Giriş yapmadınız.

  • Giriş

Sayın ziyaretçi, Raşit Tunca Board sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,947

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

1

Sunday, January 22nd 2017, 5:27am

Sırat Köprüsü - Sırat köprüsü denen bir köprünün olmadığını iddia edenler var - Ayet ve hadislerde sırat köprüsü hakkında bilgi var mı?



Sırat Köprüsü - Sırat köprüsü denen bir köprünün olmadığını iddia edenler var - Ayet ve hadislerde sırat köprüsü hakkında bilgi var mı?


Karoglan Hocanin bu konuyu izahi ve yorumu

SIRAT KÖPRÜSÜ Kuranda Gecmez yani köprü, olrak gecmez fakat SIRAT yol demekdir fatihada ihdinassiratel müstakim diye gecer dosdogru yol demekdir.
Daha öncelerdeki sesli vaazlarimizi takib edenler bu konudaki sesli izahimizi hatirlyacaklardir.
Bir agacin dikilmesindeki bütün gaye, o agacin meyva verip, meyvasina ulaşmak, ve meyvasini yiyip tadina bakmak içindir, yahut onunla doymak içindir.
insan denen soy agacinin sonucda daha olgun bir insan haline gelerek, yeni bilgilerin depolandigi ve bir ileriye insanligi taşimak, ve insan soyunun devam etmesi için, cocuk yapip üremeside, onun meyva vermesidir gaye.
öyle olunca insan yine öldükden sonra haşrolcak demekde, onun insan olcak elemetlerinin toplanip haşredilmesi demekdir. haşr mesala bir kadin anne hamile olunca, manavgattan mandalina malatyadan kayisi, diyarbakirdan karpuz geldi, o

kadin yedi, ve bunlar dogacak cocugun elementlerinin bir kimsini meydana gertirdi. işde malatyanin topragida yine diyarbakirin topragida, bilmem nerenin topragi elementide saflaşdi, meyva sebze oldu, o bedende toplandi haşroldu, ve

dogacak cocugun ilk halini oluşturdu demek olur. yani haşr işde yine amerikadan fistik amasyadanda elma gelir de,...... bütün elementler de o cocugun hamurunu katilipda cocuk denen meyva meydana gelir. işde SIRAT meselesine gelince

kildan ince deniyor ve cehennemin üstüne kurulcak , ordan gececek bütün insanlar deniyor. ve bazı alimler anne karnindaki cocgun o ilk halini ve anne karnini ,cocuk için cennet diye adlnadirmişlar. evet öyle calişcan derdi yok, fatura

derdi yok, bütün lokmalar ona ulaşiyor, ve yine yedikleri onda haceti defiyede meydana getirmiyor cünkü cennette pislenme yokdur, yoksa cocuk kakasini anne karinda yapcak olsa, kendine yer kalmaz, bir yandan yer, bir yandan da pisler

ve pislikler onu mikroplar onu daha dogmadan hasta edip öldürürdü, oysaki orda, yediklerinden bir kaka pislik oluşmaz, en saf halleridir onlarin, senin orda yedigin aldigin gidalar. bunuda böyle acikldikdan sonra, peki cocuk babadan

yani, rahman tabiatli erkekden, anneye gecebilmesi için, zeker denen ( erkegin Tensaül uzvu) köprüsü ile anne rahmine bir baglanti kurulur, ve o zeker sayesin de, insan tohumu, erkekden kadinin rahmine gecer, yani kildan incedir cünkü,

erkek tenasül uzvunun ucunun deligi kildan bile ince bir delik, ve bu delikden gecerde anneye dahil olur degilmi ? daha bunu anlamamak için(BibBiiiiiib Kafa)olmak lazim degilmi? ve hal böyle olunca sirat demek budur, peki bütün insanlık ondan

gececek demek ise Allah ilk Hz Ademi yaratti, Hz Adem ilk defa havva ile cinsi münasebet edince, ilk damla, ilk cocuk ile, ondaki bütün insanilgi icinda barindiran ana cekirdek, ana tohum havvanin rahimine gecdi. Öyle olunca, Ademin

halveti o bütün insanlgin gecişini temsil eder, amma ve Allah kainatida kendi suretinde halketti ve fakat Hz Adem ile havvayida kainatin prototipi olarak halketti, öyle olunca büyük kainattan iki tane var, biriside Hz Adem gibi olan

birde havva gibi olan, rahman gibi birde rahim gibi olan öyle olunca işde haşrde mahşerde ise o büyk kainat olan Hz Adem ile havvanin temsili olan kainattaki siratin kurulmasi, o ilk halvetin ve cenente veya cehennem cukuran düşmenin

temsili olan kainatlar arasi gecişi temsil eder, yani bunu bugün bilim adamlari tespit etmişler ve Sem,adaki bazı sistlmer bazı sistmelerle buluşup karişip tekrar ayrişiyor diyorlar semada, öyle olunca işde kainattaki halleri kendi

aslilerimizin kavuşmasi, dünydaki hali ise, proto tip kainatlrin buluşmasi, yani SIRAT burda erkegin yaraginin kadinin rahmine cocugu koymak için uzatilmasi, ve sonra ejakulation ve cocuk olacak tohumlarin gecişi, amma her insanda ancak

bir tane veya iki tane tohumun gecmeyi başarmasi demek ise cennet o kadar ucuz ve kolay degil dememize sebeb oluyor. binlerce meni ve spermadan, bir tanesi yarişi kazanir,bazıları daha yari yolda, yada yolun sonunda, yada başinda, daha

cehhennem cukuruna düşmekde, yani heder olup yolda yarişi kaybetmekdeler.


diğer islam alimlerinin ve FUKAHANIN Bu sirat köprüsü hakkindaki görüşleri ise şunlardir.

Sırat Nedir?

Cehennem üzerine kurulmuş, üzerinden geçilmesi pek zor bulunan bir köprüdür. Bu köprüden, herkes işlediği iyi amellerin çokluğuna ve îmanının kuvvet ve nuruna göre geçer. Kâfirler ve kötü amel sahibi mü`minler, bu köprüyü geçemeyip

Cehennem`in içine düşeceklerdir. Kâfirler orada ebedî olarak kalırken, günahkâr mü`minler ise, cezalarını çekip tekrar Cennet`e gireceklerdir. Peygamberimiz bu hususu şu şekilde ifade buyurmuşlardır : "Sırat köprüsünü geçmek, herkesin

îman nuruna bağlıdır. Kimi göz açıp yumuncaya kadar, kimisi şimşek, kimisi bulut, kimisi yıldız akması, kimisi koşu meydanında seğirten at gibi sırat köprüsünü geçerler."

Havz-ı Kevser Nedir?

Mahşer günü Allah Teâlâ`nın Peygamberimize ihsan buyurduğu gayet büyük bir havuzdur. Suyu pek tatlı, berrak, ferahlatıcıdır. Sâlih mü`minler bu sudan içecek, mahşerin dehşetinden meydana gelen hararetlerini bununla gidereceklerdir.


Sırat köprüsüne inanmak farz mıdır?

Evet farzdır. Çünkü Sırat köprüsü Nass ile sabittir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki :
( Onları Cehennem Sıratına götürüp hapsedin! Çünkü onlar mesuldür.) [Saffat 23, 24]

Nuhbet-ül-Leali kitabında diyor ki :
Sırat, Cehennem üzerinde bir köprüdür. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki :
( İçinizden oraya [Cehenneme] uğramayacak hiç kimse yoktur.) [Meryem 71]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :
( Cehennem üzerine Sırat köprüsü kurulur. Buradan ümmetiyle ilk geçecek Peygamber benim.) [Buhari]

( Kıyamette Sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. Allahü teâlâ, "Dilediğini iste, istediklerine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır" buyurur. Ümmetime şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. Rabbim bana

"Ümmetinden ihlasla bir defa "La ilahe illallah" diyen ve imanla ölen herkesi Cennete koy" buyuruncaya kadar yerimden kalkmam.) [İ. Ahmed]

( Sırat köprüsünü geçmek herkesin nuruna bağlıdır. Kimi göz açıp yumuncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi yıldız akması gibi, kimi koşan at gibi sıratı geçerler. Nuru çok az olan da yüzüstü sürünür. Elleri ve ayakları kayar, tekrar

yapışır. Nihayet sürüne sürüne kurtulur.) [Taberani]

( Ehl-i beytimi ve Eshabımı çok sevenin, Sırat köprüsünden geçerken ayağı kaymaz.) [Deylemi]

( Hiçbir bid'at ehli Sırattan geçemeyecek, Cehenneme düşecektir.) [İbni Asakir]

( Cehennem ateşi müminlere der ki : Ey mümin, üzerimden çabuk geç, senin nurun ateşimi söndürüyor.) [Taberani]

( Nice kimseler Sırattan geçtiğini bilmeyip, meleklere derler ki : Sırat ve Cehennem nerede kaldı, biz onlardan geçtik mi? Melekler de şöyle cevap verirler : "Siz Cehennem üstündeki Sırattan geçtiniz; fakat Cehennem ateşi sizin nurunuzdan

çekilip, örtülmüştü.") [Camius-sagir]

Peygamber efendimizin ümmetinden olan bazı kişiler, mezardan kalkınca doğruca Cennete giderler. Melekler bunlara derler ki :
- Hesap gördünüz mü?
- Hayır biz hesap falan görmedik.
- Sırat köprüsünü geçtiniz mi?
- Hayır Sırat falan görmedik.
- Cehennemi gördünüz mü?
- Hayır Cehennemi de görmedik.
- Siz ne amel işlediniz de böyle hesap görmeden, Sırata uğramadan doğruca Cennete geldiniz?
- Bizim iki hasletimiz var idi. Onun sayesinde bu nimete kavuştuk. Allah’tan utanır, yalnızken de günah işlemezdik. Bir de Allah’ın verdiği az rızka razı olurduk.
Melekler derler ki : Bu nimetler sizin hakkınızdır. ( İbni Hibban)

Köprü denilince, bilinen köprüler zannedilmemelidir! ( Sınıf geçmek için imtihan köprüsünden geçilir) diyoruz. Halbuki imtihanın köprüye benzer tarafı yoktur. Sırat köprüsü de, bilinen köprülere veya imtihan köprüsüne hiç benzemez. ( S.

Ebediyye)

Sorulacak sualler
Sual : Sırat köprüsünde sorulacak sualler nelerdir?
CEVAP
Sırat köprüsü üzerinde yedi yerde, yedi şeyden sual edilecektir.
Önce imandan sorulacaktır. İmanı doğru ise birinci duraktan geçecek, doğru değilse Cehenneme düşecektir.

2. durakta namazdan sorulacaktır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :
( Namaz, Allahü teâlânın hoşnut olduğu bütün amellerin en faziletlisidir. Kabirde ışık, Sırat köprüsünü yıldırım gibi geçiricidir.) [M. Cenne]

( Kıyamette ilk önce namazdan sorulacaktır. Namazı düzgün olanın, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün olmayanın, hiçbir ameli kabul edilmez.) [Taberani]
[Onun için her Müslüman mutlaka namazı kılmalıdır! Namaz dinin direğidir. Direksiz bina olmaz. Namaza önem vermeyenlerin kâfir olacağını bildiren birçok hadis-i şerif vardır.]

3. durakta zekattan,
4. durakta oruçtan,
5. durakta hacdan,
6. durakta kul hakkından, ana-baba hakkından, akrabayı gözetip gözetmediğinden,
7. durakta gusledip etmediğinden sorulacaktır.

Hangisinde kusuru varsa, o nispette Cehennemde yanacak, kusuru olmadığı yerden kolayca geçecektir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :
( İnsanlar Cehennem üzerindeki köprüden geçerler. Köprüde dikenli demirler, çengeller ve kancalar vardır. İnsanları sağdan soldan yakalar. Köprüdeki melekler, "Allah’ım selamet ver" diye dua ederler. Halkın bir kısmı köprüyü şimşek gibi,

bir kısmı rüzgar gibi, bir kısmı koşan at gibi, bir kısmı koşarak, bir kısmı yürüyerek, bir kısmı emekleyerek ve bir kısmı da sürünerek geçer. Asıl Cehennemliklere gelince, bunlar ne ölür, ne de yeni bir hayata kavuşur. Günahkârlar,

günahı nispetinde Cehennemde yandıktan sonra onlara şefaat edilmeye izin verilir.) [Buhari]

( Sırat kıldan ince, kılıçtan keskindir. Melekler, müminleri kurtarmaya çalışır. Cebrail aleyhisselam beni belimden tutar. Ben de, "Ya Rabbi ümmetime selamet ver, onları kurtar" diye dua ederim. O gün ayağı sürçüp düşen çok olur.)

[Beyheki]

( Servetiyle Allahü teâlâya itaat eden ve malının hakkını ödeyen kimse, Kıyamette Sırata gelince, malı "Haydi geç, çünkü sen, bende olan Allah’ın hakkını ödedin" der. Daha sonra malındaki Allah hakkını ödemeyen kimse gelir, malı, "Neden

bende olan Allah hakkını ödemedin?" der. O da "Yazık bana, ne yaptım?" diye söylenir.) [Beyheki]

( Cennete girene kadar, Sıratta göz kırpması kadar bekletilmemeyi isteyen Allah’ın dini hakkında kendi görüşüyle hiçbir söz söylemesin!) [Kurtubi]

Sıratı geçen müminler iki pınarla karşılaşırlar. Bu pınarın birisinde yıkanır, diğerinden de içerler. Böylece maddi ve manevi temizliğe kavuştuktan sonra Cennetin kapısına gelirler. Melekler, Zümer suresinde bildirildiği gibi, ( Sizlere

selam olsun, hoş geldiniz. Ebedi olarak buraya girin!) derler. Sonra Cennet elbiseleri giydirilir. Hepsi Cennete girer.


Sırat köprüsü nedir? Sırat Köprüsü üzerinde durur musunuz? Sırat Köprüsü nedir? Nasıl bir köprüdür?

“Sırat Köprüsü üzerinde durur musunuz? Sırat Köprüsü nedir? Nasıl bir köprüdür?”

Âhiretin deresini, tepesini, düzlüğünü, yokuşunu, köprüsünü, yolunu, yordamını, terazisini, mîzânını ateşini ancak dünyadaki benzerleriyle kavrayabiliriz. Başka türlü kavrama imkânımız yok. Görüş ufkumuz dünyadaki benzerleriyle ve

sembollerle çevrili. Âhiretle ilgili haberlerde yer alan uhrevî maddelerin sûretini ve şeklini mânâ itibariyle kavrayabilmemiz için dünyadaki benzerleriyle ifâde etmek zorunluluğu var. Âyetlerde ve hadislerde âhireti ve içindekileri

anlayabilmemiz için böyle ifâde edilmiştir. Meselâ mahşerdeki terazi elbette bakkal terazisi şeklinde olmayacak. Kaldı ki dünyada bile şekil itibariyle biri diğerine benzemeyen çok farklı biçimlerde teraziler söz konusu. Hatta aynı

bakkal dükkânında, o eski bildiğimiz klâsik teraziden tutun, farklı boy ve ebatlarda ve farklı ölçeklerle çok sayıda elektronik terazi örnekleri görmek mümkün. Öyleyse mahşerde sevap ve günahımızı tartan bir teraziden söz edildiğinde,

çok hassas ölçüleriyle sonsuz duyarlıklı bir tartı âletinin bulunduğunu anlarız, gerçek şeklini görmeyi âhirete bırakırız.

Sırat köprüsü için de aynı bakış açısı söz konusudur. Sırat Köprüsü, Cehennemin karanlık ve dev alevleri üzerinde kurulmuş, dehşetli, kıldan ince, kılıçtan keskin bir köprüdür. ( “kıldan ince, kılıçtan keskin” ibaresi sırat köprüsünün çok

hassas bir ayar içinde olduğuna ve dehşetine işâret eder.) Buradan herkes geçecektir. Çünkü Cennetin yolu Sırat köprüsünden geçer. Cennete giden de, Cehenneme düşen de bu köprüye uğrar. Bu köprüden geçerken günahkârlar ve kâfirler

ayakları sürçerek dev ateşe düşerler. Mü’minler ise amellerine göre belirli hızlarda bu tehlikeli köprüyü geçerler. Peygamber Efendimiz’in ( asm) bildirdiğine göre bu köprüden ilk geçecek olanlar Peygamber Efendimiz ( asm) ve ümmeti

olacaktır. Sonra diğer ümmetlerin salih amelleri sayesinde sırat köprüsünü sür’atle geçeceği bildirilmiştir.1

Üstad Bediüzzaman Hazretleri insanın bir yolcu olduğunu beyan eder ve “Sırat”ı yolculuğun zorunlu geçit yerlerinden birisi olarak zikreder. Bediüzzaman, insanın, âlem-i ervahtan ( ruhlar âleminden), rahm-ı mâderden ( anne karnından),

sabâvetten ( çocukluktan), ihtiyarlıktan, dünyadan, kabirden, berzahtan, haşirden, Sırattan geçer bir uzun sefer-i imtihanda hiç durmadan yürüyen bir yolcu olduğunu kaydediyor.2

Bediüzzaman Hazretleri bir rüya-yı sadıkada Sırat Köprüsü üstünde Peygamber Efendimiz ( asm) ile buluşmuş, ondan ilim talep etmiş; Peygamber Efendimiz de ( asm) ona “Ümmetimden suâl sormamak şartıyla sana ilm-i Kur’ân verilecektir”

müjdesinde bulunmuştur.3 Bilâhare bu ilm-i Kur’ân’ın, Risâle-i Nur Külliyatı tarzında tezahür ettiğini, hakikat ilmi ve iman hakikatleri4 olarak ortaya çıktığını ve milyonların imanını kurtardığını görmekteyiz.

Sırat köprüsü ahrette İnşallah Peygamber Efendimiz ( asm) ile buluşacağımız mekânlardan birisi olacaktır.

Hz. Enes ( ra) anlatıyor : “Ey Allah’ın Resûlü! Kıyamet günü bana şefaat edin!” dedim. Peygamber Efendimiz ( asm) : “İnşaallah yapacağım!” buyurdular. Ben tekrar : “Sizi nerede arayıp bulayım?” dedim. “Beni ilk aradığın zaman Sırat üzerinde

ara!” buyurdular. “Size ( orada) rastlayamazsam?” dedim. “Mizan’ın yanında beni ara!” buyurdular. “Orada da size rastlayamazsam?” dedim. “Öyleyse beni havzın yanında ara! Zira ben üç mevkinin dışına çıkmam!” buyurdular.5

Hz. Âişe ( ra) anlatıyor : “Ateşi hatırlayıp ağladım.” Resûlullah ( asm) :

“Niye ağlıyorsun?” buyurdu.

“Ya Resûlallah! Cehennemi hatırladım da onun için ağladım! Siz, kıyamet günü, ailenizi hatırlayacak mısınız?” dedim. Peygamber Efendimiz ( asm) :

“Üç yerde kimse kimseyi hatırlamaz : 1- Mizan yanında : Tartısı ağır mı geldi, hafif mi; öğreninceye kadar, 2- Sahifeler uçuştuğu zaman : Kendi defteri nereye düşecek, öğreninceye kadar : Sağına mı, soluna mı, yoksa arkasına mı? 3- Sıratın

yanında : Sırat Cehennemin iki yakası ortasına kurulduğunda, bunu geçinceye kadar kimse kimseyi hatırlamaz.”6


Sırat Köprüsü ve Sırat Köprüsünün keyfiyeti hakkında uzunca bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz ( asm) haber veriyor ki :

“Kıyamet Gününde insanlar bir araya toplanacaklar. Rabbimiz : ‘Her kim her neye tapıyor idiyse onun ardına düşsün!’ buyuracak. Artık kimi güneşin, kimi ayın, kimi taptıkları tağutların peşine düşecekler. Yalnız bu ümmet, içlerinde

münafıkları da olduğu halde yerinde kalacak. Allah onlara : ‘Ben sizin Rabbinizim!’ buyuracak. Onlar da : ‘El-Hak, Sen bizim Rabbimizsin!’ diyecekler. Allah Teâlâ’nın onları dâvet buyurması üzerine dâvete uyacaklar. Cehennemin tam ortasına

Sırat ( köprü) kurulacak. Ümmetini onun üstünden en evvel geçirecek ben olacağım. O gün dehşeti ve korkusu sebebiyle peygamberlerden başka hiç kimse konuşamayacak. Peygamberlerin o günkü duâları da : ‘Allahümme sellim, sellim’ ( Allahım

esenlik ver, Allahım kurtar!) olacaktır. Cehennemde sa’dân dikenlerine benzer çengeller vardır. Bu dikenlerin ne kadar büyük olduklarını ancak Allah bilir. ( Değişik rivâyetlerde : Onlara, “Nurunuzun miktarına göre kurtuluşa koşun!”

denilir. Mü’minlerin kimi göz kırpacak kadar zaman içinde, kimi şimşek gibi, kimi rüzgâr gibi, kimi kuş gibi, kimi ala-yörük cinsi bir at gibi, kimi deve gibi sür'atle geçerler. Nihayet nûru yalnız ayaklarının başparmağında olarak

verilen kimse yüzü koyu yürüyerek elleri ve ayaklarıyla emekler ve bir kolunu çekse öteki kolu, bir ayağını çekse öteki ayağı takılır ve kurtuluncaya kadar ateş yanlarına çarpar durur. Kimi yürüyerek, kimi karnı üstünde sürünerek geçer

de : “Ya Rab! Beni neden bu kadar geç bıraktın?” der. Cenâb-ı Rabbü’l-Âlemîn : “Seni geç bırakan kendi amelindir!” buyurur. O gün münafıklar iman edenlere, “Lütfen bizi bekleyin de, nurunuzdan biz de istifade edelim” derler. Fakat

kendilerine : “Geriye dönün. Nûru orada arayın” denilir.) Bu çengeller insanları kötü amellerinden dolayı kapıp alırlar. Bunlardan kimi, kötü ameli dolayısıyla helâk olur. Kimi hardal gibi ezildikten sonra kurtulur. Nihayet, Allah ateşe

girenlerden kimlere rahmet buyurmayı dilemişse onları çıkarır. Meleklere, dünyada iken Allah’a ibadet etmiş olanları çıkarmalarını emreder. Melekler de onları çıkarır. Melekler onları secde izlerinden tanırlar. Allah Teâlâ secde izlerini

yiyip mahvetmeyi Cehennem ateşine haram kılmıştır. Cennet ile Cehennem arasında yüzü ateşe dönük bir kimse kalır. Ki o, Cennete gireceklerin sonuncusu olacaktır. O kimse :

“Yâ Rab! Yüzümü şu ateşten döndür. Kokusu beni zehirleyip duruyor. Alevi beni yakıp duruyor” diyecek. Adamcağız mütemadiyen duâ ve niyaz yapmaya devam edecektir. Sonunda Allah Teâlâ :

“Bu senin dediğin yapılacak olursa, acaba başka bir şey istemeyecek misin?” buyurur. Adam :

“Celâl ve İzzetine yemin olsun ki, hayır!” diyecek. Allah onun yüzünü Cehennem ateşinden Cennet’e doğru döndürünce Cennet’in güzelliğini görecek. Başlangıçta bir süre hayâ ettikten sonra : “Yâ Rab, beni Cennetin kapısına yaklaştır”

diyecek.

Allah : “Evvelce başka bir şey istemeyeceğine dair yemin etmiş değil miydin?” diyecek. Adam : “Yâ Rab! Mahlûkatının en bedbahtı ben olmayayım” diyecek. Allah :

“Bunu da verirsem başka bir şey isteyecek misin?” diyecek. Adam :

“İzzet ve celâline yemin olsun ki, hayır!” diyecek.

Cenâb-ı Allah onu Cennetin kapısına yaklaştıracak. O kimse, Cennetin kapısına varıp da, Cennetteki eşsiz güzelliği ve letâfeti, içindeki hadsiz sevinci ve neşeyi görünce, bir süre utancından susacak, ama sonra :

“Yâ Rab! Beni içeriye al!” diye duâ edecek. Allah :

“Âdemoğlu! Sen ne sözünde durmaz kimsesin! Sen verdiğimden başka hiçbir şey istemeyeceğine dair yemin vermiş değil miydin?” buyuracak. Adam :

“Ya Rab! Mahlûkatının en bedbahtı olmayayım” diyecek ve duâ ve niyazına ısrarla devam edecek. Nihayet Cenâb-ı Hak onun da Cennete girmesine izin verecek. Ona :

“İste!” buyuracak. O da uzun boylu isteklerini dile getirecek. Ne arzu ediyorsa isteyecek. İstekleri bitince, Allah Teâlâ : “Bunlardan başka şunu da, şunu da, şunu da, bunu da iste!” buyuracak. İsteyeceği güzel şeyleri Cenâb-ı Hak onun

aklına getirecek. Nihayet adam bunları da isteyecek. Adamın istekleri bitince Allah Teâlâ : “Bunların hepsi ve on misli kadar isteklerin hepsi senindir” buyuracaktır.7

SÜLEYMAN KÖSMENE

Dipnotlar :

1- İbn-i Mâce, Zühd, 33.

2- Sözler, s. 35.

3- Tarihçe-i Hayat : 30.

4- Emirdağ Lâhikası : 256; Barla Lâhikası : 119.

5- Tirmizî, Kıyamet 10, ( 2435).

6- Ebu Davud, Sünen 28, ( 4755)

7- Buhârî, 2/450.


----------------------------
Sırat Köprüsü Mitolojidir. İslam İle İlgisi Yoktur. Diyenlerin görüşü

İslam dininin tek kaynağı Kuran’dır. Günümüzde Kuran’da asla yeri olmayan akıl ve mantık dışı birçok hurafe, Rabbimiz’in bir rahmet ve şifa olarak indirdiği Kuran’a uyulmaması ve terk edilmesi sonucu ortaya çıkmıştır.
Kuran terk edilince, Kuran’daki İslam yetersiz görülünce ( Kuran’ı tenzih ederiz) ve yeni bir din arayışı başlayınca, karışıklıklar, anlaşmazlıklar, husumetler ve akla ve mantığa aykırı birçok hurafe de birbiri ardına gelmiştir. Bunlardan

biri olan “Sırat Köprüsü” nün de Kuran’da asla yeri yoktur. Eğer sırat köprüsü var olmuş olsaydı, Kuran’ın apaçık ve eksiksiz olduğunu bildiren Allah bu konuyu da mutlaka Kuran’da bildirirdi. Burada önemli olan; Rabbimizin sözlerine

sonuna kadar güvenmek ve yalnızca Kuran’ı rehber edinmektir.


---------------

Sırat köprüsü nedir?

'Kıldan ince kılıçtan keskin' diye anlatılan "sırat köprüsü" nü açıklar mısınız?

Sırat, yol manasında Arapça bir kelimedir. Sırat köprüsü de; ahirette cehennemin üzerine kurulacak ve bütün insanların üzerinden geçeceği, kıldan ince kılıçtan keskin bir köprü olarak tabir edilir :
“Cehennemin üzerindeki sırat köprüsü kılıcın keskin tarafı gibi incedir. İki tarafında kancalar ve dikenli ağaçlar vardır. Sıratı geçerken ( ameli kötü olanlar) kancalara ve dikenlere takılırlar. Kudret ve iradesiyle yaşadığım Allah’a

yemin ederim ki, bir kancaya takılanlar Rebîa ve Mudar kabilelerindeki insanların sayısından daha çok olur.” ( Beyhakî)

Ebu Hureyre, Peygamberimiz'den ( asm)şöyle rivayet ediyor : "Cehennemin ortasına sırat ( köprüsü) kurulur. Oradan peygamberlerden ümmetleri ile beraber geçenlerin ilki ben olacağım. Peygamberlerden başka o gün kimse konuşamaz,

Peygamberlerin sözleri de "Ey Allah'ım, kurtar kurtar" olur." ( Buharî ve Müslim)
Sıratı geçerken insanların amelleri onları taşıyan binekler hükmünde olacak, amellerin derecesine göre hızı ve zamanı değişecektir :
“Sırat, kılıcın keskin tarafı kadar ince ve kaygandır. Müminler, nurları oranında süratli geçerler. Kimisi yıldızların akışı gibi, bazıları göz açıp yumuncaya kadar, kimileri rüzgâr gibi hızlı geçerken, bazıları da hızlı yürüyerek ve

koşarak geçerler. Geçişleri amellerine göredir. Hatta nurları ayaklarının başparmakları kadar olanlar düşe kalka, elleriyle tutunarak, ayakları kayarak yanlarına yörelerine ateş sıçrayarak geçerler.” ( Taberânî, Hâkim)
( Burada kastedilen nur, dünyada işlenen iyi ve yararlı ameller sayesinde insanın kazandığı ışıktır.)

Râvî şöyle devam eder : “O kurtuluncaya kadar böyle olur. Kurtulunca köprünün başında durur ve ‘Hamd Allah’a mahsustur. Muhakkak Allahü Teâlâ bana öyle bir nimet verdi ki hiç kimseye verilmemiştir; zira cehennemi gördükten sonra beni

cehennemden kurtardı’ der. Böylece onun elinden tutulur, cennet kapısında bulunan bir göle götürülür ve yıkanır, temizlenir.” ( İbn-i Mesud)
Fakat bunlarla beraber bilmemiz gereken şu ki; “sırat, sur, mizan, kevser” gibi ahiret âlemine ait ifadelerin “köprü, boru, terazi, havuz” şeklinde tasvir edilmeleri insan aklına yakınlaştırmak içindir. Asıl suretlerini ahiret âlemine

gittiğimizde göreceğiz. Dünyadakilerle kıyaslayarak hayal ettiğimiz şekiller, elbette onların gerçek suretleri değildirler.

--------------------------

Sırat köprüsü

Sual : Dinde, kendi aklını esas alan biri, ( Kur’anda ve hadiste Sırat köprüsü diye bir şey yoktur. Eğer öyle bir köprü varsa, Allah beni oradan geçirmesin) diyor. Sırat köprüsü yok mu?
CEVAP
Aklını dinden üstün gören Mutezile denilen sapıklar Sırat köprüsünü inkâr ediyorlar. Ehl-i sünnet âlimleri, Sırat köprüsünün hak olduğunu naslarla ispat etmişlerdir. Kur’an-ı kerimde mealen, ( Onları Cehennem Sıratına [Sırat köprüsüne]

götürüp hapsedin! Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir) buyuruluyor. ( Saffat 23, 24)

Nuhbet-ül-Leali kitabında diyor ki : Sırat, Cehennem üzerinde bir köprüdür. Bir âyette mealen, ( İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere mutlaka Cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür. Ancak cennetlikler

yanmadan geçecekler, cehennemlikler ise ateşe düşeceklerdir) buyuruluyor. ( Meryem 71)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :
( Cehennem üzerine Sırat köprüsü kurulur. Buradan ümmetiyle ilk geçecek Peygamber benim.) [Buhari]

( Kıyamet gününde Cehennemin üzerine Sırat köprüsü kurulur. Bu köprüde kaypak yerler, ayakların kayıp sabit kalamayacağı kısımlar, kapanlar, demirden kelepçeler, dikene benzer kılçıklar vardır. İmanlı kişiler, amellerine göre, göz açıp

kapamadan, ya şimşek gibi, ya hızla uçan bir kuş gibi, ya iyi koşan asil bir at hızıyla geçer giderler. Böylece bir Müslüman ya hiç zarar görmeden veya yara bere içinde geçip kurtulur. Yahut feci şekilde Cehennem ateşine düşer.) [Buhari,

Müslim]

( Kıyamette Sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. Allahü teâlâ, “Dilediğini iste, istediklerine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır” buyurur. Ümmetime şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. Rabbim bana

“Ümmetinden ihlâsla bir defa La ilahe illallah diyen ve imanla ölen herkesi Cennete koy” buyuruncaya kadar yerimden kalkmam.) [İ. Ahmed]

( Sırat köprüsünü geçmek herkesin nuruna bağlıdır. Kimi göz açıp yumuncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi yıldız akması gibi, kimi koşan at gibi Sıratı geçerler. Nuru çok az olan da yüzüstü sürünür. Elleri ve ayakları kayar, tekrar

yapışır. Nihayet, sürüne sürüne kurtulur.) [Taberani]

( Sırat köprüsünden en kolay geçecek olanınız, Ehl-i beytimi ve Eshabımı çok seveninizdir.) [Deylemi]

( Cehennem ateşi, Sırattan geçen müminlere, “Ey mümin, tez geç, senin nurun nârımı söndürüyor” der.) [Taberani]

( Nice kimseler Sırattan geçtiğini bilmeyip, meleklere derler ki : “Sırat ve Cehennem nerede kaldı, biz onlardan geçtik mi?” Melekler de şöyle cevap verirler : “Siz Cehennem üstündeki Sırattan geçtiniz, fakat Cehennem ateşi sizin nurunuzdan

çekilip, örtülmüştü.”) [Cami-us-sagir]

( Bir kimse, din kardeşinin rahata kavuşması veya sıkıntıdan kurtulması için sultana [devlet dairesine] gidip uğraşırsa, kıyamet günü Sırat köprüsünden, herkesin ayakları kaydığı zaman, Allahü teâlâ onun süratle geçmesi için yardım eder.)

[Taberani]

( Kıyamette mizan ve Sırat köprüsü, şehidi rahatsız etmez.) [Beyheki]

( Sırat köprüsünden geçerken âbid’e “Sen Cennete gir, ibadetin sebebiyle oradaki nimetlerden faydalan” denir. Âlime de, “Sen burada dur ve sevdiklerine şefaat et! Senin şefaatin mutlaka kabul olacak” denir.) [Deylemî, Ebu-ş-şeyh]

( Kıyamette, dünyadayken belâya maruz kalmış kimseler için divan ve mizan kurulmaz, Sırat köprüsü engel olmaz, üzerlerine ecir, dökülür de dökülür.) [İ. Neccar]

( Sırat köprüsünü şimşek gibi ilk geçenler, beş vakit namazı cemaatle kılmaya devam edenlerdir.) [Taberani]
( Bana getirilen salevat, Sırat köprüsü üzerinde size nur olur.) [Dare Kutnî]

( Kıyamette Sırat köprüsü üzerinde, müminlerin alametleri, “Rabbim, bize selamet ver” demeleri olacaktır.) [Tirmizî]

( Namaz, Sırat köprüsü üzerinde nurdur.) [Dare Kutnî]

( Sırat köprüsü, Cehennemin üzerinde, Cennete giden yoldur.) [Hatîb]

( Ümmetimden biri, Sırat köprüsünde sürünerek ve emekleyerek yol alırken, bana getirdiği salevatlar onu elinden tutarak ayağa kaldırır. Böylece Sıratı geçer.) [Taberani]

( Kurbanlarınız iyi ve semiz olsun. Onlar Sırat köprüsünde bineklerinizdir.) [Deylemi]

( Cennete girene kadar, Sırat köprüsünde göz kırpması kadar bekletilmemeyi isteyen, Allah’ın dini hakkında, kendi görüşüyle hiçbir söz söylemesin!) [Kurtubi]

( Bir idareci, Müslümanların işini üzerine aldığı halde aralarında adaleti gözetmezse, Cehennemin üzerine kurulan Sırat köprüsünde durdurulur. Sırat, bütün organları yerinden çıkıncaya kadar sallanır.) [İbni Asakir]

( Allahü teâlâ, kullarına, her gün beş kere namaz kılmayı farz etti. Bir kimse, güzel abdest alıp, namazını doğru kılarsa, kıyamet günü, yüzü, on dördüncü gündeki ay gibi parlar ve Sırat köprüsünü şimşek gibi geçer.) [H.S.Vesikaları]

( Hiçbir bid’at ehli Sırattan geçemeyecek, Cehenneme düşecektir.) [İbni Asakir]

Peygamber efendimizin ümmetinden olan bazı kişiler, mezardan kalkınca doğruca Cennete giderler. Melekler bunlara derler ki :
- Hesap gördünüz mü?
- Hayır, biz hesap falan görmedik.
- Sırat köprüsünü geçtiniz mi?
- Hayır, Sırat falan görmedik.
- Cehennemi gördünüz mü?
- Hayır, Cehennemi de görmedik.
- Siz ne amel işlediniz de, böyle hesap görmeden, Sırata uğramadan doğruca Cennete geldiniz?
- Biz iki hasletimiz sayesinde bu nimete kavuştuk. Allah’tan utanır, yalnızken de günah işlemezdik. Bir de Allah’ın verdiği az rızka razı olurduk.
- Bu nimetler sizin hakkınızdır. ( İbni Hibban)

İmam-ı Rabbani hazretleri Mektubat kitabında buyuruyor ki :
Cehennem üzerindeki Sırat köprüsünden geçilecek, iyiler geçip Cennete gidecek, Cehennemlikler, Cehenneme düşecektir. ( 3/17)

Köprü denilince, bilinen köprüler zannedilmemeli! ( Sınıf geçmek için imtihan köprüsünden geçilir) diyoruz. Hâlbuki imtihanın köprüye benzer tarafı yoktur. Sırat köprüsü de, bilinen köprülere veya imtihan köprüsüne hiç benzemez. ( S.

Ebediyye)

Hadis-i şerifte de bildirildiği gibi, bid’at ehli zaten Sırat köprüsünden geçemez. Bu kadar vesikayı inkâr eden elbette Sırattan geçemez. ( İnkâr eden, mahrum kalır) sözü meşhurdur.

Sorulacak sualler
Sual : Sırat köprüsünde sorulacak sualler nelerdir?
CEVAP
Sırat köprüsü üzerinde yedi yerde, yedi şeyden sual edilecektir.
Önce imandan sorulacaktır. İmanı doğru ise birinci duraktan geçecek, doğru değilse Cehenneme düşecektir.

2. durakta namazdan sorulacaktır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :
( Namaz, Allahü teâlânın hoşnut olduğu bütün amellerin en faziletlisidir. Kabirde ışık, Sırat köprüsünü yıldırım gibi geçiricidir.) [M.Cenne]

( Kıyamette ilk önce namazdan sorulacaktır. Namazı düzgün olanın, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün olmayanın, hiçbir ameli kabul edilmez.) [Taberani]
[Onun için her Müslüman mutlaka namazı kılmalıdır! Namaz dinin direğidir. Direksiz bina olmaz. Namaza önem vermeyenlerin kâfir olacağını bildiren birçok hadis-i şerif vardır.]

3. durakta zekâttan,
4. durakta oruçtan,
5. durakta hacdan,
6. durakta kul hakkından, ana-baba hakkından, akrabayı gözetip gözetmediğinden,
7. durakta gusledip etmediğinden sorulacaktır.

Hangisinde kusuru varsa, o nispette Cehennemde yanacak, kusuru olmadığı yerden kolayca geçecektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :

( İnsanlar Cehennem üzerindeki köprüden geçerler. Köprüde dikenli demirler, çengeller ve kancalar vardır. İnsanları sağdan soldan yakalar. Köprüdeki melekler, "Allah’ım selamet ver" diye dua ederler. Halkın bir kısmı köprüyü şimşek gibi,

bir kısmı rüzgâr gibi, bir kısmı koşan at gibi, bir kısmı koşarak, bir kısmı yürüyerek, bir kısmı emekleyerek ve bir kısmı da sürünerek geçer. Asıl Cehennemliklere gelince, bunlar ne ölür, ne de yeni bir hayata kavuşur. Günahkârlar,

günahı nispetinde Cehennemde yandıktan sonra onlara şefaat edilmeye izin verilir.) [Buhari]

( Sırat kıldan ince, kılıçtan keskindir. Melekler, müminleri kurtarmaya çalışır. Cebrail aleyhisselam beni belimden tutar. Ben de, "Ya Rabbi ümmetime selamet ver, onları kurtar" diye dua ederim. O gün ayağı sürçüp düşen çok olur.)

[Beyheki]

( Servetiyle Allahü teâlâya itaat eden ve malının hakkını ödeyen kimse, Kıyamette Sırata gelince, malı "Haydi geç, çünkü sen, bende olan Allah’ın hakkını ödedin" der. Daha sonra malındaki Allah hakkını ödemeyen kimse gelir, malı, "Neden

bende olan Allah hakkını ödemedin?" der. O da "Yazık bana, ne yaptım?" diye söylenir.) [Beyheki]

( Cennete girene kadar, Sıratta göz kırpması kadar bekletilmemeyi isteyen Allah’ın dini hakkında kendi görüşüyle hiçbir söz söylemesin!) [Kurtubi]

Sıratı geçen müminler iki pınarla karşılaşırlar. Bu pınarın birinde yıkanır, diğerinden de içerler. Böylece maddi ve manevi temizliğe kavuştuktan sonra Cennetin kapısına gelirler. Melekler, Zümer suresinde bildirildiği gibi, ( Sizlere

selam olsun, hoş geldiniz. Ebedi olarak buraya girin!) derler. Sonra Cennet elbiseleri giydirilir. Hepsi Cennete girer.

----------------------

Sırat köprüsü denen bir köprünün olmadığını iddia edenler var. Ayet ve hadislerde sırat köprüsü hakkında bilgi var mı?

Kur'an-ı Kerim'de sırat, daha çok "müstakim" ( doğru) ile sıfatlanarak, Allah'ın rızasına uygun olan ve O'na ileten Tevhid dini ve İslâm dini anlamında kullanılır :

"Kim, Allah'a güvenip dayanırsa muhakkak doğru yola ( sırat-ı müstakime) iletilmiştir." ( Al-i İmrân, 3/101);

"Muhakkak Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. O halde yalnız O'na ibadet ediniz. Bu doğru yol ( sırat-ı müstakim)dur." ( Al-i İmran, 3/51).

Fakat ıstılahta sırat denilince ahiretteki "sırat" akla gelir. Sırat, mahşer yerinden itibaren cehennemin üzerinden geçerek cennete kadar uzanacak bir köprüdür. Bu köprü, haşir günü cehennemin üzerinde kurulacaktır. Mü'min, günahkâr,

kâfir herkes bu köprüye gelecektir. Cennete gidebilmek için bundan başka yol yoktur. Sıratın iki tarafına konulmuş kancalar, oradan geçmeye iyi amelleri yetmeyen kimseleri Allah'ın emriyle çekip cehenneme düşüreceklerdir. İyi amelleri

ağır gelenler, kötülükleri sebebiyle tırmalanıp yara almış olsalar bile Sıratı geçeceklerdir. Bazı mü'minler senelerce sürünerek geçeceklerdir. Sırattan geçiş esnasında Peygamberimiz ( asm) sırat üzerinde "Kurtar, ey Rabbim, kurtar!.."

diye mü'minlere dua edip duracaktır.( Müslim, İman, 84/329).

Ebu Said el Hudrî'nin rivayetinde Peygamberimiz ( asm) şöyle buyuruyor :

"Mahşerde muhakeme ve muhasebe işlerinden sonra Cehennemin üzerinde bir köprü ( Sırat) kurulur. Allah şefaate izin verir. ( Mü'minler) 'Ya Allah selamet ver, selamet ver, diye dua eder durur.' 'Ya Rasulallah, köprü nedir?' diye

sorulduğunda; "Kaypak ve kaygan bir yoldur. Orada; kancalar, çengeller ve Necidde bilen sa'dan denilen sert dikencikler gibi dikenler vardır. Mü'minler amellerine göre kimi göz açıp kapayıncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi rüzgar gibi,

kimi kuş gibi, kimi iyi cins yarış atları gibi, kimi deve gibi süratle geçerler. Mü'minlerden kimi sapasağlam kurtulur. Kimi de tırmalanmış ( hafif yaralı) olarak salıverilir. Kimileri de Cehennem ateşi içerisine dökülür." ( Buhari,

Müslim, Tirmizi'den naklen Mansur Ali Nasıf, Tâc, V, 394-395).

Ebu Hureyre, Peygamberimizden şöyle rivayet ediyor :

"Cehennemin ortasına sırat ( köprüsü) kurulur. Oradan peygamberlerden ümmetleri ile beraber geçenlerin ilki ben olacağım. Peygamberlerden başka o gün kimse konuşamaz, peygamberlerin sözleri de "Ey Allah'ım, kurtar kurtar." olur."

( Buhari ve Müslim'den naklen, Tâc, V, 377-378 ).

Ebû Sa'id el-Hudri'nin rivayet ettiğine göre, Sırat köprüsü, kıldan ince, kılıçtan keskindir. Sırat'ın uzunluğu bin senelik yokuş, bin senelik iniş ve bin senelik de düzlüktür. Bu mesafe bazı insanlar için olacaktır. Her bir kimsenin bu

mesafeyi geçmesi, amelleri ile orantılı bir zamanda olacaktır. ( Mansur Ali Nasıf, Tâc, V.394; Acluni, Keşfül-Hafa, II, 31). Bazı ulemâya göre Sırat'ın kıldan ince, kılıçtan keskin olduğuna dair rivayetler, bu köprünün üzerinden geçmenin

pek müşkil ve zor olduğundan kinayedir.

Mü'minlerin Sırat'ın üzerinden çabuk geçip geçmemeleri, onların haramlara yönelip yönelmemelerine bağlıdır. Kalbine haram işleme düşüncesi gelip de ondan hemen yüz çevirip uzaklaşan kimseler Sırat'tan çabuk geçecektir.

Sırat üzerinde her bir mü'minin yalnız kendisinin faydalanacağı bir nûru vardır. Bu nurdan başkası faydalanamayacaktır. Kimse, başka bir kimsenin nûru içerisinde gidemeyecektir. Nurunun intişarı nisbetinde her bir mü'mini Sırat geniş

veya dar olacaktır. Sırat'ın genişliği hadd-i zatında bir ve aynı olduğu halde, üzerlerinden geçenlerin nurları nisbetinde kimisine ince ve sıkıcı, kimisine enli, rahat ve hoş görünecektir.

Yüce Allah şöyle buyurur :

"Ey iman edenler, günahlarınıza samimi bir tövbe ile Allah'a dönün! Umulur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere

sokar. Çünkü onların nurları önlerinden ve yanlarından koşar da, 'Ey Rabbimiz, nurumuzu tamamla, bizi bağışla; muhakkak sen her şeye kadirsin.' derler." ( Tahrim, 66/8 ).

Bu âyette, mü'minlerin nurlarından kastedilen, iman ve amelleriyle husûle gelen nurlardır. Özellikle bu nurları Sırat üzerinde onları yedip götürecek ve selamete çıkaracaktır. Münafıklar, karanlıkta kaldıkça mü'minler "Rabbimiz, nurumuzu

söndürüp de bizi de kâfirler ve münafıklar gibi karanlıkta bırakma! Varacağımız yere kadar nurumuzu devam ettir ki, bu nurla sevinelim, karanlıkta kalıp perişan olmayalım." derler :

"O gün ( sıratta) münafık erkeklerle münafık kadınlar, mü'minlere, bizi bekleyin, nurunuzdan bir parça ışık alalım, derler. Onlara, dönün arkanıza da bir nur arayın, denilir. Nihayet, onların arasına, bir kapısı olan ve içinde rahmet

ve dışında azab bulunan bir sür çekilir." ( Hadid, 57/13).

Allah Teâlâ yine şöyle buyurur :

"Sizlerden hiç bir kimse yoktur ki oraya ( cehenneme) uğramamış olsun. Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür. Sonra biz, iman edip kötülüklerden sakınanları kurtarırız. Zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız." ( Meryem,

19/71-72).

Bir rivayete göre cennetlik mü'minlerin cehenneme uğramaları, üzerindeki sırattan geçmelerinden ibarettir. Herkes bu köprüye gelecek ve cehenneme girecek olanlar da buradan gireceklerdir. Mü'minlerin cennete yollarının cehennemden

geçmesindeki hikmet; sevinçlerinin fazlalaşması ve kurtuldukları için şükürlerinin artması ve kâfirlerin üzüntülerinin çoğalmasıdır. Çünkü dünyada düşman saydıkları mü'minlerin kurtulması, kendilerinin cehenneme atılmaları, kâfirler için

azab üzerine azab olacaktır.

Mutezile'nin çoğu ve Kadi Abdulcebbâr el-Hemedâni ( ö. 415/1025), "Üzerinden geçmek mümkün olamaz; mümkün olsa bile, sırattan geçmek müminlere eza ve cefa çektirir." diyerek sıratı inkâr etmişlerdir.

Halimi ( ö. 403/1012) gibi bazı âlimler de, kâfirlerin sırata uğramadan doğrudan doğruya Cehennem'e atılacaklarını söylemişlerdir. Bunlar, bu görüşlerini Ebu Sa'id el-Hudrî'nin rivayet ettiği bir hadise dayandırmışlardır. Bu hadise göre,

mahşerde bir münâdi, "Her ümmet dünyada nelere tapıyor idiyse, onların ardına düşsün." diye çağırır. Bunun üzerine münezzeh ve yüce olan Allah'tan başka şeylere, putlara ve heykellere tapagelen ne kadar kimse varsa, onlardan hiçbiri

kalmaksızın cehenneme dökülürler. Artık ortalıkta iyi ve kötülerden yalnız Allah'a ibadet etmiş olanlar ve Ehl-i kitabın kalıntılarından başka kimseler kalmayınca, Yahudiler çağırılacak ve onlara "Siz neye ibadet ediyordunuz?" denilecek.

Onlar "Allah'ın oğlu Üzeyr'e tapıyorduk." diyecekler. Bunun üzerine onlara, "Yalan söylediniz! Allah hiç bir eş ve oğul edinmedi." denilir. Bunlar susadıklarını söyleyerek Cenab-ı Allah'tan su isteyince, kendilerine serap gibi görünen

ateşe götürülecekler ve birbirlerini çiğneyerek cehennem ateşinin içine yuvarlanıp döküleceklerdir. Sonra Hristiyanlar çağırılacak, "Sizler kime ibadet ediyordunuz?" denilecek. "Allah'ın oğlu Mesih'e ibadet ediyorduk." diyecekler. Onlara

da "Yalan söylediniz! Allah hiç bir eş ve oğul edinmedi." denilecek. Bunlar da susadıklarını söyleyerek Allah'tan su isteyince, kendilerine, "Haydi suya gelmez misiniz?" diye işaret olunur. Serap gibi görünen cehenneme doğru

toplanacaklar ve birbirlerini çiğneyerek cehenneme döküleceklerdir."

Bu hadisin devamında : Geride kalanlara, tanımadıkları bir surette Allah Teâlâ'nın tecelli edeceği, sonra şiddet ve dehşetin kaldırılarak samimi olarak Allah'a ibadet edenlerin secde etmelerine izin verileceği, diğerlerinin -secde etmek

istediklerinde- kafalarının üzerine düşecekleri, daha sonra Allah Teâlâ'nın bunlara ilk gördüklerinden başka bir surette ( sıfatta) tecelli edeceği bildirilir. Bundan sonra da cehennemin üzerine köprü ( sıratın) kurulacağı ve şefaate izin

verileceği beyan edilir. ( Buhari, Müslim, Tirmizi'den naklen et-Tâc, V, 393-394; metin Müslim'in Sahih'inden özetlenerek alınmıştır, bk. Müslim, Sahih, Kitabül-İman, 81/302).

( Sa'deddin Taftâzani, Şerhul-Makasıd, İstanbul 1305, II, s. 223; Şerhul-Akaid İstanbul 1310; Abdusselâm b. İbrâhim el-Lakkâni, Şerh-u Cevhereti't-Tevhid, Mısır' 1955, s. 235-236; Fahreddin er-razı, Mefâtihul-Gayb, İstanbul 1308, Kitab-ü

Mecmü'atin mine't-Tefâsir, el-Matbaatül-Âmire İstanbul 1319).

( Muhiddin BAĞÇECİ)

-------------------

SIRAT

Yol, cadde, geçit. Kur`an-ı Kerim`de sırat, daha çok "müstakım" ( doğru) ile sıfatlanarak, Allah`ın rızasına uygun olan ve O`na ileten Tevhid dini ve Islâm dini anlamında kullanılır :

"Kim, Allaha güvenip dayanırsa muhakkak doğru yola ( Sırat-ı müstakıme) iletilmiştir" ( Alu Imrân, 3/101);

"Muhakkak Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rahbinizdir. O halde yalnız O`na ibadet ediniz. Bu doğru yol ( Sırat-ı Müstakım)dur ( Alu Imran, 3/51).

Fakat ıstılahta sırat denilince ahiretteki "sırat" akla gelir. Sırat mahşer yerinden itibaren Cehennemin üzerinden geçerek Cennete kadar uzanacak bir köprüdür. Bu köprü, haşir günü Cehennemin üzerinde kurulacaktır. Mü`min, günahkâr,

kâfir herkes bu köprüye gelecektir. Cennete gidebilmek için bundan başka yol yoktur. Sıratın iki tarafına konulmuş kancalar, oradan geçmeye iyi amelleri yetmeyen kimseleri Allah`ın emriyle çekip Cehenneme düşüreceklerdir. Iyi amelleri

ağır gelenler, kötülükleri sebebiyle tırmalanıp yara almış olsalar bile Sıratı geçeceklerdir. Bazı mü`minler senelerce sürünerek geçeceklerdir. Sırattan geçiş esnasında Peygamberimiz sırat üzerinde Kurtar, ey Rabbim, kurtar" diye

mü`minlere dua edip duracaktır ( Müslim, Iman, 84/329).

Ebu Said el Hudrî`nin rivayetinde Peygamberimiz şöyle buyuruyor :

"Mahşerde muhakeme ve muhasebe işlerinden sonra Cehennemin üzerinde bir köprü ( Sırat) kurulur. Allah şefaate izin verir. ( Mü`minler) ya Allah selamet ver, selamet ver, diye dua eder durur". Ya Rasulallah, köprü nedir? diye sorulduğunda;

"Kaypak ve kaygan bir yoldur. Orada; kancalar, çengeller ve Necidde bilen sa`dan denilen sert dikencikler gibi dikenler vardır. Mü`minler amellerine göre kimi göz açıp kapayıncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi rüzgar gibi, kimi kuş gibi,

kimi iyi cins yarış atları gibi, kimi deve gibi süratle geçerler. Mü`minlerden kimi sapasağlam kurtulur. Kimi de tırmalanmış ( hafif yaralı) olarak salıverilir. Kimileri de Cehennem ateşi içerisine dökülür" ( Buhari, Müslim, Tirmizi`den

naklen Mansur Ali Nasıf, Tâc, V, 394-395).

Ebu Hureyre, Peygamberimizden şöyle rivayet ediyor : "Cehennemin ortasına sırat ( köprüsü) kurulur. Oradan peygamberlerden ümmetleri ile beraber geçenlerin ilki ben olacağım. Peygamberlerden başka o gün kimse konuşamaz, Peygamberlerin

sözleri de "Ey Allah`ım, kurtar kurtar" olur" ( Buhari ve Müslim`den naklen, Tâc, V, 377-378 ).

Ebû Sa`id el-Hudri`nin rivayet ettiğine göre, Sırat köprüsü, kıldan ince, kılıçtan keskindir. Sırat`ın uzunluğu bin senelik yokuş, bin senelik iniş ve bin senelik de düzlüktür. Bu mesafe bazı insanlar için olacaktır. Her bir kimsenin bu

mesafeyi geçmesi, amelleri ile orantılı bir zamanda olacaktır ( Mansur Ali Nasıf, Tâc, V.394; Acluni, Keşfül-Hafa, II, 31). Bazı ulemâya göre Sırat`ın kıldan ince, kılıçtan keskin olduğuna dair rivayetler, bu köprünün üzerinden geçmenin

pek müşkil ve zor olduğundan kinayedir.

Mü`minlerin Sırat`ın üzerinden çabuk geçip geçmemeleri, onların haramlara yönelip yönelmemelerine bağlıdır. Kalbine haram işleme düşüncesi gelip de ondan hemen yüz çevirip uzaklaşan kimseler Sırat`tan çabuk geçecektir.

Sırat üzerinde her bir mü`minin yalnız kendisinin faydalanacağı bir nûru vardır. Bu nurdan başkası faydalanamayacaktır. Kimse, başka bir kimsenin nûru içerisinde gidemeyecektir. Nurunun intişarı nisbetinde her bir mü`mini Sırat geniş

veya dar olacaktır. Sırat`ın genişliği hadd-i zatında bir ve aynı olduğu halde, üzerlerinden geçenlerin nurları nisbetinde kimisine ince ve sıkıcı, kimisine enli, rahat ve hoş görünecektir.

Yüce Allah şöyle buyurur : "Ey iman edenler, günahlarınıza samimi bir tevbe ile Allah`a dönün! Umulur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi içlerinden

ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları önlerinden ve yanlarından koşar da, "Ey Rabbimiz, nurumuzu tamamla, bizi bağışla; muhakkak sen her şeye Kadirsin " derler " ( et- Tahrim, 66/8 ). Bu âyette, mü`minlerin nurlarından

kastedilen, iman ve amelleriyle husûle gelen nurlardır. Özellikle bu nurları Sırat üzerinde onları yedip götürecek ve selamete çıkaracaktır. Münafıklar, karanlıkta kaldıkça mü`minler "Rabbimiz, nurumuzu söndürüp de bizi de kâfirler ve

münafıklar gibi karanlıkta bırakma! Varacağımız yere kadar nurumuzu devam ettir ki, bu nurla sevinelim, karanlıkta kalıp perişan olmayalım" derler : "O gün ( sıratta) münafık erkeklerle münafık kadınlar, mü`minlere, bizi bekleyin,

nurunuzdan bir parça ışık alalım, derler. Onlara, dönün arkanıza da bir nur arayın, denilir. Nihayet, onların arasına, bir kapısı olan ve içinde rahmet ve dışında azab bulunan bir sür çekilir" ( el-Hadıd, 57/13).

Allah Teâlâ yine şöyle buyurur :

"Sizlerden hiç bir kimse yoktur ki oraya ( Cehenneme) uğramamış olsun. Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür. Sonra biz, iman edip kötülüklerden sakınanları kurtarırız. Zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız" ( Meryem,

19/71-72).

Bir rivayete göre cennetlik mü`minlerin Cehenneme uğramaları, üzerindeki sırattan geçmelerinden ibarettir. Herkes bu köprüye gelecek ve Cehenneme girecek olanlar da buradan gireceklerdir. Mü`minlerin Cennete yollarının Cehennemden

geçmesindeki hikmet; sevinçlerinin fazlalaşması ve kurtuldukları için şükürlerinin artması ve kâfirlerin üzüntülerinin çoğalmasıdır. Çünkü dünyada düşman saydıkları mü`minlerin kurtulması, kendilerinin Cehenneme atılmaları, kâfirler için

azab üzerine azab olacaktır.

Mutezile`nin çoğu ve Kadı Abdulcebbâr el-Hemedâni ( ö. 415/1025), Üzerinden geçmek mümkün olamaz; mümkün olsa bile, Sırattan geçmek müminlere eza ve cefa çektirir" diyerek Sıratı inkâr etmişlerdir.

Halımi ( ö. 403/1012) gibi bazı âlimler de, kâfirlerin Sırat`a uğramadan doğrudan doğruya Cehennem`e atılacaklarını söylemişlerdir. Bunlar, bu görüşlerini Ebu Sa`id el-Hudrî`nin rivayet ettiği bir hadise dayandırmışlardır. Bu hadise göre,

Mahşerde bir münâdi, "Her ümmet dünyada nelere tapıyor idiyse, onların ardına düşsün" diye çağırır. Bunun üzerine münezzeh ve yüce olan Allah`tan başka şeylere, putlara ve heykellere tapagelen ne kadar kimse varsa, onlardan hiçbiri

kalmaksızın Cehenneme dökülürler. Artık ortalıkta iyi ve kötülerden yalnız Allah`a ibadet etmiş olanlar ve ehl-i kitabın kalıntılarından başka kimseler kalmayınca, Yahudiler çağırılacak ve onlara "siz neye ibadet ediyordunuz?" denilecek.

Onlar "Allah`ın oğlu Üzeyr`e tapıyorduk" diyecekler. Bunun üzerine onlara, "yalan söylediniz! Allah hiç bir eş ve oğul edinmedi" denilir. Bunlar susadıklarını söyleyerek Cenab-ı Allah`tan su isteyince, kendilerine serap gibi görünen

ateşe götürülecekler ve birbirlerini çiğneyerek Cehennem ateşinin içine yuvarlanıp döküleceklerdir. Sonra Hıristiyanlar çağırılacak, "sizler kime ibadet ediyordunuz?" denilecek. "Allah`ın oğlu Mesih`e ibadet ediyorduk" diyecekler. Onlara

da "yalan söylediniz! Allah hiç bir eş ve oğul edinmedi" denilecek. Bunlar da susadıklarını söyleyerek Allah`tan su isteyince, kendilerine, " Haydi suya gelmez misiniz" diye işaret olunur. Serap gibi görünen Cehenneme doğru toplanacaklar

ve birbirlerini çiğneyerek Cehenneme döküleceklerdir". Bu hadisin devamında : Geride kalanlara, tanımadıkları bir surette Allah Teâlâ`nın tecelli edeceği, sonra şiddet ve dehşetin kaldırılarak samimi olarak Allah`a ibadet edenlerin secde

etmelerine izin verileceği, diğerlerinin -secde etmek istediklerinde- kafalarının üzerine düşecekleri, daha sonra Allah Teâlâ`nın bunlara ilk gördüklerinden başka bir surette ( sıfatta) tecelli edeceği bildirilir. Bundan sonra da

Cehennemin üzerine köprü ( sıratın) kurulacağı ve şefaate izin verileceği beyan edilir ( Buhari, Müslim, Tirmizi`den naklen et-Tâc, V, 393-394; metin Müslim`in Sahih`inden özetlenerek alınmıştır, bk. Müslim, Sahih, Kitabül-Iman, 81/302).

( Sa`deddin Taftâzani, Şerhul-Makasıd, Istanbul 1305, II, s. 223; Şerhul-Akaid Istanbul 1310; Abdusselâm b. Ibrâhim el-Lakkâni, Şerh-u Cevhereti`t-Tevhid, Mısır` 1955, s. 235-236; Fahreddin er-Razı, Mefâtihul-Gayb, Istanbul 1308, Kitab-ü

Mecmü`atin mine`t-Tefâsir, el-Matbaatül-Âmire Istanbul 1319).


----------------
KAYNAKLAR :
Dinimiz islam
Sorularla islamiyet
Ehlisunnetbuyukleri
Mumsema
sorusorcevapbul
YanlisBilinenGercekler

israNUR

Bayan-Mod

  • "israNUR" bir kadın

Mesajlar: 1,383

Konum: Avusturya

Meslek: Arbeiter

Hobiler: Müzik,karakalem resim,basteln,film,anime,

  • Özel mesaj gönder

2

Sunday, January 22nd 2017, 5:27am

Teşekkür ederim paylaştığın için ellerine sağlık.

Yer Imleri:

Boardumuzda Neler Var

rasittunca.com - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi