci olmakla sorumludur, onun, bunun ilerisine geçme veya, gerisine kalma yetkisi yok. bir adim ileride atamaz bir adim geridede kalamaz. İnsanda melekliği öğrenince, onun için artik cennet ümidi, cehennem korkusu bitmişdir . dilerse Allah cennetine koyar, dilerse cehennemine, önemli olan onun rizasidir. Yani emre itat etmek mühim olandir. emre itaat ettikden sonra, onun sahibi onu istediği heryerde kullanabilir. ve Allah adildir ki elbet gözüne takilcak gözlüğü afedesin götünde kiçda tuvalet kağidi olarak kullanmaz, ve gerektiği yerde kullanır. Amma olurki sen gözlük isen gözlüğü silah olarak kullanır, olurda şifa olarak kullanır olurda süs için kullanır velhasil kelam. ve gözlük gibi olan için, şayet bir kolu kirilsa ve kolumun birini kirdida neden kirdi? niçin kirdi olamaz ? kirildi ise kirilmişdir ve mehdi dahi bir kolu yerinden çikikdir, ve nedensizdir onun nedenini hak Teala bilir.
Umumi sebebleri ve külli sebebler olarak sebebleri vardır. Sebebi kül hak ilmindedir. insanlar ise düşdüm burkuldu gibi sebeblerin bilir. düşdüm amma neden kirildi? amma neden onu Allah bilir. yani nedensiz niçinsiz imana mutmain iman denilir. yani Rabbine tam teslimiyet ile teslim olmuş ölü yikaciyinin elindeki ölü gibi, neyanna çevirirse oyanna döner, itiraz edebilcek bir cani olmayan, ruh halindeki insan yani.


İslam’da Yapılması Yasak Şeyler

Ferdlerin ve cemiyetlerin selâmetine, selâmet ve mutluluğuna aykırı olan şeyler, İslâm dininde yasaktır, haramdır. Bunların yapılması, hem dünyaca, hem de âhiretçe sorumluluğu gerektirir. Bunlara: “Günah, masiyet, ism” denir.

Günah olan şeyleri bizzat yapmak caiz olmadığı gibi, o gibi şeylere razı olmak ve bir zorlama olmadıkça yardım etmek de caiz değildir. Misal: Bir kimse, bir eşya çalamaz, bu haramdır, cezayı gerektirir. Bir kimse bir şeyin çalınmasına razı da olamaz, ona yardım da edemez. Bu da haramdır, yasaktır.

Günah olan şeylere razı olmak veya yardım etmek, yerine göre ya haram, ya da mekruh olur. Bu, dinde bir esastır. Bunun üzerine çeşitli binlerce mesele bina edilebilir.

Misal: Bir kimse, herhangi bir haksızlığı geçerli kılmak için bir kimseden bir mal alamaz. Bu rüşvettir, haramdır. Onun için bir haksızlığı geçerli kılmak için bir insan bir mal veremez ve böyle bir malın verilmesine aracı da olamaz. Bunlar da haramdır, yasaktır. Çünkü böyle alınması yasak olan birşeyin, verilmesi de, verilmesine aracı olunması da haramdır, yasaktır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: “Yüce Allah rüşvet alana da, rüşvet verene de, bunların arasında rüşvete aracı olana da lânet etsin.”

Bir kimse, murisinin ( miras bırakanının) gayr-i meşru bir sebeble elde etmiş olduğu malından veraset hissesi almamalıdır, iyi olan budur. Bu bir takva ve zühd faziletidir. Böyle bir hisseyi almak, helal olmayan bir harekete razı olmak demektir.

Bunun için insan helal olan hisse ile yetinmeli. O malın asıl sahibi biliniyorsa, ona geri verilmelidir. Bilinmiyorsa, fakirlere sadaka olarak dağıtılmalıdır. Çünkü böyle kötü bir maldan kurtulmanın çaresi, sahibine çevrilme imkânı olmayınca, sadaka olarak vermektir.

Alacağı bir gıda maddesini haram hale getireceği veya alacağı genç bir köleye fena muamelede bulunacağı veya satın alacağı silâhı kötülükte kullanacâğı anlaşılan bir kimseye bunları satmamalıdır. Bu satış tenzihen mekruh olur.

Yenilip İçilmesi Helal Olan ve Olmayan Şeyler

Eşyada yenip içilme bakımından asıl olan mübah olmaktır. Bütün eşya, aslında insanların yararlanmaları, için yaratılmıştır. Onun için aslında temiz olan, akla ve sağlığa zararlı olmayan bir kısım hayvan etleri ve buğday, arpa, pirinç gibi ürünler, sebzeler, meyveler ve sıvılar helaldır. Bunlar yenip içilebilir.

Fakat bazı şeyleri yeyip içmek, insanlara zararlı, hikmet ve ihtiyaca aykırı olduğu için İslâm dininde haramdır:

Hayvanlardan yaratılış gereği iğrenç olanların, dişleri veya tırnakları ile kendilerini savunup başkalarına saldıranların etleri haramdır. ( Eti Yenen ve Yenmeyen Hayvanlar bölümüne bakılsın.)

Bitkilerden insanı öldüren veya aklını gideren, vücudu zehirleyen veya herhangi bir şekilde sağlığa zararlı olan şeyleri yemek haramdır.

Misal: Afyon, haşhaş, penç gibi sarhoşluk veren ve aklı bozan şeyleri yemek caiz değildir. Bunlardan sarhoş olanlar için, İslâm ahkâmına göre, tazir cezası gerekir. Tazir ise, yetkili hakim tarafından uygulanacak hapis, döğme, azarlama ve uyarı gibi cezalardır.

Sıvılardan bedene zararlı olan, insana sarhoşluk veren şeyleri içmek haramdır. Çünkü sarhoşluk veren bir sıvının azı da, çoğu da müçtehidlerin çoğunluğuna göre haramdır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur.

“Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır.”

Bu gibi sıvıların içilmesindeki zararlar, herkes tarafından bilinmektedir. Bu içkilerin cemiyet bünyesinde açtığı yaralar çok acıdır. Bunların âhiretteki sorumlulukları ise çok daha büyüktür. Hele hamr ( şarab) denilen içkinin bir damlasını bile içmek ittifakla haram olup dinde had denilen cezayı gerektirir.

Sonuç

Bu pek zararlı olan şeylerden kaçınmalıdır. Bunlardan kaçınmak, gerek ferdler, gerekse cemiyet için selâmettir.

Temiz olan içilecek bir sıvı, bedene zarar verecek bir hale gelmedikçe bozulması ile haram olmaz. Fakat etler kokunca yenmesi haram olur. Süt, tereyağı, zeytinyağı kokmakla haram olmaz. Yiyeceklere gelince, bunlar bozulur da keskinleşirse temizliklerini yitirir. Onun için yenmeleri haram olur;

Hamamların ve benzeri yerlerin pis sularını sebze bahçelerine akıtmak mekruhtur. Fakat bu gibi pis sularla sulanan bostanların sebzelerini yemek haram değildir. Birçok alimlere göre, mekruh da değildir.

İnsan pisliğini satmak mekruhtur; fakat başka maddelerle karıştırılmış olan pislikleri ve herhangi bir hayvan gübresini satmak mekruh değildir.

Pâk olmayan, kokmuş et gibi şeyleri yiyebilecek olan hayvanlara yedirmek caiz değildir.

İçine temiz olmayan bir şey düşen veya akıtılan belli bir ölçüdeki sıvı temizliğini kaybederek içilmesi haram olur. Belli bir ölçünün üstünde bulunan geniş havuzlarda da, içine düşen pisliğin kad, koku ve renginden biri kendini gösterirse yine temiz olmaktan çıkar. Artık içilmesi haram olur. ( İkinci Kitaba bakılsın.)

Yukarıda haram oldukları yazılan şeyler zatları bakımından haram ( haram liaynihi)dir. Bir de başka bir sebeble haram olan ( haram ligayrihi) şeyler vardır ki, onlar da başkalarına ait olan mallardır. Şöyle ki: Başkasının malını rızası olmaksızın haksız yere almak haramdır. Aksi halde mal hürriyeti kalmaz, insanların mülkiyet ve tasarruf haklarına sahib olarak cemiyette yaşanmaz.

Bir baba, muhtaç olmadıkça, yaratılışta kötü davranışlı olan evlâdının malını kendi kendine yiyemez. Fakat bir ihtiyaç bulunmasa bile, iyi olan evladının malını alıp yiyebilir.

Bir hadisi-i şerifde buyurulmuştur:

“Sen de, senin malın da babanındır.”

Tedavi için temiz olan ilâçları yiyip içmek ve kullanmak caizdir. Çünkü Peygamber efendimiz buyurmuştur.

“Ey Allah´ın kulları! Tedavî olunuz; çünkü Yüce Allah yarattığı her hastalık için bir deva ( ilaç) yaratmıştır. Yalnız bir tane müstesnadır ki, o da ihtiyarlıktır.”

Onun için birçok hastalıklar tedavi sebebiyle giderilir. Allah´ın düzeni böyle devam edegelmiştir. Bununla beraber şifayı ilâçtan değil, yüce Allah´dan bilmelidir.

Helal ve temiz olmayan şeylerle tedavide bulunmak esas olarak caiz değildir. Ancak bazı fıkıh alimlerine göre, başka bir ilâç bulunmayınca, müslüman ve ehliyet sahibi bir doktorun göstereceği lüzum üzerine caiz olabilir. Şöyle ki:

Bir hastalığın veya bir hastalığa sürükleyecek bir halsizliğin tedavisi için mübah ( helal) bir ilâç bulunmazsa böyle bir doktorun “şifa ümidi vardır” diye tavsiyesi üzerine, aslında haram olan bir şeyle zaruret miktarı tedavi caiz olur.

Fakat yalnız görünüşte yararı olan semizleme gibi bir şey için böyle bir ilâcı kullanmak caiz değildir. Bunda tedavi mahiyeti yoktur. Onun için bunun haram olduğunda ittifak vardır.

Görülen lüzum üzerine, bir organında ameliyat yapılacak olan bir kimseye, aklını giderecek temiz bir ilâç içirilmesinde bir sakınca görükmemektedir.

Yiyip İçme Miktarı ve Bunların Edebleri

Ölmeyecek kadar yiyip içmek farzdır. Çünkü böyle bir yemekle insan oruç tutmaya ve ayakta namaz kılmaya güç kazanabilir. Öyle ki, insan canını helâk olmaktan kurtaramayacak kadar helal bir şey bulamazsa, haram olan bir şeyden ölmeyecek kadar yiyebilir. Yine, boğazında kalan bir lokmayı gidermek için başka bir su bulamayınca, yeteri kadar haram bir içkiden içebilir. Fakat fazlasını yiyip içemez. Çünkü zaruretler, kendi miktarlarına göre değerlendirilir.

Bir insan kuvvetlenmek ve kuvvetini artırmak için doyuncaya kadar yiyip içebilir, bu mübahtır. Bundan daha çok yiyip içme ise haramdır. Bunun ölçüsü, mideyi bozacağına üstün kanaat hasıl; olacağı miktardır. Bununla beraber ikram için veya ertesi gün tutacağı oruca kuvvet kazanmak için biraz fazla yiyip içmekte bir sakınca yoktur.

Misafir için veya her birinden bir miktar yemek suretiyle ihtiyaca yetecek şekilde gıda alabilmek için, sofrada çeşitli yemek bulunmasında bir sakınca yoktur. Bununla beraber gereğinden fazlası israf sayılacağından uygun olmaz.

Sofrada çeşitli yemişlerin bulunmasında da bir sakınca yoktur. Fakat yapılmaması daha iyidir. Fazla çeşitli şeyler mideyi bozabilir.

Sonuç

Mübah olan şeyleri bir gerek olmaksızın çoğaltmak da israf sayılır, bundan kaçınılmalıdır. Sofra üzerinde gereğinden fazla ekmek bulundurmak da böyledir.

Ayakta su içilmemesi daha iyidir. Fakat yürürken su içilmesi zararlı olduğundan uygun olmaz. Suyu bir nefeste içmek sağlık bakımından zararlı görülmektedir.

Farz olan ibadetleri yapamayacak şekilde yiyip içmeyi azaltıp riyazette bulunmak caiz değildir. Fakat orta bir şekilde yapılacak bir riyazet mübahtır.

Yiyip içmenin edeblerine gelince: Yemekten önce ve sonra eller yıkanmalıdır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: “Yemekten önce el yıkamak bir hasenedir. Yemekten sonra ise iki hasenedir, iki kat sevabdır.”

Cünüb olan erkekler ve kadınlar için, ellerini ve ağızlarını yıkamadan yiyip içmek mekruhtur. Adet görmekte olan kadınların da yemekten önce ellerini ve ağızlarını yıkamaları iyidir.

Yemeklerin başinda “Besmele” okumalı, sonunda da “Elhamdülillâh” demelidir. Bu nimeti bize veren, bu nimetten yararlanma kuvvetini bize ihsan eden merhameti geniş ve ikramı bol olan Allah´ımıza bu sebeble hamd ederek şükretmelidir. Yemeğin başında Besmele unutulursa, hatırlanınca “Bismillâhi alâ evvelihi ve ahirihi” denilmelidir.

Yemeğe başlarken, Besmeleyi sofra başında bulunanların işitebileceği şekilde okumalıdir. Bu bir uyarma ve hatırlatma olur. Fakat yemek sonunda işitilecek bir sesle “Elhamdülillâh” denilmesi uygun değildir. Ancak sofradakilerin hepsi yemeklerini tamamlamış ise söylenir.

Yemeklere az bir tuzla başlamak ve tuz ile tamamlamak yararlıdır, sünnettir. Ekmek parçalarına hürmet etmeli, bunların üzerine bir eşya koymamalı, bunlara parmakları, ağzı ve bıçakları silip atmamalıdır. Yemekler pek sıcak olarak yenmemelidir. Yemekler koklanmamalı, yemeklere ve sulara üflenmemelidir. Bunları yapmak edebe aykırıdır.

Yemek yerken konuşulmaması mekruhtur. Yemek yerken iyi kimselerin hallerini anlatmalıdır. Güzel bir şekilde konuşmalıdır. Hele misafirlerin yanında ev sahibinin susması hiç doğru değildir. Ev sahibi misafirlerin yanından ayrılmamalı, bizzat onlara hizmet gayretinde bulunmalı ve hizmetçisini misafirlerin yanında azarlamamalıdır. Yemek arasında israr etmeksizin “buyurunuz” demekle yetinmelidir. Böyle davranmak müstahabdır.

Ev sahibi, misafirlerine ağırlık verecek olan kimseleri, misafirlerle beraber bulundurmamalıdır. Misafirler de, ev sahibinin rızası bilinmedikçe başkalarını beraberlerinde davete getirmemelidirler. Ziyafetten sonra ev sahibinden izin istemeden ve “Allah´a ısmarladık, Allah´a emanet olunuz” gibi sözler söylemeden çıkıp gitmemelidirler.

Giyilmesi ve Kullanılması Gerekli ve Caiz Olup Olmayan Şeyler

Her müslüman için avret yerlerini örtecek şekilde sıcaktan ve soğuktan korunacak kadar elbise giymek farzdır. Bu elbiselerin etekleri, erkeklerde bacakların yarısına kadar, kadınlarda ayaklarının yüzlerine kadar uzamalı, kollar da parmak uçlarına kadar uzun bulunmalıdır.

Erkeklerin elbisesi kırmızı veya sarı olmamalı, siyah veya beyaz renkte olmalıdır. Bu renkler müstahabdır. Yeşil renk de sünnete uygundur.

Elbise ne çok yüksek, ne de çok bayağı olmalı, orta derecede bulunmalıdır. Çünkü her şeyin hayırlısı orta halde olanıdır. Bununla beraber Yüce Allah´ın verdiği nimeti gösterip şükretmek için süs olarak yeterinden fazla elbise edinmek müstahabdır. Peygamber Efendimiz buyurmuştur:

“Allah sana ihsan edip nimet verdiği gibi, sen de nefsine ikramda bulun.”

Diğer bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:

“Şüphe yok ki Yüce Allah nimetinin eserini kulunun üzerinde görmeyi sever.”

Cuma ve bayram günlerinde, toplantılarda iyi ve güzel elbise giymek mübahtır. Fakat böyle elbiselerle daima bezenip durmak uygun değildir. Bu bir gurur eseri olur ve çok kere muhtaç durumda olanların kinini çeker. Böbürlenmek ve büyüklenmek için elbise giymek ise mekruhtur.

Büyüklenmek maksadı ile yapılan her şey mekruhtur. İnsaniyete yakışmaz. Onun için başkalarına karşı böbürlenmek ve zorba kılığına girmek maksadı ile pek kıymetli elbiseler giyilmesi ve pek yüksek binalar yaptırılması mekruhtur. Hele böyle bir davranış israf derecesine varırsa harama dönmüş olur. Aklı kemal üzere olan kimse, yalnız gururlanmak için ve yalnız gösteriş için israfa düşmez. Parasını boş şeylere harcayarak tutuma ve tedbire aykırı hareket etmez. Başkalarına kötü örnek olacak şekilde, cemiyet hayatında gedikler açılmasına sebebiyet vermez.

Fakirlerin veya geçimleri orta halde olanların büyük zenginleri taklid ederek israfa düşmeleri caiz degildir. Bu çok acınacak bir haldir. Bir zengin için giyilmesi mübah olan bir elbise, bir fakir için mekruhtur, hatta haram olabilir. Herkes haline ve servetine göre hareket etmeli, takdire rıza göstermelidir. Din ölçüleri içinde hayatını düzenlemeye çalışmalıdır.

İpek kumaşlardan elbise giymek kadinlar için caizdir; erkekler için caiz degildir. Beden ile elbise arasında bir engel bulunsun veya bulunmasın eşittir. Fakat yalniz uzatma iplikleri ipek olan veya üzerinde dört parmak eninde ipek işlemeler, saçaklar ve kenarlar bulunan kumaşlardan elbise giymek erkekler için de caizdir. Bir de erkeklerin savaş halinde ipekli elbise giymeleri, iki İmama göre caizdir. Bu gibi elbiseler mücahidleri düşmana karşı heybetli gösterir ve kiliç darbelerine karşı dayanikli bulunur.

Erkekler için ipek kumaşlar ve ipek takkeler mekruhtur. Erkek çocuklara da, ipekli ve altın sirmali kumaşlar giydirmek kerahetten kurtulmaz. Fakat bir erkek ağrıyan gözüne ipekli bir mendil bağlayabilir, bunda bir sakınca yoktur.

İpekli eşyadan başka bir şekilde yararlanılabilir. İbrişimden dokunmuş bir seccade üzerine namaz kılınabilir, bunda bir kerahet yoktur. Yine evin iç kısmını ipekli kumaşlarla süslemek de caizdir. Fakat bunlar bir övünme için olmamalıdır.

Yüzleri ipek kumaştan yapılan minderler üzerine oturmak ve böyle yataklarda yatmak da İmam Azam´a göre helaldir.

Üzerinde “Maşallah” veya “Elhamdülillâh” gibi bir yazı işlenmiş bir seccadeyi veya herhangi bir döşemeyi yere sermek mekruhtur. Yazıların araları açılmış ve bazı harflerin üzerine örgü örülmüş olsa bile fark etmez, keraheti vardır. Çünkü tek başına yazılan harflere de saygı göstermek gerekir. Harflerdeki bitişikliği kaldırmak keraheti gidermez.

Altin-gümüş ve diğer mücevherat ile kadınların süslenmeleri caizdir. Erkekler ancak süs maksadı olmaksizin gümüşten halkalı mühür kullanabilirler. Süs için olsa bile, gümüşlü kemer, altın yaldızlı ve işlemeli kılıç kullanabilirler. Fakat altından, demirden, tunçtan, şişeden ve taştan halkalı mühür kullanamazlar; bu haramdir.

Mühürde kaşa değil, halkaya itibar edilir. Mühürün kaşı taştan akikden, yakuttan ve diğer şeylerden olabilir. Ancak ihtiyaç olmadıkça mühür kullanılmaması daha iyidir.

Yalnız süs maksadi ile evlerde altın ve gümüş kaplar, tabla ve benzeri şeyler bulundurmak caizdir. Fakat altın ve gümüş kaplardan yemek yenmesi, su içilmesi, yağlanılması ve koku sürünülmesi hem erkeklere, hem de kadınlara mekruhtur. Gümüş veya altın çatal-kaşıkla yemek yenmesi de böyledir. Gümüş veya altın kalem veya hokka kullanmak da kerahetten boş değildir. Ancak altın veya gümüş bir kap içinde bulunan bir yiyeceği başka bir kaba aktararak sonra yemek, içmek ve kullanmakta bir kerahet yoktur.

Yine gümüşle süslenmiş kaplardan su içilmesi de mekruh değildir. Yeter ki gümüşlü tarafı ağza alınmasın.

Kalaylanmamış bakır ve tunç kaplardan yemek yenmesi mekruhtur. En iyi olan porselen cinsi kaplardır. Şişeden, billurdan ve akîkden yapılmış kapların kullanılmasında bir kerahet yoktur. Bunların temizlenmesi kolaydır. Bunlar, sağlık yönünden madenî kaplardan daha iyidirler.

Sallanan bir dişi gümüş bir tel ile baglamak caizdir. Fakat altın bir tel ile bağlamak, İmam Azam´a göre caiz değildir. İmam Muhammed´e göre, her ikisi ile de bağlamak caizdir, bunda bir kerahet yoktur. Bir rivayete göre, İmam Ebû Yusuf´un içtihadı da böyledir

Yine, çıkan bir dişi yerine koyarak gümüş veya altın bir tel ile bağlamak, İmam Azam´dan bir rivayete göre mekruhtur; çünkü bu diş ölünün dişi hükmündedir. Bunun yerine besmele ile boğazlanmış bir koyunun dişi gümüş bir tel ile bağlanabilir. Bunun yerine gümüşten bir diş de edinilebilir.

Fakat İmam Ebû Yusuf´a göre, çıkan bir dişi yerine koyarak gümüş veya altın bir tel ile bağlamakta veya onun yerine gümüşten bir diş edinilmesinde bir sakınca yoktur. Çıkan bir dişin yerine konulmasına İmam Azam´ında katıldığı, İmam Ebû Yusuf´dan rivayet edilmiştir. İmam Muhammed´e göre ise, çıkan dişin yerine gümüşten de, altından da diş konulabilir.

Düşmüş veya kesilmiş bir burun yerine altından burun yapılabilir. Fena kokacağı için gümüşten yapılmaz.

Nazar değmesin diye, çocukların elbisesine boncuk işlenmesi ve nazarlıklar takılması caiz değildir. Bunlar cahiliyet devrine ait âdetlerdir.

Fakat ekin tarlalarında ve bostanlarda birer değnek üzerine hayvan kafası takılmasında bir sakınca yoktur. Bunlar hem birer korkuluktur, bazı zararlı kuş ve hayvanların buralara sokulmasına engel olur, hem de göz değmemesine sebeb olabilir. Çünkü göz değmesi, çok kez olagelen bir afettir. İnsana da, hayvana da, mala da değebilir. Onun için tarlaya ve bostana bakacak kimselerin gözleri, önce bu yüksek korkuluklara değer. Artık ondan sonra ekin ve diğer şeylere dokunmasında bir zarar kalmayabilir.

Nazardan ( göz değmesinden) Yüce Allah´a sığınmalıdır. Peygamber Efendimiz ( sallallahü aieyhi ve sellem) buyurmuştur: “Bir kimsenin kendisinin veya kardeşinin bir şeyi hoşuna giderse, bereketle ona dua etsin çünkü göz değmesi hakdır.”

Bereketle dua ise şöyle yapılır;

“Şekil verenlerin en güzeli olan Allah ne yücedir! Allah´ım, buna bereket ver.”

Bizlerce: “Maşaallah Tebarekallah” denilmesi âdet olmuştur.

Bir hadis-i şerifde de: “Her kim hoşuna giden bir şeyi görünce, “Maşaallah lâ kuvvete illâ billâh” derse, ona göz zarar vermez,” diye buyurulmuştur.


----------------------

Haram ve yasak olan seyler


Muhterem Müslümanlar!

Rabbimiz dinimize, bedenimize ve edebimize zarar verecek işler­den bizi nehyetmiştir. Yasak olan işlerde dünyamız ve âhiretimiz için birtakım zararlar bulunmaktadır. Bunlar; açıklanmış olsun veya olmasın, bizim aklımız kavrasın veya anlamamış olsun bir fark yok­tur.

Haram kılınan bu şeyler, çirkin ve zararlı olduğundan dolayı di­nimizce yasaklanmıştır. Bu yasaklara İslâmiyet günah adını vermiş bulunmaktadır.

Günah, Allah'a isyan olması bakımından, büyük bir suçtur. Fa­kat günahlar, kendi aralarında küçük ve büyük olmak üzere bir tas­nife tâbi tutulmuştur.
Hutbemizin başında okuduğum âyet-i kerimede şöyle buyrul-rnaktadır:

«Eğer yasak edildiğiniz büyük ( günah) lardan kaçınırsanız sizin ( Öbür) kabahatlerinizi örteriz ve sizi şerefli bir mevkie ( getirip) so­karız» ( 1).

Büyük günahları şöyle sıralayabiliriz:

Allah'a şirk koşmak:
Şirk; iki cihan felâketine sebep olan, insanı idâm-ı ebedîye sürük-liyen bir suçtur. Allah'ı inkâr eden veya herhangi bir şeyi ona eş tu­tan kimse, ilâhî hapishanenin müebbed mahkûmudur.

Namuslu bir kadına zina iftirasında bulunmak:
Bu suç, hakikaten diğerlerine kıyasla büyük bir fenalıktır. Bu, yuvalar yıkan, yavruların alınlarına kara leke düşüren bir suçtur. Bu iftirayı yapana, Allah mutlaka azab eder.
Mü'min bir şahsı Öldürmek:

Allahü Teâlâ, haksız olarak adam öldürmeyi haram kılmıştır. He­le bir kimseyi mü'min olduğu için öldürmek, insanı küfre ve cehen­nemin feci azabına sürükler.

Harp meydanından firar etmek:
Memlekete düşman saldırdığı zaman; dinini, ırz ve namusunu korumakla vazifeli bir mü'minin harp sahasından kaçması; dinimizin
ve mukaddesatımızın ayaklar altında çiğnenmesine, milletimizin na­mus ve haysiyetinin tecavüze uğramasına yol açar.Yetim malı yemek:


Babasız ve anasız kalmış, kendini ve malını korumaktan âciz bir yavrunun malını haksız olarak yemek, büyük günahlardan biridir.

Mekke-i Mükerreme'nin harem hudutları içinde ve bilhassa Beyt-i Şerifin huzurunda günah işlemek, büyük bir suçtur. Mü'min, kıble-gâhı bulunan Kabe'nin huzurunda, vecd ile ibadet etmelidir. Orada isyana cür'et, cidden büyük bir suçtur.
Allah'ın rahmetinden ümid kesmek:

Bunu ancak imanını kaybedenler yapabilir. Bir mü'min, hiçbir zaman Allah'ın rahmetinden ümit kesemez.
Faiz yemek, yalan yere yemin etmek, domuz eti yemek, içki iç­mek, kumar oynamak, zina etmek önde gelen 'büyük günahlardandır.

Muhterem Müslümanlar!

Sayılan bu günahlardan başka, işlenmesi haram veya mekruh olan birtakım işler daha vardır. Her Müslüman bunlardan da uzak durmak mecburiyetindedir. Zira Allah'ın rızasını kazanmak için onun hoşlanmadığı şeylerden kaçmak icap eder. Bunlar bazı kısımlara ay­rılır. Şöyle ki:

Yenilip İçilmesi memnu olan şeyler:

Ehlî merkep, katır ve at eti; midye, istiridye ve salyangoz yemek, içki içilen sofrada oturmak, altın ve gümüş kaptan yeyip içmek dini­mizce yasaklanmıştır.
Giyilip kuşanılması yasak olan şeyler:

Erkeklerin ipek elbise giymesi, altın yüzük takınması; çocuklara nazar boncuğu takılması ve bundan fayda umulması büyük bir ha­tadır.

Alışverişte yasaklanmış olan şeyler:
Vurgunculuk ve ihtikâr yapmak; hayvanı, hayvan karşılığında veresiye olarak satmak, para ile kan satmak, domuz ve şarap gibi haram maddelerden kazanç temin etmek, mescitte alışveriş yapmak,

Oturup kalkmak bakımından hoş görülmeyen işler:
Kabirlerin üzerine, gölge ile güneş arasına, müsaadelerini alma­dan iki kişinin arasına oturmak, yatsıdan evvel yatıp uyumak ve yat­sı namazından sonra faydasız lâflar konuşmak, mekruhtur.

İki kişinin, yanlarında üçüncü bir kimse varken, gizli olarak ve­ya o şahsın anlamadığı yabancı bir dil ile konuşmaları doğru değildir.

^Kıbleye karşı büyük veya küçük abdeste oturmak,

akar veya dur­gun sulara, meyvesinden veya gölgesinden halkın faydalandığı ağaç altlarına, hayvanların otladıkları mer'alara, karınca yuvalarına hela­ya oturmak; ayakta iken veya rüzgâra karşı abdest bozmak yasak­lanmıştır.
Vücudumuzla ilgili olan mekruhlar:

Peştemalsız olarak hamama girmek, göbekten diz kapağına ka­dar olan kısmı örtmeden denize veya havuza girmek; vücuda barut ile dövme yapmak ve yaptırmak, peruk takmak, ak saçları siyaha boyamak, saç ve sakalındaki beyaz kılları yolmak yasaklanmıştır. Kadınların çok dar ve altını gösterecek kadar ince elbise giymeleri halâl değildir.

tbadet hususunda yapılması mekruh olan şeyler:

Mezara, resme, ateşe ve insana karşı namaz kılmak; güneşin doğması, batması ve zeval vaktinde namaz kılmak; yalnız cuma gü­nü, Nevruz ve Mehricân günlerinde, o günlere, hürmeten, oruç tut­mak; iftar etmeden iki günün orucunu birbirine ulamak, senenin her gününde oruç tutmak dinimizce mekruh sayılmıştır.
Dille yapılması yasaklanmış şeyler:

Gıybet etmek, sövüp saymak, iftira etmek ve insanların arasını bozmak için söz taşımak, ölmüş kimsenin iyiliklerini dile getirerek bağıra çağıra ağlamak, insanlarla istihza etmek, kötü lâkap takmak yasaktır.Elle yapılması yasak olan şeyler:

Herhangi bir canlıya ateşle işkence yapmak, canlı bir hayvanı, hedef olarak dikip ona atış yapmak, harp zamanında düşmanların kadın ve çocuklarını öldürmek, zararı olmadıkça bir canlıyı ve an.

Din kardeşlerim!

insanın hakkıyle Müslüman olabilmesi için kendini günahlardan ve hatalardan koruması gerekir.

Her işlenen günah, insanın kalbini karartır. Her kerahet de Ce-nâb-ı Hakk'ın rızasından uzaklaştırır.

-------------------

İslam'da Helal Olan Şeyler Nelerdir?
Helal Nedir?

Helal meşru manasına gelen bir Arapça kelimedir Allah ( cc) Kuran-ı Keriminde
Müslümanlara ve bütün insanlara helâl olan şeyleri yemelerini emrediyor Bu
mesajı bildiren pekçok ayetin arasında yer alan birkaç ayet meali şöyledir: “Ey
İnsanlar ! Yeryüzünde bulunan gıdaların güzel ve temiz olanlarından yiyin,
şeytanın peşine düşmeyin, zira şeytan sizin apaçık bir düşmanınızdır”
( 2/168 ) “Ey İman edenler! Size verdiğimiz rızıkların iyilerinden yiyin, eğer
siz gerçekten yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız, O’na şükrediniz” ( 2/172) “Allah’ın
size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmiş
bulunduğunuz Allah’tan korkun” ( 5 /88 ) Aşağıdaki gıda maddeleri kesin
Helâldir:

-İnek,koyun deve ve keçi sütü

-Bal

-Balık

-Sarhoşluk vermeyen bitkiler

-Taze veya tabii olarak dondurulmuş meyveler

-Yer fıstığı, antep fıstığı, fındık, ceviz gibi kabuklu ve reçineli meyveler
Buğday, arpa, pirinç, çavdar, yulaf gibi taneli gıdalar Sığır, deve, koyun,
keçi, geyik, tavuk, ördek gibi hayvanların ve av kuşlarının etleri de Helâldir
Ancak İslâmi usule göre kesilmiş olmaları şarttır İslami usulle kesme ise şöyle
yapılmaktadır: Öncelikle hayvanı kesecek olan insan Müslüman olmalıdır ( Ehl-i
Kitab’da olabilir) Hayvan yere yatırılmalıdır Gırtlağı üç ana kan damarının
kesilebilmesi için keskin bir bıçakla yarılmalıdır Hayvanın gırtlağının acı
vermeden kesimi esnasında, kesen şahıs Allah’ın adını zikretmeli veya “Bismillah
Allah-u Ekber” gibi duayı tekrar etmelidir

Haram Nedir?

Haram; gayri meşru, meşru olmayan manasına gelen bir Arapça kelimedir Kuran-ı
Kerim ve Peygamberimiz ( sav) in sünnetinin ışığında fakihlerin Haram
olduklarında ittifak ettikleri maddeler aşağıda çıkarılmıştır:

-Domuz

-Kan

-Et yiyen hayvanlar

-Ölmüş hayvanın parçaları

-İslâmi usulle kesilmemiş, eti helâl hayvanlar

-Sürüngen ve böcekler Şarap, Etil alkol ve İspirto Yukarıda zikredilmiş maddeler
Haramdır ve bütün müslümanlar tarafından kaçınılmalıdır “Ey İnsanlar!
Yeryüzünde temiz ve helâl şeylerden yiyin, şeytana ayak uydurmayın, zira o,
sizin için apaçık bir düşmandır” ( Bakara 168 ) âyet-i kerimesine dikkat
edilirse Cenab-ı Hak bu husuta sadece Müslümanlara değil, bütün insanlara hitab
etmektedir Ayrıca Maide sûresi üçüncü ayetinde de Cenab-ı Zül Celâl hazretleri
iman edenlere şöyle buyurmaktadır: “Leş, kan, domuz eti, Allâh ( cc)’dan
başkası adına kesilenler, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp
yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından yenmiş olanlar ( canları çıkmadan önce
kesmemişseniz) ve dikili taşlar üzerinde boğazlananlar haram’dır” Helâl ve
haram hususunda İslâm’ın temel kaideleri ise şöyledir:

-Helâl eşyanın aslındadır

-Helâl ve haram kılma hakkı yalnız Allah ( cc) ındır

-Helâl’i haramlaştırmak, Allah ( cc) ‘a ortak koşmanın eşidir

-Haram emri, bir şeyin çirkin ve zararlı oluşuna göredir

-Helâl’de, haram’dan kaçınmak için her şey vardır

-Harama götüren herşey haramdır

-Haramı helalleştirmek için hile yapmak haramdır

-Sadece iyi niyet haramı helal yapmaz

-Şüpheli olan herşeyden kaçınmak esasdır

-Haram herkes için haramdır Zaruretler mahzurları mübah kılar Kısaca
özetlersek: Helal olma şartları: Alkol kullanmadan, eti helal ve kesimi İslami
usulle yapılan hayvani veya bitkisel tabanlı katkı maddeleri %100 helal kabul
edilir Haram olma şartları: Yenmesi haram kılınmış veya kesimi İslami usulle
yapılmamış hayvani kaynaklı veya bitkisel olduğu halde alkolle muamele görmüş
maddelerden yapılmış katkı maddeleri %100 haram kabul edilir Şüpheli olma
şartları: Yenmesi haram kılınmış veya İslami usulle kesilip kesilmediği, bitki
kökenli olduğu halde alkolle muamele yapılıp yapılmadığı bilinmeyen katkı
maddeleri de şüpheli kabul edilir

Haram olan işler / Günahlar


Allah’a şirk ( ortak) koşmak,
insan öldürmek,
sihir ( büyü) yapmak,
namazı terk etmek,
zekatı vermemek,
anne-babaya karşı gelmek,
faiz alıp-vermek,
haksızca yetim malını yemek,
Peygamberimiz’e yalan isnad etmek ( Hadis uydurmak),
özürsüz Ramazan orucunu bozmak,
savaş meydanından kaçmak,
zina yapmak,
liderin halkına zulmedip zorbalık yapması,
içki içmek,
büyüklenmek,
kendini beğenmek,
övünmek,
yalan yere şahitlik etmek,
livata yapmak,
iffetli kadınlara iftira atmak,
ganimetten, zekat malından ve devletten para ve mal çalmak,
insanların mallarını haksız yollarla almak,
hırsızlık yapmak,
yol kesmek,
yalan yere yemin etmek,
yalan konuşmak,
intihar etmek,
hâkimin hükmünde haksızlık yapması,
kadınların erkeklere, erkeklerin kadınlara benzemeleri,
hulle yapmak ve yaptırmak,
leş, kan ve domuz eti yemek,
haraç toplamak,
riyakarlık yapmak,
Allah’a ve Resulü’ne ihanet etmek,
ilmi gizleme ve sadece dünya için öğrenme,
yaptığı iyiliği başa kakmak,
kaderi inkar etmek,
insanların duymalarını istemediği şeylerini gizlice dinlemek,
lanet okumak,
devlete karşı çıkmak,
kahin, büyücü ve müneccimi ( falcı) tasdik etmek,
nüşûz ( kadının beyine haksız yere huysuzluk yapması),
akrabalarla ilişkiyi kesmek,
koğuculuk yapmak,
ölenin arkasından bağırıp-çağırıp,
kendini dövmek,
soya-sopa sövmek,
haddi aşma, başkalarının hakkını çiğnemek,
silahlı isyan yapmak ve büyük günahları kabul etmemek,
müslümanlara eziyet ve küfretmek,
evliyaullaha eziyet ve düşmanlık yapmak,
kibrinden elbiseyi yerlerde sürümek ( Elbiseyle gösteriş yapmak),
erkeklerin altın ve ipek giymeleri,
Allah’tan başkası adına kurban kesmek,
sınır ve insanlara yol gösteren levhaların yerini değiştirmek ve sökmek,
sahabelere sövmek,
sapıklığa çağırma veya kötü bir çığır açmak,
herhangi bir kesici aleti kardeşine doğru tutarak korkutmak,
bilerek babasından başkasına baba demek,
uğursuzluğa inanmak,
altın ve gümüş kaptan içmek ( kullanmak),
Haktan saparak münakaşa tarzında tartışmak,
niza yapmak, hizmetçilerine haksızlık edip zulmetmek,
tartıda ve ölçüde haksızlık yapmak,
Allah’ın azabından emin olmak,
Allah’ın rahmetinden ümidini kesmek,
iyilik yapana nankörlük yapmak,
fazla suyu hapsedip kimseye vermemek,
hayvanın yüzünü dağlamak,
kumar oynamak,
Harem ( Mekke) bölgesinde taşkınlık yapmak,
Cuma namazını terk edip tek başına namaz kılmak,
Müslümanları gizlice izlemek ve mahremlerini açığa çıkarmak.


---------------

Dinimizde kötü görülen mekruh olan davranışlar nelerdir?

Mekruh, kelime anlamı olarak hoş olmayan şey demektir. Dini bir terim olarak ise mekruh, haram olmayan ama yinede dinimizce yapılması istenmeyen şeylere denir. Mekruhlar iki kısma ayrılır, tenzihen yani helale yakın olanlar ve tahrimen yani harama yakın olan mekruhlardır. Örneğin sünnetin bir zıddını yapmak mekruhtur. Mesela ikinci rekatta da birinci rekatta okuduğu aynı ayetleri okumak gibi.

Mekruh Olan Bazı Davranışlar

• Islık çalmak, alkış tutmak ve namazda parmaklarını çıtlatmak mekruhtur.
• Semâ’ ederken kendinden geçmiş numarası yaparak giysilerini yırtmak mekruhtur. Gerçekten vecde gelip kendinden geçen için ise hüküm böyle değildir.

• Yürürken bir şey yemek mekruhtur.
• Yanında başkaları varken ayaklarını uzatmak ve oturma konumundan çıkacak şekilde bir şeye dayanmak mekruhtur. Çünkü bu, bir zorbalık ve yanında oturan diğer kişileri küçük görmektir. Ancak bir özrü varsa bunu yapabilir.

• [Yerde sürünecek kadar] uzun giysiler giyinmek mekruhtur.
• Sakız çiğnemek mekruhtur. Çünkü bu bir hafifliktir.

• Haykırırcasına gülmek, kahkahalar atmak ve sesini gereksiz yere yükseltmek mekruhtur.

• Normal hızda yürümelidir. Yolda yürüyenlere çarpacak ve kendini yoracak şekilde yürümemelidir. Kendini beğenmesine yol açacak derecede kasıla kasıla da yürümemelidir.

• Ah vah ederek ağlamak mekruhtur. Fakat Allâh korkusundan dolayı veya geçmişteki tembelliği yüzünden birçok fırsatı kaçırdığına pişmanlık duyduğu veya hedeflediği noktaya varamadığı için üzüntüsünden dolayı böyle ağlayabilir.
• Üzerindeki pisliği insanların yanında temizlemek mekruhtur.

• Banyo, tuvalet vb. pis yerlerde konuşmak mekruhtur. Buralarda selâm vermemeli ve verilen selâmı almamalıdır.
• Başkalarının yanında başını ve -avret olmamakla birlikte- örtülmesi âdet olan yerlerini açması mekruhtur. Avret yerini açmak ise haramdır.
• Babasına veya Allâh dışında herhangi bir şeye yemin etmesi mekruhtur. “Kişi, mutlaka yemin edecekse Allâh adına yemin etmeli ya da susmalıdır. ” Hz. Peygamber’in ( s.a.v.) böyle buyurduğu nakledilmiştir.

Dinimizin İstemediği Kötü Davranışlar Nelerdir?

Sakınılması Gereken Kötü Davranışlar
1.Yalan Söylemek ve Hile Yapmak

Dinimiz kişiye ve topluma zararlı olan tutum ve davranışlara elbette izin vermez. Allah, insanları yalandan kaçınmaya ve doğru olmaya çağırır. Nitekim Kuran’da şöyle buyrulmaktadır: ”… Yalan sözden kaçının!” , ”…Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” 2 Yüce Allah, doğruluğu, adaletle hükmetmeyi, yalan ve hileden uzak durmayı herkesten istemektedir.

Peygamberimiz de doğruluğa sarılmayı emretmektedir .0, doğruluğun iyiliğe, iyiliğin de cennete; yalanın kötülüğe, kötülüğün ise, cennetten mahrum edeceğini bildirmiştir.3 Bu demektir ki, insan, yalan söylemeyi alışkanlık haline getirirse, kötülüklere yakın olur. Bunun sonunda da cezalandırılır. Aklını kullanan herkes, yalan ve hilenin ne kadar kötü olduğunu bilir. Ancak, aklını iyi kullanamayanlar, yalan ve hile ile elde ettikleri geçici yararları kar zannederler, halbuki, onlar zarar etmişlerdir.
2.Gıybet ve İftira

Gıybet, bir kimsenin yüzüne karşı söylendiğinde üzüleceği eksiklerini ve hatalarını arkasından konuşmaktır. Dinimizde, başkalarının gıybetini yapmak kusurunu aramak yasaklanmıştır. Bu konuda Yüce Allah, Kuran’da şöyle buyurmaktadır:

…Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz, diğerinizi arkasından çekiştirmesin…”1 iftira ise, kelime anlamıyla bir kimseyi yapmadığı bir kötülükle suçlamak demek

tir. iftira etmek ahlaksızlıktır. 0, ne insanlığa, ne de Müslümanlığa sığar. iftira edenler zulme yol açar, kötülüğe alet olurlar. iftira etmek, aynı zamanda, kul hakkı almaktır, Kul hakkı alanlar, başkalarının “ahını alırlar. Onlar da mutlaka karşılığını görürler.
Sponsorlu Bağlantılar
3. Hırsızlık

Hırsızlık, sözlükte “kendine ait olmayan bir şeyi çalıp, kendine mal etme işi” di ye tanımlanmaktadır. İslamiyet, her ne şekilde olursa olsun, bir kimsenin başkasına ait mala el uzatmasını yasaklamıştır. Bu bakımdan, hırsızlık, çalıp-çarpma, gasp, haksız kazanç, rüşvet, hileli kazanç, eksik tartı ve ölçü hepsi haramdır. Başkalarının kapılarını dinlemek, evlerinin içini gözetlemek de göz ve kulak hırsızlığıdır. Öğrencilerin kopya çekmesi de haksız kazançtır, bir başka çeşit hırsızlıktır. Kopya şahsiyeti zedeler, kişinin kendine güvenini yitirmesine yol açar.
4.Kıskançlık

Kıskançlık yani haset, bir arkadaşımızın veya başkalarının başarılarını çekememektir. Onların yaptıkları, başardıkları işler karşısında eziklik duymaktır. Başkalarının üstünlüklerini çekememek, kötü bir huydur, ruhsal bozukluktur. çoğu kıskanç kişiler, bazen çılgınca işler de yapabilirler. Kıskançlık, onları saldırgan yapar. Yahut kıskandığı kişiye akıl almaz zararlar vermesine yol açar. Ama sonunda yine de kıskanç olan kişinin kendisi zarar görür. Kuran’ı kerim, kıskançlığı reddederken, aç gözlülükten korunmuş kimselerin gerçek mutluluğa ulaşacaklarını bildirir. 2

Başkalarını kıskanmamalı, onlara imrenmeliyiz. imrenmek, onların iyi hallerine özenmek demektir. imrenilecek insanları da takdir etmek gerekir. Ahlak açısından buna “gıpta etmek” denir. Peygamberimiz de bunu teşvik etmiştir. insan gıpta ederek yükselebilir.
5.Alay Etmek

İstihza yani alay etmek, bir insanı hor görmedir yahut bir insanla söz, yazı veya hareketle eğlenme, onu aşağılama demektir .Alay etmek, İslam hoş görmediği davranışlardandır. Alay etmek de ruhsal bir rahatsızlıktır. Yalancılık gibi, kıskançlık gibi alay etmek de insanı içten içe çökertir. Alay ettiği kişilerin düşmanlığını çeker. Herkes ondan uzak durmak ister. insan kendini büyük görmezse, alay etme alış kanlığından kurtulabilir. Bunun gibi insan kişiliğine saygı duyarsa, yine bu hastalık tan kurtulabilir .
6.Büyüklenmek ( Kibir)

Kibir, kelime olarak büyüklük, büyük olma, kibirlenme, büyüklük taslama ve kendini başkalarından üstün tutma gibi anlamlara gelir. Kibir, İslam’da kötü huyların başında gelir. Tehlikeli bir davranış olan kibir, insanlar arasında kin doğurur. Toplum sal uyuşma ve kaynaşmayı baltalar, dostların gönüllerine nefret sokar. Zira kibirli in san, kendisi için sevip istediğini öteki Müslümanlar için istemez. Kibirde benlik iddi ası bulunduğundan böyle birisi alçak gönüllü olamaz. Bundan dolayı kibiri ve kibirli insanı hiçbir din hoş görmez. Büyüklenen, böbürlenen kişi, hem çevresinde hem de

toplumda sevilmez. Çünkü böyle bir kişi, herkese tepeden bakar. Kendi dışındaki in sanları hakir görür. Hep kırıcı ve yıkıcı bir tavır içinde olur.

insanlar arasında büyüklenen, böbürlenen kişileri Yüce Allah, şu şekilde uyar maktadır. “…Yeryüzünde böbürlenerek yürüme…” 1 Yine Kuran’da Allah, “…0 ( Allah) büyüklük taslayanları asla sevmez.” 2 buyurarak, kibirlileri sevmediğini belirtmektedir .
7.Kötü Zanda Bulunmak

insanlar, kusursuz değildir. Bazen en yakın dostumuz bile, bize karşı kırıcı ve incitici davranışlarda bulunabilir. Ancak bu gibi olayları büyütüp o dostumuz hakkın da kötü zanda bulunmamız, dostluk bağlarını koparabilir. Bu doğru bir davranış değildir. Yüce Allah, değil kötü zan, hatta zandan bile kaçınmak gerektiğini Kuranıkerim’de şöyle belirtmiştir; “Ey iman edenler! Zandan çokça kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin.” 3 Burada kaçınmamız istenen zan, kötü zandır. Ancak iyi zanda bulunmak gerekir. Aksi halde Allah’ın sevmediği davranışı yapmış oluruz.

Gerçek mümin, kendisine karşı yapılan her kırıcı ve incitici davranışlara karşı kötü zanda bulunmamalıdır. Mümin dostlarını hemen terk etmemelidir. Çünkü dost kazanmak zor; ama kaybetmek kolaydır.
8.Başkalarının Özel Hayatını Araştırmak

İslam, Özel hayatın gizliliğine saygı duyar. Onun açığa vurulmasına karşı çıkar. Özel hayatın gizliliğinin korunmasından yanadır. Nitekim Kuran’da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere geldiğinizi fark ettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu, sizin için daha iyidir; herhalde ( bunu) düşünüp anlarsınız. Orada kimse bulamadınızsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size “Geri dönün!” denilirse hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha temiz bir davranıştır. Allah yaptığınızı bilir.”
9. Anne, Baba ve Büyüklere Saygısızlık

Dinimiz, Allah’a kulluktan sonra, en önemli görevin ana ve babaya iyi davranmak olduğunu bildirir. Bu hususta Kuranıkerim’de şöyle buyrulmaktadır: “…Onlara “öf” bile deme…” Bundan dolayı onlara iyi davranmalı, istedikleri her şeyi yapmalıyız. Onların gönüllerini kırmamalı, onları hoşnut etmek için özen göstermeliyiz. Ellerini öpüp hayır dualarını almalıyız. Bu bize, büyük bir manevi destek verir.

Annemiz, babamız, öğretmenlerimiz gibi büyüklerimiz, bizim hayata daha iyi ha zırlanmamız için bize yol gösterirler, örnek olurlar. Bize iyi, dürüst olmayı öğretirler. Kötülere ve kötülüklere karşı bizi hep uyarırlar. Bütün bunlardan dolayı onlara saygı duyarız.
Sakınılması Gereken Kötü Alışkanlıklar
1. Alkollü İçki İçmek

Alkolün bedende yaptığı yol açtığı çok çeşitli hastalıklardan başka, ruhsal bir takım zararları da vardır. Onun ruhi zararları daha çok, zihin, dikkat, bilinç ve irade üzerinde görülür. Ayrıca ümitsizlik ve karamsarlık doğurur. Trafik kazaları, cinayetler, aile kavgaları ve hukuka aykırı her çeşit eylemde alkolün etkisi görülür. Ayrıca ruh ve akıl hastalıklarında da alkolün etkisi unutulmamalıdır.

Bireysel ve toplumsal zararlara yol açan alkollü içkiyi dinimiz de açık hükümlerle yasaklamıştır. Kuran’da içkinin yasaklanması aşama aşama gerçekleşmiştir. En sonunda Yüce Allah, şöyle buyurmuştur: “Ey inananlar! içki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi olan pisliklerdir. Bunlardan sakının ki kurtuluşa eresiniz.” 1 İslam içkiyi yasaklamakla akla önem vermiştir. Çünkü alkol, aklı baştan alır. Aklın kontrolünü kaybetmesine yol açar .
2. Uyuşturucu Kullanmak

Uyuşturucu alışkanlığı, bir hastalıktır. Bu kötü alışkanlık ve hastalığın nedenleri de çeşitlidir. Bunlar arasında insanın zaafları, sorumluluktan kaçışı, eğitimsizlik sayılabilir. Ayrıca, insanların birbirini olumsuz yönde etkilemeleri ve kötü çevre şartları, Lükse ve gösterişe dayalı yapay hayatın verdiği tatminsizlik, manevi boşluk, ide al yoksunluğu, fakirlik ve yalnızlığın verdiği çaresizlik gibi hususlar da bu hastalığın nedenleri arasında gösterilebilir .

İslam, aynen içkiyi yasakladığı gibi uyuşturucu madde kullanımını da kesin bir ifadeyle yasaklamıştır. Zira, Kuran’da geçen içki yasağı, sarhoşluk veren, insanın akli ve ruhi dengesini bozan bütün katı ve SIVI maddeleri kapsar .Nitekim beden ve ruh sağlığını bozduğu, sarhoşluk ve uyuşukluk verdiği için uyuşturucular da dinimizce yasaklanmıştır.
3. Kumar Oynamak

Dinimizin bizden sakınmamızı, uzak durmamızı istediği alışkanlıklardan birisi de kumardır. Nitekim alkollü içki konusunda metnini verdiğimiz ayette Yüce Allah, kumarın ve falcılığın da yasak olduğunu belirtmiştir.

İslam, kumarın herhangi bir şeklini belirtmemiştir. Bunu yaparken onun anlamını ve doğuracağı sonuçları göz önüne alarak yasaklamıştır. Şekli ve metodu ne olursa olsun, kumar, haramdır.

a. KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR nasıl BAŞLIYOR?

Bugün yapılan pek çok araştırmada kötü alışkanlıkların, nedenleri üzerine önemli bulgular elde edilmektedir. Buna göre merak, en başta gelen nedenlerdendir. Sonra kötü alışkanlık edinmiş kişilerle kurulan arkadaşlıklar gelmektedir. Bunlardan başka, can sıkıntısı, stres, ailedeki huzursuzluklar gibi gerekçeler bu kötü alışkanlıklara sürüklemektedir.

b. KÖTÜ ALIŞKANLIK VE DAVRANIŞLARDAN nasıl KORUNALIM?

Önce kötülüğün zarar verdiğinin bilincine ermeliyiz. Bu bilinç ile bunlara başlama ve alışma nedenlerinden uzak durmalıyız. Bunun için merak ile de olsa dinimizce yasaklanan davranışları yapmamız gerekir. Olabildiğince bu alışkanlık ve davranışlardan uzak duran kişilerle arkadaşlık kurmalıyız. Ayrıca bunların yapıldığı, kötülüklerin yeşerdiği ortamlardan uzak durmalıyız. Özellikle hem kendimizin hem de dost ve yakınlarımızın böyle ortamlara girip çıkmalarının önüne geçmeliyiz

c. KÖTÜ DAVRANIŞLAR KARŞISINDA DUYARSIZ KALMAYALIM

Her insan, içinde yaşadığı toplumun üyesidir. Her birey, üyesi olduğu toplumun yerleşik düzenine uymalıdır. Unutmamalıyız ki toplum dışındaki insan tek başına ne yaşayabilir, ne de medeniyet kurabilir. Bundan dolayı ailenin, okulun, çarşının ve çevremizdeki her şeyin dirliğine, düzenine sahip çıkmalıyız, onları korumalıyız. Onları bozanlardan olmamalıyız. Hatta bu da yetmez; medeni cesaret sahibi olmalıyız. Kötü davranışların sahiplerini uyarmalıyız. Peygamberimiz de kötü davranış karşısında bir Müslüman’ın nasıl davranacağını şöyle dile getirmektedir: ”içinizden her kim, çirkin bir davranış veya hoş olmayan bir şey gördüğünde, onu eliyle değiştir sin. Bunu eliyle değiştirmeye gücü yoksa, diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmiyorsa, gönlünde o şeye veya harekete buğzetsin ( tepkisini canlı tutsun)…” Böylece peygamberimiz, kötü davranışlar karşısında suskun kalmamamız gerektiğini açıkça belirtmektedir. Bu tutum, ayrıca sorumlu bir vatandaş davranışıdır.
Sponsorlu Bağlantılar

d. BAŞKALARINA ZARAR VERMEK KUL HAKKI YEMEKTİR

Biz kendimize nasıl zarar verilmesini istemiyorsak, başkalarına da zarar vermemeliyiz. İslam dini, insan haklarına saygılı olunmasını emreder. Bunu yaparken, haksızlık yapmayı da yasaklamıştır. Kul hakkı kavramı ile ifade edilen, başkalarının hak ve hukukuna saygı, Kuranın ve hadislerin üzerinde durduğu hususlardandır.

Birinin işini engellemek, aleyhinde konuşmak; malını çalmak kul hakkı tanımamaktır. Bunun gibi güçlünün zayıfı ezmesi ve başkasına iftira atması da böyledir. Bunların yanında gözün gördüğü ve canın çektiği bir yiyecekten göreni faydalandır Mamak da, kul hakkına saygısızlıktır.

Bunlardan başka devletin malını çalmak veya yemek, milyonlarca vatandaşın hakkını yemektir. Aldığı ücretin, maaşın karşılığı kadar çalışmamak da kul hakkı yemektir .Haksız kazanç sağlamak, topluma ait şeylerden çalmak, insanlara zarar vermektir, yani kul hakkı yemektir.

-----------------------------
Kaynaklar :
http://tasavvuf-dersleri.blogspot.com
Haznevi net
mollacami com
ihvan com tr
mumsema
renklinot com



israNUR

Bayan-Mod

  • "israNUR" bir kadın

Mesajlar: 1,340

Konum: Avusturya

Meslek: Arbeiter

Hobiler: Müzik,karakalem resim,basteln,film,anime,

  • Özel mesaj gönder

2

Wednesday, July 26th 2017, 9:55pm

Teşekkür ederim paylaştığın için ellerine sağlık.

Yer Imleri:

Boardumuzda Neler Var

rasittunca.com - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi