Giriş yapmadınız.

  • Giriş

Sayın ziyaretçi, Raşit Tunca Board sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,275

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

1

Wednesday, January 11th 2017, 9:04pm

Edeb İffet ve Hayanın Önemi ve Değeri



Edeb İffet ve Hayanın Önemi ve Değeri

Ahlaken temiz olmak, ar, namus, gibi anlamlara gelen iffet, terim olarak,

Allah’ın yasakladığı şeylerden nefsi alıkoymak anlamına gelir. Bu kavramın

Kur’an’da kullanılan bir anlamı da, fakirliğini ve zaruretini gizleyip çok

muhtaç bir hâle düşmedikçe durumunu kimselere açmamaktır.

3 Hayâ, iffetlilik, az konuşma ( dilini tutma),... iyi anlayış ( fıkıh)

imandandır. Bunlar ahirette ( mükâfatı) artıran,... şeylerdendir. Edebsiz

konuşma, kaba davranma, cimrilik ise münafıklıktandır... ( Darimi, Mukaddime, 43)

Yandaki hadiste anlatılmak istenen düşünce nedir

4 Kur’an’da : “( Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya

güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı ( dilenmedikleri için),

bilmeyen kişi, onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan

arsızca ( bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu

bilir.” buyrulmaktadır

5 Kur’an-ı Kerim’de : “Şüphe yok ki Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlar, mümin

erkeklerle mümin kadınlar, itaat eden erkeklerle itaat eden kadınlar, sadık

erkeklerle sadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevazı

erkeklerle mütevazı kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar,

oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkeklerle

ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkeklerle Allah’ı çok zikreden

kadınlar var ya, işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir mükâfat

hazırlamıştır.”

6 Irzlarını koruyan erkek ve kadınlar için büyük bir mükâfatın vaat edilmiş

olması iffet konusunun bir Müslüman için ne kadar önemli olduğunu

göstermektedir. Kur’an’da Peygamberimize hitaben şöyle denilmektedir : “Ey

Peygamber! Mümin kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık

yapmamak, zina etmemek,... elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup

getirmemek, hiçbir iyi işte sana karşı gelmemek konusunda sana biat etmek üzere

geldikleri zaman, biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile.

Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

7 Görüldüğü üzere Peygamberimizin biatlerini kabul edeceği insanların söz

verdikleri hususlardan biri de iffetli davranmaktır. Hz. Peygamber, ahlaksızlık,

fuhuş vb. kötülüklerin yaygın olduğu bir ortamda dünyaya gelmiştir. Ancak o bu

tür fenalıkların hiç birisine bulaşmamıştır. Peygamber olmadan önce de iffetin,

temiz ahlakın ve güvenilirliğin sembolü olarak, içinde yaşadığı toplumda gıpta

edilen birisi olmuştur

8 Hz. Muhammed’in Peygamber olduktan sonra insanlardan talep ettiği hususlardan

biri de iffetli olmalarıydı. Mekke’nin fethi sırasında Müslüman olan Ebu Süfyan,

Müslüman olmadan önce Bizans Kralı Heraklius ile görüşmüştü. Bizans Kralı,

Peygamberimiz hakkında birtakım sorular sormuş, o da bunlara cevap vermişti.

Müslüman olduktan sonra Ebu Süfyan bu konuşmayı şöyle nakletmiştir :

9 “Heraklius ( Hirakl) Ebu Sufyan’a : ‘Ben sana Muhammed ne tavsiye ediyor? diye

sordum. Sen namaz kılmayı, doğru olmayı, iffetli olmayı, ahde vefayı, emaneti

yerine teslim etmeyi tavsiye ettiğini söyledin’ dedi. Ve sözünü şöyle sürdürdü :

“İşte bunlar bir peygamberin özellikleridir.” ( Buhari, Şehâdât, 28 ).

10 Yukarıdaki hadis size neler düşündürmektedir? Hz. Peygamber kendisi için sık

sık şöyle dua ederdi : “Allah’ım! Ben senden hidayet, takva, iffet ve gönül

zenginliği dilerim.” ( Müslim, Zikir ve Dua ve Tevbe ve İstiğfar, 72)

11 İffeti korumanın başlıca yollarından biri de evlenmektir. Bu nedenle

Peygamberimiz Müslümanları evlenmeye teşvik etmiştir. O, evlenip mutlu bir aile

yuvası kurabilmeleri için gençlere yardımcı ve destek olunmasını öğütlemiştir

Evlenip yuva kuran kimselere Allah’ın yardım edeceğini bildirmiştir.

12 Hz. Muhammed ( s.a.) iffeti korumanın imanı korumak olduğunu bildirmiştir;

“Zina eden kimse zina ettiği anda mümin değildir. Hırsızlık yapan hırsızlık

yaptığı an mümin değildir. İçki içen de içki içtiği an mümin değildir.... Ancak

tövbe ederse, Allah tövbeleri kabul edendir” buyurmuştur

13 Hz. Peygamber bir hadisinde, “Veren el alan elden üstündür. Öncelikle

geçimini sağlamakla yükümlü olduğunuz ailenizin ihtiyaçlarını karşılamalısınız.

Sadakanın en iyisi ( kişinin karnı tok, sırtı pek iken karşılıksız) verdiği

sadakadır. Dilenmekten ve çirkin işlerden uzak durmak isteyeni Allah saygın ve

onurlu kılar; Başkalarına muhtaç olmadan ( kendi yağıyla kavrulmak isteyeni)

Allah ( kendi kendine yeter bir mali imkana) kavuşturur” ( Buhari, Zekât, 18 )

buyurmuştur.

14 DÜŞÜNELİM Ensar'dan bazı kişiler Resululluh ( s.a.)'tan ( bir şeyler)

istediler. O da onlara verdi. Sonra tekrar istediler yine verdi. Yanındaki

tükenince : "Yanımdaki malı sizden asla gizlemem. Kim iffetli olmak isterse,

Allah onu iffetli yapar. Kim de elindeki ile yetinirse, Allah onu zengin yapar.

Sabretmeye gayret edene Allah sabır ihsan eder. Hiç bir kimseye sabırdan daha

geniş bir ihsanda bulunulmamıştır" buyurdu. ( Ebu Davud, Zekât, 28 )

15 İslam’a göre ekonomik imkânları kısıtlı da olsa insanların iffetli

davranmaları kendileri için daha hayırlı olacaktır. Hz. Muhammed ( s.a.); “Kim

başkalarına muhtaç olmak istemezse Allah o kimseyi, kimseye muhtaç etmez.

İffetli kalmak isteyeni de Allah iffetli kılar. Kim ihtiyacına yetecek biçimde

bir yaşantı isterse Allah da onu kimseye muhtaç etmez. Kırk dirhemi olduğu hâlde

kim dilenirse o ihtiyacı olmadığı hâlde dilenmiş olur” buyurmaktadır

16 Ömer b. Hattab ( r.a.) anlatıyor : Bizler bir gün Resulullah ( s.a.)’in yanında

otururken bir adam geliverdi. Elbisesi bembeyaz, saçları simsiyahtı. Üzerinde

yolculuk belirtileri de yoktu, bizden hiçbiri de onu tanımıyordu. O kimse

Peygamberimizin yanına kadar gelip oturdu dizlerini dizlerine dayadı, ellerini

dizlerinin üzerine koyarak sırasıyla İslam ve imanın ne olduğunu sordu.

Efendimiz soruları cevaplayınca doğru söyledin diyerek ardından, “İhsan ( iyilik )

nedir? Bana onu anlat” dedi. Resulullah ( s.a. ) : “İhsan; görüyormuşçasına Allah’a

ibadet edip kulluk yapmandır. Sen onu görmüyorsan da o seni mutlaka görmektedir”

buyurdular...” ( Nesai, İman ve Şerâituhû, 5 ).

---------------

İffet ve hayanın önemi

Sual : İffet ve hayanın önemi nedir?
CEVAP
Allahü teâlâ, insan neslinin devamı için, erkek ve kadını birbirine karşı cazip kılmıştır. Aynı zamanda, bu kuvvetli duygu karşısında, insanları, dünyada çetin bir imtihana tâbi

tutmuştur. Dünyadaki kısa ömrümüz içinde, en zor imtihan iffet imtihanıdır. Bu imtihanda kazanan bir insan, dünya ve ahiretin kahramanıdır.

İnsanların kusursuz olması veya insanın düşüklüğü, daha ziyade iffet işinde belli olur. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimin birçok yerinde, iffetini muhafaza edenlere, büyük

mükafatlar vaad etmiş, iffetini muhafaza etmeyenlere de, Cehennem azabını göstermiş, iffetsizleri, bir insanı öldüren bir câni ile bir tutmuştur. Müminlerin vasfını anlatırken

de buyuruyor ki :
( Müminler, namazlarını huşu içinde kılar, boş, lüzumsuz şeylerden yüz çevirir, zekatlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet eder.) [Müminun 1-8]

İffetli kimse, haya sahibidir, yani günah işlemeye utanır. Haya sahibi olmanın önemi büyüktür. Bu husustaki birkaç hadis-i şerif :
( Haya imandandır.) [Buhari]
( Hayası olmayanın imanı da olmaz. İmansız da Cennete giremez.) [Deylemi]
( Haya azlığı küfürdendir.) [Hakim]

( Haya, iffet, dile sahip olmak ve akıl imandan; cimrilik, müstehcenlik, çirkin söz ve hayasızlık nifâktandır.) [Beyheki]

İffet, yani namus ne kadar önemli ise, namussuzluk da o kadar kötüdür. Namusun önemi hakkındaki hadis-i şeriflerin birkaçı şöyledir :
( İyi bilin ki, namusunu koruyana Cennet vardır.) [Hakim]
( Zinadan korunan müslüman Cennete girer.) [Beyheki]

( Kötülükten korunmak için, nikahlı yaşayın ve iffetli olun!) [İbni Asakir]
( Başkasının karısını kızını ayartan bizden değildir.) [Hakim, İ.Ahmed]

( Bir kadın, beş vakit namazını kılar, namusunu korur, kocası ile iyi geçinirse, dilediği kapıdan Cennete girer.) [İ. Hibban]

( Şu altı şeyi yapanın Cennete girmesine kefilim : Doğru konuşan, verdiği sözü yerine getiren, emanete riayet eden, namusunu koruyan, gözlerini haramdan sakınan, ellerini

kötülükten çeken.) [İ.Ahmed]

( Haya on kısımdır. Dokuzu kadında, biri erkektedir) hadis-i şerifinde de bildirildiği gibi, kadınların hayası erkeklerden çoktur. Öyle olmasaydı, çok çirkin işler meydana

çıkardı. Din düşmanları bunu bildikleri için, daha çocukken kadınlardan hayayı kaldırmaya çalışıyorlar. Hayasız bir toplum meydana getirmeye çalışıyorlar. Müslüman kadını hayalı

olmaya devam etmelidir. Hadis-i şerifte, ( Haya güzeldir, fakat kadında daha güzeldir) buyuruldu. ( Deylemi)

İnsan günahlarının çoğu, iffet konusu içindedir. İffet, bir genç kızın veya kadının, değeri para ile ölçülemeyen bir mücevheridir. Bu mücevheri ele geçirmek için, Allahü

teâlâdan korkmayan her erkek, bütün şeytanlığını kullanır. Ele geçirdikten sonra, maksadına erişmiştir. Artık o, mücevherlikten çıkmış, adi bir taş olmuştur. Sokağa atılıverir.

Bu alışverişte, erkek, bir namus hırsızıdır. Kadın ise, mücevherini çaldırmış, bir zavallıdır.

İffetsiz olan, Allah katında günahkâr, halkın yanında da itibarsızdır. Bir namussuzun toplumdaki iyilerin yanında itibarı [saygınlığı], bir köpeğin itibarı kadar yoktur.

Erkeklik ve dişilik duyguları, insanlarda da, hayvanda da vardır. Hayvanlarda utanma hissi olmadığı için, onlar, bu duygularını gizlemez. İnsan ise, şeref ve haysiyet

duygularına sahip olduğu için, erkeklik ve dişilik hislerine karşı meşru yol arar.

Bir insanın ve bir ailenin şerefi ve itibarı, bu duygu karşısındaki tutumu ile ölçülür. Zengin ve çok güzel bir kadın, eğer iffetsiz ise, itibarsızdır. Fakir ve namuslu bir

kadın ise, her yerde, her zaman itibarlıdır, saygıya layıktır. Bunlar, normal ve temiz bir toplumun iffet ölçüleridir. İffet kaidelerini ayaklar altına almış, yalnız hayvani

hisleri peşinde koşan insan topluluğu, bu sözlerle alay eder. Onlara sözümüz yoktur. Dünyadaki pek çok rezaletler, cinayetler, iffetsizlik yüzünden meydana gelmektedir.

İnsanların pek çoğu, iffetsizliğin fenalıklarını bildikleri halde, kendilerini bu fena yollara sapmaktan alıkoyamaz. Bu kuvvetli duygu karşısında, onları selamet yoluna

çıkaracak çare, terbiye ve ahlak meselesidir.

Allah’tan korkan bir insan iffetsiz olamaz. O halde, çocuklarımıza Allah korkusunu öğretmeye çalışmak, bizim için en başta gelen görev oluyor. Allahü teâlâdan korkmak için,

Allah’ı iyi bilmek lazımdır. Allah’ı bilmek için, Onun büyüklüğünü ve sıfatlarını öğrenmek zorundayız. Allahü teâlâyı hiç düşünmeyen bir topluluk için, Allah korkusuna sahip

olmak kolay değildir. Allahü teâlâdan korkmak da, bir bilgi, bir çalışma ve bir gayret işidir. Durup dururken, Allah korkusu meydana gelmez. Dinin emir ve yasaklarına riayet

edene kolay gelir.

Özellikle büyük şehirlerde iffet işi tehlikeli bir yoldadır. Bir genç kızın, kendi başına yalnız kendi aklı ve anlayışı ile iffetini muhafaza etmesi, cidden güçtür. O genç kız,

eğer biraz da güzelse, hatıra ve hayale gelmeyen tehlikelerle çevrilmiş demektir. Bu tehlike, okulda, yollarda, otobüste, komşularda, hatta evinin içinde, telefonda, internette

yakasını bırakmaz.

Kızlarımız, tehlikeler karşısında aciz bir mahluk olarak, ahlaksızların elinde bir oyuncak olmamalıdır. Bu devirde herkesten, her yerde ona zarar gelebilir. Bu zarar, onun

parasına, puluna değil, şeref ve haysiyetinedir. Paraya olan zarar telafi edilebilir. Manevi zarar, yerine konamaz. Ahlaksızların içinde genç kız için şerefle yaşamak çok

güçtür. İffetli bir kız, diğer bazı kızlar gibi, flört yapmaya heveslenmemeli. Bu tehlikeli bir tecrübedir. Esasen flörtle yapılan evlilik, çok zaman mutluluk getirmez.

İffeti muhafaza için, gençleri zamanında evlendirmeli, iffeti zedeleyecek yerlerden uzak durmalıdır. Gençliğin hakkı adı altında çeşitli eğlenceler, genç kızı elde etmek için

birer tuzaktır. Bunun tuzak olduğuna inanmayan bir kız, tuzağın içine düştükten sonra, aklı başına gelir. Fakat iş işten geçmiştir. Tuzağın görünüşteki cazibesine kapılan

kızlar, erkeklerin elinde çabucak birer oyuncak hâline gelir. Kendine güvenen bir kız bile, onların karşısında sonuna kadar dayanamaz. Yakışıklı bir erkeğin aldatıcı gülümsemesi

karşısında, yenilebilir. Artık o kız, tuzağa düşmüştür. O tuzaktan kurtulan pek az veya hiç yoktur. Halbuki, o tuzak dediğimiz eğlence yerlerine gitmemek daha kolay bir iştir. (

Göz görmeyince, gönül katlanır) diye bir atasözü vardır. Oraya gitmeyen bir genç kız, oranın tehlikesinden kurtulmuş olur. Giderse, kurtulması zordur.

Kadın gözü ile kadın
Erkek gözü ile kadın konusunu ele almadan önce, kadın gözü ile kadınların halini anlatan bir yazıyı buraya almak istiyorum. Bayan Gülay Göktürk, Yeni Yüzyıl’daki yazısında

özetle diyor ki :

( Kadınların, hayatın çeşitli alanlarında vitrin süsü gibi kullanılmasına hep tepki duydum. Politik partilerin, vitrinlerine mostralık birkaç kadın koyarak, kolay tarafından

çağdaş parti imajı peşinde koşmalarına da, gazetelerin her Allah’ın günü arka sayfalarında ayırdıkları “güzel kadın” kontenjanına da, basının kadın unsurunu tabak-çanak gibi bir

promosyon malzemesi olarak kullanmasına da, reklamlarda pazarlanan ürüne uysa da uymasa da çıplak kadınların boy göstermesine de bir türlü alışamadım. Ama, şu fuarlar var ya

fuarlar... Kadın vücudunun fuarlarda son model arabaların, tekstil makinelerinin, inşaat malzemelerinin yanı başında “hostes” olarak kullanılışı...

İşte aşağılanışın bu kadarına katlanamıyorum. Kim bilir, belki canlı canlı gördüğüm içindir; belki orada bulunuşlarına bir gerekçe bulmak için en ufak bir gayret gösterilmeye

bile zahmet edilmeden, tam bir utanmazlıkla resmen ve alenen kullanıldıkları için...

Ne zaman bir fuara gitsem, bacaklarını açıp son model arabaların üstüne oturmuş mini etekli mankenleri görsem içim kalkıyor, midem bulanıyor. Ve şaşıyorum : İyi kötü birer

kişilikleri olan bu kadınlar, orada öylece durup o arabaların birer aksesuarı gibi pazarlanmayı nasıl içlerine sindiriyorlar? Hem, kadın cinsini bu kadar aşağılatan o kadınlara

karşı, hem de onları oraya oturtup müşteriyi kandırarak mal satmaya çalışanlara karşı öfke doluyor içim.

Bilişim 98’i dolaşırken yine aynı mide bulantısını yaşadım. Göğüslerini ve uzun bacaklarını açıkta bırakan giysileri ve frapan makyajlarıyla hostes kızlar yine iş başındaydı.

Hayatlarında tek bir tuşuna basmadıkları, en basit bir soruya cevap verebilecek kadar bile tanımadıkları bilgisayarların yanında durarak, bulundukları standı bir cazibe

merkezine dönüştürmeye çalışıyorlardı.

Önlerinden çabucak ve göz göze gelmemeye çalışarak geçip Bilgisayarlı Beste Yarışması’nın yapılacağı salona yöneldim. Yarışmada finale kalan 11 gencin bilgisayarlarıyla

kurdukları orkestralarına çaldırdıkları özgün besteleri dinledim. Yarışmacılar arasında bir tek bile kız yoktu. Hatırladığım kadarıyla geçen yıl ve ondan önceki yıl da yoktu.

Erkekler bilgisayarda beste yapıyor, kızlar da o bilgisayarların yanında durup erkekleri çekmeye çalışıyordu.

Avrupa’daki seks yerleri
Gidenler bilirler, Amsterdam’ın Red Light District denen semtinde gezerken, seks shopların neon ışıklı geniş vitrinlerinde müşteri bekleyen fahişeler görürsünüz. Akşam hava

karardı mı, üzerlerinde bir sütyen bir külotla vitrine çıkar, saatlerce ya ayakta ya da bir sandalyeye oturarak, arada bir seksi hareketler yaparak müşteri bulmaya çalışırlar.

Vitrine çıkmış kiralık kadınlardır bunlar. Vücutları hiç tartışmasız metadır. Sadece üzerlerinde fiyat etiketleri eksiktir. Seks shop sahipleri hiç değilse, sattıkları mal

konusunda müşteriyi yanıltmaya çalışmıyorlar. Fuarlardaki gibi kadın vücudu ile müşterinin aklını karıştırıp, dikkatini dağıtıp başka bir şey satmıyorlar. Müşteri ne almak

istiyorsa ona bakıyor, beğenirse parasını bastırıp alıyor.

Bence fuarlarda yapılan şey ticari ahlaka da sığmıyor. Kadın gösterip araba ya da bilgisayar satmaya çalışmak doğrudan dolandırıcılığa giriyor. Hostes kızlarımız da bu

dolandırıcılığa alet oluyor.)

İffetli kadın
Yukarıdaki yazıda Kadın gözü ile kadın demiştik. Bu isabetli bir tabir değildir. Çünkü iyi bir kadının diğer kadınlara bakışı ile, kötü bir kadının bakışı farklıdır. İyi bir

erkekle, kötü bir erkeğin bakışları da farklıdır. İyi bir kadınla, iyi bir erkeğin bakışları arasında fazla fark olmaz. Yukarıdaki yazıyı feminist bir kadının, kadınlara hangi

açıdan baktığını göstermek için almıştık. Şimdi de, Türkiye Gazetesi yazarlarından Sayın Rahim Er’in yazısını özetle alıyoruz :

( Bir Müslüman genç kız ve kadının giyinişi sade olmalı; dikkat çekmemelidir.
Sade ve özenli bir kıyafet, muhatabında saygı uyandırır. Aşırı renkler ve dikkat çekici ve gösterişe kaçan süslerden kaçınmalıdır! Pantolon, erkek kıyafetidir. Ayrıca pantolon,

hanımları çirkinleştirmekte, manto altında bile olsa kaba saba olmaktadır. Ayakkabıları da sade olmalı, yürürken ses çıkartmamalıdır.

Tesettür, sade ve gösterişten uzak ve zarif olmalıdır. Mümine narin olur.
Kadın, gülünç olacak şekilde giyinip süslenmemeli; partal da olmamalıdır. Sadelikteki ihtişam ve estetiği yakalamaya çalışmalıdır. Örtünme, gösteriş veya başka bir maksatla

olmamalı. Tesettür, yüce Allah’ın emri olduğu için yapılırsa, bunu yapan hanım, her an sevap alır.

Sırf rızk endişesi ile, zaruretsiz, uygunsuz işlerde çalışmamalıdır. İş hayatında, erkeklerle sürekli muhatap olmanın büyük zararı olur. Evlerimiz kadınlarımızın sarayıdır.

Kızlar ve kadınlar, bu saraylarda el işi, ev işi, mutfak işi... gibi işlere zevklerini, estetiklerini, göz nurlarını, ihlâslarını katarak eserler vermekte; anneler, dinimizin ve

millet hayatımızın teminatı sağlam nesiller yetiştirmektedir.
Bunlar yapılırken de günün nasıl bittiğinin farkına bile varılmaz.

Nerede cennet benzeri bu hayat; nerede servise yetişme, işe ulaşma ve iş hayatında verimli olma kaygısı? Evlerde ne patron baskısı, ne müdür sorgusu, ne azar, ne de kem gözler

vardır; günahtan uzak bir huzur iklimi.

Dışarıdaki işte çalışan bir kadın; ne kadın kalmakta, ne erkek olmakta ve bu çelişkinin ruhunda doğurduğu sancı yüzünden de çok çabuk çökmekte ve devamlı namahremlerle görüştüğü

için de maalesef, yüzündeki nur kaybolmaktadır.

Bu sebeple, işte çalışmaktan başka çaresi olmayan hanımlar, günaha girmeden, günlerini kurtarmaya azami dikkat etmelidir. Bunlara uyan kazanır, uymayan ise kaybeder. Peygamber

efendimiz, ( Ateşe dayanacağın kadar günah işle) buyuruyor. Ar damarı çatlamış kıyafetlerle sokaklarda dolaşmamalıdır.

Uygunsuz giyiniş, pervasız bakışlar, iç gıcıklayıcı ses tonu, dikkat çekici yürüyüş gibi dinimizin yasakladığı hal ve hareketlerden uzaklaş; yüksek iman, edep ve iffetle

bayraklaş...

Bir hanım, zaruret olmadan, yabancı erkeklerle telefonla bile görüşmemeli, onlarla senli benli olmamalıdır. Zaruret varsa, konuşma gayet kısa ve mesafeli, resmi ve ciddi

olmalıdır. İhtiyaçtan fazla konuşmak, şakalaşmak, şımarıklık, lâubalilik ciddiyetten uzaklaştırır; kötü puana sebep olur. Hareketler hiçbir zaman hoppa, hafif meşrep

olmamalıdır.

Hanımlarının en büyük serveti iffet ve edebidir. İffet ve edep, insanla hayvanı ayıran farktır. Bir genç kız, kısmetini sokakta ve gayrimeşru yollarla aramamalıdır. Bir kız,

evlenmek, hakkında hayırlı mı, hayırsız mı bilemez. Bu bakımdan mutlaka evlenmeyi değil, hakkında hayırlı olanı istemelidir!

Bu tavsiyelere uyan, herkesin hürmet edeceği hakiki bir hanımefendi olur. Hanımefendi olan da, Allah’ı, Resulullahı ve Müslümanları sevindirir; öbür halde ise şeytanı...

Bir mümine öyle olmalı ki, başka mümineler de ona imrenmeli ve ona benzemeye çalışmalıdır.)

---------------------

Sual : İffet ve hayânın önemi nedir?
CEVAP
Allahü teâlâ, insan neslinin devamı için, erkek ve kadını birbirine karşı cazip kılmıştır. Aynı zamanda, bu kuvvetli duygu karşısında, insanları, dünyada çetin bir imtihana tâbi

tutmuştur. Dünyadaki kısa ömrümüz içinde, en zor imtihan iffet imtihanıdır. Bu imtihanda kazanan bir insan, dünya ve ahiretin kahramanıdır.

İnsanların kusursuz olması veya insanın düşüklüğü, daha ziyade iffet işinde belli olur. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimin birçok yerinde, iffetini muhafaza edenlere, büyük

mükafatlar vaad etmiş, iffetini muhafaza etmeyenlere de, Cehennem azabını göstermiş, iffetsizleri, bir insanı öldüren bir câni ile bir tutmuştur. Müminlerin vasfını anlatırken

de buyuruyor ki :
( Müminler, namazlarını huşu içinde kılar, boş, lüzumsuz şeylerden yüz çevirir, zekatlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet eder.) [Müminun 1-8]

İffetli kimse, hayâ sahibidir, yani günah işlemeye utanır. Hayâ sahibi olmanın önemi büyüktür. Bu husustaki birkaç hadis-i şerif :

( Hayâ imandandır.) [Buhari]

( Hayâsı olmayanın imanı da olmaz. İmansız da Cennete giremez.) [Deylemi]

( Hayâ azlığı küfürdendir.) [Hakim]

( Hayâ, iffet, dile sahip olmak ve akıl imandan; cimrilik, müstehcenlik, çirkin söz ve hayâsızlık nifâktandır.) [Beyheki]


Namuslu olmanın önemi
İffet, yani namus ne kadar önemli ise, namussuzluk da o kadar kötüdür. Namusun önemi hakkındaki hadis-i şeriflerin birkaçı şöyledir :
( İyi bilin ki, namusunu koruyana Cennet vardır.) [Hakim]

( Zinadan korunan Müslüman Cennete girer.) [Beyheki]

( Kötülükten korunmak için, nikahlı yaşayın ve iffetli olun!) [İbni Asakir]

( Başkasının karısını kızını ayartan bizden değildir.) [Hakim, İ. Ahmed]

( Bir kadın, beş vakit namazını kılar, namusunu korur, kocası ile iyi geçinirse, dilediği kapıdan Cennete girer.) [İ. Hibban]

( Şu altı şeyi yapanın Cennete girmesine kefilim : Doğru konuşan, verdiği sözü yerine getiren, emanete riayet eden, namusunu koruyan, gözlerini haramdan sakınan, ellerini

kötülükten çeken.) [İ. Ahmed]

( Hayâ on kısımdır. Dokuzu kadında, biri erkektedir) hadis-i şerifinde de bildirildiği gibi, kadınların hayâsı erkeklerden çoktur. Öyle olmasaydı, çok çirkin işler meydana

çıkardı. Din düşmanları bunu bildikleri için, daha çocukken kadınlardan hayâyı kaldırmaya çalışıyorlar. Hayâsız bir toplum meydana getirmeye çalışıyorlar. Müslüman kadını hayâlı

olmaya devam etmelidir. Hadis-i şerifte, ( Hayâ güzeldir, fakat kadında daha güzeldir) buyuruldu. ( Deylemi)

İnsan günahlarının çoğu, iffet konusu içindedir. İffet, bir genç kızın veya kadının, değeri para ile ölçülemeyen bir mücevheridir. Bu mücevheri ele geçirmek için, Allahü

teâlâdan korkmayan her erkek, bütün şeytanlığını kullanır. Ele geçirdikten sonra, maksadına erişmiştir. Artık o, mücevherlikten çıkmış, adi bir taş olmuştur. Sokağa atılıverir.

Bu alış-verişte, erkek, bir namus hırsızıdır. Kadın ise, mücevherini çaldırmış, bir zavallıdır.

İffetsiz olan, Allah katında günahkâr, halkın yanında da itibarsızdır. Bir namussuzun toplumdaki iyilerin yanında itibarı [saygınlığı], bir köpeğin itibarı kadar yoktur.

Erkeklik ve dişilik duyguları, insanlarda da, hayvanda da vardır. Hayvanlarda utanma hissi olmadığı için, onlar, bu duygularını gizlemez. İnsan ise, şeref ve haysiyet

duygularına sahip olduğu için, erkeklik ve dişilik hislerine karşı meşru yol arar.

Bir insanın ve bir ailenin şerefi ve itibarı, bu duygu karşısındaki tutumu ile ölçülür. Zengin ve çok güzel bir kadın, eğer iffetsiz ise, itibarsızdır. Fakir ve namuslu bir

kadın ise, her yerde, her zaman itibarlıdır, saygıya layıktır. Bunlar, normal ve temiz bir toplumun iffet ölçüleridir. İffet kaidelerini ayaklar altına almış, yalnız hayvani

hisleri peşinde koşan insan topluluğu, bu sözlerle alay eder. Onlara sözümüz yoktur. Dünyadaki pek çok rezaletler, cinayetler, iffetsizlik yüzünden meydana gelmektedir.

İnsanların pek çoğu, iffetsizliğin fenalıklarını bildikleri halde, kendilerini bu fena yollara sapmaktan alıkoyamaz. Bu kuvvetli duygu karşısında, onları selamet yoluna

çıkaracak çare, terbiye ve ahlak meselesidir.

Allah’tan korkan bir insan iffetsiz olamaz. O halde, çocuklarımıza Allah korkusunu öğretmeye çalışmak, bizim için en başta gelen görev oluyor. Allahü teâlâdan korkmak için,

Allah’ı iyi bilmek lazımdır. Allah’ı bilmek için, Onun büyüklüğünü ve sıfatlarını öğrenmek zorundayız. Allahü teâlâyı hiç düşünmeyen bir topluluk için, Allah korkusuna sahip

olmak kolay değildir. Allahü teâlâdan korkmak da, bir bilgi, bir çalışma ve bir gayret işidir. Durup dururken, Allah korkusu meydana gelmez. Dinin emir ve yasaklarına riayet

edene kolay gelir.

Özellikle büyük şehirlerde iffet işi tehlikeli bir yoldadır. Bir genç kızın, kendi başına yalnız kendi aklı ve anlayışı ile iffetini muhafaza etmesi, cidden güçtür. O genç kız,

eğer biraz da güzelse, hatıra ve hayâle gelmeyen tehlikelerle çevrilmiş demektir. Bu tehlike, okulda, yollarda, otobüste, komşularda, hatta evinin içinde, telefonda, internette

yakasını bırakmaz.

Kızlarımız, tehlikeler karşısında aciz bir mahluk olarak, ahlaksızların elinde bir oyuncak olmamalıdır. Bu devirde herkesten, her yerde ona zarar gelebilir. Bu zarar, onun

parasına, puluna değil, şeref ve haysiyetinedir. Paraya olan zarar telafi edilebilir. Manevi zarar, yerine konamaz. Ahlaksızların içinde genç kız için şerefle yaşamak çok

güçtür. İffetli bir kız, diğer bazı kızlar gibi, flört yapmaya heveslenmemeli. Bu tehlikeli bir tecrübedir. Esasen flörtle yapılan evlilik, çok zaman mutluluk getirmez.

İffeti muhafaza için, gençleri zamanında evlendirmeli, iffeti zedeleyecek yerlerden uzak durmalıdır. Gençliğin hakkı adı altında çeşitli eğlenceler, genç kızı elde etmek için

birer tuzaktır. Bunun tuzak olduğuna inanmayan bir kız, tuzağın içine düştükten sonra, aklı başına gelir. Fakat iş işten geçmiştir. Tuzağın görünüşteki cazibesine kapılan

kızlar, erkeklerin elinde çabucak birer oyuncak hâline gelir. Kendine güvenen bir kız bile, onların karşısında sonuna kadar dayanamaz. Yakışıklı bir erkeğin aldatıcı gülümsemesi

karşısında, yenilebilir. Artık o kız, tuzağa düşmüştür. O tuzaktan kurtulan pek az veya hiç yoktur. Halbuki, o tuzak dediğimiz eğlence yerlerine gitmemek daha kolay bir iştir. (

Göz görmeyince, gönül katlanır) diye bir atasözü vardır. Oraya gitmeyen bir genç kız, oranın tehlikesinden kurtulmuş olur. Giderse, kurtulması zordur.

Kadın gözü ile kadın
Erkek gözü ile kadın konusunu ele almadan önce, kadın gözü ile kadınların halini anlatan bir yazıyı buraya almak istiyorum. Bayan Gülay Göktürk, Yeni Yüzyıl’daki yazısında

özetle diyor ki :

( Kadınların, hayâtın çeşitli alanlarında vitrin süsü gibi kullanılmasına hep tepki duydum. Politik partilerin, vitrinlerine mostralık birkaç kadın koyarak, kolay tarafından

çağdaş parti imajı peşinde koşmalarına da, gazetelerin her Allah’ın günü arka sayfalarında ayırdıkları “güzel kadın” kontenjanına da, basının kadın unsurunu tabak-çanak gibi bir

promosyon malzemesi olarak kullanmasına da, reklamlarda pazarlanan ürüne uysa da uymasa da çıplak kadınların boy göstermesine de bir türlü alışamadım. Ama, şu fuarlar var ya

fuarlar... Kadın vücudunun fuarlarda son model arabaların, tekstil makinelerinin, inşaat malzemelerinin yanı başında “hostes” olarak kullanılışı...

İşte aşağılanışın bu kadarına katlanamıyorum. Kim bilir, belki canlı canlı gördüğüm içindir; belki orada bulunuşlarına bir gerekçe bulmak için en ufak bir gayret gösterilmeye

bile zahmet edilmeden, tam bir utanmazlıkla resmen ve alenen kullanıldıkları için...

Ne zaman bir fuara gitsem, bacaklarını açıp son model arabaların üstüne oturmuş mini etekli mankenleri görsem içim kalkıyor, midem bulanıyor. Ve şaşıyorum : İyi kötü birer

kişilikleri olan bu kadınlar, orada öylece durup o arabaların birer aksesuarı gibi pazarlanmayı nasıl içlerine sindiriyorlar? Hem, kadın cinsini bu kadar aşağılatan o kadınlara

karşı, hem de onları oraya oturtup müşteriyi kandırarak mal satmaya çalışanlara karşı öfke doluyor içim.

Bilişim 98’i dolaşırken yine aynı mide bulantısını yaşadım. Göğüslerini ve uzun bacaklarını açıkta bırakan giysileri ve frapan makyajlarıyla hostes kızlar yine iş başındaydı.

Hayâtlarında tek bir tuşuna basmadıkları, en basit bir soruya cevap verebilecek kadar bile tanımadıkları bilgisayarların yanında durarak, bulundukları standı bir cazibe

merkezine dönüştürmeye çalışıyorlardı.

Önlerinden çabucak ve göz göze gelmemeye çalışarak geçip Bilgisayarlı Beste Yarışması’nın yapılacağı salona yöneldim. Yarışmada finale kalan 11 gencin bilgisayarlarıyla

kurdukları orkestralarına çaldırdıkları özgün besteleri dinledim. Yarışmacılar arasında bir tek bile kız yoktu. Hatırladığım kadarıyla geçen yıl ve ondan önceki yıl da yoktu.

Erkekler bilgisayarda beste yapıyor, kızlar da o bilgisayarların yanında durup erkekleri çekmeye çalışıyordu.

Avrupa’daki seks yerleri
Gidenler bilirler, Amsterdam’ın Red Light District denen semtinde gezerken, seks shopların neon ışıklı geniş vitrinlerinde müşteri bekleyen fahişeler görürsünüz. Akşam hava

karardı mı, üzerlerinde bir sütyen bir külotla vitrine çıkar, saatlerce ya ayakta ya da bir sandalyeye oturarak, arada bir seksi hareketler yaparak müşteri bulmaya çalışırlar.

Vitrine çıkmış kiralık kadınlardır bunlar. Vücutları hiç tartışmasız metadır. Sadece üzerlerinde fiyat etiketleri eksiktir. Seks shop sahipleri hiç değilse, sattıkları mal

konusunda müşteriyi yanıltmaya çalışmıyorlar. Fuarlardaki gibi kadın vücudu ile müşterinin aklını karıştırıp, dikkatini dağıtıp başka bir şey satmıyorlar. Müşteri ne almak

istiyorsa ona bakıyor, beğenirse parasını bastırıp alıyor.

Bence fuarlarda yapılan şey ticari ahlaka da sığmıyor. Kadın gösterip araba ya da bilgisayar satmaya çalışmak doğrudan dolandırıcılığa giriyor. Hostes kızlarımız da bu

dolandırıcılığa alet oluyor.)

İffetli kadın
Yukarıdaki yazıda Kadın gözü ile kadın demiştik. Bu isabetli bir tabir değildir. Çünkü iyi bir kadının diğer kadınlara bakışı ile, kötü bir kadının bakışı farklıdır. İyi bir

erkekle, kötü bir erkeğin bakışları da farklıdır. İyi bir kadınla, iyi bir erkeğin bakışları arasında fazla fark olmaz. Yukarıdaki yazıyı feminist bir kadının, kadınlara hangi

açıdan baktığını göstermek için almıştık. Şimdi de, Türkiye Gazetesi yazarlarından Sayın Rahim Er’in yazısını özetle alıyoruz :

( Bir Müslüman genç kız ve kadının giyinişi sade olmalı; dikkat çekmemelidir.
Sade ve özenli bir kıyafet, muhatabında saygı uyandırır. Aşırı renkler ve dikkat çekici ve gösterişe kaçan süslerden kaçınmalıdır! Pantolon, erkek kıyafetidir. Ayrıca pantolon,

hanımları çirkinleştirmekte, manto altında bile olsa kaba saba olmaktadır. Ayakkabıları da sade olmalı, yürürken ses çıkartmamalıdır.

Tesettür, sade ve gösterişten uzak ve zarif olmalıdır. Mümine narin olur.
Kadın, gülünç olacak şekilde giyinip süslenmemeli; partal da olmamalıdır. Sadelikteki ihtişam ve estetiği yakalamaya çalışmalıdır. Örtünme, gösteriş veya başka bir maksatla

olmamalı. Tesettür, yüce Allah’ın emri olduğu için yapılırsa, bunu yapan hanım, her an sevap alır.

Sırf rızk endişesi ile, zaruretsiz, uygunsuz işlerde çalışmamalıdır. İş hayâtında, erkeklerle sürekli muhatap olmanın büyük zararı olur. Evlerimiz kadınlarımızın sarayıdır.

Kızlar ve kadınlar, bu saraylarda el işi, ev işi, mutfak işi... gibi işlere zevklerini, estetiklerini, göz nurlarını, ihlâslarını katarak eserler vermekte; anneler, dinimizin ve

millet hayâtımızın teminatı sağlam nesiller yetiştirmektedir.

Bunlar yapılırken de günün nasıl bittiğinin farkına bile varılmaz.

Nerede Cennet benzeri bu hayât; nerede servise yetişme, işe ulaşma ve iş hayâtında verimli olma kaygısı? Evlerde ne patron baskısı, ne müdür sorgusu, ne azar, ne de kem gözler

vardır; günahtan uzak bir huzur iklimi.

Dışarıdaki işte çalışan bir kadın; ne kadın kalmakta, ne erkek olmakta ve bu çelişkinin ruhunda doğurduğu sancı yüzünden de çok çabuk çökmekte ve devamlı namahremlerle görüştüğü

için de maalesef, yüzündeki nur kaybolmaktadır.

Bu sebeple, işte çalışmaktan başka çaresi olmayan hanımlar, günaha girmeden, günlerini kurtarmaya azami dikkat etmelidir. Bunlara uyan kazanır, uymayan ise kaybeder. Peygamber

efendimiz, ( Ateşe dayanacağın kadar günah işle) buyuruyor. Ar damarı çatlamış kıyafetlerle sokaklarda dolaşmamalıdır.

Uygunsuz giyiniş, pervasız bakışlar, iç gıcıklayıcı ses tonu, dikkat çekici yürüyüş gibi dinimizin yasakladığı hâl ve hareketlerden uzaklaş; yüksek iman, edep ve iffetle

bayraklaş...

Bir hanım, zaruret olmadan, yabancı erkeklerle telefonla bile görüşmemeli, onlarla senli benli olmamalıdır. Zaruret varsa, konuşma gayet kısa ve mesafeli, resmi ve ciddi

olmalıdır. İhtiyaçtan fazla konuşmak, şakalaşmak, şımarıklık, lâubalilik ciddiyetten uzaklaştırır; kötü puana sebep olur.
Hareketler hiçbir zaman hoppa, hafif meşrep olmamalıdır.

Hanımlarının en büyük serveti iffet ve edebidir. İffet ve edep, insanla hayvanı ayıran farktır.
Bir genç kız, kısmetini sokakta ve gayri meşru yollarla aramamalıdır. Bir kız, evlenmek, hakkında hayırlı mı, hayırsız mı bilemez. Bu bakımdan mutlaka evlenmeyi değil, hakkında

hayırlı olanı istemelidir!

Bu tavsiyelere uyan, herkesin hürmet edeceği hakiki bir hanımefendi olur. Hanımefendi olan da, Allah’ı, Resulullahı ve Müslümanları sevindirir; öbür halde ise şeytanı...

Bir mümine öyle olmalı ki, başka mümineler de ona imrenmeli ve ona benzemeye çalışmalıdır.)

Aşık olmak günah mı?
Sual : Günah işlememek şartı ile birini sevmekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Sevgi, insanın elinde olmayan bir duygudur. İffeti, yani namusu korumak ve günah olan işlerden kaçmak şartı ile birisine karşı sevgi duymakta mahzur yoktur. Hatta iffetini

koruyarak sevgisini gizlemek çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :
( Aşkını gizleyip, iffetini muhafaza ederek ölen şehiddir.) [Hakim, Hatib]

( Aşkını gizleyip, iffetini muhafaza ederek, sabredenin günahlarını, Allahü teâlâ affedip Cennetine koyar.) [İbni Asakir]

Demek ki, dinimizde iffeti muhafaza etmek ve sevgisi sebebiyle günah işlememeye sabretmek, çok sevaptır. Çünkü genel olarak sevgi insanı kör ettiği için, insanın kendisini günah

işlemekten alıkoyması zordur. Zor olan işleri başarmanın sevabı da büyük olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki :
( Ümmetimin üstün olan kimseleri, aşk belasına maruz kalınca iffetini muhafaza edenlerdir.) [Deylemi]

İffetlinin eşi de iffetlidir

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki :
( Aklı dinlemeyen, en çok ona isyan eden şehvettir. İnsanların, başkalarının ayıplamaları gibi sebeplerle bu şehvetten kaçınmaları faydalı ise de, büyük sevap alamazlar. Fakat

günah işlemek için bütün imkanlara sahipken, ortada hiçbir korku yok iken, sırf Allah rızası için, Allah’tan korktuğu için şehvetine esir olmazsa, ona mani olursa, en büyük

fazilete kavuşur. Bu derece sıddıklar, şehidler makamıdır.)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki :

( Hayâ, iffet, dile hakimiyet ve akıl, imandandır. Böyle kimselerin ahiret arzusu çoğalır, dünya hırsı azalır. Cimrilik, müstehcenlik, çirkin sözlülük, hayâsızlıktan, nifaktan

ileri gelir. Böylelerinde dünya hırsı çoğalır, ahiret arzusu azalır.) [Beyheki]

Erkekler, iffetsiz olursa, yakınları da kötü yola düşebilir. Peygamber efendimiz, ( Siz iffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli olur) buyurdu. ( Taberani)

İbni Neccarın bildirdiği ( Zina eden, aynı şeye maruz kalır) mealindeki hadis-i şerif, iffetli olmayanın yakınlarının da, iffetsiz olabileceğini göstermektedir. İffetli olmaya

gayret eden bunu başarır. ( İffetli olmak isteyeni Allahü teâlâ iffetli kılar) hadis-i şerifi buna delildir. ( Hakim)

Gayrı meşru işler, dünyada insan için yüzkarasıdır. Ahirette ise, azabı çok şiddetlidir. “Ben ölmem” veya “Cehennem ateşi bana zarar vermez” diyen varsa, dilediği kötülüğü

işlesin! Hadis-i şerifte buyuruldu ki :
( Dünya için, dünyada kalacağın kadar çalış! Ahiret için, orada sonsuz kalacağına göre çalış! Allahü teâlâya, muhtaç olduğun kadar itaat et! Cehenneme dayanabileceğin kadar

günah işle!) [Eyyühel veled]

Öleceğine inanan ve öldükten sonra başına gelecekleri düşünen, kötülük işleyebilir mi?

İffetli olmak için

İnsana en büyük zarar, kötü arkadaştan gelir. Kötü arkadaşlarla düşüp kalkan, kılavuzu karga olan nasıl her zaman temiz olabilir?

İyi insanlarla beraber olan kimse, bir müddet onlar gibi iyi iş yapmasa bile, onların yanında kötülük edemez. Hadis-i şerifte, ( İnsanın dini arkadaşının dini gibidir)

buyuruluyor. ( Tirmizi)

Şu halde yapılacak iş, arkadaşlık edilen kimselere dikkat etmek ve kötü arkadaşlardan uzak durmaktır. Namuslu, iffetli yaşamak isteyene cenab-ı Hakkın bunu nasip edeceği din

kitaplarında yazılıdır. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki :
( İffet talep edeni, Allahü teâlâ iffetli kılar.) [Hakim]

İffetli olan, aile efradının da iffetli olmasını ister. Onları da kötülükten korur. Kendisi kötü olursa, bir gün çoluk çocuğu da Allah saklasın kötü yollara düşebilir.

Çocuklarının iffetsiz olmasını hangi ana-baba isteyebilir?

Çocuklara iyi örnek olmak gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :
( İffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli olur. Ana-babanıza ihsan ederseniz, çocuklarınız da size ihsan eder!) [Taberani]

( Kötülükten korunmak için, nikahlı yaşamak ve iffetli olmak gerekir.) [İbni Asakir]


Sokakta kol kola

Sual : Sokakta eşimizle el ele tutuşup gezmemizde, öpüşmemizde bir mahzur var mıdır?
CEVAP
Kol kola girilebilir. Ancak diğerlerini yapmak hayâsızlık olur. Hadis-i şerifte ( Hayâ imandadır) buyuruldu. ( Buhari)

O dediğiniz işleri evde, insanların görmediği yerlerde yapmak sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :
( Karı koca birbirine sevgi ile bakınca Allahü teâlâ da onlara rahmet nazarı ile bakar ve ellerini ellerine aldıklarında, günahları parmakları arasından dökülür.) [Râfi’î]

( Erkek hanımının yüzüne sevgi ile bakarsa, bir köle azat etmiş sevaba kavuşur. Tebessüm ederse hac ve umre sevabı, kucaklayıp öperse sıddıklık sevabı verilir. Eğer beraber

olurlarsa, günahları çok olsa da, ikisi de mağfiret olur.) [R. Nasıhin]

Resulullah efendimiz, ( Hanımıyla cima edene sadaka sevabı verilir) buyurunca, eshab-ı kiram, ( Bu işi şehvetle yapan da aynı sevaba kavuşur mu?) diye sordular, ( O kimse,

şehvetini harama harcamasında [zina falan ederse], günah olduğu gibi, helale harcamasında da sevap vardır) buyurdu. ( Müslim)


Üç haslet

Sual : Hanımım çok çekingendir. Çekingen olması kötü müdür?
CEVAP
Hazret-i Ali buyuruyor ki :
Üç haslet var ki erkekler için kötü, ev kadınları için iyidir :
1- Cimrilik erkek için kötüdür, evine ve ihtiyaçlarına harcayamaz.
2- Kendini beğenmek erkek için kötüdür. Kendini beğenen, başkasını aşağı görür. Bu da iyi değildir.
3- Korkaklık, çekingenlik erkekler için iyi değildir. Faydalı işleri yapamaz.

Aynı huylar ev kadınları için iyidir :
1- Kadın cimri, fazla tutumlu olursa, kocasının ve kendi malını muhafaza eder, bir yere harcamaz.
2- Kadın kendini beğenirse, sert ve kesin konuşur, erkekler bundan ümidini kesmiş olurlar.
3- Kadının çekingen olması da çok iyidir. Lüzumsuz yerlere gitmez, tehlikeli işlerden kaçarlar.

------------------
Nedir İffet?

İfet; Namuslu ve şerefli yaşamaktır.

İffet; dürüst ve erdemli bir hayat sahibi olmaktır.

İffet; edep ve haya dairesinde hareket etmektir.

İffet; çirkin söz ve fiillerden uzak kalmaktır.

İffet; giyimde örtünmesi gereken yerleri örtmektir.

İffet; tüm haramlardan uzak durarak, “helal” dairesi içerisinde bütün nimetlerden yararlanmaktır.

İffet; ayakları kaydıracak zeminlerden uzak durmaktır.

İffet; sadece bedensel bir takım haramlardan kaçınmak değil; sağlıklı düşünmekten, her türlü meslek ahlakına kadar geniş bir çerçevede ele alınması gereken bir kavramdır.

İffet; edepli ve namuslu temiz bir hayata sahip olmaktır.

İffet; İslam ahlakına aykırı söz ve davranışlardan kaçınmaktır.

İffet; ahlaki kirlenmeden ve şehevi çirkinliklerden uzak kalarak peygamberler gibi nezih bir hayata sahip olmaktır.

İffet; seviyesiz, hayasız, edepsiz, müstehcen ve insani değerlerden uzak ortamlardan uzak durmaktır.

İffet; insanlara doğuştan verilen bir özelliktir. Bu özellik, insanları hayvanlardan ayıran en temel unsurdur; çünkü hayvanlarda edep, namus, haya, nikah, şeref gibi özellikler

yoktur. Bunlar insani ve ahlaki özelliklerdir. Bu özellikleri taşımamak, insanlığını kaybetmek ve Allah’ın buyruklarını çiğnemektir.

İffetli olmak; kısaca, İslam ahlakına göre yaşamaktır.

~

İffetin zıddı olan iffetsizlik; Allah’ın haram kılıp nefse hoş gelen şeyleri yapmaktır. Onun için İffetsizlik, şeytanın dürtüsüyle insanlara çok cazip gelmektedir. İşte bu

cazibesinden dolayıdır ki, insanların büyük bir kısmı kendisini haramlara karşı koruyamamakta ve iffetsizlik yapmaktadırlar. Özellikle yeni nesil, kadın-erkek ilişkilerinde

harama bulaşma noktasında çok lakayt davranmaktadır. İslami değerlere karşı pek hassasiyet taşıyamamaktadırlar. Gittikçe manevi değerlerimiz silinmekte, yerine tamamen bize

yabancı olan “batı” medeniyetinin gayrı insani ve İslami değerleri yerleşmektedir. Bu da toplumun yozlaşmasına ve çürümesine sebep olacaktır ki bunun faturasını bu toplum çok

pahalıya ödeyecektir.

Kur’an ayetlerine başvurduğumuzda, farklı iffetsizlik örneklerini görmekteyiz. Gözlerini harama dikmekten tutun da el açıp dilenmeye kadar bir çok ahlaksızlık, iffetsizlik

örneği sıralanmaktadır.

Kur’an’da, “Kurtuluşa eren kimseler”den söz edilirken, “onlar iffetlerini korurlar” diye buyrulmaktadır.

Yine, “gözlerini harama bakmaktan korusunlar; namus ve iffetlerini ayaklar altına almasınlar. Ziynetlerini teşhir etmesinler” ilahi emri, kadın-erkek herkesi uyarırken,

“başörtülerini yakarlının üzerine kadar örtsünler” emri de sadece kadınları uyarmaktadır.

Kur’an, Yusuf peygamber ile Hz. Meryem’i iffet abidesi olarak insanlara örnek vermektedir. Yusuf peygamber, vezirinin eşinden gelen bir günah çağrısı karşısında “ya Rabbi! Bu

kadınların beni davet ettikleri o haram fiildense, zindan benim için daha iyidir” diyerek hapse girmeyi, iffetini ayaklar altına almaya tercih etmiştir. ( Yusuf, 12/33)

Yusuf as böyle bir iffetli davranış sergileyerek, kıyamete kadar iffetli yaşamak isteyen müminlere örnek olmuştur.

Yine Hz. Meryem de Kur’an’nın ifadesiyle insanlık için tam bir iffet örneğidir. “Irzını iffetle korumuş olan ( Meryem’i) de an. Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu cümle

alem için bir örnek kıldık” diye buyuran Allah, onu temiz ve nezih bir ortamda, iffetli ve terbiyeli bir şekilde yetiştirmiştir. ( 21/91)

Hz. Meryem, Kendisine atılan iftiralar karşısında “keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim” diyerek yakınmıştır.

Yukarıda da belirtildiği gibi, İffet sadece bedensel bir takım davranışlara dikkat etmek değildir. Bunun yanı sıra, yoksulluğunu ve muhtaçlığını gizleyip halini kimseye

bildirmemek de iffetli olarak kabul edilmiştir.

“( Yapacağınız hayırlar) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşmayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları

zengin zan eder. Sen onları simalarından tanırsın; çünkü yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.” ( Bakara, 2/273)

Kur’an’da, fakirliğini ve zaruretini gizleyip -çok muhtaç bir hale düşmedikçe- durumunu kimseye bildirmemek de “iffet” olarak kabul edilmiştir. Evet, bu ayet, imkansızlıklardan

dolayı çalışamayan ve her şeye rağmen iffet ve erdemliliğinden dolayı başkalarına el açıp dilencilikte bulunmayan kimselerden övgüyle söz etmektedir.

Tabi ki bu iffetli kimseler için yardım konusunda duyarlı olmak zorundayız. Bu gibi kimseleri, “dilenciliği meslek hayatı” haline getirenlerden ayırmak ve ona göre davranmakla

mükellefiz. İffetli olan ihtiyaç sahipleri, zaten simalarından bellidir. Onları tanımak isteyen rahatça tanır.

Peygamberimiz; kapı kapı dolaşıp dilenen kimseler için “… bir ip alıp sırtında odun taşıyarak onu az bir bedele satması, dilenmesinden daha hayırlıdır” buyurarak, iffetliliğin

derinliğine dikkat çekmiştir.

Yine peygamberimizin; sık sık yaptığı dualardan olan “Allahım! Senden hidayet, takva, iffet, gönül zenginliği ve başkalarına muhtaç olmayacak kadar rızık istiyorum” ifadesi,

Allah’tan nelerin istenmesi gerektiğini bizlere öğretmektedir.

Kur’an; “mümin kadınların iffetli olanları ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlara mihirlerini vermeniz şartıyla, namuslu olmak, zina etmemek ve gizli

dost tutmamak üzere size helaldir…” buyururken, iffetli olmanın önemine dikkat çekmektedir.

Yine; “çocuklar ergenlik çağına girdiklerinde, odalarınızda müsait olmadığınız ( mahrem) saatlerde, rastgele girip çıkmasınlar; sizlerden izin istesinler” buyururken de ahlaki

bir kural koymaktadır.

Evet, burada “mahrem” konusu ile erkek-kadın ilişkileri gündeme gelmektedir. İffetli yaşamak için “mahrem”e dikkat etmek ve aile yapısını sağlam bir temele oturtmak gerekir.

Ailede bireyler, özellikle çocuklar mutlaka iffetli yetiştirilmelidirler. Unutmayalım ki, “ağaç yaş iken eğilir.” Aile büyükleri, çocuklarının iyi bir eğitim ve iyi bir ahlak

kazanmalarından sorumludurlar. Bu yükümlülük, bütün görevlerin başında gelir. Bunu hafife almak, en büyük ihanettir.

İffetli yaşamanın yolları elbette ki Kuran’dan ve Peygamberimizin sahih uygulamaklarından öğrenmek gerekir; çünkü her konuda olduğu gibi, bu konuda da birçok yalan yanlış haber

ve hurafeler yer almaktadır.

Kadının, evinden dışarı çıkmamasından, yüzünün tümünü kapatmasına kadar birçok hurafe kaynaklarda yer almaktadır. Oysaki dinin amacı, kadını tamamen eve kapatmak değil; iffetli

ve erdemli insan yetiştirmektir.

Bu bağlamda belirtmek gerekir ki, Kadın ile erkeğin “iffetli olmaları kaydıyla” çarşı pazarda alış-veriş yapması, aynı sınıfta eğitim görmesi, aynı kurumda çalışmış olması, aynı

araçta yolculuk yapması, aynı ortamda yemek yemesi, aile olarak akraba ve dostların beraber oturması gibi durumlar haram değildir. Haram olmadığına dair ayet ( Nur, 24/61) ve

Peygamber-Sahabe uygulamaları mevcuttur.

O halde, erkek-kadın ilişkilerinde önemli olan husus, iffetsizliğe düşmemektir. Hatta, iffetsizliğe kapı aralayan durumlardan bile kaçınmaktır. Bu inanç ve bu bilinçle hareket

ettikten sonra, kadın ile erkeğin bir arada yaşamasını hiç kimse “hak” adına yasaklayamaz. Önemli olan Peygamber’in ahlakına, Hz. Hatice’nin asaletine ve Hz. Meryem’in iffetine

sahip olmaktır. İşte, müminlerden istenen budur.

Sonuç olarak belirtelim ki, iffet, Peygamberler ahlakıdır ve Yusuf’ça bir tavırdır. İffet, Müslüman’ın şahsiyet ve kimliğidir. Ona hiçbir zaman iffetsizlik yakışmaz. İffet,

toplumun emniyet mekanizması ve ailenin direğidir. İffet, hakka saygının, emre itaatin ve ahde vefanın göstergesidir.

İşte, Rabbimizin beyanıyla konunun özeti : “Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar,

doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan

erkekler ve oruç tutan kadınlar, iffetlerini koruyan erkekler ve iffetlerinin koruyan kadınlar, Allah’ çok zikreden erkekler ve Allah’ı çok zikreden kadınlar var ya; işte Allah,

bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.” ( Ahzab, 33/35)

------------------

Hz. Peygamber'in Hadislerinde İffet Kavramı

İmanın şubelerinden biri olan hayâ iffetten doğar. Hayâ, “çirkin şeylerden kaçınmaya sevk eden ve hak sahibinin hakkı konusunda taksirden, yani her türlü hukuk ihlalinden

meneden ahlaki bir tavır” olarak nitelenir.

İslam ahlak sisteminin temel bir terimi olarak iffet, nefsin haramdan uzak durması, helal olmayan ve güzel karşılanmayan söz ve davranışlardan sakınması demektir. Hüseyin Kazım

Kadri’nin ( ö. 1934) dilinde iffet, “nefsini şehevâttan saklamak, menhiyattan ve muharremattan imsak-i nefs”, taaffüf ise, “iffet ve namusu iltizam etmek, ırza dokunacak

şeylerden sakınmak” diye ifadesini bulur. [1] Bu özelliklere sahip olan kimse de afif ve müteaffif diye nitelenir.

İmanın şubelerinden biri olan hayâ iffetten doğar. Hayâ, “çirkin şeylerden kaçınmaya sevk eden ve hak sahibinin hakkı konusunda taksirden, yani her türlü hukuk ihlalinden

meneden ahlaki bir tavır” olarak nitelenir. İffetli erkek veya iffetli kadın için kullanılan muhsan kelimesi de, kaleyi siper ve barınak edinerek kendini koruma ve kollama

altına alan kimseyi düşündürür. Esasen iffet; her türlü aşırılık, dengesizlik ve ölçüsüzlükten uzak durmak, özellikle cinsi-şehevi arzuyu şer'i sınırlar ve ahlaki değerler

açısından kontrol altında tutmak demektir. Bu yönüyle iffet, karakter eğitiminde denge unsurudur. Bir dengenin süreklilik arz edip karaktere dönüşmesi erdem ( fazilet) adını

alır. Meşhur hadis alimi İbn Hacer Askalânî'nin işaret ettiği gibi, bu yüzden iffetli cahil, fasık alimden evla görülür. Zira afif insanın verâ ve takva anlayışı, bilgisizce

hüküm vermesini engelleyerek onu araştırmaya ve soruşturmaya sevk eder. [2] Demek oluyor ki, "insanın bedeni ve maddi hazlara aşırı düşkünlükten korunmasını sağlayan erdem"

olarak iffet, cinsellik alanında dar anlamda kullanılmaktadır. Zira bireysel ve toplumsal hayatta görülen tüm hasbi faaliyetlerin ve güzel alışkanlıkların temelinde geniş

anlamda iffet eksenli ahlak anlayışı yatar. İffet, insanın hem bireysel, hem de toplumsal ahlakını ilgilendirir. Bilindiği gibi, insanın kendi iç dünyasından ve Allah ile olan

ilişkilerinden doğan davranışlar bireysel ahlak adını alırken, insanın diğer insanlara ve varlıklara karşı yapmakla yükümlü ve sorumlu olduğu görevler toplumsal ahlak adını

alır. "İyi ahlak nedir" sualine Hz. Ali ( ra)'nin, "Haramlardan kaçınmak, helal kazanç titizliği göstermek, aile efradına cömert davranmak" şeklinde verdiği cevap, bu noktaya

vurgu yapar.

Kadim ilim erbabı, iffetin dört temel ahlaki faziletten biri olduğunu kabul eder. Nitekim Ragıb el-İsfahani ( ö. V/XI. yüzyılın ilk çeyreği) özetle diyor ki : "Mekârim-i

şeriatın esası, nefsin ilim öğrenmek suretiyle temizlenmesi, iffet, sabır ve adaletin tatbik edilmesidir. Onun nihayeti ise, insanın hikmet, cömertlik, hilm ve ihsan ile

donanmasıdır. İffetin kuvvet bulması kanaati doğurur. Kanaat ise başkasının malına tamah etmekten uzak tutar. İffet, açgözlülük demek olan ifrat ile neslin sürdürülmesine

kayıtsız kalmak demek olan tefrit arasında orta bir durumdur. Ne var ki, iffetin şartları vardır : Bir şeyin daha fazlasını beklemek için iffet gösterilmez. Ayrıca toplum

baskısı sebebiyle iffetsizlik yapma fırsatı bulamamak, karşı cinse duyulan soğukluk ve kayıtsızlık, sonuçtan korku ve endişe duymak gibi sebeplerle iffet gösteren kimse de afif

diye nitelenemez. [3]

Görebildiğimiz kadarıyla, RasûI-i Ekrem ( sav)'in hadislerinden yola çıkarak iffetin, cinsel arzu ( şehvet) konusunda iffet, göz, kulak, dil, el ve kalbin iffeti, mali-

iktisadi konularda iffet diye üç alt başlık halinde ele alınması mümkündür.

Cinsel Arzu ( şehvet) Konusunda İffet :

Derler ki, "Şehvetin kulu ve esiri olmak, kölelikten daha zelil bir durumdur. ( abdü'ş-şehveti ezellü min abdi'r-rıkkı)" Gerçekten de iffet, insanı tutkularının baskısından

kurtaran ve onu özgür kılan hayat iksiridir. Yüce Kur'ân, kurtuluşa eren gerçek müminlerin vasıflarını sayarken, "Onlar ki, edep yerlerini ( iffetlerini) korurlar" ayetiyle

[4], cinsel dürtünün doyurulmasında ilahi yasalar çerçevesinde şekillenmesi gereken bir ahlaki kişiliğe dikkat çeker. Söz konusu ayetlerde, cinsel tatmini evlilik kurumu dışında

arayanlar da "haddi aşanlar ( adün)" diye geçer. Ayrıca, Kur'ân kıssaları arasında Hz. Yusuf'un [5], Hz. Yahya'nın [6] ve Hz. Meryem'in [7] afif ve nezih hayatları, onların

dillere destan örnek tutum ve davranışları zikredilir. Mesela Yusuf suresinde, Aziz’in karısı Züleyha'nın Hz. Yusuf'a meylettiği ve hedefine ulaşamayınca da iftira ederek onun

zindana girmesine sebep olduğu anlatılırken, kadının “İşte siz beni bunun için kınamıştınız. And olsun ben kendisinden murad almak istedim de o, iffetinden ötürü çekinerek (

beni) reddetti” diye hayıflanması, kocası Aziz'in de "Kadınlar, sizin bu tuzağınız gerçekten büyüktür" demesi ibretamiz bir tablodur.

“Ey Ademoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek elbise, süslenecek giysi yarattık. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır” [8] ayetinde geçen takva elbisesi, görev ve sorumluluğun

farkında olmak anlamında takvayı hatırlatan sade ve mütevazı giyim-kuşam, Allah korkusu, iffet, haya, salih amel, savaşta giyilen zırh ve miğfer gibi manalara gelir. Bu demektir

ki, bedenin ayrılmaz bir parçası olarak örtünme, iffeti koruyan ve kollayan bir hüviyete sahiptir. Cinsellik ve iffetle ilgili pek çok hadisten üçünü burada zikretmek istiyoruz

:

a) Her kim ağzına ve cinsel arzularına hakim olacağına dair bana söz verirse ben de onun cennete girmesine kefil olurum. [9]

b) Hz. Aişe ( r.anha)'den rivayet edildiğine göre, Hz. Ebû Bekir ( ra)'in kızı Esma ( r.anha) üzerindeki ince elbise ile Rasûlullah ( sav)'ın huzuruna vardı. Rasûlullah (

sav) ondan yüzünü çevirerek şöyle buyurdu : “Ey Esma! Kadın bülûğ çağına eriştiği zaman, artık onun şu ve şu yerleri dışında bedeninin görülmesi uygun olmaz.” Rasûlullah (

sav) bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etti. [10]

Ayrıca burada, “Yabancı ( namahrem/nikah düşen) kadınlar karşısında iffetli olun ki, kadınlarınız da iffetli olsunlar” şeklinde ifadesini bulan tarihi tecrübeye de işaret

edilmelidir. [11] Şiir ve edebiyata konu olan bu tecrübeye göre, karşı cinse bakmayı alışkanlık haline getiren bir erkek veya kadın, bu halin sosyal-psikolojik etkisini

hayatında görebilecektir.

Göz, Kulak, Dil, EI ve Kalbin İfteti :

Konuyla ilgili hadislere geçmeden önce, Râgıb el-İsfahani'nin verdiği şu bilgileri aktarmakta fayda vardır : "İffet, kalbi bedeni şehvetlerden ve düşmanlığı körükleyen şeylere

inanmaktan zapturapt altına alır. Akıl ve kalp iffetinin yok olmasıyla birlikte sûizan, tamahkârlık ve başkasının elindekine göz dikmek ortaya çıkar. Bu durumun hasede, hasedin

düşmanlığa, düşmanlığın çatışmaya, çatışmanın da çoğu kez katle yol açtığı bilinir. Bu yüzden Allah Teâlâ şöyle buyurur : "Allah'ın sizi, birbirinizden ( kiminizi kimine göre)

üstün kıldığı şeyleri temenni etmeyin. Erkekler için kendi kazandıklarından bir pay, kadınlar için de kendi kazandıklarından bir pay vardır. Allah'ın lütfunu isteyin, şüphesiz

Allah her şeyi bilmektedir." [12] "Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakınınız; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın; herhangi

biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bak bundan tiksindiniz! Allah'a itaatsizlikten de sakının. Allah tövbeleri çokça kabul edendir, rahmeti sonsuzdur." [13]

Göz, kulak, dil ve el iffetli olmadıkça bunların sahibinin afif olması mümkün değildir. Dilin iffetli olmaması halinde alay, tecessüs, gıybet, nemime ( koğuculuk) gibi günahlar

işlenir. Gözün iffetli olmaması halinde harama ve bayağı arzuları kışkırtan dünya hayatının ziynetine nazar edilir. İffetin kulakta yok olmasıyla da çirkin şeyler işitilir. [14]

Demek oluyor ki göz, kulak, dil, el gibi organların kuralsız kullanılması, özellikle gözün kirlenmesi, aile hayatının huzur ve mutluluğu için büyük bir tehlike teşkil edecektir.

Nitekim Allah Teâlâ, nikâhlı eşi veya mahrem yakını dışında, başkalarına gözünü dikip bakan erkekler ve kadınlar hakkında şu uyarıda bulunur : "Mümin erkeklere söyle :

Gözlerini ( harama) dikmesinler ve namuslarını korusunlar! Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Gerçekten Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır."

[15] "Mümin kadınlara da söyle : Gözlerini ( harama bakmaktan) esirgesinler ve namuslarını korusunlar! Kendiliğinden görüneni müstesna olmak üzere ziynetlerini teşhir

etmesinler." [16] Ayrıca Yüce Kur'ân'ın "Zina etmeyin" kalıbı yerine, “Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir iffetsizlik ve hayasızlıktır. O, çok çirkin bir yoldur” [17] şeklindeki

sedd-i zeria üslûbu, insanoğlunun, zina süreci/atmosferi gibi kontrol edilmesi neredeyse imkansız ortam ve şartlarda gösterebileceği irade zaafı karşısında pedagojik bir öneme

sahiptir. Söz konusu ayetten sonra gelen şu hatırlatma da calib-i dikkattir : "Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan

sorumludur." [18]
İffetini yitiren kimse izzet, vakar, şahsiyet ve hürriyetini kaybetmiş demektir. Bu yüzden, savaş hali gibi olağanüstü şartlarda dahi "Öldürme tarzı yönünden insanların en

iffetlisi iman ehlidir” [34] hadisiyle her türlü işkenceyi yasaklayıp ümmetine hikmeti öğreten Rahmet Elçisi'nin şu dua cümlesi önemsenmeli ve en içten duygularla tekrar

edilmelidir : Allah’ım, senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istiyorum!

Göz, kulak, dil, el ve kalbin iffetine dair bazı hadisleri şu şekilde sıralamak mümkündür :

a) Ademoğluna zinadan hissesine düşen pay yazılmıştır. Kaçınılmaz olarak o buna erişir. Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası

tutmak, ayağın zinası da yürümektir. Kalp/nefis de heves edip arzular. Cinsiyet uzvu da ya tasdik ederek buna uyar ya da tekzip ederek uymaz/hevesi boşa çıkarır. [19]

b) Ey Ali, ilk bakışın ardından tekrar bakma! Çünkü ilk bakış hakkındır, bağışlanabilir. İkinci bakış ise hakkın değildir ve haramdır. [20]

c) İnsanoğlunun işlediği hataların ekserisi dilindendir. [21]

d) Şüphesiz mümin günah işlediği zaman, kalbinde siyah bir leke meydana gelir. Şayet tevbe eder, kendini o günahtan çekip çıkarır ve istiğfar ( Allah'tan af ve mağfiret talep)

ederse, kalbi cilalanır, parlar. Eğer mümin günahı artırırsa, kalbindeki siyah leke ( o nisbette) çoğalır. İşte Allah Teâlâ'nın, "Hayır, aksine onların işlemekte oldukları (

günah ve kötülükler) kalplerini kirletmiştir ( pas tutup karartmıştır)" [22] ayetinde zikrettiği er-rân budur. [23]

e) Yedi helak edici ve felakete sürükleyici şeyden sakının : Allah'a şirk koşmak, büyü yapmak, şer'an haklı sebeple olması hariç Allah'ın dokunulmaz kıldığı bir cana kıymak,

yetim malı yemek, faiz yemek, düşmana toplu hücum yapılacağı sırada savaş meydanını terk etmek ve hiçbir şeyden habersiz iffetli mümin kadınlara zina iftirasında bulunmak. [24]

f) Abdullah b. Abbas ( ra) diyor ki : ( Yakışıklı bir delikanlı olan amcaoğlu) Fadl b. Abbas, Rasûlullah ( sav)'ın terkisinde idi. Derken Has'am kabilesinden ( hac

esnasında ihramlı, genç ve güzel) [25] bir kadın fetva sormak için Rasûlullah ( sav)'a geldi. Fadl kadına, kadın da Fadl'a bakmaya başladı. Bunun üzerine Rasûlullah ( sav)

Fadl'ın yüzünü hemen öbür tarafa çevirdi. [26]

Yine Abdullah b. Abbas ( ra) diyor ki : Fadl b. Abbas, ( hac esnasında Mina'ya doğru giderken) Rasûlullah ( sav)'ın terkisinde idi. O, Fadl'ın yüzünü eliyle çeviriyor ve "Ey

kardeşimin oğlu, bugün öyle bir gündür ki, gözü haramdan sakınan, dili ve mahrem yeri korunan kimsenin günahları affedilir” diyordu. [27] Başka bir rivayette, Rasûl-i Ekrem (

sav)’in amcası Abbas, Peygamber’e “Senin, amcazadenin yüzünü çevirdiğini gördüm” deyince, Rasûlullah ( sav) “Evet, genç bir kız ile bir delikanlı gördüm. Ben onların arasına

şeytanın girmesinden endişe ettim” buyurdu. [28]

Ayrıca Rasûl-i Ekrem ( sav), yol kenarında oturarak sohbet ve konuşma alışkanlıklarını bırakmak istemeyen ashabına, yoldan gelip geçenlerin rahatsız olmamaları için bakışlarına

hakim olmaları gerektiğini öğütler. [29]

Mali-İktisadi Konularda İffet :

Mal mülk, yeme içme gibi konularda ölçülü ve kanaatkâr olmak anlamında iffete dair hadisler vardır. Onlardan birkaç örnek vermek istiyoruz :

a) Rasûl-i Ekrem ( sav), cennete girmeye aday üç grup insanın övgüye değer özelliklerini sayarken, malı konularda afif duruş sergileyen karaktere dikkat çeker : “Ehl-i cennet

üçtür : Adil, sadaka-zekat veren ( yardımsever) ve muvaffak olan bir yönetici, bütün yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve ince kalpli kimse, iffet ve namusuna

düşkün, bakmakla yükümlü ve sorumlu olduğu kimseler olmakla birlikte istemekten çekinen ( afif duran) kişi.” [30]

b) Allah, yoksul olmasına rağmen iffetini korumaya çalışan mümin kulunu sever. [31]

c) Genç sahabi Ebû Said el-Hudri ( ra)'nin babası Malik, Uhud Savaşı'nda şehit olur. Başta annesi olmak üzere yakınları, ihtiyaç sahibi olduklarını bildirmek ve yardım istemek

üzere onu Rasûlullah ( sav)'a gönderir. Bunun üzerine Rasûlullah ( sav) ona, istemekten sakınanı Allah'ın iffetli kılacağını, müstağni davranarak elinde olanla yetineni zengin

edeceğini, sabretmek isteyene sabır vereceğini ve sabırdan daha bol bir rızık olmadığını söyler. Konuyla ilgili hadis, Ebû Said el-Hudri tarafından şöyle rivayet edilir :

Medineli Müslümanlardan bir kısmı Rasûlullah ( sav)'tan bir şeyler istediler. O da verdi. Sonra yine istediler. Rasûlullah ( sav), elindekiler bitinceye kadar verdi.

Verebileceği şeyler tükenince onlara şöyle hitap etti : "Yanımda bir şeyler olsaydı, onları sizden esirgemez, verirdim. Kim dilenmekten çekinir, iffetli davranırsa, Allah onun

iffetini arttırır. Kim tokgözlü olmak isterse, Allah onu başkalarına muhtaç olmaktan kurtarır. Kim de sabretmeye çalışırsa, Allah ona sabır verir. Hiç kimseye, sabırdan daha

hayırlı ve engin bir lütufta bulunulmamıştır." [32]

d) Miskin, bir veya iki hurma, bir veya iki lokma ile baştan savılan ( dilenci) değildir. Ancak miskin iffet ve nezahet sahibidir. İsterseniz şu ayeti okuyun : “Kendilerini

Allah yoluna adadıklarından seyahat ve ticarete imkan bulamayan yoksullara verin. Yoksulluklarını gizli tuttukları için bilmeyen onları zengin sanır. Kendilerini simalarından

tanırsın. Onlar insanlara asla el açmazlar. Hayır için yaptığınız her harcamayı Allah hakkıyla bilmektedir.” [33]

Netice itibariyle, iffetini yitiren kimse izzet, vakar, şahsiyet ve hürriyetini kaybetmiş demektir. Bu yüzden, savaş hali gibi olağanüstü şartlarda dahi "Öldürme tarzı yönünden

insanların en iffetlisi iman ehlidir” [34] hadisiyle her türlü işkenceyi yasaklayıp ümmetine hikmeti öğreten Rahmet Elçisi'nin şu dua cümlesi önemsenmeli ve en içten duygularla

tekrar edilmelidir : Allah’ım, senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istiyorum! [35]

--------
Kaynaklar :
--------------
Dinimiz islam
ehlisunnetbuyukleri
frmtr
sonpeygamber
Prof. Dr. Zekeriya Güler

[1] Hüseyin Kazım Kadri, Türk Lugatı, İstanbul 1943, III, s, 518. iffetin tarifi için ayrıca bkz, Mustafa Çağrıcı, "İffet”, DİA, XXI, 506-507.

[2] İbn Hacer, Fethu'l-bârî, c XIII, s, 287,

[3] Ragıb el-Isfahani, ez-Zeria ila mekarimi'ş-şeria, Dımaşk 2001, s. 38, 79, 218-219.

[4] Mü'minun, 23/5.

[5] Yusuf, 12/23,28,33.

[6] AI-i İmran, 3/39; Meryem, 19/13.

[7] AI-i İmran, 3/42; Meryem, 19/23; Tahrim, 66/12.

[8] Araf,7/26-27.

[9] Buhari, Hudûd, 19; Tirmizi, Zühd, 61.

[10] Ebû Davud, Libas, 31.

[11] Aclûni, Keşfu'l-hafa, c. II, s.79. Bu tarihi tecrübeye imkan veren söz konusu haber için bkz. Hakim, Müstedrek, IV, s. 170; Münavi, Feydu'l-kadir, c. IV, s. 318.

[12] Nisa, 4/32.

[13] Hucurat 49/12.

[14] Ragıb el-İsfahani, age, s. 218-219.

[15] Nur, 24/30.

[16] Nur, 24/31.

[17] İsra, 17/32.

[18] İsra, 17/36.

[19]Müslim, Kader, 21; Ebû Davud, Nikah, 42. Bu hadiste gözün yabancı ( namahrem/nikah düşen) kadına bakması; kulağın, şehveti tahrik eden sesi işitmesi; dilin fuhuş konuşması;

elin yabancı kadına dokunması; ayağın gayr-i meşru yere adım atması hep hakiki zinaya götüren yollar olduğundan, söz konusu organların işledikleri fiiller mecazen zina adını

almıştır. Belagat ilmindeki teknik tabiriyle, netice olan fiilin ( müsebbep) ismi yani zina lafzı, mecazen sebep olan fiil için kullanılmıştır.

[20] Ebû Davud, Nikah, 42; Tirmizi, Edeb, 28.

[21] Taberani ve Beyhaki'nin Abdullah b. Mes'ud'dan rivayet ettikleri bu hadis için bkz. Münavi, Feydu'l-kadir, c. II, s, 101.

[22] Mutaffifin, 83/14.

[23] Tirmizi, Tefsir ( sure 83), ibn Mace, Zühd, 29.

[24] Buhari, Vasiyyet, 24; Müslim, İman, 144.

[25] Fadl ile kadının, parantez içinde verdiğimiz özellikleri, hadisin başka bir tarikinde geçer. ( bkz. Buhari, İsti'zan, 2; İbn Hacer, Fethu'l-bari, XI, s. 10. İbn Hacer,

kadının ihramlı olduğunu da zikreder.)

[26] Nesai, Menasik, 12; Muvatta’, Hac, 97.

[27] İbn Huzeyme, Sahih, IV,261.

[28] İbn Huzeyme, Sahih, IV, 261.

[29] Buhari, İsti'zan, 2; Müslim, Selam, 2.

[30] Müslim, Cennet, 63; Ahmed b. Hanbel, II, 425; IV, 162, 266 ( Müsned’in son iki yerinde hadisin sonundaki cümle “iffetli, sadaka veren fakir kişi" şeklinde geçer.)

[31] İbn Mace, Zühd, 5.

[32] Buhari, Zekat, 50; Müslim, Zekat 124.

[33] Buhari, Tefsir, 2; Müslim, Zekat, 102; Ebû Davud, Zekat, 64, 68; Nesai, Zekat, 76; Ahmed b. Hanbel, I, 384, III, 395, 440, 506. Ayet için bkz. Bakara, 2/273.

[34] Ebû Davud, Cihad, 110; İbn Mace, Diyat, 30; Ahmed b. Hanbel, I, 393.

[35] Müslim, Zikir, 72; Tirmizi, Deavat, 72; İbn Mace, Dua, 2.
Din ve Hayat Dergisi, sayı 19





israNUR

Bayan-Mod

  • "israNUR" bir kadın

Mesajlar: 1,340

Konum: Avusturya

Meslek: Arbeiter

Hobiler: Müzik,karakalem resim,basteln,film,anime,

  • Özel mesaj gönder

2

Wednesday, January 11th 2017, 9:04pm

Teşekkür ederim paylaştığın için ellerine sağlık.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,275

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

3

Monday, January 16th 2017, 3:55am

Tesekkkkürharikaulade

4

Monday, January 16th 2017, 3:55am

Tesekkkkürharikaulade

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,275

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

5

Monday, January 16th 2017, 1:33pm

Yorumunuz için Teşekkürler

6

Monday, January 16th 2017, 1:33pm

paylaştığıniz için Teşekkür ederim ellerinize sağlık.

Yer Imleri:

Boardumuzda Neler Var

rasittunca.com - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi