Giriş yapmadınız.

  • Giriş

Sayın ziyaretçi, Raşit Tunca Board sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,369

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

1

Saturday, December 17th 2016, 2:11pm

Mest ve Mesh Hükümleri - Mestler Üzerine Meshetmek - Mest giymek sünnettir



Mest ve Mesh Hükümleri - Mestler Üzerine Meshetmek - Mest giymek sünnettir

MESH

İslâm dini namazın ifasını dinin temel vecîbelerinden saymış olmasının yanı sıra her türlü mükellefiyette zorluğu gidermeye ve kolaylığı temin etmeye de ayrı bir önem vermiştir. Bunun bir örneği de, mükellefler için mest ve sargı üzerine mesh yaparak abdest alma ve böylece üzerine düşen ibadetleri ifa etme imkânı getirmiş olmasıdır.

Mesh, bir şey üzerinde eli gezdirmek, o şeyi elle silmek demektir. Fıkıhta mesh, bir nevi hükmî temizlik işlemi olup abdestte elin ıslaklığıyla bir uzuv, mest veya sargı üzerinde, teyemmümde ise yüz ve kollar üzerinde toprakla yapılan sembolik temizlik çeşididir. Abdest alırken baş, boyun ve kulakların meshedilmesi abdestin ilkten (aslî) hükmü, mest ve sargı üzerine mesh ise yıkama yerine geçen (bedel, halef) bir işlemdir.

Bu süre, mestin abdestli olarak giyilmesinden sonra ilk hadesten yani abdesti bozan ilk durumdan başlar. Bu süre dolduktan sonra, ayaklar su ile yıkanarak abdest alınıp gerekiyorsa mest tekrar giyilmelidir. Öte yandan, ayaklarını yıkamak suretiyle abdestli olan kimsenin bu abdesti devam ettiği sürece mestleri çıkarıp giymesiyle abdesti bozulmaz. Mestlerin üzerine meshetmek suretiyle abdestli olup mestlerini çıkaran kimse, sadece ayaklarını yıkayarak abdestini tamamlayabilir.
Mestler Üzerine Meshetmek Ne Demektir?

Abdestte, ayakları yıkamaya bedel, ayaklara giyilen mestleri, usûlüne uygun şekilde ıslatmağa mestler üzerine mesh denir.
Mestler üzerine mesh, yüce dînimizin erkek ve kadın her Müslüman için koymuş olduğu bir kolaylık ve ruhsattır.
Mestler üzerine mesh, sadece abdestte söz konusu olur. Gusül alırken ayakları yıkamak yerine, mest giyip üzerine meshetmek câiz olmaz.
Mestler üzerine mesh sünnet-i müekkededir. Tevatür derecesine yakın birçok sahih hadîsle Resûlüllah Efendimizin bâzı kereler, ayağına mest giyip üzerine mesh verdiği sabit olmuştur.
Mestler Üzerine Meshin Câiz Olması İçin Aranan Şartlar Nelerdir?

Mestler üzerine yapılan meshin câiz olabilmesi için başlıca şu şartlar aranır:
1 - Mestler ıslatıldığında suyu içine geçirmeyecek bir vasıfta olmalıdır.
2 - Mestler, bağsız olarak ayakta durabilecek derecede kalın ve sıkı olmalıdır. Aynı zamanda, 12 bin adım (8-9 km.) kadar uzun bir yola dayanabilecek bir sağlamlıkta bulunmalıdır.
Ayakları topukları ile beraber örten çizmeler, potinler, kendileri ile 8-9 km. kadar yürünebilecek kuvvetli ve kalın çoraplar, konçlu aba terlikler de mest hükmündedir. Bunların üzerine de mesh yapılabilir.
3 - Mestler, ayakları topuklarla birlikte her taraftan örtmelidir.
Topuklardan kısa mestler üzerine mesh yapılamaz.
Mestlerin, ayağa giyildikten sonra düğmelemek veya bağlamak suretiyle topukları kapatacak şekilde olması da câizdir. Fermuarlı mestler de aynı şekildedir. Yeter ki, ayağa giyilip, düğmesi iliklendiğinde veya fermuarı çekildiğinde, ayak topuklarla beraber tam örtülmüş olsun. Mestte delik ve aralık kalmasın.
4 - Mestlerden hiçbirinde topuktan aşağı kısmında üç parmak girecek miktarda bir delik, sökük ve yırtık bulunmamalıdır.
Mest üzerindeki delik ve yırtıklar, ayrı ayrı yerde ise, hepsinin toplamı dikkate alınır. Eğer hepsi üç parmak miktarını buluyorsa, o mest üzerine mesh caiz olmaz.
Bir mestteki sökük ve yırtıklar toplanır, iki mestteki yırtıklar ise toplanmaz, ayrı ayrı hesap edilir. Binaenaleyh bir mestte iki, diğerinde de bir veya iki sökük varsa, bu sökükler meshe mâni olmaz.
Malikîlere göre, bir ayağın en az üçte biri görülecek kadar bir mestte yırtık yoksa meshi bozmaz. Şafiî ve Hanbelî mezheblerine göre, ayakta yıkanması farz olan mikdar, mestlerdeki bir yırtıktan görülecek olsa, mesh bozulmuş olur. O yıkanması farz olan mikdar, çorap veya başka bir şeyle örtülmüş olsa bile hüküm değişmez.
5 - Her ayağın ön tarafından en az üç el parmağı kadar bir mahal bulunması da şarttır. Bir veya iki ayağın ön kısımları kesik ve kopuk olursa o ayağa mest giyilerek üzerine mesh verilmesi caiz olmaz.
6 - Mestler, ayağa abdestli olarak giyilmelidir. Mest üzerine mesh yapılabilmesi için önce abdest alınır, sonra bu abdest bozulmadan mestler giyilir.

Malikîlere göre, mestlerin bütünü üzerine mesh yapılması gerekir. Bu mikdarın azına mesh yeterli değildir. Hanbelîlere göre, mestlerin üstünün çoğuna meshedilmesi kafidir. Şafiîlerde ise, mestlerin üstüne bir parmak kadar mesh yapılması yeterlidir.
Meshin Sünnetleri Nelerdir?

Meshin iki mühim sünneti vardır:
1 - Elle yapılan meshin, en az üç parmak miktarı olması.
Meshin yeri mestin üzeri ve her ayağın ön tarafıdır. Bu kısımdan en az üç parmaklık kısmın meshi yeterlidir.
2 - Meshin, elin en az üç parmağıyla yapılması.
Bir parmakla üç defa mesih yapmak caiz olmaz. Ancak her mesihte ele ayrı su dökülür ve mestin de ayrı yerleri ıslatılırsa, o zaman tek parmakla da mesih yapılabilir.
Bu iki husus mesihte sünnettir. Yoksa mestin üzerine su dökmek veya sünger gibi bir şeyle mesti ıslatmak suretiyle de mesh yapılabilir. Ne var ki sünnet terkedilmiş, mekruh işlenmiş olur.
Bu iki husustan ayrı olarak mesihte şu hususlar da sünnettir:
* Mesh yaparken elin parmaklarının açık olması.
* Meshin el parmaklarıyla yapılması.
* Meshin ayak parmaklarının ucundan başlayıp yukarı doğru yapılması.
Mest Üzerine Mesh Nasıl Yapılır?

Abdest aldıktan sonra, bu abdest bozulmadan mestler ayağa giyilir. Eğer mestler düğmeli veya fermuarlı ise, ayak topukları kapanacak şekilde fermuarı çekilir, düğmeleri iliklenir.
Aradan zaman geçip, abdest bozulduktan sonra, yeni bir abdest alınıp, sıra ayakları yıkamaya gelince, önce her iki elin avucuna su alınıp, yere dökülür. Sonra damlar halde olan ellerin parmaklarıyla (en az üç parmak) mestin ayak uçlarından yukarı bacaklara doğru meshedilir.
Sağ el, sağ ayaktaki mestin, sol el ise, sol ayaktaki mestin üzerine konarak ve parmakları mestlerin üzerine yatırılarak, uç taraftan mestin koncuna doğru yukarı çekilir.
Böylece mesh tamamlanmış olur. Parmaklar konçlara doğru çekilirken açık bulundurulur.
Mesti, mesh yerine su ile yıkamak uygun olmaz. Mekruhtur.
Mesh Müddeti Ne Kadardır?

Ayağa giyilen mestler üzerine mesh alınması, ancak belli bir süre için geçerli olmaktadır.
Bir mestin müddeti, mukîm olanlar, yani, bir yolculuğa çıkmayıp evlerinde oturanlar için bir gün bir gece, yani 24 saattir. Sefere ve yolculuğa çıkmış olanlar için ise, üç gün üç gece, yani 72 saattir.

Malikîlere göre, mest için bir zaman yoktur. Guslü gerektiren bir durum olmadıkça, mestler üzerine daima mesh yapılabilir. Ancak cuma namazını kılacak kimseler için, her cuma günü mestlerini çıkarıp ayaklarını yıkamaları mendubdur. Şafiî ve Hanbelîlere göre, mubah (haram işleme niyeti bulunmayan) bir seferdeki yolcu için mesh müddeti üç gün, üç gece (yetmiş iki saat)'dir. Günah işlemek için yola çıkıldığı takdirde bu müddet yirmi dört saattir.
Mesh Müddeti Ne Zaman Başlar?

Bu müddet, mestleri ayağa giydikten sonraki ilk hadesin (abdest bozulma halinin) vukuundan itibaren başlar.
Meselâ, bir kimse bugün saat 1'de abdest alıp mestlerini giydi. Saat 5'de abdesti bozuldu. Abdesti bozulduğu saatten itibaren, meshin müddeti başlamış olur. Mukim ise, 24 saat, seferî ise 72 saat sonra bu müddet bitmiş olur. Yoksa müddet, mestlerin ayağa giyildiği andan itibaren başlamaz.
Meshi Bozan Şeyler Nelerdir?

Abdesti bozan herşey, meshi de bozar. Ancak, eğer meshin müddeti henüz bitmemişse, abdestte ayakları yıkamaya bedel mestleri meshe devam edilir.
Şu üç halde ise, mesh tamamen bozulur. Bundan sonra alınacak abdestte mesh yapılamaz, ayakları yıkamak vâcib olur.
1 - Mesh Müddetinin Sona Ermesi.
Mesh müddetinin mukîm için 24 saat, yolculuk hâlinde olan kimseler için ise, 72 saat olduğunu zikretmiştik. Bu süre dolduktan sonra, artık mestler üzerine mesh yapılamaz. Abdestli iken mesh müddeti sona ermişse, mestler çıkarılıp yalnız ayakların yıkanması abdestin devamı için kâfidir. Bu halde dileyen mestlerini tekrar giyip üzerlerine mesh yapabilir.
2 - Mestin Ayaktan Çıkması Veya Çıkarılması.
Mestin birinin ayaktan kendiliğinden çıkması veya sâhibi tarafından çıkarılması meshin bozulması için kâfidir. Bu halde de abdest mevcut ise, yalnız ayakları yıkamak kâfidir.
3 - Cünüplük, Hayız, Nifas Gibi Guslü Gerektiren Bir Hâlin Vukuu.
Bu hallerde de mesh bozulur. Hiçbir hükmü kalmaz.
Soğuktan ayağının donacağından korkan kimse, mesh müddeti dolmuş olsa bile, mestlerini çıkarmayıp meshe devam edebilir. Bu takdirde müddete itibar edilmez. Özür hâlinin ortadan kalkması esas alınır.
Sargılar Üzerine Mesh

* Yaralar veya sakat, hasta âzalar üzerine bağlanan bezlere sargı denir. Abdest veya gusül âzaları üzerinde bu gibi bir zaruretten dolayı sargı varsa ve bu sargıyı açıp altını yıkamak da mahzurlu ise, sargının üzerine meshedilir, böylece o âzalar yıkanmış hükmünü alır.
Kırık ayaklar üzerindeki alçı veya tahta veya madenî sargılar da aynı hükümdedir.
İlâçla örtülü yara için de durum aynıdır.
* Sargının tamamını meshetmek gerekmez. Sargının ekser kısmının üzerinin meshedilmesi kâfi gelir.
* Üzerine mesih yapılan sargı için, belli bir müddet yoktur. Özür hâli devam ettiği müddetçe meshe devam edilir. Sargı çevresinde kalan sağlam yerler ise yıkanır.
* Sargıların abdestli iken sarılmış olması da gerekmez.
* Henüz iyileşmemiş yara üzerindeki sargı, düşer veya değiştirilirse mesh bozulmaz. Yeni sargı sarılmasıyla meshin yenilenmesi gerekmez. Abdestlilik hâli devam eder.
* Sargı üzerine meshi bozan şey; üzerine sargı sarılan yara veya özrün tamamen iyileşmesidir..

Doldurulmuş veya kaplanmış dişler de sargılı veya merhemli yara -veya suyun deriye ulaşmasını engelleyen fakat çıkarılması zor olan boya vb.nin bulaştığı organ- gibidir. Suyun kaplama ve dolguya ulaşması yeterlidir.


---------------

Mest giymek sünnettir

Sual: Yalnız Kur'an diyen biri, (Abdestte ayakları yıkamak yerine, mestlere mesh etmek bid'at ve geçersizdir. Kur'an'da mest giymek yoktur. Peygamberin, mest giyerek abdest âyetini nesh ettiğini söyleyen kâfirdir, imanını tazelemelidir. Çünkü Peygamberin âyeti nesh etme yetkisi yoktur) diyor. Peygamberimiz, Kur'an'a aykırı iş yapar mı?
CEVAP
Peygamber efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem", Kur'an-ı kerime aykırı iş yapmaz. Resulullah'ın yanlış iş yaptığını düşünen kâfir olur.

Mest üzerine meshin cevazı, sünnetle ve icma ile sabittir. (Nesaî, İbni Mâce, İ. Ahmed)

İmam-ı Ebu Yusuf, (Mestlere mesh etme hadisi, abdestte ayakları yıkamanın hükmünü kaldırmıştır) buyurmaktadır. Yalnız Kur'an diyenler, (Hadis, bir âyeti nasıl nesh eder?) diyorlar. Bunlar Kur'an-ı kerime inanmıyorlar. İnanan böyle söyleyemez. Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde, (Resulüme tâbi olun, Resulüm neyi verdiyse alın, neyi yasakladıysa sakının. Onun [dine ait] her sözü vahye dayanır) buyurmuyor mu? Resulü, (Falan âyet nesh edildi) buyuruyor. Kur'an'a inanıp Resule tâbi olanın, inanması gerekmez mi? Üstelik onun sözü vahye de dayanıyor. Yani Allahü teâlânın bildirdiğini söylüyor. Demek ki bunlar, Kur'an-ı kerimdeki (Resulüme uyun) âyetlerine inanmıyorlar. Kur'an'a inanmayanların sözlerine de itibar edilmez.

Mezhep taklidini bilmemek
Sual: Mezhep taklidi rahmet olduğu için, orucumuz kendi mezhebimizde bozulsa, başka mezhepte bozulmuyorsa o mezhebi taklit edip orucu bozmaktan kurtarabiliyoruz. Kıldığımız namaz Hanefî'ye göre sahih olmayıp başka mezhebe göre sahihse, (O mezhebe göre kıldım) denince oluyor. Mesela on yıl ağzında dolgu ile Hanefî'ye uygun namaz kılanın, bu namazları Hanefî'ye göre olmuyor, fakat (Mâlikî'ye veya Şâfiî'ye göre kıldım) derse, bu mezheplere göre namazları sahih oluyor. Bu bilgileri sitede okuyan biri, (Beş yıl, on yıl sonra da olsa, "Bu namazları Mâlikî'ye göre kıldım" denince sahih olduğuna göre, şimdi 20 yıl taklit etmeden kılıp, 20 yıl sonra, "Bu namazları Mâlikî'ye göre kıldım" derim. Böylece taklit etmekten kurtulurum) dedi. Böyle söylemesi yanlış değil mi?
CEVAP
Elbette yanlıştır. Önce bir menkıbe anlatalım:

Bir adam, şeytanı görmek için can atar, (Ya Rabbî, şeytanı bir kere olsun göreyim) der. Âlim zatlar, (Şeytandan sana fayda gelmez, bu sevdadan vazgeç) demişlerse de, duaya devam eder. Bir gün şeytan çıkıp gelir. (Merak ettiğin şeytan benim. Şimdi seni öldürürdüm, fakat daha kırk yıl ömrün var) diyerek kaybolur. Adam da, (Nasıl olsa, kırk yıl ömrüm varmış, 20 yılını keyfime göre, zevk safa içinde yaşarım, Allah tevbeleri mutlaka kabul ettiğine göre, sonra tevbe eder, hep ibadet ederim, günahsız olarak cennete giderim) der. 20 yıl geçmeden adamın eceli gelir, günahlarına tevbe etmesine fırsat kalmadan âniden ölür.

Peygamber efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem", Kur'an-ı kerime aykırı iş yapmaz. Resulullah'ın yanlış iş yaptığını düşünen kâfir olur.


Dolgu dişin gusle mâni olduğunu bilmemek bir özürdür. Bilmeden senelerce öyle kılmış olabilir, ama öğrenince, hemen tevbe etmesi gerekir. Bilmediğinden dolayı tevbesi, mazereti kabul edilir. Hiç mazereti yokken, guslünün sahih olmadığını bilerek namaz kılanın namazı caiz olmadığı gibi, (Bu namazı Mâlikî'ye göre kıldım) demesi de geçerli olmaz. Bu, dinimizi oyuncak hâline getirmek olur.

Mest ve Mesh Hükümleri



Mestler Üzerine Mesh Verilmesi

151- Ayağa giyilen ve “Mest” adı verilen mest hükmündeki şeyler üzerine, abdest alınırken meshedilmesi caizdir. Bu, İslam dininin gösterdiği bir kolaylıktır. Bu meshden maksad, mestlerin üzerine ayakların uclarından başlayıp aşık kemiklerini aşmak üzeri inciklere doğru ıslak olan el parmaklarını sürmektir.

152- Ayaklara meshetmenin farz mikdarı, giyilen her iki mestin ön ve üst tarafından el parmaklarının en küçüğü itibarı ile üç parmaklık yerin meshedilmesidir. Bu kadarlık bir yerin meshedilmesi ile farz yerine getirilmiş olur.

(Malikîlere göre, mestlerin bütünü üzerine mesh yapılması gerekir. Bu mikdarın azına mesh yeterli değildir.
Hanbelîlere göre, mestlerin üstünün çoğuna meshedilmesi kafidir. Şafiîlerde ise, mestlerin üstüne bir parmak kadar mesh yapılması yeterlidir.)

153- Mestlerin altına mesh yapılmaz. Mestler üzerine mesh yapılırken ıslak olan el parmaklarının açık olması, meshin el parmakları ile yapılması, ayak parmaklarının ucundan başlayarak yukarıya doğru yapılması, sünnete uygun olan meshdir. Yoksa, mestin üzerine su dökmek, mesti sünger gibi bir şeyle ıslatmak, enine olarak mestin üzerine meshetmek veya meshe mestin goncundan başlamak yeter. Ancak böyle yapmak sünnete aykırıdır.

154- Ayakları topukları ile beraber örten çizmeler, potinler, kendileri ile üç mil kadar yürünebilecek kuvvetli ve kalın çoraplar, konçlu aba terlikler de mest hükmündedir. Bunların üzerine de mesh yapılabilir.

Meshin Cevazındaki Şartlar

155- Bir meshin caiz olabilmesi için yedi şart gereklidir:

1) Mestler, abdest için ayaklar yıkandıktan sonra giyilmelidir. Bir özürden dolayı ayağa veya ayağın sargısına meshedilmesi de yıkama hükmündedir. Onun için böyle bir meshden sonra giyilen mestler üzerine mesh yapılabilir.

2) Mestler, topuklar dahil, ayakların her tarafını örtmüş olmalıdır. Topuklardan kısa olan mestler ve benzeri ayakkabılar üzerine mesh yapılmaz.

3) Ayağa giyilen mestler üzerine en az üç mil yol yürüyebilmelidir. Bir mil dinimizde dört bin arşındır. Bir arşın da yirmi dört parmaktır.

4) Giyilen mestlerin topuklarından aşağı kısımlarında, ayağın küçük parmağı ölçüsü ile, üç parmak delik, sökük ve yırtık bulunmamalıdır. Şu kadar var ki, böyle bir noksan, ayak parmaklarının uclarına rastlarsa, mikdara değil, sayıya bakılır: Üç parmak görünmedikçe, yırtık zarar vermez. Yine mestlerde üç parmak kadar sökük bulunduğu halde, mestlerin sağlamlığından dolayı yürürken bu sökük açılıp parmaklar gözükmezse, yine meshe engel olmaz. Bir mestte bulunan ayrı ayrı yırtıklar toplanır; fakat iki mestteki yırtıklar toplanmaz. Bunun için bir mestte iki ve diğer mestte bir veya iki parmak mikdarı yırtık bulunursa mesh yapmaya engel olmaz.

(Malikîlere göre, bir ayağın en az üçte biri görülecek kadar bir mestte yırtık yoksa meshi bozmaz. Şafiî ve Hanbelî mezheblerine göre, ayakta yıkanması farz olan mikdar, mestlerdeki bir yırtıktan görülecek olsa, mesh bozulmuş olur. O yıkanması farz olan mikdar, çorap veya başka bir şeyle örtülmüş olsa bile hüküm değişmez.)

5) Mestler, bağsız olarak ayakta durabilecek kadar kalın olmalıdır.

6) Mestler, dışarıdan aldıkları suyu hemen içine çekerek ayağa ulaştıracak bir halde olmamalıdır.

7) Her ayağın ön tarafından en az küçük el parmağı kadar bir yer mevcut bulunmalıdır.

Bu itibarla, bir veya iki ayağının ön tarafı bulunmayan kimse mestlerine mesh yapamaz. Ökçe taraflarının bulunması yeterli değildir. Çünkü bir ayağı yıkamakla diğerine mesh bir arada toplanamaz. Fakat bir ayağı tamamen mevcut bulunmayan kimse, diğer ayağına giydiği mest üzerine mesh yapabilir. Çünkü mesh ile yıkama bir arada toplanmamıştır.

Mesh Müddeti

156- Meshin müddeti, ikamet halinde olan (yolcu hükmünde bulunmayan) kimse için birgün bir gece, yani yirmi dört saattir. En az on sekiz saat (üç günlük) bir mesafeye gitmek üzere yola çıkan bir misafir (yolcu) için ise, üç gün (yetmiş iki saat) geçerlidir. Bu müddetin başlangıcı, mestler giyildikten sonra ilk abdestin bozulma zamanından itibarendir. Örnek verilirse, bir kimse abdestini tamamladıktan sonra o taharet üzerine mestlerini giyse de, beş saat sonra ondan abdesti bozucu bir hal meydana gelse, bu beşinci saatten itibaren meshin müddeti mukim için yirmi dört saat ve misafir için yetmiş iki saat devam eder. Mestleri giyiş zamanına bakılmaz.

157- İkamet halinde iken yolculuğa çıkan kimse, misafirin müddeti üzere hareket eder, o zamanı doldurur. Aksine olarak misafir olan kimse, bir gün ve bir gece (yirmi dört saat) meshettikten sonra mukim olsa, mesh müddeti bitmiş olur. Artık ayaklarını yıkaması gerekir.

158- Mestlerine mesh yaparak abdestli bulunan kimse, mestlerini ayaklarından çıkannca, yalnız ayaklarını yıkaması gerekir, abdestini tamamen tazelemesi gerekmez. Ayaklarını yıkamak suretiyle abdest alıp mestlerini giymiş olan bir kimse, daha bu abdesti bozulmadan herhangi bir sebeble mestlerini ayaklarından çıkarsa, abdesti bozulmuş olmayacağı için ayaklarını tekrar yıkaması gerekmez.

(Malikîlere göre, mest için bir zaman yoktur. Guslü gerektiren bir durum olmadıkça, mestler üzerine daima mesh yapılabilir. Ancak cuma namazını kılacak kimseler için, her cuma günü mestlerini çıkarıp ayaklarını yıkamaları mendubdur. Şafiî ve Hanbelîlere göre, mubah (haram işleme niyeti bulunmayan) bir seferdeki yolcu için mesh müddeti üç gün, üç gece (yetmiş iki saat)’dir. Günah işlemek için yola çıkıldığı takdirde bu müddet yirmi dört saattir.

Sargı Üzerine Mesh

159- Kırılan veya yarası bulunan bir uzvu (organı) yıkamak zarar verince, kırık üzerindeki tahtaya veya yara üzerindeki sargıya, hem abdest ve hem de gusül için bir kez meshedilir. Bu mesh de zarar verirse, terk edilir.

160- Elde, tırnakta ve diğer uzuvlarda bulunan herhangi bir yara üzerine konulmuş sakız, pamuk gibi şeylerin veya ilaçların üzerine de zaruret halinde bir kere mesh yapılır. Bunlara sıcak su zarar vermiyorsa, mesh yeterli olmaz, yıkamak gerekir. Yapılacak meshin bütün sargıyı kaplaması gerekmez; çoğunluğunu meshetmek kafi gelir.

161- Sargıyı çözmek zarar veriyorsa, özürlü yerin etrafını sargı altından yıkamak gerekmez. Bunlardan açık bulunan yerleri meshetmek yeterlidir.

162- Böyle bir sargı üzerine yapılan mesh için belli bir müddet yoktur. Özür devam ettiği müddetçe sargı üzerine mesh yapılır. Bu sargının taharet hali üzere (abdestli olarak) sarılmış olması da şart değildir.

163- Bir sargı üzerine mesh yapıldıktan sonra sargı değiştirilirse, tekrar mesh gerekmez. Yine bir sargıya mesh yapıldıktan sonra, onun üzerine başka bir sargı daha sarılmış olsa, yeniden bir mesh daha yapılmaz. Henüz özür kalkmadan sargı açılsa, mesh bozulmuş olmaz.

164- Bir özürden dolayı iki ayaktan biri üzerine mesh yapılınca, diğerini yıkamak gerekir. Çünkü bu mesh de yıkamak
hükmündedir.

165- Özür tamamen kalkınca, mesh bozulmuş olur, artık sargı üzerine mesh yapılmaz. Yerinin yıkanması gerekir.

Meshi Bozan Şeyler

166- Abdesti bozan her şey meshi de bozar. Onun için müddet henüz bitmemiş ise, yeniden alınacak abdestte mestlere veya sargılara da yeniden mesh verilir. Aşağıda yazılı hallerden dolayı da mesh bozulur:

1) Üzerine meshedilmiş olan mestin ayaktan çıkması veya çıkarılması. Bu durumda eğer abdest mevcut ise, yalnız ayakları yıkamak kafidir. Yeniden tam bir abdest almak gerekmez. Bir mestin goncuna kadar, ayağın çok kısmımın çıkmış olması da, tamamen çıkması hükmündedir.

2) Mesh müddetinin sona ermesi. Bu halde henüz abdest devam ediyorsa, yalnız ayakları yıkamak yeterlidir. Yeniden tam bir abdest almaya gerek yoktur. Bununla beraber mesh müddeti son bulsa bile ayakları çıkarıp yıkamanın soğuktan donmaya sebebiyet vereceğinden korkulursa, yine meshe devam edilir


Mesh, Şartları, Süresi ve Bozulması


MESH

Silme, eli bir şey üzerine sürme; belirli süre içinde özel bir mest’in üzerine ıslak eli sürmek anlamında bir fıkıh terimi. Topuklarla birlikte ayakları örten, giyilen ayakkabıya “mest (huff)” denir. Abdestte mest üzerine meshetmek, ayakları yıkama yerine geçer. Deriden yapılan ve topukları örten özel yapılı mest; potin, çizme, aba, terlik ve kalın çorabı da kapsamına alır. Yani bunlarda mest hükmündedirler.

Mest üzerine meshin cevazı sünnetle sabittir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Mukîm, mestleri üzerine bir gün bir gece; yolcu ise üç gün üç gece mesheder” (Nesaî, Tahare, 98; İbn Mace, Tahare, 86; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 213). Bu, meşhur bir hadis olup, içlerinde Hz. Ömer, Afi, Huzeyme b. Sabit, Ebu Saîd el-Hudrî, Saftan b. Assâl, Avf b. Malik, İbn Abbas ve Hz. Aişe gibi ünlü sahabelerin bulunduğu kalabalık bir sahabe topluluğu tarafından nakledilmiştir. Hatta İmam Ebu Yusuf, mestlerin üzerine mesih haberinin, benzeriyle Kur’an ayetini neshetmenin mümkün olacağı kuvvette bir hadis olduğunu belirtmiştir. Ashab-ı Kiram söz ve fiil olarak meshin caiz olduğunda ittifak etmiştir. İmam Malik meshi yalnız yolcu için caiz görmüştür. Hasan el-Basrî şöyle demiştir: “Bedir gazvesine katılmış yetmiş sahabeye yetiştim, hepsi de mest üzerine meshi caiz görüyordu” (el-Kasanî, Bedayiu’s-Sanayi, Beyrut 1402/1982, l, 7; İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar, İstanbul 1984, l, 260, 261).

Ayaklara meshin farz miktarı, her ayağın ön tarafına rastlayan mestin üzerindeki, elin küçük parmağı ile üç parmaklık yerdir. Bu kadar bir yere meshetmekle, farz yerine gelmiş olur. Şafiîlere göre, mestlerin üzerine bir parmak bile olsa mesh yeterlidir. Hanbelîler mestlerin üstünün yarıdan fazlasına, Malikîler ise, mestlerin üstünün tamamına meshi gerekli görürler.

Mestlerin altına mesh edilmez. Yapılan mesihte parmakların açıkça bulunması, meshin ayak parmaklarının ucundan yukarıya doğru yapılması sünnete uygun bir meshdir. Ancak sünnete uygun düşmemekle birlikte, mestin üzerine su dökmek, mesti sünger gibi bir şeyle ıslatmak, mestin üzerine enine olarak mesh etmek veya meshe mestin koncundan başlamak da yeterli olur.

Meshin cevazındaki şartlar şunlardır:

1) Mestler, ayağa abdest için ayaklar yıkandıktan sonra giyilmiş olmalıdır. Bir özürden dolayı çıplak ayak veya sargı üzerine meshedilmiş bulunması yıkama hükmünde olup, bundan sonra giyilmiş mestler üzerine de meshedilebilir.

2) Mestler, ayakları topuklarıyla birlikte her taraftan örtmüş bir halde bulunmalıdır. Topuklardan kısa mestler, potin, terlik ve benzerleri üzerine mesih yapılmaz.

3) Ayağa giyilmiş mestler ile, en az üç mil kadar (5 km. kadar) bir yol yürümek mümkün olmalıdır.

4) Mestlerin topuktan aşağı kısmında, ayağın küçük parmakları ile üç parmak miktarı kadar yırtık veya sökük bulunmamalıdır. Yırtık veya sökük konuşunda her iki mest ayrı kabul edilir.

5) Mestler, bağsız olarak ayakta durabilecek derecede kalın olmalıdır.

6) Mestler dışarıdan aldığı suyu hemen içine çekerek ayağa ulaştıracak bir halden uzak bulunmalıdır.

7) Her ayağın ön tarafından en az küçük el parmağı kadar kısım mevcut olmalıdır. Bu yüzden bir veya iki ayağının ön tarafı bulunmayan kimse, mestlerine mesh edemez. Ancak bir ayağı tamamen bulunmayan kimse, diğer ayağına giydiği mestine mesh edebilir (el-Kasanî, a.g.e., l, 7 vd.; İbn Abidin, a.g.e., l, 261 vd.; el-Fetava’l-Hindiyye, l, 32-34; Mehmed Zihni, Nimet-i islam, İstan-bul, t.y.; s. 76; Ö. Nasuhi Bilmen, Büyük İslam llmihali, istanbul 1985, s. 82 vd.).

Meshin Süresi

Bir meshin süresi, mukim olan kimse için bir gün bir gece, yani yirmi dört saat; en az on sekiz saatlik yola giden yolcu için üç gün üç gecedir. Bu da yetmiş iki saat eder. Bu süreler hadislerde belirlenmiştir (Nesai, Tahare, 98; İbn Mace, Tahare, 86). Bir meshin süresi, mestin ayağa giyildiği andan itibaren değil, abdestinin bozulduğu andan itibaren başlar. Mesela; sabah abdest alıp mestlerini giyen kimsenin, abdesti, öğle vakti saat on ikide bozulsa, mesh süresi saat on ikide başlamış olur.

Mukim iken yolcu olan kimse, yolculuk süresine tabi olur ve bu süreyi doldurur. Bunun aksine yolcu olan kimse bir gün bir gece meshettikten sonra mukim olsa, süresi bitmiş olur. Artık abdest alırken ayaklarını yıkaması gerekir. Yolculuğun helal veya haram bir amaç için yapılmış olup olmaması meshi etkilemez. İmam Şafiî ve Ahmed b. Hanbel’e göre, mubah olmayan bir amaç için yapılan yolculukta mesh süresi yirmi dört saattir.

Meshi bozan şeyler:

1) Mesh süresinin dolması. Mukim için bir gün bir gece, yolcu için üç gün, üç gece geçtiği zaman kişi abdestsiz ise, abdest alır ve namazını kılar. Eğer süre dolduğu zaman, abdestli durumda ise, yalnız iki ayağını yıkaması yeterlidir.

2) Ayağından mestleri çıkarmak. Bu sırada, abdestli ise ayaklarını yıkaması yeterlidir. Mesih süresi başlamadan abdestli iken çıkarılan mesh ise abdesti etkilemez. Ayakkabıyı çıkarıp giymek gibi olur. Eğer mesh süresi içinde, abdestsiz bulunduğu sırada mestlerini çıkarırsa, tam abdest alması gerekir. Tek mestin veya ayağın çoğunun çıkması da abdesti bozar (el- Kasanî, a.g.e., l, 12; el-Fetava’l-Hindiyye, II, 34 vd.).

3) Mestlerdeki yırtık veya sökük, ayak parmaklarından en küçük üç parmak sığacak büyüklükte ise, mesh bozulur. Bu konuda iki mest ayrı ayrı değerlendirilir.

4) Gusül abdesti gerektiren durumlarda da mesh bozulur. Boy abdesti alındıktan sonra, mestler giyilir ve abdest bozulduğu andan itibaren yeni mesh süresi başlar. Malikîlere göre, mesh için bir süre yoktur. Guslü gerektiren bir şey bulunmadıkça mest üzerine devamlı olarak mesh etmek mümkündür. Ancak cuma namazı kılacak kimseler için, her cuma günü mestlerini çıkarıp ayaklarını yıkaması menduptur (el-Kasanî, a.g.e., l, 8,9).

Sonuç olarak, mest üzerine mesh, İslam’ın müslümanlara getirdiği bir kolaylıktır, bir ruhsattır. Meshin caiz olduğunu kabul etmekle birlikte, abdestle ayaklarını yıkamayı tercih etmek azimet niteliğindedir ve daha fazla sevaba vesile olur. Mest özelliği bulanan çorap üzerine mesh de başka bir kolaylıktır. Özellikle soğuk iklimlerde yaşayan müslümanların giyecekleri kalın, keçeleşmiş, altını göstermeyen ve altına suyu da geçirmeyen çoraplar mest yerine kullanılabilir.

-------------

MEST İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER



Soğuk kış günlerinde ibadetinizi kolaylaştırmak için mest kullanabilirsiniz. Dinimizin ibadetlerde kolaylığı tercih etmiş olması sebebiyle, ayaklara mest vb. giyildiğinde, abdest için bunun çıkarılması ve ayağın yıkanması istenmeyip mestin üzerine mesh yapma câiz olarak görülmüştür. Mestle ilgili merak ettiklerinizi sizler için derldik. Dr. Murat Kaya ise hadis-i şeriflerde mestle ilgili mevzuları sizler için açıklıyor.

Saʻd bin Ebî Vakkâs (r.a), Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in mestleri üzerine meshettiğini Abdullah bin Ömer (r.a)’ya nakletmişti. Abdullah bin Ömer (r.a), babası Hz. Ömer’e bu mevzuyu sordu. O da:

“‒Evet (meshettiler).” dedikten sonra şöyle devam etti:

“‒Saʻd (r.a), Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’den rivâyeten sana birşey söylerse onu artık başkasına sorma!” (Buhârî, Vudû’, 48 )

Şerh:

Saʻd (r.a) Irak vâlisi iken Abdullah (r.a) onun hazarda mestler üzerine meshettiğini görmüş ve buna îtiraz etmişti. Saʻd (r.a) da Rasûlullah (s.a.v)’den böyle gördüğünü söyledi ve Medîne’ye dönünce babasına sorabileceğini ifade etti. Daha sonra birlikte sorup tasdik aldılar.

Abdullah bin Ömer (r.a) sohbeti kadîm ve rivâyetleri çok olan kıymetli bir sahâbî olduğu hâlde ta o zamana kadar bu bilgiye muttali olamamış veya meshin sadece sefer esnâsında câiz olduğunu zannetmiş gibi görünüyor. Bu da bir âlimin her meseleyi bilemeyeceğine parlak bir nümunedir. Mestler üzerine meshetmek seksenden ziyâde tarik ile rivayet edildiğine ve yalnız Hasan Basrî (r.a)’in bunu yetmiş kadar sahabîden işitmiş olduğuna göre, bu rivayetin tevâtür derecesine çıktığına hükmetmek mümkündür. Mestler üzerine meshetmeyi câiz görmeyen hâricîler ile şiîlerin boş delillerine ise îtibar edilmez. Mâide sûresindeki âyet ile bunun neshedildiğini söyleyenler de yanılıyor. Zira Mâide sûresi, hicrî 5. senede Müreysi Gazvesi’nde nâzil olmuştur. Halbuki Muğîre bin Şuʻbe (r.a), Peygamber Efendimiz’in, en son gazvesi olan 9. senedeki Tebük’te mestleri üzerine meshettiğini rivâyet eder. Aynı şekilde Mâide sûresinin nüzûlünden sonra müslüman olan Cerîr bin Abdullah el-Becelî (r.a) da hazarda meshetmiş ve Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in böyle yaptığını söylemiştir. (Ahmed Naîm Efendi, Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, I, 168 )

Amr bin Ümeyye ed-Damrî’den rivâyete göre o (r.a), Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in mestleri üzerine meshettiğini görmüştür. (Buhârî, Vudû’, 48 )

MESTLERİ ABDESTLİYKEN GİYMEK ŞARTTIR

Muğîre bin Şuʻbe (r.a) şöyle buyurur:

“Bir seferde Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) ile birlikte idim. (Abdest aldığı sırada) mestlerini çıkarmaya davrandım. Efendimiz (s.a.v):

«‒Dokunma, zîrâ ben mestlerimi, ayaklarım tâhir (yâni abdestli) iken giydim.» buyurdular ve mestleri üzerine meshettiler.” (Buhârî, Vudû’, 49)

Şerh: Bu hâdise, Tebük seferinde vukû bulmuştur.

Kaynak: Buhari-i Şerif

MEST NEDİR?

Mesh, bir şey üzerinde eli gezdirmek, o şeyi elle silmek demektir. Fıkıhta mesh, bir nevi hükmî temizlik işlemi olup abdestte elin ıslaklığıyla bir uzuv, mest veya sargı üzerinde, teyemmümde ise yüz ve kollar üzerinde toprakla yapılan sembolik temizlik çeşididir. Abdest alırken baş, boyun ve kulakların meshedilmesi abdestin ilkten (aslî) hükmü, mest ve sargı üzerine mesh ise yıkama yerine geçen (bedel, halef) bir işlemdir.

MEST ÜZERİNE MESH nasıl YAPILIR?

Dinimizin ibadetlerde kolaylığı tercih etmiş olması sebebiyle, ayaklara mest vb. giyildiğinde, abdest için bunun çıkarılması ve ayağın yıkanması istenmeyip mestin üzerine mesh yapma câiz görülmüştür. Mest deri ve benzeri maddelerden ayaklara giymek maksadıyla yapılan, ayakları topuklarla birlikte örten, içine su geçirmeyecek veya yere konduğunda kendi kendine dik durabilecek bir ayakkabı çeşididir. Ayakları aynı şekilde örten çizme, potin, kendisiyle yol yürünebilecek dayanıklılıkta çorap ve boğazlı terlikler ve benzerleri de Hanefîler’e göre mest hükmündedir. Devamlı olarak yerle temas halindeki çizme ve ayakkabılara meshetmek yeterli olmayıp altında veya üzerindeki necis maddelerin de temizlenmesi gerekir.

Abdest alırken mestin üzerinde elin üç parmağı kadar yerin elin ıslaklığıyla bir defa meshedilmesi gerekir ve yeterli olur. Bunun için mestin abdestli olarak giyilmiş, mestin ayağın abdestte yıkanması gereken yerlerini tamamen kaplamış, ayrıca dayanıklı ve sağlam bir maddeden yapılmış olması aranır. Mest ile yaklaşık 6 kilometre yürünebilmesi veya bırakıldığında dik durabilmesi bu dayanıklılık ve sağlamlığın ölçüsü olarak zikredilir. Mestin topuktan aşağı kısmında, altında veya üstünde ayak parmaklardan üçü girecek şekilde bir deliğin, yarık veya yırtığın bulunmaması, mestin içine su almaması da gerekir. Üzerine deri kaplanmış veya altlarına pençe vurulmuş çorap üzerine mesh edilebilir. Hanefî fakihlerinden Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed, altına pençe vurulmuş olması şartını aramaksızın kalın ve içini göstermeyen dayanıklı keçe ve yün çoraplar üzerine, bir grup fakih ise bu şartları da aramayarak çorap üzerine meshedilebileceği görüşündedir.

İbadetlerin ve onlara hazırlık mahiyetindeki vecîbelerin yerine getirilmesinde bazı ölçüler belirlemeyi ve imkân dahilinde kolaylık sağlamayı hedefleyen fakihler arasındaki bu tür görüş farklılıkları mükellefe bu görüşlerden istediği tarzda bir kompozisyon oluşturma hakkını vermekten ziyade ihtiyaç halinde kullanılabilecek ruhsatları göstermesi yönüyle önem taşır. Abdesti bozan durumlar mest üzerine meshi de bozar. Üzerine meshedilen mestin ayaktan çıkması veya çıkarılması, mestin içine giren suyun bir ayağın yarıdan fazlasını ıslatması, mesh süresinin sona ermesi meshi bozar.

Mest üzerine meshin süresi, yolcu olmayanlar için bir gün bir gece (24 saat), yolcular için üç gün üç gecedir (72 saat). Bu süre, mestin abdestli olarak giyilmesinden sonra ilk hadesten yani abdesti bozan ilk durumdan başlar. Bu süre dolduktan sonra, ayaklar su ile yıkanarak abdest alınıp gerekiyorsa mest tekrar giyilmelidir. Öte yandan, ayaklarını yıkamak suretiyle abdestli olan kimsenin bu abdesti devam ettiği sürece mestleri çıkarıp giymesiyle abdesti bozulmaz. Mestlerin üzerine meshetmek suretiyle abdestli olup mestlerini çıkaran kimse, sadece ayaklarını yıkayarak abdestini tamamlayabilir.

Mest Resimleri
-------------------



















Kaynaklar :
---------------------------
Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal-1, İman ve İbadetler, 2013, Ankara
bizimsahife
islamveihsan
ismailaga
Sorularla İslamiyet
ebrar

israNUR

Bayan-Mod

  • "israNUR" bir kadın

Mesajlar: 1,340

Konum: Avusturya

Meslek: Arbeiter

Hobiler: Müzik,karakalem resim,basteln,film,anime,

  • Özel mesaj gönder

2

Saturday, December 17th 2016, 2:11pm

Teşekkür ederim paylaştığın için ellerine sağlık.

Benzer konular

Yer Imleri:

Boardumuzda Neler Var

rasittunca.com - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi