Giriş yapmadınız.

Sayın ziyaretçi, Raşit Tunca Board sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,889

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

1

Wednesday, January 11th 2017, 7:29pm

Duamız Hangi Şartlarda Kabul Olur?



Duamız Hangi Şartlarda Kabul Olur?

Duamız Hangi Şartlarda Kabul Olur, kabul olunup olunamayacağını bir tek Yüce Allah bilmektedir. İstediğimiz arzuladığımız ve Allah-u Teala’ya iletip kabul olunmasını

beklediğimiz dualar hayırlı sonuca sebep olacaksa Allah’ın izniyle tüm arzular ve dilekler gerçeğe kavuşur. Ancak bazen öyle dualarımız vardır ki; bizler kul olarak gerçekten

hayırlı bir şey istediğimizi sanarak, Allah’ın ilminden uzakta gerçeği göremeyerek bile bile kendimiz için felakete dua etmiş oluruz. Yüce Allah o kadar büyüktür ki, eğer biz

hayırlı dualar etmek için ellerimizi açmışsak O’nun katına asla açılan ellerimizi geri çevirmez. Bizleri O’nun bilip bizim bilmediğimiz ilim sebebiyle cezalandırıp, kendi

isteğimizle istediğimiz felaketi önümüze sunmaz.

Tevekkül Duası ve Önemi

Allah-ü Teala bizim bilmediğimiz ve hatta kimsenin bilmediği her şeyi bilendir. Eğer dualarımızda kalbimiz halis ise ve elbette ki Allah’ın sunduğu iyiliklere inancımız sonsuz

ise kabul olmayacak dua yoktur. Bir duanın kabul olması demek, kulların istediğinin aynısının gerçeğe dönüşmesi demek değildir. Temiz kalplilikle edilen her duanın Allah katında

yeri ve geçerliliği vardır. Bundan asla şüphe edilmemelidir. Ettiğimiz duanın kalbimizdeki temizliği oranında hayra dönüşümü vardır. İşte bizim bilemediğimiz Yüce Allah’ın görüp

bildiği ilim de dikkate alınarak her zaman tevekkül duası edilmelidir. Yani her duamızın içerisinde tevekkül duası yer almalıdır. İsteğimizi, arzumuzu dua ederek Allah’a

sunarken ‘bana ve çevreme hayırlısıysa şu duamı kabul et Allah’ım’ veya ‘en hayırlısını yalnızca sen görür sen işitir sen bilirsin Rabbim’ demeyi, bunları derken de kalben

istemeyi unutmamalıyız.

Duaların Kabulü


Duamızın kabul olma şartlarını elbette ki sadece Cenab-ı Allah bilir. Ancak günümüze ulaşmış olan hadislerden, kitabımız Kuran-ı Kerim’den en büyük şartın yine kalbimizdeki

saflıkta olduğu anlaşılmaktadır. Kuran’ı Kerim Mümin Suresi’nin 60. ayetinin meali bu durumu çok iyi açıklamaktadır. ‘Bana halis kalp ile dua ederseniz kabul ederim. Bana ibadet

etmek istemeyenleri, zelil ve hakir eder, Cehenneme atarım’ mealindeki ayet-i kerime duaların kabulü için halis yani temiz ve saf kalbi şart koşmaktadır. Temiz kalp eşliğinde,

gerçekleşmemesi konusunda tereddüt etmeksizin yaptığımız dualarda istediğimizin, arzuladığımızın gerçekleşmemesi durumunda da bundan iki hayır çıkarmamamız gerekmektedir. Ya

bizler kula olarak bilmeden hakkımızda hayırsız sonuca sebep verebilecek bir şey istemişizdir ve Yüce Allah’ımız kendi ilmi ile bunu önlemiştir. Ya da Allah-ü Teala, etmiş

olduğumuz duanın mükafatını bize kıyamet günü sevap olarak sunacaktır.

Bu konuda sunulabilecek kaynak ise; Ebu’l-Leys Semerkandi tarafından yazılan Tenbihü’l Gâfilîn ( Gafillere Nasihatler) isimli kitaptır. Bu kitap içerisinde ahiret günü Allah-ü

Teala’nın ‘bu senin filan zamanda ettiğin duadır. O duanın yerine sana şu sevapları veriyorum’ şeklinde buyurulacağı yazışmıştır. Bu sevaplara nail olanların ise ‘keşke dünyada

hiçbir kabul olmasaydı da bugün onların karşılıklarını görseydim’ diyecekleri belirtilmektedir.


Duânın kabulü için âdabına ve şartlarına riâyet etmek lâzımdır. Bu şartların cümlesi mevcud olduğu bir durumda kabul olunma ciheti gâlib ise de kabul olunması yine meşiyyet-i

ilâhiyyeye bağlıdır. Binâenaleyh Allah, dilerse kabul eder, dilemezse etmez. Fakat kul, âdabına riâyet ederek duâyı bırakmamalıdır.

Duânın Kabûlünün Şartları şöyledir :

1- Kazâya muvâfık olmak, yani sünnetullaha uygun bulunmak.

2- O kimse hakkında duânın kabûlü hayırlı olmak.

3- İstenilen şey muhal olmamak.

Duânın kabûlünün âni olmasına kullar umûmiyyetle tahammül edemiyecekleri için, istenilen şeyin bir müddet sonra verilmesi me’mûl olduğu gibi duâsı mikdarı o kimsenin üzerinden

bir şerrin def’ine sebeb olmak veyahud bilmediği bir cihetten duâsının eseri hâsıl olmak ihtimâline binâen duâya kabul olunmadı nazariyle bakılmamalı ve “duâm kabul olunmuyor”

denilmemelidir.

Allah Teâlâ Hazretleri icabet husûsunu, istimrara; yâni geniş zamana delâlet eden muzârî sîgasıyle beyan buyurmuştur ki, bir zamanla mukayyed değildir, demektir. Kulun hakkında

hayırlı olan bir zamanda kabul eder.

Yine âyet-i celîlede :
ayeticelile

ayeticelile

“Rabbiniz size : «Bana duâ edin ki duânızı kabul edeyim» dedi. O kimseler ki bana kulluk etmeğe büyüklendiler; pek yakında zelil ve hakîr olarak cehenneme girerler.” ( Gâfir

[Mü’min] sûresi, 60)

Duâ, Cenâb-ı Hak’tan, insanların muhtaç oldukları şeyleri tazarrû ve niyaz ederek kemâl-i tevazû ile istirham edip istemeleridir. Kulların Allah’a olan ihtiyaçlarını arz

eylemeleridir. Duânın kabulünün en mühim şartlarından biri de duâ esnasında Allah Zü’l-celâl Hazretlerin’den gayri hiç bir şeye güvenmeyerek teveccüh-i tâm ile ve kat’î sûretde

Hak Teâla Hazretlerine yönelmektir.

DUÂDA İKİ HASLET ARANIR


Duada iki haslet aranır. Birincisi izzet-i rubûbiyyeti bilmek, ikincisi ubûdiyyetten olan zilleti idrâk edip Rabbinin himayesine ilticâ ve ihsanından müstefîd olmasını arzu

eylemektir.

DUALAR nasıl KABUL OLUR

Ayeti kerimede yüce Allah buyurmuştur ki :

“Ey müşrîkler! Sizin âciz ma’bûdlarınız mı hayırlıdır, yoksa muztar olan kimse duâ etdiğinde onun duâsına icabet eden ve istediğini veren ve o muztar kalan kimseye isabet eden

kötülüğü kaldıran ve sizi yeryüzünün halîfeleri kılan Allah Teâlâ mı hayırlıdır? Allah’la beraber bunları icad ve kullarının ihtiyacını def eden bir ma’bud var da ona mı ibadet

edersiniz? Düşünceniz ne kadar az ve kısadır. Zîra Kâdir’i bırakıp âcize ibâdet edersiniz. ” ( Neml 62)

Yâni, Ey müşrikler! Sizin Allah’a ortak koştuğunuz putlar mı hayırlıdır, yoksa musibetlerden bir musîbete veya fakîrlik ve hastalık gibi derd ve elemlerden muztar kalıb halâsına

çâre arayan bir kimse duâ ettiği zaman duâsını kabul edib musîbeti âfiyete ve fakrini gınaya ve hastalığını sıhhate tebdîl etmekle sâhil-i selâmete çıkaran Kâdir ve Kayyum mu

hayırlıdır?

Elbette kullarının ihtiyâcını def eden ve duâsını kabul edip istediğini veren Allah Teâlâ Hazretleri bunlardan hiç birine kâdir olamayanlardan hayırlıdır. Binaenaleyh ma’bûd

bi’l-hakk O’dur. O’ndan gayri ibâdete lâyık yoktur. Ve Allah Teâlâ Hazretleri size yeryüzünde tasarrufa kudret verendir. Dolayısıyle Zât-i Ecell ü A’lâya ibâdetiniz lâzımdır.

Allah’la beraber başka bir ma’bûd var mı ki gayre ibâdet edersiniz ve siz her ân arkası arkasına gelen ni’metlerin kimden geldiğini düşünmeniz gayet az olduğundan Azîz ve Kavî

Allah’ı bırakıp âciz ve zelîle ibâdet edersiniz.

Kaynak : Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları, İstanbul, 2013

Etiketler : ayeti celile, ayeticelile rububiyyet, dua nasıl kabul olunur, dualar nasıl kabul olunur, duaların kabul olunuşu, duanın kabul olması için nasıl dua yapmalıyız?,

duanın kabul olunması için ne yapmalıyız?, duanın kabul olunması için yapılması gerekenler, duanın kabulü, nasıl dua edersek kabul olunur?, nasıl dua edilerek kabul olunur


---------------
Dua Nedir ? Dua kelimesi, sözlükte “çağırmak, istemek, yardım talep etmek” anlamına gelmektedir. Dinî bir terim olarak ise dua, Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf

etmesi, sevgi ve ta’zîm duyguları içinde lütuf ve yardımını dilemesidir. Başka bir deyişle kulun bütün benliğiyle yüce yaratana yönelerek ondan istek ve dilekte bulunmasıdır.

3 DUANIN ÖNEMİ Bütün yaratıkların tabiatında Allah’a doğru bir yöneliş vardır. Birçok ayette canlı ve cansız bütün varlıkların Allah’ı andığı açıkça vurgulanmaktadır. Bu

ayetlerin birinde şöyle denilmektedir : تُسَبِّحُ لَهُ السَّموَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فيهِنَّ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه وَلكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبيحَهُمْ اِنَّهُ كَانَ حَليمًا غَفُورًا “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile

tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir ( hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.” ( İsra, 17/44)

4 DUANIN ÖNEMİ
Varlıklar arasında en mükemmeli olan insan, özü itibariyle yaratıcısına ulaşma, ona sığınma ve onu tanıma arayışı içinde yaratılmıştır. Bu sebeple insan,

tarihinin hiçbir döneminde duadan uzak kalmamıştır.

5 وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ ( Habîbim, yâ Muhammed!) Kullarım sana, beni sorduğunda ( söyle onlara) : Ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin

dileğine karşılık veririm. O halde ( kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar. ( Bakara, 186)

6 Dua, kulluk makamlarının en önemlisidir. Bir ayette, قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّى لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ Ey Muhammed!) De ki : “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin!..." ( Furkân, 25/77)

7 Dua, kul ile Rabbi arasında irtibatı sağlayan bir ibadettir. Hz. Peygamber,“ الدُّعاءُ مُخُّ العِبادةِ ” “ Dua ibadetin özüdür”

8 Hz. Fahri Kainat Efendimiz ( s.a.s.) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. مَا عَلى الأَرْضِ مُسْلِمٌ يَدْعُو اللَّه تَعالى بِدَعْوَةٍ إِلاَّ آتَاهُ اللَّه إِيَّاهَا أَوْ صَرَف عنْهُ مِنَ السُّوءِ مِثْلَهَا. ما لَم يدْعُ بإِثْم ، أَوْ قَطِيعَةِ رحِمٍ » فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ القَوْمِ : إِذاً نُكْثِرُ. قَالَ : اللَّه أَكْثَرُ “Yeryüzünde bir müslüman Allah’tan

bir şey dilerse, günah bir şeyi istemediği veya akrabası ile ilgisini kesmeyi arzu etmediği sürece Allah onun dileğini mutlaka yerine getirir veya ona vereceği şey kadar bir

kötülüğü kendisinden giderir.” Orada bulunanlardan biri : - O takdirde biz Allah’tan çok şey isteriz, deyince, - Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem : - “Allah’ın lutfu

dilediğiniz şeylerden daha çoktur”

9 Rahmet Peygamberi ( s.a.s.). “Acele edip, dua ettim kabul olunmadı, demedikçe dualarınız kabul olunur.” Efendimiz bu hadisi Ashabına aktardığı zaman, Yâ Resûlallah! Acele

etmek ne demektir? diye sorulunca Efendimiz şöyle buyurmuştur : “Nice defalar hep dua ettim de Rabbimin duamı kabul buyurduğunu gördüğüm yok, der. Duasının hemen kabul

edilmemesi sebebiyle bıkar ve duayı bırakır.” Müslim, Zikir, 90-91, Müslim, Zikir, 92

11 Dua Nasıl Olmalı ? Kerimde Yüce Allah ( c.c.) bize şöyle bir emir vermektedir. فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوَاكُمْ “Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Hem kendinin, hem

de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah gezip dolaştığınız yeri de, içinde kalacağınız yeri de bilir.” Muhammed sûresi ( 47), 19

12 Nasıl Dua Etmeli ? Duanın kabul edilmesinin vesileleri olarak, diğer inanan kardeşlerimizi de duaya dâhil etmek olduğunu hadislerden şöyle öğreniyoruz. دَعْوةُ المرءِ المُسْلِمِ لأَخيهِ بِظَهْرِ الغَيْبِ مُسْتَجَابةٌ ، عِنْد رأْسِهِ ملَكٌ

مُوكَّلٌ كلَّمَا دعا لأَخِيهِ بخيرٍ قَال المَلَكُ المُوكَّلُ بِهِ : آمِينَ ، ولَكَ بمِثْلٍ » رواه مسلم. “Bir müslümanın, yanında bulunmayan din kardeşine yapacağı dua kabul olunur. Bir kimse din kardeşine hayır dua ettikçe, yanında bulunan görevli

bir melek ona, ‘duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin’ diye dua eder.”( Riyazü’s-Salihin, Hadis No : 1498 )

13 Dua ederken dikkat etmemiz gereken durumlardan birisi Kur’an-ı Kerimde bizlere şöyle aktarılmaktadır. ادْعُواْ رَبَّكُمْ تَضَرُّعاوَخُفْيَةً إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ “Rabbinize yalvara yakara ve sessizce dua edin. Çünkü O

haddi aşanları sevmez.”( Araf, 7/55) Nasıl Dua Etmeli ?

14 Dua etmekte tevazu vardır. Dua etmemekte ise böbürlenme vardır. Dua eden kul olduğunun, yaratıldığının farkındadır. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır. وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ

جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ “Rabbiniz dedi ki : "Bana dua edin, size icabet edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen ( müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir.”

Gafir, 40/60 Nasıl Dua Etmeli ?

15 Hadis-i Şerif şöyledir. لا تَدعُوا عَلى أَنْفُسِكُم ، وَلا تدْعُوا عَلى أَولادِكُم ، ولا تَدْعُوا على أَمْوَالِكُم ، لا تُوافِقُوا مِنَ اللَّهِ ساعة يُسأَلُ فِيهَا عَطاءً ، فيَسْتَجيبَ لَكُم » رواه مسل م. “ “Kendinize beddua etmeyiniz; çocuklarınıza beddua etmeyiniz; mallarınıza da beddua etmeyiniz.

Dileklerin kabul edildiği zamana denk gelir de Allah bedduanızı kabul ediverir.” Riyazü’s-Salihin, Hadis No : 1500 Nasıl Dua Etmeli ?

16 Duada Zaman Dua, her zaman ve her yerde yapılabilir. Bununla birlikte mübarek yer ve zamanlarda yapılan duanın kabule daha yakın olduğu hadislerde ifade edilmiştir. Arefe gün

ve gecesinin, Ramazan ayının, Cuma gün ve gecesinin, seher vaktinin kıymetli zamanlar olduğu hadis-i şeriflerde belirtilmiştir. Peygamberimiz ( a.s.) إنَّ في اللَّيْلِ سَاعَةً َ يُوَافِقُهَا رَجُلٌ مُسْلمٌ يَسْألُ اللّهَ خَيْراً مِنْ أمْرِ الدُّنْيَا أوِ اﻵ

خِرَةِ إَّﻻ أعْطَاهُ إيَّاهُ، وذلِكَ كُلَّ لَيْلَة “Gecede bir an vardır ki, kişi ona rastlar da dünya ve ahiret için bir şey dilerse şüphesiz Allah dileğini yerine getirir. Bu an her gecede vardır”1 [1] Müslim,

Salâtü’l- Müsâfirîn, 23, I, 521. [1]

17 Duada Zaman

19 Secde hali de duanın daha makbul olduğu anlardandır. Bir hadis-i şerifte : “Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secdede bulunduğu andır. O halde secde halinde bolca dua

ediniz” Duada Zaman ve Mekan Kabe’de, Arafat’ta, Müzdelife’de, Mina’da ve Mescid-i Nebi’de yapılan duaların da başka yerlerde yapılan dualardan daha kıymetli olduğu hadislerde

vurgulanmıştır.

20 DUANIN KARŞILIĞI VE TESİRİ Dua bir ibadet olduğu için onun esas karşılığı ahirette verilecektir. مَا مِنْ رَجُلٍ يَدْعُو اللّهَ تَعالى إَّﻻ اسْتَجَابَ لَهُ، فإمَّا أنْ يُعَجِّلَ لَهُ في الدُّنْيَا، وَإمَّا أنْ يَدَّخِرَ لَهُ في اﻵخِرَةِ، وَإمَّا أنْ يُكَفِّرَ عَنْهُ مِنْ ذُنُوبِهِ بِقَدْرِ مَا دَعَا، مَالَمْ يَدْعُ بِإثْمٍ، أوْ قَطِيعَةِ رَحِمٍ، أوْ يَسْتَعْجِلْ. “Allah'a

dua eden herkese Allah icâbet eder. Bu icâbet, ya dünyada peşin olur, ya da ahirete saklanır, yahut da dua ettiği miktarca günahından hafifletilmek sûretiyle olur, yeter ki

günah talep etmemiş veya sıla-ı rahmin kopmasını istememiş olsun, ya da acele etmemiş olsun.” Tirmizî, Da'avât 133, No : V,582.

21 Dua, kişiye psikolojik bakımdan bir rahatlık, huzur ve mutluluk verir Ahlaki arınma ve yücelmeye, duyarlı bir vicdan ve sağ duyunun gelişmesine yol açar. Hz. Peygamber, اللَّهُمَّ نَقِّنِى مِنْ

خَطَايَاىَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ اﻷبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ. اللَّهمَّ اغْسِلْنِى مِنْ خَطَايَاىَ بِالْمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ “Allah’ım! beyaz elbiseyi kirden temizlediğin gibi kalbimi günahlardan arındır, hatalarımı kar ve dolu suyuyla temizle.”1 1- İbn Mâce, Dua, 3.

II,1262.

22 DUA Dua rahmet hazinelerini açan bir anahtar, tükenmez bir güç kaynağı, insanı kulluğun en üst mertebelerine ulaştıran bir vesiledir.

23 SADECE ALLAH’A DUA


Kur’an’da duanın sadece Allah’a yöneltilmesi önemle vurgulanmıştır. لَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّ وَالَّذينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه لَا يَسْتَجيبُونَ لَهُمْ بِشَىْءٍ اِلَّا كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ اِلَى الْمَاءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَالِغِه وَمَا دُعَاءُ الْكَافِرينَ اِلَّا فى ضَلَالٍ “Gerçek dua ancak O’nadır. Ondan

başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak, ağzına ulaşmayacağı halde, ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler.

Kafirlerin duası daima boşa çıkar.” ( Râd, 13/14).

24 Onlardan bir kısmı da : Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru! derler. ( Bakara Suresi- 201 ) وِمِنْهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً

وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

25 Ramazan ve Dua

27 Kul duaya başladığında Rabbiyle konuşur. Kul duaya başladığında kulluğunun bilincine varır. Kul ellerini açtığı zaman aciz olduğunu anlar. İstenilen şeyleri verecek olanın

Rabbi olduğunun farkına varır. Dua müminin ( kendisine düşmanlık eden, nefsine ve şeytanlara karşı) silahıdır. Dua yapan isteklerini Rabbine arz eder. Bu haliyle hem

isteklerine cevap bulur. Hem de Rabbine karşı yapmış olduğu bu istekler için sevap kazanır.

-----------

DUA NEDİR?

Dua Nasıl Edilir,Dua Nedir Nasıl Yapılır,Niçin Dua Ederiz,Dua Nedir Kısaca,Dua Nedir Niçin Yapılır?..
dua nedir nasıl edilir
Dua Kelimesinin Sözlük Anlamı; “Çağırmak, seslenmek, davet etmek, istemek ve yardım talep etmek” anlamlarına gelen dua, din ıstılahında; Allah’ın yüceliği karşısında insanın

aczini ve zafiyetini itiraf etmesi, sevgi ve saygı ile Onun lütuf, nimet ve yardımını, dünya ve ahirette nimetler ve iyilikler ihsan etmesini; üzerindeki sıkıntı, dert ve belayı

gidermesini; günah, hata ve kusurlarını bağışlamasını dilemesi; yalvarıp yakarması ve Ona hâlini arz edip niyazda bulunması demektir.( bk. Rağıb ve İbn Manzûr, d.’a.v. maddesi)

Dua Kavramı; “saygı” ve “Allah’ı anma” ( ta’zîm ve zikir) ile “çağrı” ve “istekte bulunma” ( nidâ ve istiâne) anlamlarını birlikte içerir.
Dua; sınırlı, sonlu ve aciz olan insanın bütün benliğiyle sınırsız, sonsuz ve kudret sahibi olan yüce Allah’a yönelip Ondan istek ve dilekte bulunması, Onunla arasında bir köprü

ve diyalog kurmasıdır. Dua eden insan; bütün zayıflığı, acizliği ve ihtiyaçları içinde, Yüce Allah’ın sonsuz kudretinin ve yüceliğinin, isteklerini ancak Onun lütfu ve

yardımıyla elde edebileceğinin bilincindedir. Bu bilinçle yapılan dua; insanın Yaradan’ına olan inancının, güveninin ve Ona teslim oluşunun bir göstergesidir. İşte bundan dolayı

Peygamberimiz ( s.a.s.);

“Allah’a duadan daha değerli bir şey yoktur” buyurmuştur. ( İbn Hıbbân, Ed’ıye, No : 870; Ahmed, II, 362; Tirmizî, De’avât, 1; İbn Mâce, Dua, 1)
Dua Nedir? Kur'an-ı Kerimde ki Anamı :

Çok anlamlı kavramlardan biri olan “dua”; Kur’ân’da yedi farklı anlamda kullanılmıştır. ( bk. Ebû’l-Ferec, s. 292-295)
1. Çağrı ( nidâ)
يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَج۪يبُونَ بِحَمْدِهِ وَتَظُنُّونَ إِنْ لَبِثْتُمْ إِلاَّ قَل۪يلًا
“Sizi çağırdığı gün, O’na hamd ederek davetine uyarsınız ve ( kabirlerinizde) pek az bir müddet kaldığınızı zannedersiniz.”
( İsrâ, 17/52; bk. Enbiya, 21/45; Fâtır, 35/14; Kamer, 54/10)

2. İstiâne / Birinden yardım isteme
وَإِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِمَّا نَزَّلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِنْ مِثْلِهِ وَادْعُوا
شُهَدَاءَكُمْ مِنْ دُونِ الِّٰهل إِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

“Kulumuza indirdiğimiz Kur’ân’dan şüphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sûre meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz, Allah’tan başka, güvendiklerinizi de yardıma

çağırın.” ( Bakara, 2/23; bk. Yunus, 10/38; Mü’min, 40/26)

3. Söz ( kavl)
فَمَا كَانَ دَعْوَاهُمْ إِذْ جَاءَهُمْ بَأْسُنَا إِلاَّ أَنْ قَالُوا إِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ
“Azabımız onlara ( helâk ettiğimiz toplumlara) geldiğinde sözleri, ancak ‘biz gerçekten zalimlermişiz’ demekten ibarettir.” ( A’râf, 7/5; bk. Yunus, 10/10; Enbiya, 21/15)

4. İstifhâm / Bir şeyi sormak, anlamak istemek
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَج۪يبُوا وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْ
وَاعْلَمُوا أَنَّ الٰهّلَ يَحُولُ بَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
“Ey inananlar! ( Elçi), sizi yaşatacak şeylere çağırdığı zaman Allâh’ın ve Elçisinin çağrısına koşun ve bilin ki, Allah, kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz, O’nun

huzuruna toplanacaksınız.” ( Enfâl, 8/24; bk. Bakara, 2/68; Yunus, 10/25; Kehf, 18/58; Mü’minûn, 23/73; Nuh, 71/5, 8 )

5. İstekte bulunmak, yalvarmak ( suâl)
وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ
“Kullarım, sana benden sorarlarsa ( de ki) : Ben ( onlara) yakınım, dua edip yalvaran, bana dua ettiği zaman onun duasına karşılık veririm” ( Bakara, 2/186; bk. A’râf,

7/134; Zuhruf, 43/49; Mü’min, 40/49, 60)

6. İbadet
Kur’ân’da birçok ayette “dua” kelimesi ve türevleri bu anlamda kullanılmıştır. Şu ayetleri örnek olarak verebiliriz :
قُلْ أَنَدْعُو مِنْ دُونِ الِّٰهل مَا لاَ يَنْفَعُنَا وَلاَ يَضُرُّنَا
“De ki : ‘Biz hiç Allah’ı bırakıp da bize fayda da, zarar da vermeyecek şeylere ibadet eder miyiz?” ( En’âm, 6/71)
وَالَّذِينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ الِّٰهل إِلٰهًا آخَرَ
“Onlar ( Rahman’ın kulları), Allah’ın yanında başka tanrı tutup ona ibadet etmezler” ( Furkân, 25/68; bk. Mü’minûn, 23/117;
Cin, 72/18, 20)
7. İman
قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ
“De ki : ‘İbadetiniz / imanınız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” ( Furkân, 25/77)
Bu ayetteki “dua” kelimesi ibadet anlamına gelebileceği gibi iman anlamına da gelir.
( Buhârî, İman, 2)
İbadet kavramı, iman kavramını da içine alır. Bir insanın ibadet edebilmesi için her şeyden önce iman etmesi gerekir.

-------------

Duaların Kabul Olması İçin Çekilecek Tesbihler

Duaların kabul olması için çekilecek en kıymetli tesbihler, namazlardan sonra çekilen Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahü ekber’dir.
Bu tesbihten sonra en kıymetli tesbih ve zikir La ilahe illallah demektir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :
( En üstün tesbih Sübhanallahi velhamdülillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber’dir.) [Müslim]

( La ilahe illallah demek 99 belayı defeder, en aşağısı sıkıntıdır.) [İ.Asakir]

( Temcid, yani La havle ve la kuvvete illa billah, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdır.) [Hakim]

( Zikirde "La ilahe illallah"dan, efdali yoktur.) [Taberani]

( Zikrin efdali, La ilahe illallah, duanın efdali de elhamdülillahtır.) [Tirmizi]

( Allah indinde en kıymetli söz, "Sübhanallahi ve bihamdihi"dir.) [Müslim]

( "Sübhanallah" diyen Uhuddan daha büyük sevaba kavuşur. "La ilahe illallah" ve "Allahü ekber" demek de böyledir.) [Beyheki]

( Gece ibadeti zor gelen, hayra mal sarf edemeyen veya düşmanla savaşmaya korkan, çok Sübhanallahi ve bihamdihi desin. Bu, Allah yolunda harcayacağı bir altın dağdan daha

kıymetlidir)[Taberani]

( Zor bir duruma düşen, "Bismillahirrahmanirrahim ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim" derse, Allahü teâlâ, onu her türlü bela ve musibetten korur.) [Deylemi]

( Cennet hazinesi olan, "Sübhanallahi vel-hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber, vela havle vela kuvvete illa billah" demeye devam edenin ağaçtan yaprak döküldüğü

gibi günahları dökülür.)[Ramuz]

( Dilde hafif, terazide ağır ve bağışlayıcı olan Allah indinde en kıymetli iki cümle : "Sübhanallahi ve bihamdihi, Sübhanallahilazim") [Müslim]
( Şu beş şeyi dilinizden düşürmeyin : Sübhanallah, Elhamdülillah, La ilahe illallah ve La havle vela kuvvete illa billah.) [Taberani]

( Allahü teâlânın indinde, tekbiri, tahmidi, tesbihi ve tehlili sebebiyle Müslüman olarak ihtiyarlayan bir müminden daha efdal kimse yoktur.) [İ. Ahmed]

( Tekbir Allahü ekber, Tahmid Elhamdülillah, Tesbih Sübhanallah, Tehlil La ilahe illallah, Temcid La havle vela kuvvete illa billah demektir.)

Kur’an-ı kerimde, Bâkıyat-üs-sâlihat [sürekli kalan iyi işler] geçmektedir. Resulullah buyurdu ki : ( Bâkıyat-üs-sâlihatı, çok söyleyin. Bunlar; tesbih, tehlil, tahmid, tekbir

ve temciddir.) [Taberani]

Her gece yatarken yüz defa ( Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber) okuyan kimse, yüz defa tesbih, tahmid ve tekbir söylemiş olur. Böylece, muhasebe

yapmış, kendini hesaba çekmiş sayılır.

Bir kimse, ( Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim) derse, hem tesbih [sübhanallah], hem tekbir

[Allahü ekber], hem tahmid [hamd] , hem tehlil [la ilahe illallah], hem temcid [la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim]söylemiş olmakla, en kıymetli tesbihi okumuş

olur.

( Celâl ve ikrâm sahibi Rabbinin adı çok yücedir.) [Rahman 78]
[Celal, Allahü teâlânın kahr ve gazab sıfatlarındandır, azamet, büyüklük, hiçbir şeye muhtaç olmamak demektir.]

Duaların kabul olması için : Âyet-i kerimede geçen zül-celal vel-ikram ifadesinin ism-i a’zamdan olduğu bildirilmiştir. Bu bakımdan bilhassa dualarda bunu çok söylemek

gerekir. Peygamber efendimiz, bir kimsenin ( Ya zel-celali vel-ikram) diyerek dua ettiğini duyunca, ( Allah’tan ne istersen iste, duan kabul olur) buyurdu. ( Tirmizi)


---------------

Dua Hangi Şartlarda Kesin Kabul Edilir
KABUL OLUNAN DUALAR



AYET : BAKARA SURESİ – 186. AYET


وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ :

MEALİ :

“Kullarım, sana benden sorarlarsa ( onlara söyle) : Ben ( onlara) yakınım. Dua eden, bana dua ettiği zaman onun duasına karşılık veririm. O halde onlar da bana karşılık

versin( benim çağrıma uysun)lar, bana inansınlar ki, doğru yolu bulmuş olalar.”

( BAKARA SURESİ – 186. AYET)

Dua, müminin kendini Allah’a yaklaştırmak için yaptığı bir çaba, psikolojik bir rahatlık, huzur ve mutluluk kaynağıdır. Dünya nüfusunun yoğunluğuna rağmen birçok insan,

yalnızlıktan şikâyet eder. Fertler arasındaki iletişim zayıflığı, sevgi yetersizliği, komşuluk ve arkadaşlık bağlarının kaybolması sebebiyle insanlar, birbirlerine

yabancılaşmıştır. “FERDÎLEŞME” olarak adlandırılan bu olgu, bireylerin hayata bakışlarını olumsuz etkiler. Böylece insan, kalabalıklar içinde yalnızlık çeken bir varlık konumuna

düşer. Bu nedenlerle stres, gerilim, sıkıntı ve yalnızlığın sonucu “DEPRESİF” hasta sayısı her geçen gün artmaktadır. Endişe, güvensizlik, trafik sıkışıklığı, ulaşım zorluğu, iş

hayatındaki rekabet, gelecek hakkındaki belirsizlik ve geçimsizlik gibi olgu ve kaygılar, kişinin ruh halini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tür bunalım ve çıkmaza giren bir

kısım insanlar, olumsuz eylem ve davranışlara, sakinleştirici ve uyuşturucu maddelere yönelmektedir. İşte bu gibi durumlarda insandaki Allah ve âhiret inancı ön plana çıkar;

sabır, irade, azim, çalışma, tevekkül ve dua gibi dini değerler, insanları zorluklara karşı motive eder, psikolojik rahatlama sağlar, yalnızlık hissini ortadan kaldırır, manevi

güç verir. Dua müminler için; manevi bir sığınaktır, yardım, moral ve güç tazeleme kapısıdır.

Bu itibarla dua, Müslüman’ın hayatının ayrılmaz bir parçasıdır, gecesinde ve gündüzünde, evinde ve iş yerinde gönlü ve dili hep duadadır Müslüman’ın. Duası kabul olan

kullar arasına girebilirse insan, dünya ve âhiret mutluluğuna ermiş demektir.

Sahabeden Hz Enes ( RA)’ın bildirdiğine göre : “Dua eden müminin en az üç kazanımı olur : İstediği hemen verilir veya günahı bağışlanır veya sevabı ahiret bırakılır.”

Peygamberimiz ( SAV) de şöyle buyurmuştur :

“Dua eden bir müminin; günah olan bir şeyi istemedikçe veya akrabalık ilişkisini kesmek için dua etmedikçe Allah ya onun duasını kabul eder veya ondan duası nispetinde bir

kötülüğü uzaklaştırır veya onun duası kadar günahlarını siler.”

Mümin, usul ve adabına uygun olarak dua ettiği zaman duası kabul olur ve bunun faydasını ve etkisini dünya ve âhirette görür. Yüce Allah, ayetlerde dua edenin duasını kabul

edeceğini bildirmektedir :


وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ :


“Kullarım, sana benden sorarlarsa ( onlara söyle) : Ben ( onlara) yakınım. Dua eden, bana dua ettiği zaman onun duasına karşılık veririm. O halde onlar da bana karşılık

versin( benim çağrıma uysun)lar, bana inansınlar ki, doğru yolu bulmuş olalar.”

( BAKARA SURESİ – 186. AYET)

أَمَّن يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاء الْأَرْضِ أَإِلَهٌ مَّعَ اللَّهِ قَلِيلاً مَّا تَذَكَّرُونَ :

“Yahut dua ettiği zaman darda kalmışa kim yetişiyor da kötülüğü ( onun üzerinden) kaldırıyor ve sizi ( eskilerin yerine) yeryüzünün sahipleri yapıyor? Allah ile beraber

başka bir tanrı mı var? Ne de az düşünüyorsunuz?” ( NEML SURESİ - 62.AYET)

Birinci ayette dua edenin duasını kabul edileceğini, ikinci ayette ise darda ve sıkıntıda kalanının sıkıntısını giderileceğini bildirilerek Allah’ın dualara icabet eden

olduğuna işaret edilmektedir :


إِنَّ رَبِّي لَسَمِيعُ الدُّعَاء :

“Şüphesiz Rabbim duaları işitendir.” ( İBRAHİM SURESİ – 39. AYET)

“O’ndan mağfiret dileyin, sonra O’na tövbe edin! Çünkü Rabbim yakındır, ( duaları) kabul edendir.” ( HÛD SURESİ – 61. AYET)

Anlamındaki ayetlerde ise Allah’ın “KARÎB” ( kullarına yakın), “SEMÎ’U’D-DUA” ( duaları işiten) ve “MÜCÎB” ( duaları kabul eden) olduğu bildirilmektedir. Bu konuda

Peygamberimiz ( SAV) de şöyle buyuruyor :

“Allah, hayâ sahibidir, çok kerimdir. Bir insan iki elini kaldırıp kendisine dua ettiği zaman o kalkan iki eli boş çevirmekten hayâ eder.”

Hz Peygamber ( SAV) bu hadisiyle Allah’ın duaları kabul edeceğini beyan etmiştir.

Medineli Müslümanlardan Ebû Ümâme adlı sahabeyi mescitte kederli bir şekilde otururken gören Rasülullah ( SAV), ona şöyle sorar : “Namaz vakti değil, niçin mescitte

oturuyorsun?” Sahabe şöyle cevap verir : “Üzüntülerim ve borçlarım sebebiyle buradayım, ey Allah’ın Rasülü!” Bunun üzerine Peygamberimiz ( SAV) şöyle buyurur : “Söylediğin

zaman, Allah’ın üzüntünü ve borçlarını gidereceği bir dua öğreteyim mi sana?” Sahabe şöyle karşılık verir : “Evet, öğret ey Allah’ın Elçisi!” Peygamberimiz ( SAV) de ona, şu

duayı öğretir ve akşam-sabah okumasını tavsiye eder :

“Allah’ım! Kederden ve hüzünden Sana sığınırım, acizlikten ve tembellikten Sana sığınırım, korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım, borç altında ezilmekten ve insanların

kahrından Sana sığınırım.”

Sahabe daha sonra şöyle demiştir : “Hz. Peygamber ( SAV)’in öğrettiği duayı okudum; Allah da üzüntümü ve borçlarımı giderdi.”

Sırf sözle yapılan bir dua ile çalışmadan borçlar nasıl ödenecek? Sahabeye öğretilen duanın cümleleri arasında : “Acizlikten ve tembellikten Allah’a sığınırım diye dua

et.” sözünün bulunması bir mesajdır. Bu mesaj ile : “Ey Ebû Ümâme! Üzüntülerin ve üzüntülerine sebep olan borçların, mescitte de olsa, oturmakla ortadan kalkmaz, acizliği ve

tembelliyi bırak, çalış, bu konuda Allah’tan yardım iste, harekete geç, borçlarını ödemenin yollarını ara, mescitte oturup beklemekle ne üzüntün, ne de borcun biter.” demek

istenmiştir.

Dua bir ibadet ve bir zikir olduğu için dua eden mutlaka ilâhî emre uymuş, itaat etmiş ve sevap kazanmış olur. Dünya ile ilgili isteklerini yüce Allah, kulun yararına göre

hemen verebileceği gibi bir müddet sonra da verebilir veya duasının karşılığı âhirete bırakılmış olabilir. Dolayısıyla, dünya hayatına yönelik talepleri karşılanmayan kişi, duam

kabul edilmedi dememelidir. Peygamberimiz ( SAV), dua edene yüce Allah’ın isteğinin ya dünyada hemen vereceğini veya âhirette vereceğini ya da istediği iyilik kadar kötülüğün

giderileceğini bize haber vermiştir :

“Allah’a dua eden herhangi bir insan yoktur ki duası kabul edilmiş olmasın. Günah işlemediği, yakınları ile ilişkisini kesmediği ve isteğinde acele etmediği sürece Allah

ona ya dünyada istediğini hemen verir veya isteğini âhirete bırakır ya da duası nispetinde günahlarını bağışlar. Sahabe, “Ey Allah’ın Elçisi! Nasıl acele edilir? Diye sordular.

Hz. Peygamber, “Kulun, Rabbime dua ettim de duama icabet etmedi demesidir.” buyurur.


KABUL OLAN DUALARI ÜÇ KISIMDA ELE ALABİLİRİZ


1-) Kur’an’daki bazı örnek dualar

2-) Belirli zamanlarda yapılan dualar

3-) Belirli mekânlarda yapılan dualar


I-) KUR’AN’DAKİ bazı ÖRNEK DUALAR


Kur’an’da duası kabul edilenlerden bize örnekler verilmiştir. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz :

1-) HZ. MERYEM ( AS)’IN ANNESİ İMRAN’IN DUASI

İmran, kızı Meryem için şöyle dua etmişti :

وِإِنِّي أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ :

“…Onu ( Meryem’i) ve soyunu kovulmuş şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum / Senin korumanı diliyorum.” ( ÂLİ – İMRAN SURESİ – 36. AYET)

Yüce Allah, İmran’ın duasını kabul ettiğini şöyle bildirmektedir :

فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَأَنبَتَهَا نَبَاتاً حَسَناً وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا :

“Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu, onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyyâ da onun bakımını üstlendi.” ( ALİ – İMRAN SURESİ – 37. AYET)

2-) HZ. EYYUB ( AS)’IN DUASI

Eyyub ( AS)’ın, hastalığının iyileşmesi ve sıkıntısının giderilmesi için Allah’a şöyle dua ettiği bildirilmektedir :

وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ :

“( Ey Peygamberim!) Eyyub’u da hatırla. Hani o Rabbine : “Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen merhametlilerin en merhametlisisin.” diye yalvarmıştı.”

( ENBİYA SURESİ – 83. AYET)

وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ :

“Kulumuz Eyyub’u da an : ( O) Rabbine “şeytan, bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu.” diye seslenmiş dua etmişti.” ( SÂD SURESİ - 41. AYET)

Yüce Allah, Eyyub ( AS)’ın duası üzerine hastalığının iyileşmesi için :

ارْكُضْ بِرِجْلِكَ هَذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ :

“Ona ayağını ( yere) vur, işte yıkanacak ve içilecek serin ( bir su).”

( SÂD SURESİ – 42. AYET)

Buyurmuş, Eyyub ( AS) ayağını yere vurmuş çıkan su ile yıkanmış ve sudan içmiş, iç ve dış bütün hastalıklarından kurtulmuştur. Yüce Allah, Eyyub ( AS)’ın duasını kabul

ettiğini şöyle bildirmektedir :

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِن ضُرٍّ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَى لِلْعَابِدِينَ :


“Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle

bir mislini daha vermiştik…” ( ENBİYA SURESİ – 84. AYET)

3-) YUNUS ( AS)’IN DUASI

Yunus ( AS), balığın karnında şöyle dua etmiştir :

وَذَا النُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَاضِباً فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَى فِي الظُّلُمَاتِ أَن لَّا إِلَهَ إِلَّا أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ :


“( Ey Peygamberim!) Zünnûn’u ( balık karnına girmiş olan Matta oğlu Yunus’u) da an; zira ( o, kavmine) kızarak ( yurdundan) ayrılıp gitmişti, bizim kendisine güç

yetiremeyeceğimizi, ( kavminin arasından çıkmakla kendisini kurtaracağını) sanmıştı. Nihayet karanlıklar içinde ( kalıp); “( Ey Rabbim!) Senden başka tanrı yoktur. Senin

şanın yücedir, ben zalimlerden oldum!” diye yalvardı.” ( ENBİYA SURESİ – 87. AYET)

Yüce Allah Yunus ( AS)’n duasının kabul ettiğini şöyle bildirmektedir :

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّ وَكَذَلِكَ نُنجِي الْمُؤْمِنِينَ :

“Biz de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz, müminleri böyle kurtarırız.” ( ENBİYA SURESİ – 88. AYET)

Bu ayetlerde Allah, bedensel ve zihinsel her türlü hastalıktan kurtulmak için tedavi yollarına başvurulması gerektiği, şifayı verenin Allah olduğu vurgulamaktadır.

Peygamberimiz ( SAV), Yunus ( AS)’ın duası ile ilgili olarak şöyle buyurur :

“Balık sahibi ( Yunus ( AS)’ın), balığın karnında yaptığı duası : “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn” ( Ya Rabbî!) Senden başka ilâh yoktur, seni

noksan sıfatlardan tenzih ederim, gerçekten ben zalimlerden oldum) şeklinde idi. Bu sözlerle dua eden her hangi bir Müslüman yoktur ki Allah onun duasını kabul etmiş olmasın.”

4-) ZEKERİYA ( AS)’IN DUASI


Zekeriya ( AS) Allah’a dua edip kendisine çocuk ihsan etmesini istemişti :

وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْداً وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ :

“( Ey Peygamberim!) Zekeriyya’yı da ( an). O, Rabbine; “Rabbim! Beni tek ( yalnız başıma çocuksuz) bırakma. Sen, vârislerin en hayırlısısın ( her şeyim sana

kalacaktır)” diye dua etmişti.” ( ENBİYA SURESİ – 89. AYET)

Yüce Allah, Zekeriya Peygamberin duasını kabul ettiğini şöyle bildirmektedir :

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَى وَأَصْلَحْنَالَهُ زَوْجَهُ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَباً وَرَهَباً وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ :

“Onun duasını da kabul buyurduk ve ona Yahya’yı armağan ettik. Eşini de kendisi için ıslah ettik ( çocuk doğurmağa elverişli bir hale getirdik). Gerçekten onlar hayır

işlere koşarlar, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi ve bize derin saygı gösterirlerdi.” ( ENBİYA SURESİ – 90. AYET)

5-) SÜLEYMAN ( AS)’IN DUASI

Süleyman ( AS) yüce Allah’tan mülk istemiştir :

قَالَ رَبِّ اغْفِرْلِي وَهَبْ لِي مُلْكاً لَّا يَنبَغِي لِأَحَدٍ مِّنْ بَعْدِي إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ :

“O, Rabbim! Beni affet, bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir mülk ( hükümdarlık) ver. Çünkü Sen, çok lütufkârsın, diye dua etti!”

( SÂD SURESİ – 35. AYET)

Yüce Allah, onun bu duasını kabul etmiştir :

قَالَ رَبِّ اغْفِرْلِي وَهَبْ لِي مُلْكاً لَّا يَنبَغِي لِأَحَدٍ مِّنْ بَعْدِي إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ : فَسَخَّرْنَا لَهُ الرِّيحَ تَجْرِي بِأَمْرِهِ رُخَاء حَيْثُ أَصَابَ : وَالشَّيَاطِينَ كُلَّ بَنَّاء وَغَوَّاصٍ : وَآخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ :

“Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu

altına verdik.” ( SÂD SURESİ – 35/38. AYETLER)

Zikrettiğimiz bu beş örnekte, insanlara önder ve rehber olarak gönderilen peygamberlerin çeşitli konularda dua ettikleri ve dualarının kabul edildiği ve bunun bir öğüt

olduğu bildirilerek müminlere yol gösterilmektedir.

Peygamberler gibi ihlâs ile usul ve şartlarına uygun olarak dua eden müminlerin duaları da kabul olur. Özellikle bazı zamanlarda, konumları ve durumları sebebiyle bir kısım

insanların dualarının kabul olacağını Peygamberimiz ( SAV) bize şöyle bildirmiştir.

6-) ORUÇLU KİMSENİN, ÂDİL DEVLET BAŞKANININ VE MAZLUMUN DUASI


Hz Peygamber ( SAV) şöyle buyuruyor :

“Üç kimsenin duası reddedilmez : İftar edinceye kadar oruçlu kimsenin, âdil devlet başkanının ve mazlumun duası. Allah, mazlumun duasını bulutların üzerine kaldırır ve o

dua için sema kapılarını açar ve “İzzetime yemin ederim ki belli bir süre de olsa mutlaka sana yardım edeceğim.” buyurur.”

Oruç riya karışmayan bir ibadettir. Oruç tutan sırf Allah için tutmuştur. Dolayısıyla Allah oruç tutanın duasını kabul eder. Devlet başkanı/yönetici olup da yönetilenlere

ve halka adaletli davranabilmek bir meziyettir, dürüstlüktür. Allah bu kimselerin dualarını kabul edeceğini bildirerek adaletin önemine vurgu yapmıştır. Mazlum ise zarara

uğramış, kalbi kırılmıştır, dolayısıyla zalime içtenlikle dua etmiştir. Allah zalimin değil mazlumun yanındadır. Dolayısıyla mazlumun duasını kabul eder ve zalimden onun

intikamını alır.

7-) MİSAFİRİN VE ANNE-Babanın ÇOCUKLARINA DUASI

Hz Peygamber ( SAV) şöyle buyuruyor :

“Hiç şek ve şüphe yok ki üç kimsenin yaptığı dua kabul edilir : Anne-babanın çocuklarına yaptığı dua, misafirin duası ve zulme uğramış kimsenin duası.”

Dinimiz misafire ibadetlerde birtakım kolaylıklar tanımıştır. Mesela isterse Ramazan orucunu –daha sonra kaza etmek şartıyla- tutmayabilir, dört rekâtlı namazları iki rekât

olarak kılar, mestlerin üzerine yetmiş iki saat mesh edebilir. Bu kolaylıklar, misafire verilen değeri ifade eder. Duasının kabulü de bu sebepledir.

Anne-baba, çocukların hayata gelme sebebidir. Çocukları her türlü zahmete katlanıp büyütmüşlerdir. Üzerlerinde hakları çoktur. Bu itibarla çocukları hakkında yaptıkları dua

reddedilmez.

8-) MÜMİNLERİN YÜZLERİNE VE GIYAPLARINDA BİRBİRLERİNE yaptıkları DUA

Peygamberimiz ( SAV), bir müminin, bir mümin kardeşinin gıyabında yaptığı duanın en süratli kabul edilen dua olduğunu şu hadislerinde bildirmiştir :

“Hiç şüphesiz en süratli kabul edilen dua, bir müminin bir mümine gıyabında yaptığı duadır.”


9-) İSM-İ A’ZAM İLE YAPILAN DUA


“İSM-İ A’ZÂM”, Allah’ın en yüce ismi demektir. Hadis kitaplarında ism-i a’zâm ile ilgili farklı isimler zikredilmiştir. Bir rivayet şöyledir :

Sahabeden Enes b. Malik ( RA) diyor ki :

“Hz. Peygamber ( SAV) bir gün camiye girdi. Bir sahabe namaz kılıyordu. Bu sahabe namazdan sonra dua etmeye başladı ve duasında şöyle diyordu : “Allah’ım! Her türlü övgü

sana mahsustur. Senden başka ilah yoktur. ( Sen), mennânsın/çok nimet verensin, gökleri ve yeri yokken var edensin, celâl ve ikram sahibisin, ey yaşayan, diri, canlı, ölümsüz,

ezelî ve ebedî olan; zatı ile kaim olan, her şeyin varlığı kendisine bağlı olan, uykusu ve uyuklaması olmayan, varlıkları yöneten, koruyan ve ihtiyaçlarını üstlenen Allah’ım!”

cümleleri ile sana dua ediyor, senden talepte bulunuyorum.” Bu duayı işiten Peygamber ( SAV) şöyle buyurdu : “Bu kimse, Allah’ın ism-i a’zam’ı ile dua etti ki ism-i a’zâm ile

dua edildiğinde Allah bu duayı kabul eder ve bu isimle istenince Allah verir.”

10-) HAC VE UMRE YAPANLARIN DUASI

Hz Peygamber ( SAV) şöyle buyurur :

“Hacılar ve umre yapanlar Allah’ın ( evininin) ziyaretçileridir/elçileridir. Kendisine dua ederlerse dualarına icabet eder, On’dan bağışlanma dilerlerse onları bağışlar.”

“Kim Allah için hacceder de ( Allah’ın rızasına uymayan) kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, ( kul hakkı hariç) annesinin onu doğurduğu günkü

gibi ( günahlarından arınmış olarak hacdan) döner.”

Bu hadislerde Peygamberimiz ( SAV), Allah’ın, hac ve umre yapan kimsenin dualarını kabul edeceğini bildirmektedir. Hac ve umre; meşakkatli bir ibadettir, sıcak, izdiham ve

kalabalıkta sırf Allah için sıkıntılara katlanmak samimiyetin gereğidir. Ayrıca hac ve umre yapanlar, Mescid-i Haram, Kâbe, Mina, Müzdelife ve Arafat gibi kutsal mekânlarda dua

ederler, Allah ta onların duasını kabul eder.

11-) ALLAH YOLUNDA CİHAT EDEN GAZİLERİN DUASI

Hz Peygamber ( SAV) şöyle buyuruyor :

“Allah yolunda cihat eden gaziler, hac ve umre yapanlar Allah’ın elçileridir. Kendisine dua ederlerse dualarına icabet eder, On’dan bir şey isterlerse onlara verir.”

Din-i mübîn-i İslâm için cihat eden, Allah için beden ve mal varlığını ortaya koyan, gerektiğinde uykusuz ve aç kalan, düşmanla çarpışan Müslüman, bu konumda dua ettiği

zaman Allah duasını kabul eder.

Her Müslüman’ın kabul olan bir duası vardır. Peygamberimiz ( SAV) şöyle buyurmuştur :

“Her Müslüman’ın kabul olan bir duası vardır.”

12-) BELİRLİ ZAMANLARDA YAPILAN DUALAR

Müslüman, her zaman dua yapabilir, ancak bazı ay, gün ve gecelerde mesela üç aylarda, özellikle Ramazan aylarında, Kadir, Berat, Regaip, cuma ve bayram gecelerinde, seher

vakitlerinde, secde halinde, ezan ile kamet arasında, namazdan sonra yapılan duaların kabul olacağı ile ilgili hadisler vardır. Duaların kabul olacağı zamanları şöyle

özetleyebiliriz :

1-) ÜÇ AYLARDA YAPILAN DUALAR

Üç aylar, recep, Şaban ve ramazan aylarıdır. Recep ve Şaban; içinde bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi’nin bulunduğu, Kur’an’ın indiği ve İslâm’ın beş temel esasından biri

olan oruç ibadetinin tutulduğu, rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazan ayına hazırlık aylarıdır. Peygamberimiz ( SAV), bu aylarda diğer aylara nispetle daha çok oruç tutmuş, bazen

Şaban ayanın tamamını oruçla geçirmiş ve şöyle buyurmuştur :

“Yüce Allah, Şaban ayının yarısı olduğunda dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüylerinin sayısından çok kimsenin günahını bağışlar.”

Yüce Allah'ın dünya semasına inmesi, mecazi anlamda olup duaları kabul etmesi ve günahları bağışlamasından, Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri ifadesi de çokluktan

kinayedir. Hadis, Allah’ın Şaban ayında müminlerin tövbe ve dualarını kabul ettiğini ifade etmektedir.

Ramazan ayı ise rahmet ve mağfiret ayıdır, oruç ayıdır, Kur’an ayıdır, sosyal yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Bu ayda dini duygular yükselir, Allah’a yönelişler artar ve

yapılan dualar kabul olur.

2-) İFTAR VAKTİNDE YAPILAN DUALAR

Peygamberimiz ( SAV) şöyle buyuruyor :

“Oruçlunun orucunu açarken yapacağı dua reddedilmez.”

Hadiste, ihlâs ile yerine getirilen bir ibadetin sona erme zamanında, kulun yaptığı duanın kabul edileceği müjdelenmekte ve dolayısıyla oruç açarken dua edilmesi teşvik

edilmektedir.

Sahabeden Abdullah İbni Amr ( RA), iftar vaktinde şöyle dua etmiştir :

“Her şeyi kuşatan rahmetin sebebiyle bağışlamanı diliyorum.”

3-) CUMA GÜNÜ VE GECELERİNDE YAPILAN DUALAR


Hz Peygamber ( SAV) şöyle buyuruyor :

“Cuma gününde bir saat vardır ki Müslüman o saatte namazda Allah’tan bir hayır isterse Allah ona istediğini verir.”

Peygamberimiz ( SAV), Hz. Ali ( RA)’a şöyle der :

“Cuma gecesi olduğu zaman gecenin son üçte birinde kalkabilirsen ( kalk ve dua et). Çünkü o vakit, ( meleklerin) şahit olduğu bir zaman dilimidir. Bu vakitte yapılan dua

kabul olur.”

Peygamberimiz ( SAV), “En faziletli günlerden biri de cuma günüdür.” buyurmuş ve bu günde kendisine çok salât ü selam getirilmesini istemiştir.

4-) AREFE GÜNÜ YAPILAN DUALAR

Peygamberimiz ( SAV) şöyle buyurur :

“En hayırlı/kabulü şayan olan dua, arefe günü yapılan duadır.”

5-) GECE VAKTİ YAPILAN DUALAR :

Şu hadisler gece vakti yapılan duaların kabul olacağını ifade etmektedir :

“Gecede bir an vardır ki, kişi ona rastlar da dünya ve âhiret için bir şey dilerse şüphesiz Allah dileğini yerine getirir. Bu an, her gecede vardır.”

“Yüce Rabbimiz her gece dünya semasına iner, gecenin son üçte biri kalıncaya kadar kalır ve; “Bana dua eden yok mu ona icabet edeyim, benden bir şey isteyen yok mu ona

vereyim, benden af ve bağış dileyen yok mu onu bağışlayayım” der.”

Bu hadisin başka bir varyantında, bu durumun, gecenin yarısı veya üçte birinden sabah oluncaya kadar devam ettiği bildirilmektedir.

Yüce Allah’ın gece dünya semasına inmesi mecazi anlamda olup bu vakitlerde duanın kabul olacağını ifade eder. Allah, zaman ve mekândan münezzehtir.

Peygamberimiz ( SAV) gece vakti yapılan duanın daha faziletli olduğunu bildirmiştir :

“Gecenin sonunda yapılan dua daha faziletlidir ve kabul edilmesi daha çok umulur.”

“Her gece bir münadi şöyle seslenir? Dua eden yok mu? Onun duası kabul olur. İsteyen yok mu? İstediği verilir. Af ve mağfiret dileyen yok mu? Günahı bağışlanır.”

Akşamdan sabah namazı vaktine kadar gece yapılan duaların kabul olacağı ile ilgili rivayetler vardır. Gecenin yarısında ve üçte ikisinde yapılan dualar daha çok kabul olur.

Gece yapılan dualar samimiyetle ve gönülden yapıldığı için icabete mazhar olur.

6-) EZAN OKUNDUĞU VE KAMET GETİRİLDİĞİ ZAMAN YAPILAN DUALAR

Hz Peygamber ( SAV) şöyle buyuruyor :

“Namaz için ezan okunduğu zaman sema kapıları açılır ve yapılan dualar kabul olur.”

“Ezan okunduğunda, sema kapıları açılır ve dualar kabul edilir. Kamet getirildiğinde dua reddedilmez.”

7-) EZAN İLE KAMET arasında YAPILAN DUALAR

Peygamberimiz ( SAV) şöyle buyurdu :

“Ezan ile kamet arasında yapılan dua reddedilmez.” Bunun üzerine sahabe şöyle sordu : “Ey Allah’ın Elçisi! Ne dua edelim?” Hz. Peygamber ( SAV) şöyle cevap verdiler :

“Allah’tan dünya ve âhirette afiyet / sağlık isteyiniz.”

8-) NAMAZDA, SECDE HALİNDE VE FARZ NAMAZLARIN AKABİNDE YAPILAN DUALAR

Peygamberimiz ( SAV) şöyle buyuruyor :

“Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secdede bulunduğu andır. O halde secde halinde bolca dua ediniz.”

“Hangi dua kabul edilmeye daha yakındır?” diye sorulan bir soruya Hz. Peygamber ( SAV) şöyle cevap verdi : “Gecenin ikinci yarısında yapılan dua ile farz namazların

ardından yapılan dua.”

9-) YAĞMUR YAĞARKEN VE KÂBE’Yİ GÖRÜNCE

Hz Peygamber ( SAV) şöyle buyuruyor :

“Dört yerde sema kapıları açılır ve dualar kabul olur : Allah yolunda savaşmak üzere saf tutulduğunda, yağmur yağarken, namaz kılarken ve Kâbe’yi görünce.”

10-) YUNUS ( AS)’IN DUASI İLE YAPILAN DUALAR

Peygamberimiz ( SAV), Yunus ( AS)’ın balığın karnında yaptığı dua ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur :

“Balık sahibi ( Yunus)’un, balığın karnındaki duası; lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn ( Allah’ım! Senden başka ilah yoktur, Seni noksan sıfatlardan

tenzih ederim, gerçekten ben zalimlerden oldum. Bu dua ile dua eden hiçbir Müslüman yoktur ki Allah onun isteğini bu dua sebebiyle kabul etmiş olmasın.”

“( Hz. Peygamber ( SAV), ashabına) : “Size bir şey haber vereyim mi)” demiş ve şöyle buyurmuştur : “Sizden birine bir sıkıntı veya dünya musibetlerinden bir musibet

isabet ettiği zaman bu şey ile dua ettiği zaman o sıkıntı ve imtihan ondan giderilir.” Kendisine : “Evet haber ver.” denilmiş, bunun üzerine : “Balık sahibi Yunus’un : “Lâ

ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z zâlimîn.” ( Allah’ım! Senden başka ilah yoktur, Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum.” şeklinde

yaptığı duadır buyurmuştur.”

11-) BELİRLİ MEKÂNLARDA YAPILAN DUALAR

Evde, caddede, sokakta, iş yerinde, tarlada kısaca, tuvalet gibi ibadete elverişli olmayan yerler ile kumarhane ve meyhane gibi günah işlenen mekânların dışında her yerde

dua edilebilir. Bununla birlikte cami ve Kâbe gibi ibadet yerlerinde, Arafat ve Müzdelife gibi mübarek mekânlarda yapılan dualar daha faziletlidir. Mesela Peygamber Efendimiz (

SAV), Medine’deki Mescid-i Nebevî’de kılınan bir rekât namazın, Mescid-i Haram dışındaki diğer mescitlerde kılınan bin vakit namaza denk olduğunu, Mescid-i Haram’da kılınan

namazın ise diğer mescitlerde kılınan namazlardan yüz bin kat daha fazla sevap olduğunu bildirmiştir. Dua da bir ibadet olduğuna göre Mescid-i Haram’da, Mescid-i Nebevî’de

yapılan dualar da daha faziletli ve makbul olur.

israNUR

Bayan-Mod

  • "israNUR" bir kadın

Mesajlar: 1,381

Konum: Avusturya

Meslek: Arbeiter

Hobiler: Müzik,karakalem resim,basteln,film,anime,

  • Özel mesaj gönder

2

Wednesday, January 11th 2017, 7:29pm

Teşekkür ederim paylaştığın için ellerine sağlık.

Yer Imleri:

Boardumuzda Neler Var

rasittunca.com - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi