Giriş yapmadınız.

Sayın ziyaretçi, Raşit Tunca Board sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,889

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

1

Wednesday, April 12th 2017, 7:48am

Hasta İçin Hangisi Daha Önemli Tedavi mi Dua mı?




Hasta İçin Hangisi Daha Önemli Tedavi mi Dua mı?


Toplum içersinde Müslüman hasta olunca tedavi olmaz, sadece dua eder gibi bir algı bulunmaktadır. Bunun aslı olmamakla birlikte tedavi peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından ısrarla tavsiye edilmektedir.

İlk planda sağlığın korunmasını, sağlıklı olmak için bütün tedbirlerin alınmasını emreden İslâm dini, hastalanıldığı zaman tedavî olmayı da emretmiştir. Üsame b. Şerîk’den nakledildiğine göre bedevîler Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e gelip, “Ya Resulullah! Tedavi olalım mı? diye sorduklarında Efendimiz (s.a.s): Tedavi olunuz. Çünkü Allah yaratmış olduğu her derdin devasını da yaratmıştır. Ancak bir dert hariç. O da ihtiyarlıktır.” (Ebû Davûd, Tıb, 1) buyurmuştur. Başka bir hadis-i şerifte de “Her derdin bir devası, her hastalığın bir ilacı vardır. Hastalığın ilacı bulunduğu zaman aziz ve celîl olan Allah’ın izniyle iyileşir” (Müslim, Selâm, 69) buyurmuştur.

Bu hadis-i şerifler insanı tedavî olmaya teşvik ettiği gibi, henüz tedavisi bilinmeyen hastalıkların da mutlaka tedavilerinin olduğunu, tabiplerin bu konuda usanmadan, bıkmadan araştırma yapmaları gerektiğine de işaret etmektedir. Bazı kimselerin: “Allah’ın mübtela kıldığı her belâ ve musibete razı olmadıkça velâyet mertebesi tamam olmaz. Binaenaleyh veli için tedavi caiz olmaz” sözü doğru değildir.” (Tecrid-i Sarih Terc. XII, 75)

Bir çok hastalar vardır ki, tedâvî olundukları halde iyi olmuyorlar, diye bir şüphe hatıra gelebilir. Bu şüphe de şöyle karşılanır: Tedâvî olunan hastanın iyi olmaması ya hastalığın hakiki tedâvîsi bilinmemesinden, yahut da hastalığın teşhis edilememesindendir.

Bir kısım hadis-i şeriflerde mümine isabet eden hastalığın, onun manevî derecesinin yüklenmesine ve günahlarının affına sebep olacağı bildirilmiştir: “Bir müslümana hastalık isabet ederse, hazan vakti ağaç yapraklarının döküldüğü gibi Allah onun hata ve günahlarını döker” (Buharî, Merda, 13).

Bu tedâvî olmayı terketmek anlamına gelmez. Öyle olsaydı, Resulullah (s.a.s) tedâvî olmazdı. Oysa o, bütün tedâvî yollarına başvurduktan sonra, bir netice alınamazsa sabra, kadere rıza göstermeye teşvik etmektedir.

Tedâvî olurken dikkat edilecek bazı hususlar vardır. Bir defa tabibin ve tedâvîde kullanılan ilaçların birer sebep olduğuna, gerçek şifayı verenin Allah olduğuna inanılmalıdır.

Dua ile tedâvî:

Dua ile tedâvî de dinimizde meşrûdur. Kur’an-ı Kerim’in şifa olduğu bizzat Allah tarafından bildirilmiştir: “Biz, Kur’an’dan öyle ayetler indiriyoruz ki onlar müminler için tam bir şifa ve rahmettir” (el-İsrâ, 17/82).

Kur’an itikâdî, ahlâkî, rûhî ve sosyal hastalıklara şifadır. Bunda hiç bir tereddüt yoktur. Ancak bedenî hastalıklara da şifa mıdır? Büyük müfessir Kurtubî, tefsirinde Kur’an’ın hem kalp!ere ve hem de bedene şifa olduğunu belirtmiş ve bu konuda deliller serdetmiştir. (Kurtubî, el-Camiu li ahkâmi’l-Kur’an, X, 316).

İbnü’l-Kayyım “Zâdü’l-Mead” isimli eserinde, Resulullah (s.a.s)’in çeşitli hastalıklar için tavsiye etmiş olduğu ilaçları alfabetik olarak sıralamış ve kaf harfinde Kur’an-ı Kerim’i zikrederek, “Kur’an kalbî ve bedenî hastalıklarla dünya ve ahiret hastalıkları için tam bir şifadır” demiştir (Zadü’l-Mead, III, 178).

Hz. Âîşe validemizden şöyle rivayet edilmiştir: “Resulullah (s.a.s) hastalandığında kendi üzerine Muavvizât (İhlâs, Felak, Nâs) surelerini okurdu. Hastalığı şiddetlendiği zaman ona ben okur ve elinin bereketini ümit ederek kendi eliyle kendisini mesh ederdim” (Müslim, Selâm, 51).

Yine Hz. Âîşe validemizden rivâyet edildiğine göre bir kimse hastalandığı zaman Resulullah (s.a.s) onu sağ eliyle mesh ederek şöyle derdi: “Ey insanların Rabbi! Şu hastalığı gider, şifa ver. Ancak sen şifa vericisin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Bu hastaya öyle bir şifa ver ki, onun üzerinde hiç bir hastalık izi kalmasın” (Müslim, Selâm, 46).

Ancak dert, sıkıntı, keder ve hastalıklardan kurtulmak için okuyup Allah’a dua etmek ayrı şey, büyü, efsun ve üfürükçülük ayrı şeydir. Bunlar birbiriyle karıştırılmamalıdır. Büyü, efsun ve üfürükçülük gibi batıl şeyler dinimizde kesin olarak yasaklanmıştır.

Bir de dert ve hastalıklardan kurtulmak için okuyup dua etmek, doktora gidip tedavi olmaya engel değildir. Dinimiz bunu da emretmiştir.

israNUR

Bayan-Mod

  • "israNUR" bir kadın

Mesajlar: 1,381

Konum: Avusturya

Meslek: Arbeiter

Hobiler: Müzik,karakalem resim,basteln,film,anime,

  • Özel mesaj gönder

2

Wednesday, April 12th 2017, 7:48am

Teşekkür ederim paylaştığın için ellerine sağlık.

Yer Imleri:

Boardumuzda Neler Var

rasittunca.com - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi