Giriş yapmadınız.

  • Giriş

Sayın ziyaretçi, Raşit Tunca Board sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,950

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

1

Wednesday, December 21st 2016, 6:37am

Sadaka, Fitre, Zekat, Hakkındakindaki Dini Makaleler



Sadaka, Fitre, Zekat, Hakkındakindaki Dini Makaleler

Sadaka nedir, nelerden verilir ve nasıl yapılır? Sadaka bela ve musibetleri yok eder, ömrü de uzatır, denilmektedir. Bununla ilgili rivayetler nelerdir? Sadaka ömrü uzatır,

sözünü nasıl anlamak gerekir?


Sadaka, Allah rızası için fakirlere, muhtaç kimselere, karşılıksız olarak verilen şey; yapılan yardım, her türlü iyilik; Allah yolunda yapılan harcamadır.( 1)

Yapılan herhangi bir yardım veya iyiliğin sadaka sayılabilmesi için şu üç özelliğin birlikte bulunması gerekmektedir.

1. Allah rızası için yapılmalıdır,

2. Özellikle fakir ve ihtiyacı olan kişilere yapılmalıdır,

3. Karşılıksız olarak yapılmalıdır.

Bu üç şart birlikte gerçekleşmezse verilen şey sadaka olarak değer kazanmaz.

Sadaka, Allah’ın buyruklarına uymanın açık bir işareti ve fiili bir şahididir.

Yüce Rabbimiz; “Herhangi birinize ölüm gelip de, “Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar ertelesen de, sadaka verip iyilerden olsam! demeden önce, size verdiğimiz rızıktan

harcayın.”( 2)

“Ey iman edenler! kazanlıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın…”( 3) buyurarak inananlara sadaka vermeyi emretmekte,

Gerçek müminleri ise; “Kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.”( 4)
“Onlar bollukta, darlıkta Allah yolunda harcarlar.”( 5) diye tarif etmektedir.

Sadaka, Allah’ın rızasını kazanmanın, dünya ve ahiret mutluluğunu elde etmenin yoludur.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim'de; Allah yolunda yapılan her iyi ve güzel davranışın karşılığını vereceğini belirterek şöyle buyurmaktadır:
“Allah müminlerden mallarını ve canlarını, kendilerine ( verilecek) Cennet karşılığında satın almıştır.”( 6)

“Kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz.”( 7)

“Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden ( bunları) başa kalkmayan ve gönül incitmeyenlerin Rabbleri katında mükafatları vardır. Onlar için korku

yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.”( 8 )

“Yaptıklarına karşılık olarak onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilmez.”( 9)

“…Sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar….var ya, işte onlar için Allah bağışlama ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.( 10)

“Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.”( 11)

Sadaka, malı eksiltmez( 12), malı çoğaltır ve bereketlendirir.

Bir kutsi hadiste: “Ey Ademoğlu! İnfak et ki, Ben de sana infak edeyim.”( 13) buyrulmaktadır.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed ( s.a.v), Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma’ya şu tavsiyede bulunmuştur.

“Ey Esma! Cimri olma ki, Allah da sana eksik vermesin. Saymadan ver ki, Allah da sana saymadan versin. Kesenin ağzını bağlama ki, Allah da sana nimetini eksik etmesin, kesenin

ağzını bağlamasın. İnfak et ki Allah da sana infak etsin.”( 14)

Sadaka, Allah’ın verdiği nimetlere şükrün ifadesidir.

Yüce Rabbimiz; verdiği nimetlere şükretmemizi emretmekte, nankörlük etmememizi.( 15) istemekte, “Verdiği nimetlere şükrettiğimiz takdirde bize nimetlerini artıracağını, (

16);

“Kıyamet gününde, bize verilen her türlü nimetten hesaba çekileceğimizi” bildirmektedir.”( 17)

Sadaka, dünyada yoksulun, ahirette verenin yüzünü güldüren ve insanı Rabbine yaklaştıran bir bağıştır.

Sahabe-i Kiramın sevgili Peygamberimiz ( sav)'e, "Ya Resulallah! Allah yolunda ne infak edelim?" Diye sormaları üzerine, Yüce Rabbimiz: “( Ya Muhammed!) Sana Allah yolunda

ne

harcayacaklarını soruyorlar. De ki: ihtiyaçtan arta kalanı.”( 18 ) ( harcayın) buyurmuştur. “Biz hayır olarak ne verirsek, şüphesiz Allah onu bilmektedir.”( 19) “Allah

harcadığımız her şeyin karşılığını verecektir.”( 20) “Zerre ağırlınca bir hayır işleyen onun karşılığını görecektir.”( 21)

Peygamber Efendimiz ( s.a.v.): “( İyilik yapmak ve) iyiliği tavsiye etmek sadaka olduğu gibi kötülükten sakınmak ve başkalarını da sakındırmak sadakadır.”( 22)

"Sadaka vermede acele ediniz, zira bela sadakanın önüne geçemez.”( 23)

“Başka bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, Allah Teala yedi insanı Arşın gölgesinde barındıracaktır. ( Bunlardan biri de), sağ elinin verdiğini, sol elinin bilmeyeceği

kadar sadakayı gizli veren kimsedir.” buyurmuşlardır.( 24)

Ömer b. Abdülaziz: “Namaz seni yolun yarısına, oruç da Melik’in kapısına, sadaka ise Melik’in huzuruna iletir.” demiştir.

Nitekim Yüce Rabbimiz “Kullarım, Beni senden sorarlarsa, ( bilsinler ki) gerçekten Ben ( onlara) çok yakınım.”( 25) buyurmaktadır. İki kutsi hadiste ise bu gerçek şöyle

ifade

edilmektedir.

“Ben kulumun zannına ( inancına) göreyim. Kulum Beni zikrettiğinde, Ben onunlayım. ( Rahmetim, tevfik ve yardımım onunla beraberdir). O Beni kalbinde gizlice zikrederse,

Ben

de onu bu şekilde anarım. Beni bir toplum içinde zikrederse, Ben de kulumu o toplumdan daha hayırlı bir toplum içinde ( Rahmetimle) anarım.”( 26)

“Kulum bana bir karış yaklaştığı zaman, Ben ona bir arşın yaklaşırım; O Bana bir arşın yaklaşınca, Ben ona bir kulaç yaklaşırım; O bana yürüyerek geldiği zaman, Ben ona koşarak

varırım.”( 27)

“Sensin bize bizden yakın, / Görünmezsin hicap nedir?”( 28 )

Dizeleriyle Yunusumuz bu gerçeği ne güzel ifade etmiştir.

Sadaka, belayı önler, ömrü uzatır, hataları yok eder ve insanı cehennem ateşinden korur.

Sevgili Peygamberimiz: “Az da olsa gücünüz yettiği kadar sadaka veriniz.” ( 29)

“Yarım hurma ile de olsa; kendinizi cehennem ateşinden koruyunuz, o kadarını da bulamayanlar güzel bir sözle bile olsa kendilerini korusunlar.”( 30) “güzel bir söz;( 31)

her

meşru ve güzel bir iş sadakadır.( 32)

“Bir hurma da olsa sadaka verin, çünkü o bir hurma açlığı giderir. Suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da hataları yok eder.”( 33)

“Sadaka Allah’ın öfkesini söndürür ve kötü ölümü bertaraf eder.”( 34)

“Sadaka, belayı önler ve ömrü uzatır.”( 35); ”Suyun ateşi söndürdüğü gibi günahların azabını söndürür.”( 36) buyurmuşlardır.

İbni Ebi Ca’d: “Sadaka yetmiş kötülük kapısını kapatır.”diyor

Hz. Lokman, oğluna: “Oğlum! Bir hata işlediğinde hemen arkasından sadaka ver.”( 37) tavsiyesinde bulunmuştur.

Şunu iyi bilmeliyiz ki; “Az sadaka çok belayı defeder.”

Sadaka, en kıymetli, en iyi, en temiz, en güzel ve en sevimli malı Allah rızası için infak etmektir. Zira, Allah Teala temizdir. Ancak temiz olanı kabul eder.( 38

)

Hz. Peygamber: “Helaldan kazandığı malını infak edenlere müjdeler olsun.”( 39) buyurmuştur.

Servetinin iyisini kendisine bırakıp, kötüsünü Allah yolunda infak etmek insan için uygun bir davranış değildir. İnanan insan malının kötüsünü değil, iyisini Allah

yolunda infak eder.

Yüce Allah: “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadan

alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah zengindir, övgüye layıktır.”( 40) buyurmaktadır.

Bir Hadis-i Şerifte; “Kim helal kazancından bir sadaka verirse Allah onu kabul eder.”( 41) Diğer bir hadis-i Şerifte ise: “Sadakanın en değerlisi; fakirin gücü

nispetinde gizlice başka bir fakire verdiği sadakadır.”( 42) buyurulmuştur.

Sadaka: Bir nevi Allah’a ödünç vermedir. Verilen bu sadakanın karşılığını Allah kat kat verecektir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de: “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a (



Allah’ın kullarına) yardım ederseniz, Allah da size yardım eder."( 43)

“Eğer Allah’a güzel bir borç verirseniz Allah onu size kat kat öder ve sizi bağışlar. Allah şükrün karşılığını verendir, Halim’dir ( hemen cezalandırmaz, mühret

verir)”( 44) buyrulmaktadır.

Sevgili Peygamberimiz: “Hangi Müslüman çıplaklığından dolayı bir Müslümana elbise giydirirse, Allah da ona cennet elbiselerinden giydirir. Bir müslüman açlığından

dolayı bir müslümanı doyurursa, Allah da onu kıyamet günü cennet meyvelerinden doyurur. Hangi müslüman susuzluğundan dolayı bir müslümana su içirirse, Allah Teala da Onu kıyamet

gününde “Rahik-i mahtum’dan” içirir.”( 45)

Yapılan her türlü yardım ve iyilik sadakadır. İyilik ve mutluluğa ulaşmanın yolu sadakadan geçmektedir. Yüce Rabbimiz: “Sevdiğiniz şeylerden ( Allah yolunda) harcamadıkça

“iyiliğe ulaşamasınız”( 46) buyurmaktadır.

“İyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanmak, ( Allah’ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara,

dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcamak, namaz kılmak, zekat vermek, anlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirmek, sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında

sabretmektir.” Kuran-ı Kerim'in beyanına göre :

“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz ( den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman

edenlerin;

mala olan sevgisine rağmen onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, ( ihtiyacından dolayı) isteyene ve ( özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı

dosdoğru

kılan, zekatı veren, anlaşmaları yaptıklarında sözlerin yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zaman ( direnip) sabredenlerin tutum ve

davranışlarıdır.”(

47)

İyilikte bulunan kulların özellikleri ve karşılaşacakları mükafatlar ise şöyle tarif edilmektedir.

“İyiler ise, katkısı kafur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.”

“Bu Allah’ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.” Bir pınar ki, Allah’ın kulları ondan içer, O’nu ( istedikleri şekilde) fışkırtıp

akıtırlar. O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar. Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler. (

yedirdikleri

kimselere şöyle derler:) “Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir teşekkür ve karşılık beklemiyoruz.”( 48 )

Rivayete göre bu Ayet-i Kerimeler: Ehli Beyt hakkında nazil olmuştur.

Sevgili Peygamberimizin torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin hastalanırlar. Hz. Ali ve Hz. Fatıma üzüntü içindedirler. Sahabe-i Kiramdan bazıları Hz. Fatma ve Hz. Ali’ye

çocuklarının hastalıktan kurtulmaları için Allah yolunda adak yapmalarını önerirler. Hz. Ali ve Fatıma çocukları hastalıktan kurtuldukları takdirde üç gün oruç tutmayı adak

yaparlar. Hz. Hasan ile Hüseyin sağlıklarına kavuşurlar. Hz. Ali ile Fatıma adak oruçlarını tutmaya başlarlar. İlk günün akşamında iftar vaktinde kapıya bir miskin gelerek

yardım talebinde bulunur. Hz. Ali ve Fatıma iftar için hazırladıkları tüm yiyeceklerini miskine ikram ederler, kendileri oruçlarını su ile açarak yetinirler ve ertesi günün

orucuna niyet ederler. İkinci gün akşamı iftar esnasında kapıya bir yetim gelerek Hz. Fatıma ve Ali’den yardım talebinde bulunur. Hz. Ali ve Fatıma hazırladıkları yiyecekleri

yetime ikram ederler, kendileri su ile oruçlarını açıp, ertesi gün için oruçlarına niyet ederler. Üçüncü günü iftar vaktinde kapıya bir esir gelir, Hz. Ali ve Fatıma’dan yardım

talebinde bulunur. Hz. Ali ve Fatıma hazırladıkları yiyeceklerini kapıya gelen esire verirler ve arkasından şöyle derler, biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz, sizden bir

teşekkür ve karşılık beklemiyoruz, derler. Oruçlarını su ile açarak yetinirler. ...

Sadakanın en üstünü, kişinin ilim öğrenip sonra da onu bir müslüman kardeşine öğretmesi( 49) ve hayrı devam eden bir yardımda bulunmasıdır ki, biz buna sadaka-i Cariye

diyoruz.” Müslümanın hayatta iken yaptırdığı cami, okul, hastane, çeşme, köprü v.b. sosyal hizmetler Sadaka-i Cariyedir.

Peygamber Efendimiz ( s.a.v.) bu hususta şöyle buyurmuşlardır. “İnsanoğlu öldüğü zaman amel defteri kapanır. Üç şey onun amel defterinin açık kalmasını sağlar:

1. Sadaka-i Cariye, ( hayrı devam eden iyilikler)

2. Yararlanılan ilim.

3. Kendisine dua eden hayırlı evlat"( 50)

“İnanan kişinin hayatta iken öğrenip neşrettiği ilim, geride bıraktığı salih bir evlat, miras bıraktığı bir Mushaf ( Kur’an-ı Kerim), inşa ettiği bir mescit, yolcular için

yaptırdığı bina ( misafirhane), yaptırdığı bir çeşme hayatta ve sağlıklı iken verdiği her şey sadakadır."( 51)

“Her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlil ( la ilahe illallah demek) bir sadaka, her tekbir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak

sadakadır…”( 52)

“Bir Müslüman bir ağaç diker de, onun meyvesinden bir insan yahut bir hayvan yerse, muhakkak o ağaç sahibi için sadakadır.”( 53)

“Müslüman kişi, ailesinin nafakası için harcar ve bundan sevap umarsa, bu ona sadaka olur. Hatta Müslümanın Müslüman kardeşine güler bir yüz göstermesi de sadakadır.”( 54)

Sadakaları gizli ve aşikar vermek mümkündür. Fakat gizli olarak vermek daha güzeldir.

“Eğer sadakaları ( zekat ve benzeri hayırları) açıktan verirseniz ne güzel! Fakat gizleyerek fakirlere verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahların bir kısmına da

kefaret olur. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”( 55)

“Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayan var ya, onların Rabblerin katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur, onlar mahzun da olacak değillerdir.”(

56)

Bu Ayeti Kerime Hz. Ebu Bekir hakkında nazil olmuştur.

Sevgili Peygamberimiz ( s.a.v), Sahabe-i Kiramdan, Tebük seferine çıkan orduya yardım etmelerini istemiş, bunun üzerine Hz. Ali elinde bulunan dört dinardan

birini

gece, birini gündüz, birini gizli, birini açıktan infak etmiştir.

Hz. Ömer malının yarısını infak ederek, bu konuda herkesi geçtiğini zannetmiştir. Fakat Hz. Ebu Bekir, tüm malını Allah yolunda infak etmiştir.

Bunun üzerine, Peygamber Efendimiz ( s.a.v.); “Çoluk çocuğuna ne bıraktın, ya Eba Bekir?" diye sormuş, Hz. Ebu Bekir de, “Allah ve Resulünü bıraktım Ya

Resulallah!” diye cevap verir. Bu olaydan sonra Hz. Ebu Bekir evine dönerek, abdest alıp iki rekat namaz kıldıktan sonra; “Ya Rabbi! her şeyimi Senin rızan için infak ettim.

Şimdi bir dileğim daha var, o da şudur. Kıyamet gününde benim bu nazik vücudumu o kadar büyüt ki, vücudum cehennem ateşi üzerini kaplasın, müminlerden cehenneme gireceklerinin

yerine beni yak, Ya Rabbi! diye dua eder. Yukarıda geçen Bakara Suresinin 274. Ayeti Kerimesi nazil olunca, Hz. Peygamber ( s.a.v.); “Çok mal biriktirenler sefildir.”

buyurmuşlardır. Sahabe-i Kiramdan biri bunun hiçbir istisnası yok mu? Ya Resulallah! diye üç defa sormuş, Peygamber Efendimiz ( sav) mübarek elleriyle işaret ederek, malıyla

sağından ve solundan şöyle ve şöyle, arka ve önünden şöyle ve şöyle infak edenler bunun dışındadır buyurmuşlardır. Diğer bir Ayeti Kerimede, “Mallarını Allah yolunda

harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz dane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfü geniş olandır, hakkıyla bilendir.”(

57)

buyrulmaktadır. Bu Ayeti Kerime nazil olunca, Sevgili Peygamberimiz, üç defa “Ya Rabbi! ümmetime daha da artır.” diye dua etmiş ve arkasından; “Muhakkak sabredenlere,

mükafatları hesapsız ödenecektir”( 58 )müjdesi gelmiştir.

Mehmet Emin BAYAR, Din Hizmetleri Müşaviri



Sadakanın ömrü uzatması ile ilgili cevap için tıklayınız...

---------------------------

SADAKA

Zekât, Allah rızası için yapılan iyilik veya verilen şey, sadaka insanın malından sırf Allah rızası için muhtaç olanlara temlik edilmek üzere çıkardığı bir vergi türü anlamında

bir fıkıh terimi. Zekâta, mü'minlerin Allah'ın emirlerine uymadaki sadakatlarini gösterdiği için "sadaka" da denilmiştir. Çoğulu sadakât'tır. Sadaka kavramında üç temel

özelliğin bulunması gerekir: İhtiyaç, mülkiyetin nakli ve temlîkin Allah için olması.

Sadaka, yükümlünün durumuna göre farz, vacib veya nâfile hükmünde olur. Sadakanın farz olan kısmı zekâttan ibaret olup; tarım ürünlerinin zekâtı olan öşrü; hayvanların, ticaret

mallarının, altın, gümüş ve diğer nakit paraların zekâtı ile, define ve madenlerin zekâtını kapsamına alır. Zekât verileceği yerleri belirleyen âyetteki "sadakât" çoğul olarak

bütün bu çeşitleri kapsar. "Zekâtlar; ancak, yoksulların, miskinlerin, zekât tahsili işinde çalışanların, kalpleri İslâm'a ısındırılmak istenenlerin, kölelerin, borçluların,

Allah yolunda cihad edenlerin ve yolcuların hakkıdır. Bu, Allah tarafından farz kılınmıştır" ( et-Tevbe, 9/60).

Bu âyetlerde de zekâtın farz olan bu çeşidi yer alır: "Namazı kılın, zekâtı verin" ( el-Bakara, 2/43); "Mü'minlerin mallarından zekât al ki, onları temizleyip mallarını

çoğaltasın" ( et-Tevbe, 9/103); "Hasat günü ürünün hakkını ödeyin" ( el-En'âm, 6/141). Hz. Peygamber'in çeşitli hadislerinde farz olan zekât emredilmiştir: "İslâm beş

temel

üzerine kurulmuştur. Bunlardan birisi de zekât vermektir" ( Buhârî, İmân, 1, 2; Tefsîru Süre, 2/30; Müslim, İmân, 19-22; Tirmizi, İmân, 3; Nesâî, İmân,13). Diğer yandan Hz.

Muhammed ( s.a.s), Muaz b. Cebel ( r.a)'i Yemen'e vali olarak gönderirken kendisine şöyle buyurmuştur:

"Onlara bildir ki, Allah Teâlâ kendilerine zekâtı farz kılmıştır. Zekatı oranın zenginlerinden al, yoksullarına ver" ( Buhârî, Zekât, l; Tevhîd, 1; Ebû Dâvud, Zekât, 5;

Nesâî,

Zekât, 46; İbn Mâce, Zekât, 1).

Diğer yandan zekâtın farz oluşu üzerinde bütün müctehitler görüş birliği içindedir. Ashab-ı Kirâm zekât vermeyenlerle savaşılması gerektiği konusunda ittifak etmiştir. Zekâtın

farz olduğunu inkâr eden kimse dinden çıkar ( Zekât için bk. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihali, İstanbul 1991, s. 483-550).

Fıtır sadakası vacib hükmünde bir sadaka türüdür. Bu, Ramazan ayının sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarının dışında en az nisap miktarı bir mala mâlik bulunan her hür müslümanın

yoksullara vermesi gereken bir sadakadır. Buna kısaca, "fitre" denir ki, fıtrat sadakası, yani sevap için verilen yaratılış atıyyesi anlamına gelir. Abdullah b. Abbas (

r.anhümâ)'dan rivâyete göre şöyle demiştir: "Rasûlüllah ( s.a.s) oruçluları gereksiz ve çirkin sözlerden arındırmak ve yoksullara yiyecek sağlamak için fitreyi farz

kılmıştır.

Fitreyi kim bayram namazından önce öderse, bu makbul bir zekât, kim de namazdan sonra öderse, herhangi bir sadaka olur" ( Buhârî, Zekât, 70, 71, 77; Müslim, Zekât, 12, 13,

16;

Ebu Dâvud, Zekât, 18, 20; Nesâi, Zekat, 31, 33; İbn Mace, Zekat, 21).

Ebu Said el-Hudrî ( r.a)'den rivayet edilen bir hadiste fitre verilebilecek maddeler ve miktarları şöyle belirlenir: "Biz fitre zekâtını, Allah'ın Rasûlü aramızda iken,

yiyecek

maddelerinden bir sa', hurmadan bir sa', kuru üzümden bir sa', keşden yine bir sa' olmak üzere bunlardan birisini esas alarak veriyorduk. Ben yaşadığım sürece vermeye devam

edeceğim" ( Ahmed b. Hanbel, III, 73, 98 ). Sa' bir ağırlık birimi olup, şer'î ölçüye göre 2912, örfi ölçüye göre ise 3328 gramdır. Bazı fakihlere göre buğday cinsinde fitre

miktarı yarım sa'dır. Burada yoksulların yararına olan ve daha ağır olan örfî ölçeği tercih etmek daha faziletlidir ( Fıtır sadakası için bk. Sadaka-ı Fıtır mad.).

Farz olan zekâtla, vacib olan fitre miktarları belirli bulunan sadakalardır. Birincisinde nisab'a mâlik olduktan sonra bir yıl geçmesi, ikincisinde ise, sadece nisaba malik

olmak şarttır. Bunların dışında sıkıntı ve zarûret içinde bulunan müslümana ihtiyacını giderecek ölçüde yardım etmeyi bildiren bir sadaka daha vardır ki; bunun miktarı,

sıkıntıyı giderecek ölçüye göre ortaya çıkar. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyi olmak demek değildir. Fakat iyi olan, Allah'a,

âhiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden, malını sevmesine rağmen hısımlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve köle azadına veren, namaz

kılan ve zekât verendir" ( el-Bakara, 2/ 177). Burada Cenab-ı Hak, miktarı belli olan zekâtla birlikte yakınlara, yetim ve düşkünlere yapılacak malî bir yardımdan da söz

etmiştir ki; bunun şart ve miktarını sıkıntıda olan yoksulun hali belirler.

Sadaka geniş anlamıyla nafile olarak yapılan hayır ve hasenâtı, insan ve hayvanlara yapılan iyilik, lütuf ve ihsanları, hatta insanların gönlünü hoş eden güzel söz ve

davranışları kapsamına alır. Sadaka-i câriye, vakfedilmiş sadaka ile diğer hayır ve hasenât bu niteliktedir.

Sadaka-i câriye, sürekli ecir getiren sadaka anlamına gelir. Bir hadiste sürekli ecir kaynağı olan ameller şöyle belirlenir: "İnsan öldüğü zaman amel işlemesi kesilir. Ancak üç

şey bundan müstesnadır. Sadaka-i cariye, kendisinden yararlanılan ilim veya kendisine hayır dua eden salih çocuk" ( Dârimi, Mukaddime, 46). Bu hadiste zikredilen sadaka-i

câriye; yol, köprü, çeşme, mescid, yoksullar için aş evi, hastahane ve okul gibi hayır yerlerini kapsamına alır. İnsanlar bu gibi yerlerden yararlandığı sürece, bunları

yaptıranlar, yapılmasına sebep olanlar, yol gösterenler ve destek olanlar, gerek sağlıklarında ve gerekse vefatlarından sonra ecir almaya devam ederler.

Yararlı bir ilim bırakan da, bu ilimden, kitaptan, keşif ve icattan toplum yararlandıkça, mü'min olmak şartıyla, sürekli olarak ecir alır. Nitekim ilim, irfan ve irşatlarıyla

toplumda iyi bir çığır açanın büyük mükafatına kötü çığır açanın da günahına hadiste şöyle yer verilir: "Kim iyi bir çığır açarsa, bununla amel edenlerin ecri kadar ecri bu

çığırı açan alır. Kötü bir çığır açan da, bununla amel edenlerin günahı kadar günahı yüklenir" ( Müslim, İlim, 15; Zekât, 69; Nesâî, Zekât, 64; İbn Mâce, Mukaddime,14;

Dârimî,

Mukaddime, 44; Ahmed b. Hanbel, IV, 357, 359-361, 362). Dine ve topluma yararlı bir çocuk yetiştirmek de, toplum bu çocuktan yararlandıkça, onun yetişmesinde katkısı bulunan

anne, baba, hoca gibi kimselerin sürekli ecir almalarına bir sebeptir.

Vakfedilen gayri menkuller de sadaka-i cariye niteliğindedir. Vakıfnâmedeki esaslara göre, hayır yönü işletildiği sürece, vakfedene ecir gelmeye devam eder. Önceki asırlarda

büyük han, hamam, medrese, dükkân ve çarşıların vakıf olarak topluma kazandırılması, mâliklerinin sürekli bir ecre nail olma istekleri yüzündendir.

Nâfile Olan Sadakalar

İslâm'da farz ve vacib olan sadakalardan başka, kapsamı çok geniş bir sadaka anlayışı vardır. Mal veya parayı tasadduk etme yanında, mü'min kardeşine aracına binerken veya

inerken yardımcı olmak, güler yüz veya tatlı dille onun gönlünü hoşnut etmek gibi pek çok fiil ve davranışlar sadaka olarak nitelendirilmiştir.

Hz. Peygamber ( s.a.s), Ebû Zer ( r.a)'i tasaddukta bulunmaya teşvik ederek şöyle buyurmuştur: "Şu Uhud dağı altın olarak elime geçse üçüncü geceyi ondan bende bir dinar

bulunduğu halde geçirmek istemem. Yalnız borç ödemek için ayırdığım dinar bunun dışında olur, -Önüne, sağına ve soluna saçma işareti yaparak- Onu Allah'ın kullarına bu şekilde

dağıtmak isterim. Şüphesiz malı çok olanlar, kıyamet günü sevabı en az olanlardır. Yine yoksullara tasaddukta bulunma işareti yaparak, bu durumda olanlar müstesnadır" (

Müslim,

Zekât, bab: 9, H. No: 32).

Farz ve vacib sadaka dışındaki sadaka kapsamının genişliğini şu hadiste görmek mümkündür: "İçinde güneş doğan her gün, insanların her bir mafsalı için kendilerine bir sadaka

gerekir. Meselâ; İki kişinin arasında adaletle hükmetmen bir sadakadır. Hayvanına binmek isteyen bir kimseye yardım ederek, hayvana bindirmen veya eşyasını hayvana yüklemen bir

sadakadır. Güzel söz bir sadakadır. Namaza giderken attığın her adım sadakadır. Gelip geçene sıkıntı veren şeyleri yoldan kaldırman bir sadakadır" ( Buhârî, Sulh, 11; Cihâd,

72,128; Müslim, Zekât, 56; Müsâfirîn, 84; Ebû Dâvud, Tatavvu', 12; Edeb,160; Ahmed b. Hanbel, II, 316, 350, IV, 423, V, 178 ). Bu hadiste, "sülâmâ" parmak kemikleri demektir.

Ancak burada vucuttaki tüm kemik ve mafsallar kastedilmiş, kemiklerin insanın oturup kalkması ve hareket etmesi için ne kadar gerekli olduğuna dikkat çekilmiştir. İşte böyle bir

nimete karşılık farz olan sadaka yerine, günlük bir takım hayra yönelik hareket ve davranışların bu nimetin sadakası olduğu belirtilmiştir. Burada nimetin şükür borcunun

hafifletildiği görülür. Namaza giderken her adımın sadaka sayılması, her adım karşılığında bir derece yükseltme ve bir günah affetme anlamındadır ( Ahmed Davudoğlu, Sahihi

Müslim Terceme ve Şerhi, İstanbul 1977, V, 374).

Diğer yandan başka hadislerde, insanlara iyiliği emretmenin ( Tirmizi, Birr, 36; Müslim, Müsâfirîn, 84; Ebû Davud, Tatavvu', 12), Allah'a hamdetmenin ve O'nu tesbih etmenin

bir

sadaka olduğu belirtilmiştir ( Müslim, Mûsafirîn, 84). Bir kimseye yol veya adres tarif etmek sadaka sayıldığı gibi ( Buhârî, Cihâd, 72; Ahmed b. Hanbel, V,154), gönül

alıcı

yumuşak söz ( Buhârî, Cihad, 72, Edeb, 34; Müslim, Zekât, 56), bir ağaç dikenin bu ağacından insan veya hayvanların yemesi ya da yararlanması da sadaka sayılmıştır ( Ahmed

b.

Hanbel, VI, 362).

Sadakanın En Faziletlisi:

Çeşitli ameller arasında fazilet bakımından farklar bulunduğu gibi, ihtiyaç sahiplerine yapılan yardım ve tasadduklarda da bir sıra gözetilmiş; öncelikli tasadduk alanları

belirlenmiştir. Gerçekten kişinin çok yakınında, belki aile fertleri arasında büyük sıkıntı içinde olanlar varken, uzakta olanlara yardım etmeye kalkışması maslahata uygun

düşmez. Bu yüzden yardım ve infaka en yakınından başlamak prensibi getirilmiştir.

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

"Bir kimsenin sarfedeceği en faziletli dinar, kendi aile fertlerine infak ettiği dinarla, Allah yolunda hayvanına ve yine Allah yolunda cihad edecek olan arkadaşlarına harcadığı

dinardır" ( Müslim, Zekât, 38; Tirmizi, Birr, 42; İbn Mace, Cihâd, 4; Ahmed b. Hanbel, V, 279, 284). Yine Rasûlüllah ( s.a.s), Allah yolunda harcanan, bir köle azadı için

sarfedilen, bir yoksula verilen veya ailenin geçimi için yapılan harcamaları zikrettikten sonra, bunların sevap bakımından en üstününün aile fertlerine yapılan harcamanın

olduğunu belirtmiştir ( Müslim, Zekât, 39). Bu hadislerde zikredilen aile fertlerinden maksat ( iyâl); bir kimsenin nafakası kendisine ait olan çocukları, eşi, annesi,

babası

ve hizmetçisidir.

Sadakanın en sevilen maldan verilmesi daha faziletlidir. Kur'ân-ı Kerim'de; "Siz sevdiğiniz mallardan infâk etmedikçe iyilik ve taate nail olamazsınız" ( Âlu İmrân, 3192)

buyurulur. Bu âyet inince Ebû Talha ( r.a), Rasûlüllah ( s.a.s)'e gelerek şöyle dedi: "Benim en çok sevdiğim malım Beyrahâ adındaki bahçemdir. Bu malım Allah için

sadakadır.

Onun Allah nezdinde sevabını ve âhiret azığı olmasını dilerim. Ey Allah'ın elçisi; onu istediğin yere sarfet! ". Bunun üzerine Hz. Peygamber, bu kararının çok kârlı bir yatırım

olduğunu belirttikten sonra, bahçesini hısımlarına vakfetmesini bildirdi. Bunun üzerine Ebû Talha ( r.a) onu hısımları ve amcasının oğulları arasında taksim etti. Başka bir

rivayette, bahçenin verildiği kimselerin Hassân b. Sâbit ile Übey b. Ka'b ( r.anhumâ) olduğu belirtilir ( Müslim, Zekât, 42, 43).

Kadının yoksul olan kocasına tasaddukta bulunması teşvik edilmiştir. Hz. Peygamber bir gün kadınlara hitab ederek; Ey kadınlar topluluğu zinetlerinizden de olsa sadaka verin"

buyurmuştu. Bunun üzerine Abdullah'ın karısı Zeyneb ile Ensardan bir kadın Allah'ın elçisine gelerek kocalarının yoksul olduğunu, onlara sadaka vererek destek olup

olamayacaklarını sordular. Bunun üzerine Hz. Peygamber bu iki kadın için şöyle buyurmuştur: "Onların ikisine de ikişer ecir vardır. Akrabalık ecri ve sadaka ecri" ( Müslim,

Zekât, 45).

Ebû Hanife ile Hanbelîlerde tercih edilen görüşe göre, bir kadın zekâtını yoksul bulunan kocasına veremez. Çünkü bu takdirde zekât nafaka yolu ile kadına geri döner ( el-

Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyi', II, 40; el-Meydânî, el-Lübâb, I, 156; İbn Âbidin, Reddül-Muhtâr, II, 87). Onlara göre, bazı hadislerde zengin olan sahabe hanımlarının kocasına destek

olması nafile sadaka niteliğindedir. Ebû Yusuf, İmam Muhammed, Şâfiî ve Mâlik'e göre ise, kadının yoksul bulunan kocasına zekât vermesi caizdir. Dayandıkları delil, Hz.

Peygamber'in, Abdullah b. Mesud'un karısı Zeyneb ( r.anhâ)'e verdiği şu cevaptır:

"Kocan ve çocuğun tasadduk etmeye en lâyık olan kimselerdir" ( Ebû Dâvud, Zekât, 44; Talâk, 19; bk. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihali, İstanbul 1991, s. 549).

Bir mü'minin tasaddukunu sevdiği mal cinsinden yapması, Cenab-ı Hakkın rızasını kazanmaya sebep olur. Halife Ömer b. Abdülaziz çuvallarla şeker alır, tasadduk ederdi. Bunun

yerine niçin para dağıtmadığı sorulunca, şu cevabı vermiştir: "Ben şekeri çok severim. Bu yüzden sevdiğim şeyi tasadduk etmek istedim" ( A. Davudoğlu, a.g.e., V, 352).

Anne babaya müşrik bile olsalar yardımda bulunmak gerekir. Nitekim Esmâ binti Ebi Bekir ( r.anhâ) şöyle demiştir: "Annem yanıma geldi, kendisi Kureyş devrinde Rasûlüllah (

s.a.s) onlarla anlaşma yaptığı zaman henüz müşrik idi. Ben Hz. Peygamber'e gelerek, "Annem bana rağbet göstererek yanıma geldi. Kendisine yardımda bulunayım mı?" dedim. Hz.

Peygamber; "Evet annene yardımda bulun" buyurdular ( Müslim, Zekât, 49, 50; Ebû Davud, Zekât, 34; Ahmed b. Hanbel, VI, 344, 347). Rivayete göre Hz. Ebû Bekir, Esma'nın annesi

Kuteyle'yi cahiliye devrinde boşamıştı. Kuteyle Hicretten sonra Medine'ye kızı Esmâ'nın yanına gelmişti. Kendisine kuru üzüm ve yağ gibi hediyeler getirdi. Fakat Esmâ bu

hediyeleri almaktan ve onu evine kabul etmekten kaçındı. Hz. Peygamber'in izin vermesi üzerine de onu evine aldı ( Buhârî, Hibe, 29, Cizye,18, Edeb, 8; A. Davudoğlu, a.g.e.,

V,

363, 364).

Ölen Kimse Adına Sadaka Vermek Caiz midir?

Bazı ibadet ve taatların ölen bir kimse adına yapılması mümkün ve caizdir. Bunların sevabı ölüye ulaşır. Ölü nâmına verilen sadakalar başta gelir. Hz. Peygamber'e bir adam

gelerek şöyle demiştir: "Ey Allah'ın elçisi! Annem ansızın öldü, vasiyet de etmedi. Öyle sanıyorum ki, konuşmuş olsa sadaka verilmesini vasiyet ederdi. Acaba onun adına ben

sadaka versem, anneme sevap olur mu?" demiş. Hz. Peygamber; "Evet" cevabını vermiştir" ( Buhârî, Cenâiz, 95; Vesâyâ, 19; Müslim, Zekât, 51; Vasiyye, 12, 13; Ebû Dâvud,

Vesâyâ,

15; Nesâî, Vesâyâ, 7).

Hz. Enes ( r.a), Rasûlüllah ( s.a.s)'e; "Biz ölülerimize dua ediyor, onlar adına sadaka veriyor ve haccediyoruz. Acaba bunların sevabı onlara ulaşıyor mu?" diye sormuş,

Allah

elçisi şöyle cevap vermiştir: "Şüphesiz, onlara ulaşır ve onlar sizden birinizin hediyeye sevindiği gibi ona sevinirler" ( Sahih-i Müslim Terceme ve Şerhi, V, 366).

Hanefilere göre, bağışlanan her çeşit ibadetin sevabı ölülere ulaşır. Ancak ölen kimse namına zekât, adak, hac gibi mali yönü olan ibadetleri ifa etmek mümkün ise de; namaz,

oruç gibi ibadetleri onun namına ifa yeterli değildir. Bunların bizzat hayatta iken ifası gerekir. Çünkü bu ibadetler, ferdi, beden ve ruh bakımından olgunlaştırır, olumlu

etkileri bizzat bunları yapanların kendilerinde görülür. Başkalarının bunları yapmasıyla asıl yükümlü üzerindeki fayda sağlanmış olmaz.

------------------

Zekat nedir?

Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hal ve övgü anlamlarına gelen zekât, dinî bir terim olarak, belirli bir malın bir kısmının Allâh rızası için muayyen kişilere

verilmesi demektir.

Malî ibadetlerden biri olan zekat, İslâm'ın beş temel esasından olup, hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı

verin...” ( Bakara, 2/43, 110; Hac, 22/78; Nur, 24/56; Mücadele, 58/13; Müzzemmil, 73/20); “Onların mallarından, kendilerini temizleyeceğin, arıtıp yücelteceğin bir sadaka al

ve onlar için dua et; çünkü senin duan onlara huzur verir. Allah işitendir, bilendir.” ( Tevbe, 9/103) buyrulmaktadır.

Zekat kimlere farzdır?

Bir kimsenin zekât vermekle mükellef olması için Müslüman, hür, akıllı, buluğ çağına erişmiş olması; borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla hakikaten ya da hükmen artıcı, yani

kazanç sağlayıcı nitelikte nisap miktarı mala sahip olması gerekir.

Nisap ne demektir? Miktarı ne kadardır?

Nisap, zekât, sadaka-i fıtır ve kurban gibi ibadetler için konulan bir zenginlik ölçüsüdür. Nisapa, asgarî zenginlik ölçüsü şeklinde de tanımlanabilir. Borcundan ve aslî

ihtiyaçlarından fazla olarak bu kadar mala sahip olan kişi dinen zengin sayılır. Böyle bir kişi, zekat veya sadaka alamayacağı gibi; sadaka-i fıtır vermek ve kurban kesmekle de

yükümlü olur. Fazla olan bu malın nâmi olması ve üstünden bir yıl geçmesi halinde zekatının verilmesi gerekir.

Zenginliğin asgari sınırı olan "nisap" Hz. Peygamber ( asv) tarafından belirlenmiştir. Bu asgarî sınırlar, o dönem İslâm toplumunun ortalama hayat standardını ve zenginlik

ölçüsünü göstermektedir. Hadislerde belirlenen nisap miktarları şöyle sıralanabilir; 80,18 gr. altın veya bunun tutarında para veya ticaret malı ; 40 koyun veya keçi, 30 sığır,

5 deve. Nisap miktarının belirlenmesinde kullanılan bu malların, o dönemin en yaygın zenginlik aracı olduğu açıktır. Nisabın bu mallar üzerinden belirlenmesi, sosyal ve ekonomik

şartların fazla değişmediği ileriki dönemlerde de aynen korunmuştur.

Hâvaic-i asliye ( asli ihtiyaçlar) nedir?

Havâic-i asliyye, temel ihtiyaçları karşılayan, bu yüzden de zekata tabi olmayan maddi varlıklar demektir.

İslâm’da diğer bedenî ve malî yükümlülüklerde olduğu gibi, zekatta da mükellefin durumu göz önünde bulundurularak, ona makul ve taşınabilir bir sorumluluk yüklenmiştir. Bu

nedenle İslâm bilginleri, zekat ve sadaka-i fıtr ile yükümlü olmak için, kişinin temel ihtiyaçlarından fazla olarak nisap miktarı mala sahip olma şartını aramışlardır. Zira

temel ihtiyaç miktarı ile refah ve zenginlik meydana gelmez. Temel ihtiyaç miktarı mal, kişinin yaşaması için zarurî olan miktardır.

Allâh Teâlâ Kur’an’da “Neyi infak edeceklerini sana soruyorlar, de ki, fazlayı, artanı...” buyurmuştur ( Bakara 2/219). Konuyla ilgili bir hadiste şöyle geçmektedir: "Hz.

Peygamber ( asv)’a bir adam gelerek bir dinarım var ne yapayım, dedi. Hz. Peygamber, kendine harca buyurdu. Bir dinarım daha var dedi, ailene harca buyurdu. Bir dinarım daha

var dedi, çocuklarına harca, buyurdu. Adam bir dinarım daha var deyince, sen daha iyi bilirsin, buyurdu." ( Ebû Dâvûd, Zekat, 45).

Temel ihtiyaç maddeleri insanın hayat ve hürriyetini korumak için muhtaç olduğu şeylerdir. Bunlar, genel olarak, nafaka, oturulan ev, ev eşyası, ihtiyaç duyulan elbise, borç

karşılığı mal, sanat ve mesleğe ait alet ve makineler, binek taşıtları, ilim için edinilen kitaplar gibi eşyadır.

Esasen asli ihtiyaçlar, zaman, muhit ve durumun değişmesiyle değişir ve gelişir. Burada muteber olan, zekat mükellefinin temel ihtiyaçlarıdır. Kendi şahsi ihtiyaçları yanında

kanunen bakmaya mecbur bulunduğu diğer şahısların ihtiyaçları da buna dahildir.

Araç-gereç ve malzemeye zekat düşer mi?

Sanat ve mesleğin icrası için gerekli olan araç-gereç, makine ve malzemeler, aslî ihtiyaçlardan olup bunların zekatının verilmesi gerekmez. Ancak, kendi mesleğinin icrası için

değil de, ticaret için üretilen veya alınıp satılan araç-gereç, malzeme ve makinelerin zekatının verilmesi gerekir.

Zekat vaktinden önce verilebilir mi?

Oruç ve hac ibadetlerinde olduğu gibi zekat konusunda da kamerî ay hesabı uygulanır. Zekatın farz olması için nisap miktarı malın üzerinden bir kamerî yılın geçmesi gerekir.

Buna rağmen mal sahibi dilerse vakti gelmeden önce de zekatını verebilir. Geçmişte verilmemiş olan zekatlar hemen verilebileceği gibi, gelecekte verilecek olan zekatın da (

çok) muhtaç olan yeri bulunması halinde şimdi verilmesi de câiz ve isabetlidir de.

Bir zengin vadeli alacağına dair bir senedi fakire zekat olarak verebilir mi?

Zekat gıda ve giyim eşyaları gibi aynî olarak, para, döviz, altın gibi nakdî olarak da verilebilir. Senet ise; bir hakkın, bir malın, ödünç bir paranın kime ait olduğunu

belirten, iki veya daha fazla kişi arasında tanzim edilmiş bir belgedir. Dolayısıyla üzerinde yazılı miktardaki parayı temsil etmektedir. Bu nedenle, zekat mükellefi olan bir

zengin, vadesinde ödeneceğini kesin olarak bildiği senedi, zekatına mahsuben fakire ciro edebilir.

Taksitli olarak zekat verilebilir mi?

Asıl olan kişinin üzerine terettüp eden zekatı ödemesidir. Bu itibarla, zekat bir defada ödenebileceği gibi, taksitle de ödenebilir.

Zekat vermenin belirli bir zamanı var mıdır?

Zekat vermenin belli bir zamanı olmayıp, farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Bunun için belli bir ayı veya Ramazanı beklemeye gerek yoktur. Ancak, zekat vermekle

yükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekatlarını vermeleri uygun olur.

Ticaret malının zekatı kendi cinsinden ödenebilir mi?

Ticaret mallarının zekatı, malın değeri üzerinden hesaplanıp parayla verilebileceği gibi, malın kendi cinsinden de verilebilir.

Ticaret malının zekatı neye göre hesaplanır?


Zekat, ileride elde edilmesi muhtemel kârdan değil, mevcut sermayeden ödenmesi gereken mali bir ibadettir. Bu itibarla, ticaret malının zekatı verilirken, kârsız olarak

zekatının verildiği tarihteki değeri esas alınmalıdır.

Alacakların zekatı nasıl verilir?

Geri ödeneceği kesin olan alacakların, her yıl alacaklı tarafından zekatlarının ödenmesi gerekir. Alacak tahsil edilmeden önce zekatı verilmemişse, tahsil edildikten sonra,

geçmiş yıllara ait zekatlar da ödenmelidir. İnkar edilen veya geri alınma ihtimali olmayan alacakların her yıl zekatının verilmesi gerekmez. Şayet böyle bir alacak daha sonra

ödenirse, alacıkla bu tarihten itibaren zekat mükellefi olur; geçmiş yıllar için zekat ödemez.

Alacaklar zekata mahsup edilebilir mi?

Borçlu olan kişi, kendisine zekat verilebilecek kişilerden ise, alacaklar zekata mahsup edilebilir.

Arazî mahsulünden zekat verilmesi gerekir mi?

Odun, kamış ( şeker kamışı hariç) ve ottan başka topraktan elde edilen her türlü ürünün, nisap miktarına ulaşması halinde ( yaklaşık 650 kg.) zekatının verilmesi gerekir.

Yüce

Allâh; “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan infak edin...” ( Bakara 2/267); “Çardaklı ve çardaksız ( üzüm)

bahçeleri,

ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O'dur. Herbiri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin. Devşirilip

toplandığı gün de hakkını ( zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” ( En’am 8/141) buyurmaktadır. Hz. Peygamber ( asv) de,

“Yağmur ve nehir sularıyla sulanan toprak mahsullerinde onda bir; kova ile sulananlarda ise yirmide bir vardır.” buyurmuştur ( Buhârî, Zekât, 55).

Hadiste de belirtildiği gibi, mahsulün zekatının verilmesinde toprağın işlenmesi ve su kullanımı esas olarak alınmaktadır. Buna göre toprak emek sarfedilmeden yağmur, nehir,

dere, ırmak ve bunların kanallarıyla sulanıyorsa, çıkan mahsulün 1/10’i; kova, dolap gibi emekle veya suyun ücretle alınması, motorla sulama gibi masraf gerektiren bir yolla

sulanıyorsa 1/20’i zekat olarak verilir.

Ürün elde etmek için yapılan masraflar, öşür verilirken dikkate alınır mı?

Günümüzde gübre, mazot, işçilik gibi masraflar da üretimin maliyetinde önemli bir yekûn oluşturmaktadır. Bu nedenle, tarımsal ürünlerin zekatında, elde edilen hasılattan (

gayr-i safî), ürün için yapılan günümüz tarım şartlarının getirmiş olduğu ekstra masraflar çıkarıldıktan sonra, geriye kalan ürünün nisap miktarına ulaşması halinde, tabiî

yollarla sulanan arazîde 1/10, kova, tulumba, su motoru vb. usullerle masraf veya emekle sulanan arazîde 1/20 oranında zekat verilmesi gerekir.

Ortak olarak ekilen bir tarlanın ürününün zekatını vermekle kim yükümlüdür?

Arazî mahsullerinin öşrünü, arazi sahibi değil, ürünün sahibi verir. Bu itibarla mal sahibi hiçbir karşılık beklemeden tarlasını ekilmek üzere başka birisine verirse, çıkan

mahsulün zekatını eken şahıs öder. Arazi ekilmek üzere belli bir ücretle kiralanmışsa, zekatı ( öşrü) kiracı tarafından ödenir. Eğer arazi, yarıcılık ( müzâraa) usulü ile

kiralanmışsa, mal sahibi ve mahsulü eken kişi, hisselerine düşen mahsulün zekâtlarını ayrı ayrı verirler.

Zayi olan ürünün öşrünün verilmesi gerekir mi?

Tarlada ürünü zayi olan çiftçinin, zekat ödemesi gerekmez. Ürünü hasat ettikten sonra kişinin üzerine öşür terettüp ettiğinden, bundan sonra ürünü zayi olsa da öşrünü vermesi

gerekir. Nitekim Yüce Allah, "Devşirilip toplandığı gün de hakkını ( zekât ve sadakasını) verin." buyurmuştur ( En'am 8/141).

Hayvanların zekatı yerine değeri verilebilir mi?

Malın zekatı, kendi cinsinden verilebileceği gibi belli olan başka maddelerden de verilebilir. Buna göre, hayvanların zekatını vermek isteyen kimse, kendi cinsinden verebileceği

gibi, değerleri üzerinden de verebilir. Ancak fakirin yararına olanı tercih etmek daha uygundur.

Ticaret mallarının zekatı nasıl verilir?

Kâr amacıyla alınıp satılan mallara “ticaret malları” denir. 80.18 gr. altın değerinde ticaret malına sahip olan kişinin, bu malın elde edilmesinin üzerinden bir yıl geçmesi

halinde, kırkta bir ( %2,5) oranında zekatını vermesi gerekir.

Ziynet eşyasına zekat verilir mi?

Altın ve gümüş dışındaki ziynet eşyaları zekata tabi değildir.

Hanefîler dışındaki üç mezhebin de dahil bulunduğu çoğunluğun ictihadına göre zinet, kadının temel ( aslî) ihtiyaçlarından sayılır ve zekata tâbi değildir; yani bunlardan

zekat

ödenmez.

Ancak Hanefi Mezhebi'ne göre kadınların zinet ve takıları da nisap miktarına ulaşırsa zekatları verilmesi gerekir.

Emlakçiler, mülkiyetindeki dairelerin zekatını vermekle yükümlü müdür?

Emlakçilerin ticari amaçlı olarak alıp sattıkları daireler zekata tabidir. Buna göre, büro, ikamet gibi kullanım amaçlı olmayıp alıp satmak için emlakçilerin ellerinde bulunan

dairelerin, borçları çıktıktan sonra değeri nisap miktarına ulaşmış ve üzerinden bir yıl geçmiş ise kırkta bir oranında zekatının verilmesi gerekir.

Şirket ortakları nasıl zekat verirler?

Fiilî olarak bir şirketin ortağı olan kişi, şirketin büro, alet vb. duran varlıkları dışındaki dönen varlığından kendi hissesine düşen miktarın, nisaba ulaşması ve üzerinden bir

yıl geçmesi halinde zekatını vermesi gerekir.

Sanayi sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin; duran varlıklar ( üretim aletleri, makine vb.) zekattan muaf; borçlar, malzeme, işçilik, üretim, pazarlama, yönetim,

finansman

vb. giderlerin maliyet hesapları yapılıp çıkarıldıktan sonra dönen varlıkları ( yarı mamul ve üretilmiş mallar, hammaddeler, nakit para, çek vs.) ise net kâr ile birlikte %

2,5

oranında zekata tabidir.

Hisse senetleri zekata tabî midir?

Borsada alınıp satılan hisse senetlerine yatırım yapan kişinin, sahip olduğu hisse senetlerinin değeri, nisap miktarına ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi halinde 1/40

oranında zekatını vermesi gerekir.

Zekat kimlere verilir?

Zekat ve fitrenin kimlere verilebileceği Kur'an-ı Kerim'de belirlenmiştir ( Tevbe Sûresi, 60). Bunlar; fakirler, düşkünler, esaretten kurtulacaklar, borçlu düşenler, Allâh

yolunda cihada koyulanlar, yolda kalmış olanlar, zekat toplamakla görevlendirilen memurlar ve müellefe-i kulûb adı verilen, kalpleri İslam'a ısındırılmak istenen kimselerdir.

Zekat kimlere verilmez?

Zekat ve fitrenin, Tevbe Sûresi'nin 60. ayetinde sayılanlar dışında kalan kişi ve kuruluşlara verilmesi caiz değildir. Ayrıca zekat verilecek kişi, bu şartları taşısa bile;

Ana, baba, büyük ana ve büyük babalarına, oğul, oğlun çocukları, kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan çocuklarına zekat verilmez.

Zekat ve fitre, hayır kurumlarına verilebilir mi?

Aldıkları zekat ve fitreleri bir fonda toplayıp bunu yalnızca Tevbe Suresi'nin 60. ayetinde belirtilen yerlere sarf ettikleri bilinen ve kendilerine her bakımdan güvenilen

kimseler eliyle yönetilen dernek, kurum ve yardımlaşma fonlarına zekat ve fitre verilmesinde dinen bir sakınca yoktur.

Ücretlilere zekat verilebilir mi?

İslâm'da zekat ve fitrenin, kişilerin sınıf ve meslek gruplarına bakılmaksızın, kimlere verilip verilemeyeceği açıkça belirlenmiştir. Bu itibarla, belli bir geliri olduğu halde,

bu geliriyle asgari temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve başka bir mal varlığı da bulunmayan kişilere zekat verilebilir.

Farklı ayarda altını bulunan kimse zekatını nasıl hesaplar?

Zekata tabi olma açısından altındaki ayar farkı önemli değildir. Çünkü hangi ayarda olursa olsun, sonuç itibariyle altın hükmündedir. Buna göre farklı ayarda da olsa bütün altın

çeşitleri, tek başlarına veya diğer ayardaki altınlarla birlikte değerleri 80,18 gr. ağırlığında 22 ayar altının değerine ulaştığında, diğer şartları da taşıması halinde zekata

tabidir. Bu durumda farklı ayarlardaki altınların zekatı, değerleri üzerinden hesaplanarak, % 2,5 oranında verilir.

Gayrimeşru yolla elde edilen kazançtan dolayı zekat gerekir mi?

Gayrimeşru yolla elde edilen kazancın sahibi belli ise, bu kazancın sahibine iade edilmesi; belli değil ise, karşılığında sevap beklenmeksizin yoksullara veya hayır kurumlarına

verilerek elden çıkarılması gerekir. Bu itibarla, gayrimeşru yolla elde edilen kazancın tamamı ya sahibine iade edilerek veya hayır yolda harcanarak elden çıkarılacağından,

zekatının verilmesi söz konusu değildir.

Temel ihtiyaçlar için biriktirilen para zekata tabi midir?

Aslî ihtiyaçlar; ev, ev eşyası, giyecek, ulaşım ve yiyecek gibi hayatın güvenli ve sağlıklı bir şekilde devamı için gerekli olan şeylerdir. Bu ihtiyaçların karşılanması için,

bunların mülkiyetine sahip olma zorunluluğu yoktur. Bu ihtiyaçları temin etmek için biriktirilen paralarla onları karşılamak üzere sözlü ya da yazılı herhangi bir taahhüde

girilmişse o taktirde bu paralardan zekat vermek gerekmez. Çünkü sözlü yada yazılı taahhüde girildiğinde bu para, artık temel ihtiyaç için harcanmış demektir. Ancak böyle bir

taahhüde bağlanmamış paranın, nisap miktarına ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi halinde, zekatının verilmesi gerekir.

Buluğ çağına erişmemiş zengin çocuğun malından zekat gerekir mi?

Akıllı olmayan ve buluğ çağına erişmemiş olan kişiler, dinen mükellef olmadıklarından zekat ile sorumlu değildir. Ancak, zenginlerin malında fakirlerin bir hakkı olduğu için,

zengin olan çocuk ve deliler kendileri mükellef olmasa da, veli veya vasilerince bunların mallarından zekat verilmelidir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de; "Onların mallarında muhtaç

ve yoksullar için bir hak vardır." buyurulmaktadır ( Zâriyât 51/19).
Babası ile birlikte oturan kimse zekat ile mükellef midir?

Babası ile birlikte oturan kimsenin kendi şahsına ait ayrı malı bulunur ve zekat için gerekli şartları taşırsa bu kişi zekat vermekle yükümlü olur. Ancak babası ile mallarını

ayırmamışlar da ortak kazanıp ortak harcıyorlarsa, bu takdirde ellerindeki birikim üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişi, zekatla yükümlü olur.

Vergi zekat yerine geçer mi?

Vergi bir vatandaşlık görevidir; zekat ise dinî bir yükümlülüktür. Ayrıca zekat ile vergi, yaptırım kaynağı, temel gaye, oran , miktar ve harcanacağı yerler bakımından

birbirinden farklıdır. Bu itibarla, devlete ödenen vergiler zekat yerine geçmez. Zekatın ayrıca verilmesi gerekir.

Zekat havale yoluyla ödenebilir mi?

Zekat, bizzat elden verilebileceği gibi, vekalet veya havale yoluyla da verilebilir. Burada önemli olan, zekatın zekat alacak kişiye ulaşmasıdır.

Üvey anne, üvey baba ve üvey çocuklara zekat verilebilir mi?

Babası ölmüş ise üvey anneye, buluğ çağına erişip evden ayrılmış ise üvey çocuklara ve üvey babaya, fakir olmaları halinde zekat verilebilir. Çünkü bunlarla zekatı veren kişi

arsında usul ve füru ilişkisi olmadığı gibi, zekat veren şahıs bunlara bakmakla yükümlü de değildir.

Damat ve geline zekat verilebilir mi?

Fakir olan damada zekat verilebilir. Koca eşine bakmakla yükümlü olduğundan, kişinin gelinine zekat vermesi dolaylı olarak kendi oğluna zekat vermesi gibidir. Bu itibarla,

geline zekat vermek uygun değildir.
Zekat verilen kişinin zengin olduğu ortaya çıkarsa ne yapmak gerekir?

Zekat mükellefi, kime zekat verdiğini araştırmalıdır. Araştırma sonucu zekat verilebilecek kişilerden olduğu kanaatine ulaştığı birisine zekât verir, daha sonra bu kimsenin

zekat verilecek kişilerden olmadığı ortaya çıkarsa, zekâtı geçerli olur. Araştırma yapmaksızın zekât verir ve daha sonra bu kimsenin zekat verilebilecek kişilerden olduğu ortaya

çıkarsa, zekatı geçerli olur; ancak böyle olmadığı anlaşılırsa, zekatı geçerli olmaz, yeniden vermesi gerekir.

Kayınvalide ve kayınpedere zekat verilebilir mi?

Kayınvalide ve kayınpeder, kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselerden olmadığı için, fakir iseler kendilerine zekat verilebilir.

Zekat, malın kiri midir?

Bazen zekat yanlış anlatılmaktadır. Zenginin malını temize çıkardığı için onun kiridir ve temiz değildir gibi ifadeler, Kur'an'a ve İslam esaslarına aykırıdır. Zekat fakirin

hakkıdır. Kur'an'da açıklanan kimselere ve yerlere verilir.

Kur'an'da yine: "Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır." ( bk. Zâriyât, 19-24) buyurulmaktadır.

İslam'da en temiz olan şey hak olan şeydir. Hakka kir demek ne kadar çirkin ve saçma bir sözdür. Zekat için eğer gerçekten fakir ise, en temiz ve en helal olan şeydir. Zekat

vermeyen kimse fakirin hakkını yediğinden haram yemektedir. Böylece malına haram karıştırmıştır. Zengin zekatı verdiği zaman başkasının hakkını ayırmış olduğu için malını

haramdan kurtarmış olacaktır.

İşte bu açıdan malı temize çıkarılmış oluyor. Yoksa verdiği zekat onun malının kiri değildir. Hiçbir zengin, zekatın kendisinden haksız yere alınmakta olduğunu söyleme hakkına

sahip değildir.

Sadaka-i fıtr ile ilgili sorulan sorular

Fitre ne demektir, hükmü nedir?

Halk arasında fitre denilen sadaka-i fıtır, Ramazan ayının sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarından başka en az nisap miktarı mala sâhip bulunan her Müslüman'ın vermesi vâcip olan

mali bir ibadettir.

Sadaka-i fıtır, insan fıtratındaki yardımlaşma ve dayanışmanın bir gereği olarak insan varlığının zekatı kabul edilmiştir. Bu nedenle sadaka-i fıtr’a, “can sadakası” veya “beden

sadakası” da denilmektedir. Diğer taraftan fitre, yoksulların ihtiyaçlarının giderilmesinde, bayram gününün neşesinden onların da istifade etmelerinde önemli bir rol oynar.

Kimler sadaka-i fıtır vermekle yükümlüdür?

Sadaka-i fıtır, borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak nisap miktarı mala sahip olan her Müslümana vaciptir. Bireyin sadaka-i fıtır ile mükellef olması için öngörülen

zenginlik ölçüsü, zekatta aranan nisaptır. Ancak sadaka-i fıtırda, zekatta öngörülen, malın artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şartı aranmamaktadır.

Sadaka-i fıtır ne zaman verilir?

Sadaka-i fıtır, Ramazan Bayramı?nın birinci günü tan yerinin ağarmasıyla vacip olmakla birlikte, Ramazan ayı içinde de verilebilir. Hatta fakirlerin bayram ihtiyaçlarını

karşılamaları için, bayramdan önce verilmesi daha iyidir. Ancak Bayram sabahına kadar sadaka-i fıtır verilmemiş ise, Bayram günlerinde ödenmesi gerekir. Zamanında ödenmeyip

sonraya kalan fitreler ise, mümkün olan ilk fırsatta ödenmelidir.

Sadaka-i fıtrın, buğday, arpa, hurma veya üzüm olarak verilmesi zorunlu mudur?

Hadislerde sadaka-i fıtrın miktarı, buğday, arpa, hurma veya üzümden bir sâ’ ( yaklaşık 2.917 gram) olarak belirlenmiştir. Sadaka-i fıtrın bu sayılan maddelerden

belirlenmesi,

o günkü toplumun ekonomik şartları ve beslenme alışkanlıklarından kaynaklanmaktadır. Hz.Peygamber ve sahabe dönemindeki uygulamalar dikkate alındığında, sadaka-i fıtır miktarı

ile, bir fakirin, içinde yaşadığı toplumdaki orta halli bir ailenin hayat standardına göre bir günlük yiyeceğinin karşılanmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır.

Buna göre günümüzde sadaka-i fıtır, bir kişinin bir günlük normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktar, aynî gıda yardımı olarak verilebileceği gibi, bunun değerinde nakit de

verilebilir. Ancak fakirin yararına olanı tercih etmek daha uygundur.

Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl fitre miktarını belirlemektedir.

Yurtdışında çalışan kişi, fitreyi Avrupa şartlarına göre mi yoksa Türkiye şartlarına göre mi verir?

Ülke ve bölgelere göre geçim standartları farklı olduğundan, sadaka-i fıtır mükellefi kendi bulunduğu yere göre bir kişinin bir günlük normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktar

üzerinden sadaka-i fıtrını vermesi gerekir.

Vaktinde ödenmeyen sadaka-ı fıtır borcu nasıl ödenir?

Bütün ibadetlerde olduğu gibi sadaka-i fıtır yükümlülüğü de geciktirilmeyip zamanında yerine getirilmelidir. Bununla birlikte zamanında ödenmemişse, bu fitrelerin mümkün olan

ilk fırsatta ödenmesi gerekir.

Sadaka-i fıtır kimlere verilir, kimlere verilemez?

Sadaka-i fıtır, zekat verilebilecek kimselere verilir. ( bk. Zekat kimlere verilir?). Zekat verilmesi caiz olmayan kişilere sadaka-i fıtır da verilemez ( bk. Zekat kimlere

verilmez?).

--------------------

Zekat ve sadaka ile ilgili hadisler

Kim malının zekâtını sevab umarak verirse, ona sevap verilir Kim de zekâtını vermezse biz zekâtı ve malın yarısını ( cezâlı olarak, zorla) alırız Bu, Rabbimizin kesin

kararlarından biridir Al-i Muhammede ondan bir hak yoktur

Hz Abbâs ( radıyallâhu anhüm ), Resülullah ( aleyhissalâtu vesselâm)a hayırda acele etmek maksadıyla daha senesi dolmadan, erken vakitte zekâtın verilmesi husüsunda

sormuştu

Resülullah ( aleyhissalâtu vesselâm) bu hususta ona müsâade etti

Resulullah ( sav) buyurdular ki: "İslam'da ne ( zekatı) ayağa getirme, ne ( zekat için) uzağa gitme, ne de şiğar ( mehre bedel nikahlama) vardır."

Hz. Peygamber ( sav) buyurdular ki: "Sizi ( ticari olmayan) atın ve kölenin zekatından affettim, öyle ise gümüş paralannızın zekatını verin. Bunun her kırk dirhemine bir

dirhem vereceksiniz. Ancak yüz doksan dirheme zekat düşmez, ikiyüz dirheme ulaştı mı beş dirhem verilecektir."

Sen, Ehlikitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları davet edeceğin ilk şey, Allaha ibadettir.Onu bilip anladıklarında, Allahın günde beş vakit namazı farz kıldığını bildir.Bunu

kabul edip uygulamaya başladıklarında, Allahın, onlara, mallarından, zenginlerden alınıp, fakirlere verilecek olan zekâtı farz kıldığını bildir.Zekât alırken, halkın gözünde

kıymetli olan mallarından uzak dur.Zulme uğrayanın bedduasından da kaçın. Çünkü, onun bedduası ile Allah arasında hiçbir perde yoktur

Kıyamet gününde, fakirlerden dolayı zenginlerin vay hâline! Çünkü onlar şöyle diyecekler:Ey Rabbimiz! Bu zenginler bize haksızlık ettiler. Senin, bizim için onlara farz kıldığın

hakkımızı vermediler.Allah teâlâ da şöyle diyecektir:
İzzetim ve Celâlim hakkı için, sizi yaklaştıracağım, onları uzaklaştıracağım

Gerçek fakir, bir veya iki lokma, ya da bir veya iki hurma ile baştan savulan değildir, asıl fakir, ihtiyacını giderecek bir şey bulamayan, kendisine sadaka verilmesinin

zarureti bilinmeyen ve kalkıp insanlardan da dilenmeyen kimsedir

Allah Resûlü bize fitre sadakasını zekât âyeti inmeden önce emretmiştir. Zekât emri geldikten sonra, onu vermemizi bize ne emretti, ne de yasakladı. Ama biz gene de veriyorduk

Sadaka, Rabbin öfkesini söndürür ve kötü ölüme engel olur

Kulların sabaha kavuştuğu hiçbir gün yoktur ki, iki melek inip, biri:Allahım Allah için veren kimsenin verdiği malın yerine daha iyisini ver!
Öbürü: Allahım Vermeyip, elinde tutanın malına telef ver demesinler

Bir müslüman, sevabını Allahtan umarak çoluk çocuğuna bir harcama yaparsa, bu onun için bir sadaka olur

Yarım hurma ile de olsa ateşten korunun. Bunu da bulamazsanız, gönül alıcı güzel sözler söyleyin

Allah için vermekle mal eksilmez.Allah, affeden kulunun şerefini daha da artırır.Allah için tevazu göstereni, Allah daha da yükseltir

Yüksek el, alçak elden daha hayırlıdır. Bakmaya yükümlü olandan başla. En hayırlı yardım, ihtiyaç dışındakinden verilendir.Kim iffetli davranmak isterse, Allah onu iffetli

kılar.Kim insanlardan bir şey beklemezse, Allah onu kimseye muhtaç etmez

Veren el, en yüksek eldir. Bakmakla yükümlü olduklarından başla: Annen, baban, kız kardeşin, erkek kardeşin, sonra sırasıyla öbür yakınların.


zekat ve sadaka ile ilgili ayetler


Bakara / 110 Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah'ın katında bulacaksınız Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür


Bakara / 254 Ey iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün ( kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın

Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir


Bakara / 267 Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü

malı, hayır diye vermeye kalkışmayın Biliniz ki Allah zengindir, övgüye lâyıktır


Rum / 39 İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o

kimseler, evet onlar ( sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır


Tevbe / 60 Sadakalar ( zekâtlar) Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, ( zekât toplayan) memurlara, gönülleri ( İslâm'a) ısındırılacak olanlara, (

hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihad edenlere, yolcuya mahsustur Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir


Tevbe / 79-80 Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları

maskaraya çevirmiştir Ve onlar için elem verici azap vardır ( Ey Muhammed!) Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla

affetmeyecek Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmelerinden ötürüdür Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.

----------------------
Bakara Sûresi

“Namazı tam kılın, zekâtı hakkıyla verin, rükû edenlerle beraber rükû edin.” ( el-Bakara, 43)

“Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah’a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve «İnsanlara güzel

söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin» diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.” ( el-Bakara, 83)

“Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah’ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür.” ( el-Bakara,

110)

“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (

Allah’ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman

sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!” ( el-Bakara, 177)

“İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.” ( el-Bakara, 277)

Nisâ Sûresi

“Kendilerine, ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın ve zekâtı verin, denilen kimseleri görmedin mi? Sonra onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir gurup hemen Allah’tan

korkar gibi, hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya başladılar da «Rabbimiz! Savaşı bize niçin yazdın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen ( daha bir müddet

savaşı farz kılmasan) olmaz mıydı?» dediler. Onlara de ki: «Dünya menfaati önemsizdir, Allah’tan korkanlar için ahiret daha hayırlıdır ve size kıl payı kadar haksızlık

edilmez.»” ( en-Nisâ, 77)

“Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe

inananlar var ya; işte onlara pek yakında büyük mükâfat vereceğiz.“ ( en-Nisâ, 162)

Mâide Sûresi

“Andolsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. ( Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer namazı

dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah’a güzel borç verirseniz ( ihtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz borç verirseniz)

andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur.” ( el-

Mâide, 12)

“Sizin dostunuz ( veliniz) ancak Allah’tır, Resûlüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.” ( el-Mâide, 55)

Arâf Sûresi

“Bize, bu dünyada da iyilik yaz ahirette de. Şüphesiz biz sana döndük.» Allah buyurdu ki: Kimi dilersem onu azabıma uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatır. Onu, sakınanlara,

zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” ( el-Arâf, 156)

Tevbe Sûresi

“Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru

kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah yarlığayan, esirgeyendir.” ( et-Tevbe, 5)

“Fakat tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, bilen bir kavme âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.” ( et-Tevbe, 11)

“Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola

ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır” ( et-Tevbe, 18 )

“Sadakalar ( zekâtlar) Allah’tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, ( zekât toplayan) memurlara, gönülleri ( İslâm’a) ısındırılacak olanlara, (

hürriyetlerini

satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olana, yolda kalana mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.” ( et-Tevbe, 60)

“Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat

ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.” ( et-Tevbe, 71)

“Onların mallarından sadaka ( zekât) al; bununla onları ( günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için

sükûnettir (

onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir.” ( et-Tevbe, 103)

Meryem Sûresi

“«Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti.»” ( el-Meryem, 31)

“Halkına namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.” ( el-Meryem, 55)

En’am Sûresi

“Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden

kimselerdi.” ( el-En’am, 73)

Hac Sûresi

“Onlar ( o müminler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah’a varır.” (



el-Hac, 41)

“Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim’in dininde ( de böyleydi). Peygamberin size şahit

olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce ( gelmiş kitaplarda), gerekse bunda ( Kur’an’da) size «müslümanlar» adını verdi. Öyle ise namazı kılın;

zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel mevlâdır, ne güzel yardımcıdır!“ ( el-Hac, 78 )

Mü’minûn Sûresi

“Onlar ki, zekâtı verirler;” ( el-Mü’minûn, 4)

Nûr Sûresi

“Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak

olduğu bir günden korkarlar.” ( en-Nûr, 37)

“Namazı kılın; zekâtı verin; Peygamber’e itaat edin ki merhamet göresiniz.” ( en-Nûr, 56)

Neml Sûresi

“Namazı kılan, zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak iman eden müminler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.” ( en-Neml, 3)

Rum Sûresi

“İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekâtı veren o kimseler,

evet onlar ( sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.” ( er-Rum, 39)

Lokman Sûresi

“O kimseler, namazı kılarlar, zekâtı verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.” ( el-Lokman, 4)

Ahzâb Sûresi

“Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı

gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” ( el-Ahzâb, 33)

Fussulet Sûresi

“Onlar zekâtı vermezler; ahireti inkâr edenler de onlardır” ( el-Fussulet, 7)

Mücâdele Sûresi

“Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin Allah’a ve Resûlüne

itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” ( el-Mücâdele, 13)

Müzzemmil Sûresi

“( Resûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, ( bazen) yarısını, ( bazen de) üçte birini yatmadan ( ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir

topluluğun da ( böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü ( içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah’tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı

bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah’ın lütfundan ( rızık) aramak

üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a gönül

hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden ( dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere.

Allah’tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir” ( el-Müzzemmil, 20)

Beyyine Sûresi

“Halbuki onlara ancak, dini yalnız O’na has kılarak ve hanifler olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.” ( el-

Beyyine, 5)

ZEKATLA İLGİLİ HADİSLER

Zekat İslâmın Beş Şartından Birisidir

İbni Ömer radıyallahu anhümâ‘dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve

ramazan orucunu tutmak. ” ( Buhârî, Îmân 1, 2; Tefsîru sûre ( 2), 30; Müslim, Îmân 19–22)

Talha İbni Ubeydullah radıyallahu anh şöyle dedi:

Uzaktan sesini duyup ne dediğini anlayamadığımız saçı başı dağınık Necidli bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna geldi. Resulullah’a yaklaştı. Bir de

baktık ki, İslâm’ın ne olduğunu soruyor. Bunun üzerine Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Bir gün bir gecede beş vakit namaz kılmaktır” buyurdu. Adam:

– Kılmam gereken başka namaz var mı? dedi.

– “Hayır yok! Nâfile olarak kılarsan o başka” buyurdu. Resûlullah sallahu aleyhi ve sellem sözüne devam ederek:

– “Bir de ramazan ayı orucunu tutmaktır” buyurdu. Adam yine:

– Tutmam gereken başka oruç var mı? dedi. Resûl–i Ekrem Efendimiz:

– “Hayır yok. Nâfile olarak tutarsan o başka!” buyurdu.

Râvî Talha radıyallahu anh diyor ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem adama zekât vermeyi söyledi. Adam:

– Vermem gereken başka sadaka var mı? dedi.

– “Hayır yok. Nâfile olarak verirsen o başka” buyurdu.

Bu defa Adam:

– Bu söylediklerinden ne fazla ne eksik yaparım” diyerek Resûlullah’ın huzurundan ayrıldı.

Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Eğer sözüne sahip çıkarsa, kurtuldu gitti” buyurdu. ( Buhârî, Îmân 34, Savm 1, Şehâdât 26, Hiyel 3; Müslim, Îmân 8, 9)

Önce Şehadet Sonra Namaz Ardından da Zekat

İbni Abbas radıyallahu anhümâ‘dan rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Muaz’ı Yemen’e ( vali ve zekât âmili olarak) göndermiş ve ona şu tâlimâtı

vermiştir:

– “Onları önce Allah’tan başka tanrı olmadığına ve benim, Allah’ın elçisi olduğuma şehâdet getirmeye davet et. Eğer bunu itiraf ile sana itaat ederlerse, Allah’ın, onlara günde

beş vakit namazı farz kıldığını açıkla. Buna da itaat ederlerse, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilecek olan zekâtı Allah’ın farz kıldığını onlara bildir. ” ( Buhârî,

Zekât 1, Tevhîd 1; Müslim, Îmân 29)

İbni Ömer radıyallahu anhümâ‘dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in, Allah’ın elçisi olduğuna şehâdet edinceye, namazı kılıp zekâtı verinceye kadar insanlarla savaşmam bana emrolundu. Bunları

yaparlarsa, –İslâm’ın hakkı olan hadler hariç– canlarını, mallarını benden korumuş olurlar. Gerçek durumlarının hesabını görmek ise Allah’a kalmıştır. ” ( Buhârî, Îmân 17,

28,

Salât 28, Zekât 1, İ’tisâm, 2, 28; Müslim, Îmân 33–36)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh dedi ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‘in vefatı üzerine, yerine Ebû Bekir halife seçilip de Araplar’dan kimileri dinden dönünce, Ebû Bekir

bunlara karşı savaş açtı. Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh :

– Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Ben insanlarla Allah’tan başka ilâh yoktur deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim kelime–i tevhîdi söylerse, –İslâm’ın hakkı olan

hadler hariç– mal ve canını benden korumuş olur. Gerçek hesabını görmek ise Allah’a kalmıştır” buyurmuşken şimdi sen onlarla nasıl savaş edersin? diye karşı çıktı.

Ebû Bekir:

– Allah’a yemin ederim ki, namazla zekâtın arasını ayıranlarla mutlaka savaşırım. Çünkü zekât, malın ( ödenmesi gerekli) hakkıdır. Allah’a yemin ederim ki, Resûlullah’a

verdikleri bir deve yularını bile bana vermekten kaçınırlarsa, sırf bu sebepten dolayı onlarla savaşırım” cevabını verdi.

Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh şöyle dedi:

“Yemin ederim ki, zekât vermek istemeyenlerle savaş konusunda Allah Teâlâ’nın, Ebû Bekir’in kalbine tam bir kararlılık vermiş olduğunu gördüm ve doğrunun bu olduğunu anladım. ”

( Buhârî, İ’tisâm 2, Zekât 1, 40, İstitâbe 3; Müslim, Îmân 32)

Cennete Götürecek Amel

Ebû Eyyûb radıyallahu anh demiştir ki bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e:

– Beni cennete götürecek bir amel söyle! dedi. Resûl–i Ekrem de:

– “Allah’a ibadet eder, O’na hiçbir şeyi ortak koşmazsın. Namazı kılar, zekâtı verir ve akrabanı görüp gözetirsin!” buyurdu. ( Buhârî, Zekât 1, Edeb 10; Müslim, Îmân 12, 14)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh dedi ki, bedevînin biri Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve:

– Ey Allah’ın Resulü! İşlediğim takdirde cennete gireceğim bir amel söyle bana, dedi. Resûl–i Ekrem:

– “Allah’a, hiçbir şeyi ortak koşmaksızın kulluk edersin. Farz olan namazları kılarsın. Yine farz olan zekâtı verirsin ve ramazan orucunu tutarsın” buyurdu. Bedevî:

– Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bu söylediklerine hiçbir şey ilâve etmem, dedi.

Adam dönüp gidince Peygamber aleyhisselâm:

– “Cennetlik birini görmek kimi mutlu ediyorsa, şu kişiye bakıversin!” buyurdu. ( Buhârî, Zekât 1; Müslim, Îmân 15, Fezâilü’s–sahâbe 150)

Allah Rasûlüne Biat Etmenin Şartı

Cerîr İbni Abdullah radıyallahu anh şöyle dedi:

“Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‘e, namaz kılmak, zekât vermek ve bütün müslümanların iyiliğini istemek üzere biat ettim. ” ( Buhârî, Îmân 42, Mevâkîtü’s–salât 3,

Zekât 2, Şurût 1; Müslim, Îmân 97–98 )

Zekat Vermeyenlerin Cezâsı

Ebû Hüreyre radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Zekâtı verilmeyen her altın ve gümüş, kıyamet günü ateşte kızdırılarak plaka haline getirilip sahibinin yanları, alnı ve sırtı bunlarla dağlanır. Bu plakalar soğudukça, süresi

elli bin sene olan bir günde kullar arasında hüküm verilinceye kadar sahibine azap için tekrar kızdırılır. Neticede kişi, yolunun ya cennete ya da cehenneme çıktığını görür. “

Hayvanları Zekatı

– Ey Allah’ın elçisi! Peki zekâtı verilmeyen develerin durumu nedir? dediler. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

– “Hakkı ödenmeyen her deve sahibi, –ki su başlarına geldikleri zaman sağılıp sütünün muhtaçlara dağıtılması da bu haklar arasındadır– kıyamet günü düz ve geniş bir sahaya

yatırılır. O develer de en semiz hallerinde ve bir tek yavru bile dışarıda kalmamak şartıyla o kişiyi ayaklarıyla çiğner ve dişleri ile ısırırlar. Öndekiler geçtikçe arkadakiler

gelir ( aynı şeyi yapar). Süresi elli bin sene olan bir günde insanlar hakkında hüküm verilinceye kadar bu böyle devam eder. Neticede kişi, yolunun ya cennete veya cehenneme

çıktığını görür. “

– Ey Allah’ın elçisi! Peki zekâtı verilmeyen sığırlar ile koyunların durumu ne olacak? dediler. Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

– “Hakkı ( zekâtı) verilmemiş her sığır ve koyun sahibi, kıyamet günü düz ve geniş bir yere yatırılır. İçlerinde eğri boynuzlu veya boynuzsuz veya boynuzu kırık bir tane bile

hayvan bulunmaksızın o hayvanlar o kişiyi boynuzları ile süser, tırnakları ile çiğnerler. Öndeki geçince arkadaki onu takip eder ve bu durum süresi elli bin yıl olan bir günde

kullar arasında hüküm verilinceye kadar devam eder. Neticede kişi, yolunun ya cennete veya cehenneme çıktığını görür. “

– Ey Allah’ın elçisi! Ya atların durumu nedir? dediler. Resûlullah aleyhisselâm şöyle buyurdu:

– “Atlar üç sınıftır. Kişi için yük olan at vardır; örtü olan at vardır, ecir ve sevap olan at vardır. Yük ve vebal olan at sahibinin sırf çalım satmak ve İslâm’a düşmanlık

yapmak için beslediği attır. Bu, o adam için vebaldir, Örtü olan at sahibinin Allah rızâsı için beslediği ve binit ve koşum olarak üzerindeki Allah’ın hakkını ödediği, iyice

bakıp gözettiği attır; bu sahibi için bir perde ve örtüdür. Ecir ve sevap olan ata gelince, o da sahibinin müslümanlara yardımcı olmak maksadıyla Allah yolunda besleyip çayır ve

bahçelerde otlattığı attır. Atın o çayır veya bahçeden yediği ve çıkardığı şeyler sayısınca sahibine iyilik yazılır. Hatta at ipini koparıp da bir–iki tur atarsa, onun izleri ve

pislikleri adedince sahibine iyilik yazılır. Ya da sahibi sulamak niyeti olmadığı halde onu bir nehir kenarından geçirirken at su içecek olsa, Allah onun içtiği su yudumları

adedince sahibine iyilik yazdırır. “

– Ey Allah’ın elçisi! Peki ya eşeklerin durumu nedir? dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

– “Kim zerre kadar bir hayır işlerse onun karşılığını görür. Kim zerre kadar kötülük yaparsa onun karşılığını görür” meâlindeki umûmi mânalı âyetten başka bana eşekler hakkında

özel bir bilgi verilmedi. “

( Müslim, Zekât 24; Buhâri, Cihâd 48 )

Zekat Fakirlerin Hakkıdır

“Malının zekâtını verdiğin zaman, üzerine gereken borcunu ( fakirlerin sendeki hakkını) ödemiş olursun.” ( Tirmizî, Zekât, 2)

Veren El

“Veren el, alan elden üstündür.” ( Buhârî, Zekât, 18 )

Gıpta Edilecek İki Kişi

“Yalnız iki kişiye gıpta edilir. Biri, Allâh’ın, mal verip hak yolunda harcamaya muvaffak kıldığı kimse; diğeri de, Allâh’ın, kendisine ilim verip de onunla amel eden ve bunları

başkasına öğreten ( yâni ilmini infâk eden) kimsedir.” ( Buhârî, İlim, 15)

----------------
Sadaka ile zekat arasındaki farklar

Zekat ile sadakanın farkı, sadaka ile zekatın farkları nelerdir,

Zekât, zengin müslümanların yılda bir kere vermekle yükümlü oldukları bir ibadet iken, sadaka her zaman yapılabilen ve zorunlu olmayan gönül rızasıyla yapılan bir ibadettir.

Yine zekatı vermek için akıllı ve ergenlik çağına ulaşma şartı aranırken, sadakada bu gibi şartlar aranmaz. Herkes sadaka verebilir.

Sadaka, kişinin bedeniyle, parasıyla hatta bazen güzel söz ve güler yüzüyle verilir. Okul, cami, çeşme, yol, köprü yaptırıp bunları insanların hizmetine sunmak çok büyük sevabı

olan sadakalardır. Dinimizde buna sadaka-i cariye denilir.

Türk-İslâm tarihinde büyük bir misyon üstlenen vakıfları da unutmamak gerekir. Vakıflar sayesinde muhtaç durumdaki kişiler, ücretsiz olarak eğitim, hizmet, barınma gibi

hizmetleri kullanmışlardır. Vakıflar ayrıca devletin el uzatamadığı kişilere sahip çıkarak, toplumsal dengeyi korumuşlardır. Vakıfların tüm geliri ise, bağış, yardım ve

sadakalardan oluşmaktadır.

Ali İmran Suresi 92. ayetinde Yüce Allah” Siz ( müslümanlar) sevdiğiniz şeyler­den Allah yolunda harcayıncaya kadar asla iyiliğe ermiş, iyilik ve itaat etmiş olmazsınız. Her

ne

harcarsanız Allah onu bilendir." buyurmaktadır. Hz. Muhammed ise " İnsan ölünce kendisinden bütün amelleri kesilir. Ancak üç şeyden dolayı ameli kesilmeyip kişinin yararına

sevap devam eder. Bunlar; sürekli yarar sağlayan sadaka, insanların faydalandığı ilim ve kendisine dua eden hayırlı bir evlattır." buyurarak, sadakanın önemine işaret etmiştir.

-------------------

Fitre ve zekat nedir? Ne zaman ve kimlere verilir?

İslam için oldukça önemli bir yeri olan ve yardımlaşmayı pekiştiren bir ibadet olarak gerçekleştirilen 'Fitre', orucun kabulüne, ölüm ânının sıkıntılarından ve kabir azâbından

kurtuluşa vesîle olarak verilir. Yoksul kimselerin ihtiyaçlarını gidermeye, bayram neşesinden onların da faydalanmalarına vesile olan bu yardımla ilgili merak edebileceğiniz tüm

sorular ve cevapları...


Kimlerin fitre vermesi gerekir? Hangi ürünlerden verilebilir?

İhtiyacı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak, zekât nisabı kadar malı, parası bulunan Müslümanın fitre vermesi vacib olur. Nisaba malik değilse fitre vermesi vacib olmaz,

fakat vermesi iyidir. Bir hadis-i şerif:
( Sadaka-i fıtr, zenginlerinize bir tezkiyedir. fakirleriniz de verirse, Allahü teâlâ onlara daha çoğunu verir.) [Ebu Davud]

( Ramazan orucu, gökle yer arasında durur. Sadaka-i fıtr verilince yükselir.) [Ebu Hafs]

( Sadaka-i fıtr, oruçlunun, uygunsuz sözlerinden hâsıl olan günahları temizler.) [Beyheki]

Tezkiye, temize çıkarma, temizleme demektir. Diğer üç mezhepte, bir günlük yiyeceği olanın fitre vermesi farzdır. Hadis-i şerifte, ( Sadaka-i fıtrı, küçük büyük, zengin fakir

herkesin vermesi gerekir) buyuruldu. ( Ebu Davud)

Dinen zengin olmayan herkes, fitre, zekât alabilir. İhtiyacı olan eşya ve borçlarından fazla olarak, zekât nisabı kadar malı, parası bulunan Müslümanın, fitre vermesi vacib

olur. Fitre, zekât alması, haram olur. Fitre ve kurban nisabına katılacak malın ticaret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da gerekmez. Hastalık gibi

herhangi bir özürden dolayı oruç tutamayan kimsenin de, zenginse fitre vermesi gerekir.

Ticaret için olmayan malların zekâtı verilmez. Gelirleri nisaba dahil edilir.

Nisaba malik olmayan herkes fakir sayılır, zekât alabilir. Nisaba malikse fitre vermesi vacip olur. Asgari maaş alan bir kimse, borçları çıktıktan sonra, nisaba malik ise,

zengin sayılır, fitre vermesi gerekir. [Nisap, 96 gr altın veya bu değerde para, ticaret malı demektir.]

Sadaka-i fıtr, Ramazan-ı şerifte verilir. Ramazandan önce ve bayramdan sonra da vermek caizse de bayram namazından önce verilmiş olması daha çok sevabdır. Şâfiî’de Ramazandan

önce verilmez. Bayramdan sonraya da bırakılmaz.

Ana babaya, dedeye, büyükanneye, evlada, toruna, hanıma ve kâfire fitre verilmez. Fakir olmak şartıyla geline, kardeş, hala, amca, dayı, teyze gibi akrabaya, damada,

kayınvalideye, kayınpedere, kayınbiradere, üvey çocuğa verilebilir. Eğer salih iseler, yakın akrabaya vermek, daha çok sevab olur. İmameyn’e göre, borçlu ve fakir kimseye,

hanımı fitre verebilir. ( Mevkûfat)

Sadaka-i fıtrın miktarı her yıl değişmez. Bir kişinin fitresi olarak her gün için değil, bir ay için yarım sa’ buğday veya un, yahut bir sa’ arpa, hurma veya kuru üzüm verilir.

Yarım sa ölçek, ihtiyatlı olarak 1750 gramdır. 1750 gram buğday veya un yahut 3500 gram arpa, kuru üzüm veya hurma verilir. Ya bu ürünlerden birini veya tutarını vermek gerekir.

Her sene, ( Bu yıl fitre kaç lira?) diye sormaya lüzum yoktur.

S. Ebediyye’de, Cevhere kitabından alınarak, ( Sadaka-i fıtr olarak, arpa, buğday yerine kıymetleri kadar altın, gümüş veya fülus, yani bakır, bronz para [kâğıt para] ve her

çeşit mal verilebilir) deniliyor. İhtiyaç hâlinde, fitreyi bu kavle göre, kâğıt para olarak vermek caiz olur. Bir sıkıntı, ihtiyaç yoksa altın olarak veya bildirilen ürünlerden

vermelidir.

Bir kimse, yanında kalan ana babasının ve âkıl bâliğ olan oğlunun fitresini, onlardan habersiz verse, sonradan bildirmek şartıyla caiz olur. Başkalarınınkini, onlar ver demeden

veremez. Seferi yani yolcu olan kimsenin de, nisaba malikse fitre vermesi gerekir.

Zekat Nedir?

Müslüman olan zenginlerin ellerindeki değerlerden, ihtiyaç sahiplerinin hakkı olduğu kabul edilen ( Mearic 70/22-25) kısma ve bu ibadete zekat denir. Verilmesi gerekliliği

ayet

ve hadis ile sabittir. Bu anlamı ile 30 ayette bahsi geçmektedir.

Toplumdaki ekonomik dengelerin zenginler lehine gelişmesiyle, fakir-zengin arası ekonomik, sosyolojik ve psikolojik uçurumun oluşmasına engel olmak gibi bir fonksiyonu vardır.

Zekat'ın kelime anlamı ise, "artma, çoğalma, arıtma, bereket" tir.

Kimler Zekat Vermelidir?

Kişinin Zekat vermesi için müslüman olması ve belli bir miktarda zengin olması yeter ve gerek şarttır.

Not: Diğer ibadetlede bulunan Akıl ve Büluğ şartları, zekat için geçerli değildir. Çünkü zekat, zenginliğin borcudur ve vekaletle ( yani vasi veya vekil tarafından) yerine

getirilebilen bir ibadettir. Zenginliğin topluma olan borcudur. Zekatın verildiği taraf açısından verenin yetişkin veya akli dengesinin önemi yoktur.

Fitre ne zaman vacip olur?

Kurban bayramının üçüncü günü nisaba malik olan zengindir. Nisap, zekât nisabı gibidir. Kurbanda farklılık şöyledir:
İhtiyacı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak, zekât nisabı kadar malı, parası bulunan her hür Müslümanın, Ramazan bayramının birinci günü Sabahı, tan yeri aydınlanırken, (



Fitre) vermesi vacip olur. Daha önce ve daha sonra vacip olmaz. Fitre ve kurban nisabı hesabına katılacak malın ticaret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış

olması da lazım değildir. Bayramın birinci günü sabah namazı girdiği anda, nisap miktarı kadar mala malik olmak şarttır.

Fitre kimlere verilir, kimlere verilmez, zekâtın hükümleri fitrede de geçerli mi?

Evet. Yani zekâttaki gibi.

Ana babaya, dedeye, büyük anneye, evlada, toruna, hanıma ve kâfire fitre verilmez. Fakir olmak şartı ile kardeşe, geline, damada, kayınvalideye, kayınpedere, kayınbiradere, üvey

çocuğa, üvey babaya, üvey anneye fitre verilir. Hala, amca, dayı, teyze, kardeş, kardeş çocuğu gibi akrabaya fitre vermek daha çok sevap olur. İmameyne göre, borçlu ve fakir

kimseye, hanımı fitre verebilir.( Mevkufat)

Fitredeki vekalet, zekâttaki gibi mi?

Evet.

Zekât gibi, fitreyi de hediye diye vermek caiz mi?

Evet.

Hurma ile iftar eden fitresini hurmadan mı verir?

Hayır. Senenin ekserisinde yediği şeyden verir.

Telefonda vekalet olur mu?

Olur. E-maille de olur.

4 kişinin adam başı 1750 gram un vererek toplam 7 kilogram ile bir kişiye vekalet vererek fitresini ödemesi doğru mu?

Doğru.

Bir kişiye verip ( ya da daha sonra vermek üzere anlaşıp) bu parayla payıma düşen miktarda un alarak dilediğine dilediğin kadar adıma fitre olarak vermeye seni vekil tayin

ettim dersek o da kabul ettim dese bu şekilde verilen fitre caiz midir?

O adam da un alıp verirse mesele yok. Daha kolay yol: 15- 20 kişinin vekaleti alınıp, alınan para ile bir çeyrek altın alınıp fakire verilirse bu iş halledilmiş olur.

Teyzeye halaya amcaya dayıya fitre ve zekât verilir mi?

Verilir.

Fitre sadece fakirlere mi verilir?

Evet.

Fakirler için arkadaşımdan vekil olarak fitre nasıl alabilirim?

Zenginlerin vekili de olabilirsin, fakirlerin de. Bir fakirden vekalet alırsın. Yani fitremi almak ve dilediğin yere harcamak üzere seni vekil ettim der, sen de herkesten fitre

alıp dilediğin yere verirsin.

Eşimin ve akıl baliğ olmamış çocuklarımın onlardan habersiz ve vekaletsiz fitrelerini verebilir miyim?

Eşiniz ve çocuklarınıza bakmak mecburiyetinde olduğunuz için habersiz verebilirsiniz.

Ağabeyimin ve evli kız kardeşimin fitresini onlardan habersiz verebilir miyim?

Veremezsiniz. Bir kimse, kendi malından, başkası için fitre verince, o önceden emretmiş ise, caiz olur. Emri ile vermemiş ise, sonradan razı olsa da, caiz olmaz. Onların malı

veya parası ile vermiş ise, razı olunca caiz olur. Yahut onların sizi, ( Sadaka-i fıtramı vermek üzere seni vekil ettim) demeleri gerekir.

Beş kişinin fitrelerini vermek üzere vekilim. Fitreleri toplu olarak mı yoksa herbiri için ayrı ayrı mı vermeliyim?

Hepsini birden verebilirsiniz.

Şafii mezhebinde olan kimse ne kadar ve nasıl fitre vermesi gerekir?

1680 gram buğday, pirinç, hurma, nohut, peynir verilebilir. Bunların yerine kağıt para verilemediği gibi altın ve gümüş de verilemez. Ayrıca sekiz sınıfa verilmesi gerekir. Üç

sınıfa verilmesini caiz gören âlimler de varsa da bu üç sınıfı bulmak çok güçtür, yok gibidir. Onun için Hanefi mezhebi taklit edilerek vermelidir.

Geçmiş senelerde verilmeyen fitreler verilir mi? Verilirse nasıl verilir?

Verilir. Kaza edilmiş olur. Aynen altın olarak verilir.

Seferde olduğum için oruç tutamadım. Fitre vermem gerekir mi?

Bir özrü sebebi ile oruç tutmayanın da, sadaka-i fıtr vermesi gerekir.

Doğmamış anne karnındaki çocuğun fitresini vermek gerekir mi?

Verilmez.

Nisap miktarı param var fakat 1 sene dolmadı, fitre vermem gerekiyor mu?

Fıtra için bir sene gerekmez. O an nisaba malikseniz vereceksiniz.

Ramazan ayında bayram namazından önce verilmesi gereken fitreyi, caiz olmayan kişilere verdiğini bayramdan sonra öğrenen bir kişinin ne yapması gerekir?

Yeniden bir fakire verir.

Zekâtım fitrelerimizle birlikte bir çeyrek altın tutuyor. Bir çeyrek altını hem zekâtım için hem de fitrelerim için verebilir miyim?

Evet verilir.

Fitreyi fazla vermek iyi olur mu?

Elbette.

Fitreyi yıllarca kağıt parayla veren kimsenin, altınla devir yapması lazım mı?

Devir yapmak iyi olur. Yapılmasa da, bir kavle göre sahihtir.

Zekât ve fitre aynı kişiye verilebilir mi?

Evet.

Fakir kardeşe fitre verilir mi?

Evet.

Kız kardeşime fitre verebilir miyim?

Fitrenizi zengin değilse kız kardeşinize veya çocuklarına vermenizde mahzur yoktur.

Bir kimse, yanında kalan ana babasının ve âkıl bâliğ olan oğlunun fitresini, onlardan habersiz verse, caiz olur mu?

Sonradan bildirmek şartıyla caiz olur.

Delinin, fitre vermesi gerekir mi?

Evet, malı varsa fitresi kendi malından verilir. Velisi vermezse, deli iyileşirse, eski fitrelerini de kendisi verir. İyileşmezse, zaten sorumlu olmaz. ( Dürr-ül-muhtar)

Seferi yani yolcu olan kimsenin, nisaba malikse fitre vermesi gerekir mi?

Evet, gerekir.

Küçük çocuk ve deli, zengin iseler, fitreleri kendi mallarından verilebilir mi?

Küçük çocuğun ve delinin malları varsa, yani zengin iseler, bunların fitreleri kendi mallarından verilir. Velileri vermezse, çocuk büyüyünce, deli iyileşince, eski fitrelerini

de kendileri verir. Deli iyileşmezse zaten sorumlu olmaz. ( S. Ebediyye)

S. Ebediyye’de, Cevhere kitabından alınarak, ( Sadaka-i fıtr olarak, arpa, buğday yerine kıymetleri kadar altın, gümüş veya fülus, yani bakır, bronz para [kâğıt para] ve her

çeşit mal verilebilir) deniliyor. İhtiyaç hâlinde, fıtrayı bu kavle göre, kâğıt para olarak vermekte mahzur var mıdır?

İhtiyaç olursa caiz olur. Diğer âlimlere de uymak için altın olarak vermek iyi olur.

S. Ebediyye’de, ( Bayramın birinci günü sabah namazı girdiği anda, nisap miktarı kadar mala malik olmak şarttır. O andan sonra nisaba kavuşanın, dünyaya veya imana gelenin

fıtra vermesi vacib olmaz) deniyor. Bayramın birinci günü öğleden sonra, nisaba malik olana da fıtra vermek vacib olur mu?

Vacib olmaz. ( İbni Âbidin)

Vacib olmasa da, fıtra az olduğu için herkesin vermesi iyi olur. Diğer üç mezhepte, bir günlük yiyeceği olanın fitre vermesi farzdır. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
( Sadaka-i fıtr, zenginlerinize bir tezkiyedir. Fakirleriniz de verirse, Allahü teâlâ onlara daha çoğunu verir.) [Ebu Davud]

S. Ebediyye’de okuduğumuza göre, yemin kefareti için, ( On fakire her gün bir fıtra değerinde başka mal vermek de olur) deniyor. Kefaret orucunu tutamayan hastalar için de, (



Bir günün kefareti için, altmış fakire bir gün veya bir fakire altmış gün bir fıtra değerinde başka mal vermek de olur) deniyor. Başka mal denince, din kitabı vermek daha uygun

oluyor. İlmihâl’de, ( Sadaka-i fıtır verirken, bir fıtra değeri kadar altın, gümüş veya fülüs [kâğıt para] ve her çeşit mal verilebilir) diyor. Her çeşit malın içine din

kitabının da girdiğini anlıyoruz.

Fıtra yerine din kitabı verebilir miyiz?

Evet, muteber bir din kitabı, mesela İslam Ahlakı kitabı da verilebilir. Ancak, bütün âlimlerin sözüne uyabilmek için, ya fıtra olarak bizzat arpa, buğday, un vermeli veya

değeri kadar altın veya gümüş vermelidir. Kâğıt para da verilebilirse de, evla olanı bunları vermektir. Çünkü ( Başka mal veya kâğıt para verilmez) diyen âlimler de vardır.

---------------
Sadaka vermenin önemi

Sual: Sadakanın önemi nedir?
CEVAP
Allah rızası için yapılan, maddi ve manevi her iyiliğe, sadaka denir. Şeytan verdirmek istemese de sadaka vermelidir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
( Şeytan, fakirleşirsiniz diye korkutup, size cimriliği, çirkin şeyleri emreder, sadaka verdirmek istemez. Allah ise kendi lütfundan size mağfiret ve bol nimet vadediyor.

Allah'ın ihsanı geniştir, her şeyi hakkıyla bilendir.) [Bekara 268]

Sadakanın faydaları hakkında, hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
( Hastalarınızı sadakayla tedavi edin. Sadaka, her hastalığı ve belayı defeder.) [Beyheki]

( İlmi olan ilminden, malı olan malından sadaka versin.) [İbni Sünni]

( İyilik ömrü artırır, sadaka günahları giderir ve kötü ölümden korur.) [Taberani]

( Sadaka kibri yok eder.) [Tirmizi]

( Sadaka verenin rızkı artar ve duası kabul olur!) [İbni Mace]

( Sadaka vermeye engel olana, lanet olsun.) [Isfahanı]

( Sadaka, kabir azabından korur. Kıyamette de himaye altına alır.) [Beyheki]

( Sıkıntılarınızı sadakayla önleyin.) [Deylemi]

( Suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günahları yok eder.) [Tirmizi]

( Vallahi, sadaka vermekle mal eksilmez. O halde sadaka verin!) [İ. Ahmed]

( Sadaka malı artırır. Öyleyse sadaka verin.) [İbni Ebiddünya]

( Sadaka 70 çeşit belayı önler. Bunların en hafifi cüzzam ve barastır.) [Hatib]

( Sadaka şeytanın belini kırar.) [Deylemi]

( Gizli verilen sadaka, Allah'ın gazabını söndürür.) [Beyheki]

( Sırf Allah rızası için sadaka verene, kıyamette Allahü teâlâ, "Ey kulum, sen benim rızamı gözettin, ben de seni hakir etmem ve vücudunu Cehenneme haram kılarım. Haydi,

Cennete istediğin kapıdan gir" buyurur.) [Deylemi]

( Az da olsa sadaka verin. Parayı saklayıp vermeyene, Allah da ihsanını keser.) [Müslim]

( Rızkının bol olmasını isteyen sadaka versin.) [Deylemi]

( Sadaka vererek rızkınızı bollaştırın.) [Beyheki]

( Sadaka malı çoğaltır.) [İbni Adiy]

( Sadaka vermede acele edin; çünkü bela, sadakayı geçemez.) [Taberani, Beyheki]

( Sadaka verin. Çünkü sadaka Cehennemden kurtuluşunuza sebep olur.) [Taberani]

( Bir hurma tanesi de olsa, sadaka olarak verin; çünkü o, az da olsa açlığı dindirir ve suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları yok eder.) [İbni Mübarek]

( Güne başlarken sadaka vermek, felaketleri önler.) [Deylemi]

( Sadaka, nafile oruç tutmaktan daha faziletlidir.) [Beyheki]

( Sevabı Müslüman ana babasına niyet edilerek verilen sadakanın sevabı, onlara da gider, kendi sevabından da bir şey eksilmez.) [Taberani]

( Sadaka olarak verilen bir parça ekmek, Allah katında Uhud dağı kadar büyür.) [Taberani]

Sadaka vermek
Sual: Her gün sadaka vermek gerekiyormuş. Bulamayan ne yapar?
CEVAP
Resulullah efendimizle Eshab-ı kiram arasında şöyle bir konuşma geçer. Peygamber efendimiz buyurur ki:
- Her müslümanın sadaka vermesi lazımdır.
- Ya Resulallah, bulamayan kimse ne yapar?
- Çalışır, kazanır ve sadaka verir.
- Çalışacak bir iş bulamazsa ne olur?
- İhtiyacı olan kimseye herhangi bir şekilde yardım eder.
- Yardım edilecek bir kimse de bulamazsa?
- Herhangi iyi bir iş yapması [malım olsaydı ben de verirdim demesi, birine yol göstermesi, yoldaki sıkıntı veren bir şeyi kaldırması, ölümü hatırlaması, zararı dokunmaktan

sakınması, ilim öğrenmesi ve öğretmesi gibi hususlar] da onun için bir sadakadır. ( Buhari, Müslim, Nesai)

Kime vermeli
İlim tahsili yapılan yerlere, gerek zekât, fıtra, adak ve akika, gerekse sadaka şeklinde yapılan yardım, insanı kazalardan belalardan korur. Dünyada, sıhhat ve afiyet içinde bir

ömür sürmeye sebep olur. Ayrıca farz olan cihad ve ilim yayma sevabına kavuşulur. Böylece yardım yapan kişi, hem dünyada hem de ahirette çok büyük nimetlere kavuşmuş olur. İlim

yaymanın sevabını Peygamber efendimiz şöyle ifade buyuruyor:
( Bütün ibadetlere verilen sevap, Allah yolunda cihada verilen sevaba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Cihad sevabı da, emr-i maruf ve nehy-i anilmünker sevabı [dinin

emir ve yasaklarını öğretme] yanında, denize nispetle bir damla su gibidir.) [Deylemi]

İhlas Vakfı, öğrenci yurtlarında binlerce üniversiteli fakir öğrenciyi ve bilhassa Türk dünyasından gelen muhtaç öğrencileri barındırmaktadır. Onların birçok ihtiyacı,

hayırseverlerin yardımları ile sağlanmaktadır. İhlas Vakfı senelerdir, hayırsever vatandaşlarımızın yaptıkları yardımları, en iyi şekilde değerlendirmektedir. İhlas Vakfı, Türk

Dünyası’ndan gelen fakir öğrencilere her türlü yardımı yapmaktadır. Azerbaycan, Türkmenistan, Çeçenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Kırım, Doğu Türkistan ve diğer

Türk topluluklarından gelen öğrencilere Türkiye’nin büyük şehirlerinde açtığı öğrenci yurtlarında her türlü maddi ve manevi yardımı yapmaktadır.

Yurtlarda üç öğün yemek çıkmakta, İhlas Vakfı, öğrencilere sevgi ve şefkat kucağını açmaktadır. İhlas Vakfı öğrenci yurtlarının bir yıllık et ihtiyacı hayırseverlerin verdikleri

kurban vekaletleri ile karşılanmaktadır. Vakfa verilen kurban vekaletleri ile hayırseverler adına, kurbanlıklar satın alınmakta ve dinimize uygun olarak kesilen kurbanlar, soğuk

hava depolarında muhafaza edilmektedir. Bir yıl boyunca da, bu etler yurtların yemek ve et ihtiyacında kullanılmaktadır.

Yıllardır ülkemizin ve Türk dünyasının binlerce gencine, öğrenci yurtlarında bir aile ortamı sıcaklığında sevgi ve şefkatle muamele eden İhlas Vakfı’na kurban vekaleti vererek

yardım etmek, destek vermek gerekir. Çünkü hadis-i şerifte, ( Hayra vesile olan hayır yapan gibidir) buyuruluyor.

70 yıllık komünizm zulmünden kurtularak ülkemize gelen misafir öğrencilere en iyi ev sahipliği yapan İhlas Vakfı, ülkemizin yüz akıdır. Eğitime ve devletimize verdiği hizmet ve

destek ile en iyi şekilde kamu hizmeti yapmaktadır. Dünya tarihinde vakıf medeniyetini kuran dedelerimizin torunu olarak vakıfları, hayır kurumlarını ve ilim yuvalarını kurban

vekaleti vererek veya başka şekilde desteklemek, bilgili, kültürlü öğrencilerin yetişmesine katkıda bulunmak milli ve dini bir vazifedir.

Arzu edenlerin zekât ve sadaka-i fıtraları da, fakir öğrencilere verilmek üzere vekaleten kabul edilmektedir. Bu hayırlı hizmete değerli okuyucularımızın da katkıda bulunmasını

önemle tavsiye ediyoruz.

İhlas Vakfı'na kurban vekaleti veren, bu vakfın hizmetlerine iştirak etmiş olur. Kurban vekaleti vermek isteyenler, herhangi bir İhlas Vakfı öğrenci yurduna veya Türkiye

Gazetesi bürosuna giderek veya telefon ederek, kurban vekaleti verebilirler. www.ihlasvakfi.org.tr internet sitesinden de vekalet verilebilir. Mail, telefon ve faks bilgileri

ile gerekli hesap numaraları, kurban bedelleri hakkında bilgi, bu sitede mevcuttur.

Neler sadakadır?
Sual: Neleri yapmak, sadaka olur?
CEVAP
Allah rızası için yapılan her iyilik, sadakadır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
( Kendine ve çoluk çocuğuna harcadıkların birer sadakadır.) [Beyheki]

( Her iyilik, sadakadır.) [Tirmizi]

( Güzel söz, sadakadır.) [İ. Ahmed]

( Güler yüzle selam vermek, sadakadır.) [Beyheki]

( Din kardeşine güler yüz göstermek, sadakadır.) [Tirmizi]

( Bir ağaçtan yenilen veya çalınan şeyler, o ağacı diken için sadaka olur.) [Müslim]

( Birine iyi şeyler öğretmek, kötülük yapmasını önlemek, sorana yol göstermek, sokaktaki zararlı şeyleri temizlemek, birer sadakadır.) [Tirmizi]

( Herkesin eklem yeri kadar sadaka vermesi gerekir. Sübhanallah, Elhamdülillah, La ilahe illallah veya Allahü ekber demek, birer sadakadır. İyiliği tavsiye etmek, kötülüğe

önlemeye çalışmak, birer sadakadır. İki rekât kuşluk namazı kılmaksa, bütün bunları karşılar.) [Müslim]

( Emr-i maruf, nehy-i münker yapmak sadakadır.) [Müslim]

( Müdara etmek sadakadır.) [Deylemi]

( Hastanın nefes alıp vermesi sadakadır.) [Hatib]

( Camiye giderken atılan her adım da bir sadakadır.) [İ. Ahmed]

( Ölümü hatırlamak sadakadır.) [Deylemi]

( Borçlu fakire, ödemesi için mühlet verenin, her günü, bir sadaka olur.) [Taberani]

( Yolunu kaybetmişe yol göstermek bir sadakadır.) [C. Sagir]

( Zevcine hizmet sadakadır.) [Deylemi]

( Nikâhlısıyla beraber olmak sadakadır.) [Müslim]

( Haramdan sakınanla, istişare etmek sadakadır.) [Deylemi]

( Kötülük yapmaktan sakınmak bir sadakadır.) [İbni Ebiddünya]

( Ödünç vermek bir sadakadır.) [Taberani]

( Selam vermek sadakadır.) [Buhari]

Sadaka vermekle mal eksilmez
Sual: Sadaka vermekte zorlanmanın sebebi ne olabilir?
CEVAP
Bu, cimrilikten ileri gelir. Cimrilik ise, iman zayıflığından ve cahillikten kaynaklanır. Hayra verdiği paranın boşa gittiğini zanneder. Ona kat kat mükâfat verileceğini

düşünemez. Şeytan, hayra mâni olmak için vesvese verir. Bir âyet-i kerime meali:
( Şeytan, fakirleşirsiniz diye korkutup, size cimriliği, çirkin şeyleri emreder, sadaka verdirmek istemez. Allah ise, kendi lütfundan size mağfiret ve bol nimet vadediyor.

Allah'ın ihsanı geniştir, her şeyi hakkıyla bilendir.) [Bekara 268]

Bir hadis-i şerif: ( Yemin ediyorum, sadaka vermekle mal eksilmez!) [İ. Ahmed]

Sadaka verenin malının bereketi artar. Az malı çok iş görür. Bir hadis-i şerif:
( Gizli açık çok sadaka verin ki rızkınız bollaşsın, yardıma mazhar olasınız ve duanız kabul edilsin.) [İbni Mace]

Verene Allahü teâlâ, kat kat fazlasıyla verir. Kısana ise, vermeyi kısar. Hazret-i Ebu Bekir’in kızı Hazret-i Esma’nın, ( Ya Resulallah, eşim Zübeyr'in verdiği mehirden başka

malım yok. Sadaka vereyim mi?) sualine, Resulullah efendimiz şöyle buyurdu: ( Gücün nispetinde sadaka ver, kesenin ağzını sıkma! Allah da, senin rızkını sıkar.) [Buhârî]

---------------------------------------------

Hadislerle, Sadaka ve zekat..
Resulullah(s.a.v.) ;
''Mallarınızı zekat ile koruyunuz. Hastalarınızı sadaka ile tedavi ediniz. Bela çeşitlerini dua ve tazarru ile karşılayınız'' buyurmuştur
Nafile sadaka, ateşin suyu söndürdüğü gibi günahları söndürür. Yetmiş tane kötü neticeyi önler. Efendimiz''Sadaka Rabbin gadabını söndürür ve kötü bir halde ölmeyi önler'' buyurmuştur .Kötü neticelerden birkaçı; çok fakir duruma düşmek, şiddetli ağrısı olan bir hastalığa tutulmak, Allahü Teala'yı zikretmeyi unutmak,Nimetin sahibini unutmak, yıkılma, boğulma, yangın ve ani ölümdür...


Resulullah(s.a.v.);
''Ey ümmet-i Muhammed! Beni hak Peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, muhtaç akrabası dururken başkasına sadaka veren kimsenin sadakasını Allahu Teala kabul etmez. Nefsim, yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, Kıyamet günü o kimsenin yüzüne bakmaz'' Buyurmuştur.
Sadakayı vermekte erken davranıp belayı çabuk önlemelidir. Resulullah(s.a.v.); ''Sadakayı erken veriniz .çünkü bela sadakanın ardında duramaz'' Halisa kitabında böyle diyor.
Dilenciye, verdiklerini başına kakarak saymamalıdır. Gerçekte minnettar kalınacak fakirdir. Çünkü fakir zenginden almakla zenginin malını temizlemekte ve sevaba kavuşturmaktadır. Ayrıca vermekle, içinizdeki cimrilik pisliğini temizlemekte ve ahiretteki zararından korumaktadır. O halde sadaka verdiğimiz fakire minnettar kalmalıyız. Fakirden karşılı, teşekkür beklememelidir. Yalnız Allah için verilir ve rızası da ondan umulur. bu çok önemlidir.
Sadaka diye niyetlenilen her iş sadakadır. Tespih, Haramlardan korunmak, tatlı dil, güler yüz, İki kişinin arasını adaletle bulmak, Bir kimseye yardım etmek, namaza atılan her adım, misafire veya hayvanlara yapılan masraf, Ailesine yaptığı masrafta sadakadır... faydalı ilim öğretmekte sadakadır...
En Efdal sadaka, ister kendi, ister hanımı tarafından , ister süt ile olsun, AKRABAYA vermektir. Resulullah'' Yoksula verilen sadaka bir sadakadır. Ancak akrabaya verilen sadaka, sadaka ve sıla-i rahim olmak üzere olmak üzere, iki şey yerine geçer '' buyurmuştur.

Selam ve dua ile...


----------------------
Dipnotlar:
----------------------
( 1) Türk Dil Kurumu sözlüğü Sadaka maddesi

( 2) Münafikun 63/10

( 3) Bakara: 2/267

( 4) Bakara: 2/3

( 5) Al-i İmran 3/134

( 6) Tevbe: 9/111

( 7) Müzemmil: 73/20

( 8 ) Bakara: 2/262

( 9) Secde 32/17

( 10) Ahzab 33/35

( 11) Kehf : 18/110

( 12) Müslim: Birr 69; Muvatta Sadaka 12

( 13) Buhari, Zekat 28; Müslim Zekat 57

( 14) Buhari, Zekat 21;Müslim, Zekat 88; Tirmizi, Birr 40

( 15) Bakara, 2/152

( 16) İbrahim 14/7

( 17) Tekasür, 102/8

( 18 ) Bakara, 2/219

( 19) Bakara, 2/273

( 20) Sebe, 34/39

( 21) Zilzal, 99/7

( 22) Müslim Misafirin 48, Zekat 56; Buhari, Sulh 11

( 23) Fey’zül Kadir, 3/195

( 24) Buhari, Ezan 36, Zekat 16; Müslim, Zekat 91

( 25) Bakara 2/186

( 26) Riya-üz- Salihin Tercemesi cilt 3 sayfa 38-39 h. no. 1464

( 27) Buhari, Tevhid 50; Müslim, Zikir 2,3 20-22

( 28 ) Yunus Emre

( 29) Buhari, Zekat 21

( 30) Buhari, Zekat 10, 9, Edeb 34; Müslim, Zekat 66-67

( 31) Buhari, Edeb 34, Müslimi, Zekat 56

( 32) Buhari, Edeb 33; Müslim, Zekat 53

( 33) R,iyaz’üz Salihin, .

( 34) Tirmizi, Zekat 28

( 35) Defterdar S.M. Paşa Devlet Adamlarına öğütler, 124

( 36) Riyaz’ül Salihin Hadis no 1525

( 37) Lokman:

( 38 ) Buhari, Zekat 8; Müslim, Zekat 68

( 39) Bezzar

( 40) Bakara: 2/267

( 41) Buhari, Tirmizi

( 42) Hadis-i Şerif

( 43) Muhammed 47/7

( 44) Tegabun: 64/17

( 45)Tirmizi, Kıyamet 42

( 46) Al-i İmran: 3/92

( 47) Bakara: 2/177

( 48 ) Derh: 76/5-8

( 49) Kütüb-ü Sitte Muhtasarı c. 16 s. 548 H. no. 6060

( 50) Müslim, zikir 23, 20/22; Buhari Tevhid 50

( 51) Kütüb-ü Sitte Muhtesarı, c.16 s. 547 H. no. 6059

( 52) Müslim Misafirin, 84, Zekat: 56; Buhari Sulh: 11, Cihad 72

( 53) Sahih-I Buhari Muhtesarı, c. 12, sayfa 129

( 54) Buhari, Nafakat 1, İman 41; Müslim, Zekat 48

( 55) Bakara: 2/271

( 56) Bakara 2/274

( 57) Bakar:2/261

( 58 ) Zümer 39/10





-------------------------
KAYNAKLAR :

----------------------------
Sorularla İslamiyet
Mumsema
Dinimiz islam
islamveihsan
ilimrehberi
Milliyet
Rahmetpinarim


israNUR

Bayan-Mod

  • "israNUR" bir kadın

Mesajlar: 1,383

Konum: Avusturya

Meslek: Arbeiter

Hobiler: Müzik,karakalem resim,basteln,film,anime,

  • Özel mesaj gönder

2

Wednesday, December 21st 2016, 6:37am

Teşekkür ederim paylaştığın için ellerine sağlık.

Kullanılmış Etiketler

Fitre, Hakkındakindaki Dini Makaleler, sadaka, zekat

Yer Imleri:

Boardumuzda Neler Var

rasittunca.com - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi