Giriş yapmadınız.

  • Giriş

Sayın ziyaretçi, Raşit Tunca Board sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,179

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

1

Monday, September 12th 2016, 3:20am

Arefe Gününün Önemi - Arafat - Arafat Vakfesi nedir? - Müzdelife Vakfesi Nedir?



Arefe Gününün Önemi - Arafat - Arafat Vakfesi nedir? - Müzdelife Vakfesi Nedir?

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Terimi Olarak Vakfe :
1-Zilhicce Ayının 9.ncu gününde hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmadır.
2-Durmak demektir. Kurban bayramından bir gün önce yani arafe günü Mekke’nin doğusunda bulunan Arafat dağında güneş tam tepe noktasına gelip batıya yönelmesi ile beraber başlar

ve güneş batıncaya kadar Arafat dağında beklenilir. Arafat’ta Vakfe Yapmak, bütün insanların mahşerde toplanmasını, ilahi mahkemenin kurulmasını, hesabın verilmesini temsil

etmektedir.

Hac ve Umre Terimi Olarak Vakfe :
Durma. Arefe günü Arafat’ın Vadi-yi Urene denilen yerinden başka herhangi bir yerinde, öğle ve ikindi namazlarından sonra bir miktar durmak. Bu farzdır.
Vakfe :
Durak, durulacak yer, nokta.

Arefe gününün önemi

Sual : Arefe hangi güne denir ve önemi nedir?
CEVAP
Kıymetli geceye kendinden sonra gelen günün ismi verilir. Fakat Arefe ve Kurban bayramının üç gecesi böyle değildir. Bu dört gece, bugünleri takip eden gecelerdir. Arefe, yalnız

Zilhiccenin 9. günüdür. Başka güne Arefe denmez.

Arefe günü yapılacak işlerden bazıları şunlardır :

1- Arefe günü sabah namazından, Kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazına kadar, erkek-kadın herkes, cemaatle kılsın, yalnız kılsın, 23 vakit farz namazda selam verir

vermez, ( Allahümme entesselam...) demeden önce, bir kere, vacib olan teşrik tekbirini söylemeli, yani, ( Allahü ekber, Allahü ekber. La ilahe illallahü vallahü ekber, Allahü

ekber ve lillahil-hamd) demelidir.
Camiden çıktıktan veya konuştuktan sonra, artık teşrik tekbirini okumak gerekmez. ( Halebi)

2- Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmak sevaptır; fakat Arefe günü oruç tutmak daha çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :
( Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselamdan, Sûr’a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevap yazılır.) [R. Nasıhin]

( Arefe günü tutulan oruç, bin gün [nafile] oruca bedeldir.) [Taberani]

( Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihad için verilen iki bin ata bedeldir.) [T. Gafilin]

( Arefe günü [Besmele ile] bin İhlas okuyanın günahları affolup duası kabul olur.) [Ebuşşeyh]

( Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve gelecek yılın günahlarına kefaret olur.) [Müslim]

( Şeytan, Arefe gününden başka bir günde daha zelil, rezil, hakir ve kinli görülmez.) [İ. Malik]

( Allahü teâlâ, Arefe günü kullarına nazar eder. Zerre kadar imanı olanı affeder.) [Gunye]

( Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.) [İsfehani]

( Arefe gecesi ibadet eden, Cehennemden azat olur.) [S. Ebediyye]

İbadet olarak ilim öğrenmek en faziletlisidir. İlmihal okumakla en uygun ilmi öğrenmiş oluruz.

3- Bugünü fırsat bilip dua etmeli! Hadis-i şerifte buyuruldu ki :
( Duanın faziletlisi, Arefe günü yapılanıdır.) [Beyheki]

4- Arefe gününü ibadetle, zikirle, tefekkürle geçirmeli, insanlara iyilik etmeye çalışmalı! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :
( Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allahü teâlânın kıymet verdiği bir gündür.) [Deylemi] ( Hürmet etmek, günah işlememekle olur.)

( Arefe günü, kulağına, gözüne ve diline sahip olan mağfiret olur.) [Taberani]

Kulağına sahip olmak, gıybet, çalgı gibi haram olan şeyleri dinlememektir. Eğer biz istemeden kulağımıza gelmişse, bize günah olmaz. Gözüne sahip olmak da, haram olan şeylere

bakmamak ve mubah olarak baktığı şeylerden ibret almaktır. Diline sahip olmak ise, yalan söylememek, dedikodu etmemek, laf taşımamak, kötü söz söylememek, hatta boş şey

konuşmamak, kimseyi diliyle incitmemek demektir. Bunlara riayet eden, Arefe gününü değerlendirmiş olur.

Bin İhlas okurken
Sual : Hadis-i şerifte, ( Arefe günü [Besmele ile] bin İhlas okuyanın günahları affolup duası kabul olur) buyuruluyor. Bunu okurken, ihtiyaç hâlinde, arada konuştuktan veya

başka bir iş yaptıktan sonra devam etmenin bir mahzuru olur mu?
CEVAP
Hayır, bir mahzuru olmaz. Peş peşe okumak şart değildir. Mesela, bir kısmı sabahtan, bir kısmı öğleden veya ikindiden sonra okunabilir.

---------------------

Arafat vakfesi nedir? Vakfenin geçerli olmasının şartları nelerdir?

Arafat vakfesinin önemi nedir? Vakfe nasıl yapılmalıdır?

Cevap :

Arafat, Mekke’nin yaklaşık 25 km güneydoğusunda Harem sınırları dışında bir bölgedir. Vakfe ise bir yerde bir süre durmak veya beklemek demektir. Arafat vakfesi önemli ve

titizlik gerektiren bir rükündür. Çünkü süresi içinde Arafat’ta bulunamayanlar o sene hacca yetişememiş olurlar. Arafat vakfesi dışında vaktinde yapılamayan diğer Menâsik ise,

daha sonra kaza edilerek veya fidye ödenerek telâfi edilebilir.
Hz. Peygamber’in ( asm) :
“Hac, Arafat’tan ibarettir” ( Tirmizî, Ebû Dâvûd) sözü Arafat vakfesinin önemini belirtmesi yanında, ayrıca, bu vakfeyi kaçırmamak için titizlik gösterilmesi gerektiğini de

anlatmaktadır.
Vakfenin Geçerli Olmasının Şartları

Vakfenin geçerli ( sahih) olabilmesinin iki şartı vardır.
1. Hac için ihramlı olmak,
2. Vakfeyi özel ( belirli) yer ve zamanda yapmak.
Vakfenin Yeri

Vakfenin yeri, Arafat bölgesidir. Arafat bölgesinin Mekke tarafındaki sınırı, “Ürene Vadisi”dir. Ürene vadisi dışında Arafat bölgesinin her yerinde vakfe yapılabilir. Bu vadi

Arafat bölgesinden değildir. Burada bulunan “Nemîre Mescidi”nin kıble ( kuzeybatı) tarafından bir kısmı da vakfe yerinin dışında kalmaktadır.
Vakfenin Zamanı

Zilhiccenin 9. Arefe günü zeval vaktinden yani güneşin tepe meridyeni üzerine geliş vaktinden bayramın ilk günü “fecr-i sadık” denilen tan yerinin ağarmaya başladığı zamana

kadar geçen süredir. Bu konuda mezhepler arasında görüş ayrılığı yoktur. Sadece Hanbelîlere göre vaktin ilk anı, Arefe günü fecr-i sadık ile başlar.
Vakfenin sahih olması için niyet, akıl ve ilim ( Arafat’ta bulunduğunu ve vakfe yaptığını bilmek) şart olmadığından, belirtilen süre içinde ister şuurlu, ister şuursuz, ister

uykuda, ister uyanık, ister abdestli, ister abdestsiz her ne halde olursa olsun, bir an Arafat sınırları içinde bulunan, hatta oradan geçen kimse vakfeyi yapmış olur.
Hanefîlere göre, Arefe günü gündüz Arafat’ta bulunanların, mazeretsiz olarak güneş batmadan önce Arafat’tan ayrılmamaları vaciptir. Mazeretsiz olarak ayrılan kimse, henüz güneş

batmadan bu bölgeye tekrar dönerse, bir şey gerekmez; aksi halde ceza ( dem) gerekir. Fakat gündüz Arafat’ta bulunmayıp güneş battıktan sonra gelenlere bir ceza gerekmez.
Şâfîlere göre, güneş batmadan ayrılanlara da ceza gerekmez. Mâlikî mezhebinde ise, gecenin bir cüzünde Arafat’ta bulunmak vakfenin sıhhat şartıdır.
Güneş batmadan Arafat’tan ayrılıp bir daha dönmeyen kişinin haccı batıl olur. Gündüzün çok az da olsa bir kısmında Arafat’ta bulunmak Mâlikîler’e göre vaciptir. Süresi içinde

kısa da olsa bir müddet Arafat’ta bulunamayanlar hacca yetişememiş olurlar. Daha sonraki senelerde yeniden haccetmeleri gerekir.
Arafat Vakfesinin Sünnetleri

1. Zilhiccenin 8. terviye gününü Arefe gününe bağlayan geceyi Mina’da geçirip, Arefe günü sabahı güneş doğduktan sonra Arafat’a hareket etmek.
2. Zeval vaktinden önce Arafat bölgesinde bulunmak ve mümkünse vakfe için gusletmek.
3. Zeval vaktinden sonra öğle namazından önce Nemîre Mescidi’nde hutbe okunması.
4. Öğle ve ikindi namazlarını cem`-i takdim ile kılmak.
5. Vakfe esnasında abdestli ve kıbleye yönelik bulunmak.
6. Vakfeyi cem`-i takdim ile kılınan namazdan sonra yapmak.
7. Mümkün olduğu kadar vakfeyi Cebel-i Rahme denilen tepenin yakınında yapmak.
8. Oruçlu olmamak.
9. Gün boyunca telbiye, zikir, tesbih, dua ve istiğfar gibi ibadetleri çokça yapmak. Kendisi, anne ve babası, çocukları ve bütün müslümanlar için dua ve istiğfarda bulunmak.
10. Vakfe esnasında ayakta durmak oturmaktan, binek üzerinde bulunmak ayakta durmaktan daha
faziletlidir.
Cem-i takdim :

Arefe günü Arafat’ta öğle ve ikindi namazlarının öğle vakti içinde birleştirilerek birlikte kılınması sünnettir. Buna cem-i takdim denir.
Ebû Hanife’ye göre bu namazların cem-i takdim ile kılınabilmesi için;
a) Arefe günü hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmak,
b) Mescid-i Nemîre’de Cemâat-i Kübra ile kılmak gerekir. Aksi halde her namaz kendi vaktinde kılınır.
Diğer üç mezhep ile Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre, Arefe günü hac için ihramlı olanların Arafat’ta öğle ve ikindi namazlarını, ister Nemîre Mescidi’nde ister çadırlarda,

ister cemaatle, ister münferit olarak cem-i takdim ile kılmaları sünnettir.
Bu namazlar cem-i takdim ile kılınırken ezan okununca önce öğle namazının ilk sünneti kılınır. Sonra ikamet yapılarak öğlenin farzı kılınır. Tekrar ikamet yapılır ve ikindinin

farzı kılınır. İkindi namazı için ayrıca ezan okunmaz ve iki farz arasındaki sünnetler kılınmaz. Her iki farzdan sonra telbiye ve teşrik tekbirleri okunur.

------------------------
Arafat vakfesi nasıl ve ne zaman yapılır?



Vakfe : "durmak, ayakta dikilmek, şüphe, duraksama, yaya sarılan kiriş" gibi anlamlara gelen vakfe, dinî bir kavram olarak, hac yapan kimselerin, belirli vakitte Arafat ve

Müzdelife'de durmasını ifade eder.

Arafat vakfesi, haccın iki rüknünden biri olup, farzdır.

Arafat, Mekke-i Mükerreme'nin güney doğusunda altı saat uzaklıkta bulunan bir yerdir.

Arafat vakfesi; Hac yapacaklar için Arafat'da durmak zamanıdır. Arafat'da durma zamanı Zilhicce ayının dokuzuna rastlayan Arefe gününün zeval vaktinden itibaren Kurban bayramı

ilk gününün fecrinin doğuşuna kadar olan zamanın herhangi bir kısmıdır. Bu müddet içinde bir dakika dahi olsa, beklemekle bu farz yerine gelmiş olur. Bu Arafat'da uyanık bir

halde durmakla uyumak veya baygın bulunmak halleri eşittir.

Belirtilen müddetten önce veya sonra, Arafat'da durmakla "Vukuf" farizası yerine getirilmiş olmaz. Ancak Zilhicce'nin hilâlinde şüphe olur da Zilkade otuz gün olarak tamamlanmış

bulunur ve sonradan Zilkade'nin yirmi dokuz gün olduğu anlaşılırsa, bu takdirde Arafat'da durmanın ilk Kurban Bayramı gününe rastlamış bulunması istihsan yolu ile caizdir ve

yeterlidir.

Hacıların Arefe günü sanarak Arafat'da durdukları günün Terviye ( Zilhiccenin sekizinci) günü olduğu anlaşılırsa, bu bekleme yeterli olmaz. Arefe günü tekrar durmaları gerekir.

Şu kadar ki, bütün insanlar tarafından vakfe ve farz tavaf yapıldıktan sonra haccın sahih olmadığına ( bir gün önce yapıldığına) dair ortaya çıkacak haberler ve şahidlikler

artık dinlenmez.

Zeval vaktinden önce Arafat bölgesinde bulunmak, mümkünse vakfe için gusletmek, öğle ile ikindi namazlarını cem'-i takdim yaparak öğle namazının vakti içinde birlikte kılmak,

vakfe esnasında abdestli bulunmak, mümkün ise vakfeyi Cebel-i Rahme denilen tepenin yakınında yapmak, Arafat'ta bulunduğu sürece ibadetle meşgul olmak, telbiye, tekbir, tehlil,

salavât getirip, istiğfarda bulunmak, kendisi, anne-babası ve bütün müminler için dua etmek, vakfeyi namazın peşinden yapmak, vakfeyi kıbleye dönerek yapmak vakfenin

sünnetlerindendir. Ayrıca imamın öğle namazından önce hutbe okuması da sünnettir.

Müzdelife vakfesi, haccedenlerin arefe gününü, bayrama bağlayan, Zilhicce ayının 9'unu 10'una bağlayan gece, Mina ile Arafat arasında, Harem sınırları içindeki Müzdelife denilen

mekânda vakfe yapmaları vaciptir. O geceyi burada geçirmek ise sünnettir.

Hacılar arefe günü güneş battıktan sonra Arafat'tan Müzdelife'ye gelirler ve burada akşam ile yatsı namazını cem ederek, yatsı namazının vaktinde kılarlar. Sabaha kadar burada

kalıp dua ederler. Bayram günü sabah namazını burada kıldıktan sonra Mina'ya hareket ederler. Müzdelife vakfesinin sahih olması için; vakfe yapanın hac için ihrama girmiş

olması, Arafat vakfesini yapmış olması, Müzdelife sınırları içinde yapılması ve Zilhicce'nin 9'unu, 10'una bağlayan gece yapılması gerekir.

Arafat meydanının ortasında "Cebel-i Rahmet" yanında kıbleye karşı durulup Allah'a ayakta dua edilmesi daha faziletlidir. Burası, manevî değeri çok büyük olan bir yerdir.

Dünyanın her tarafından akın edip gelen, yurdları, dilleri ve renkleri başka başka olan; fakat düşünce ve gayeleri bir olan yüz binlerce müslüman, Arafat'da, kefenlere bürünmüş,

kabirlerinden dirilip Mahşer meydanında toplanacak bir muhteşem insan kitlesini andırır. Bunların hep birden duygulu bir dille Allahü Teâlâ Hazretlerini tevhid ve tebcile

başlamaları, Allah'dan bağış dilemeleri ve ikram beklemeleri, melekleri bile heyecana getirecek yüksek ve ruhanî bir manzara meydana getirir.

Şüphe yok ki, Allahü Teâlâ Hazretleri, bu garip kullarına lütfedecek ve meleklerine şöyle hitab buyuracaktır : "Şu uzak ülkelerden gelip toz-toprak içinde kalmış, kıyafetleri

perişan bir halde, benim rahmet ve yardımımı dileyen kullarıma bakınız! Ben şanı yüce, onları bağışlayacağım ve mağfiretime erdireceğim." Böylece feyiz ve bereketi nihayetsiz

olan Yüce Allah'ın rahmeti ve yardım denizleri dalgalanıp duracaktır.

Ne kutsal bir tecelli, ne yüce bir başarı!..

( İmam Malik'e göre Arafat'da bekleme müddeti, Arefe günü güneşin zevalinde gündüzün fecrine kadar devam eder. O günün güneşin zevalinden batışına kadar, bir an bile olsa,

beklemek vacibdir. Güneşin batışından sonra da bir mikdar beklemek gerekir ki, farzdır.)


Haccın önemini teşkil eden farzları nelerdir?


Haccın rükünleri, mahiyetini teşkil eden farzları ikidir. Biri, Arafat'da bir müddet beklemek, diğeri de Kâbe-i Muazzama'yi farz manada tavaf etmektir.

Arafat, Mekke-i Mükerreme'nin güney doğusunda altı saat uzaklıkta bulunan bir yerdir. Hac yapacaklar için Arafat'da durmak zamanı, Zilhice ayının dokuzuna rastlayan Arefe

gününün zeval vaktinden itibaren Kurban bayramı ilk gününün fecrinin doğuşuna kadar olan zamanın herhangi bir kısmıdır. Bu müddet içinde bir dakika dahi olsa, beklemekle bu farz

yerine gelmiş olur. Bu Arafat'da uyanık bir halde durmakla uyumak veya baygın bulunmak halleri eşittir.

Belirtilen müddetten önce veya sonra, Arafat'da durmakla "Vukuf" farizası yerine getirilmiş olmaz. Ancak Zilhicce'nin hilâlinde şüphe olur da Zilkade otuz gün olarak tamamlanmış

bulunur ve sonradan Zilkade'nin yirmi dokuz gün olduğu anlaşılırsa, bu takdirde Arafat'da durmanın ilk Kurban Bayramı gününe rastlamış bulunması istihsan yolu ile caizdir ve

yeterlidir.

Hacıların Arefe günü sanarak Arafat'da durdukları günün Terviye ( Zilhiccenin sekizinci) günü olduğu anlaşılırsa, bu bekleme yeterli olmaz. Arefe günü tekrar durmaları gerekir.

Şu kadar ki, bütün insanlar tarafından vakfe ve farz tavaf yapıldıktan sonra haccın sahih olmadığına ( bir gün önce yapıldığına) dair ortaya çıkacak haberler ve şahidlikler

artık dinlenmez.

Arafat meydanının ortasında "Cebel-i Rahmet" yanında kıbleye karşı durulup Allah'a ayakta dua edilmesi daha faziletlidir. Burası, manevî değeri çok büyük olan bir yerdir.

Dünyanın her tarafından akın edip gelen, yurdları, dilleri ve renkleri başka başka olan; fakat düşünce ve gayeleri bir olan yüz binlerce müslüman, Arafat'da, kefenlere bürünmüş,

kabirlerinden dirilip Mahşer meydanında toplanacak bir muhteşem insan kitlesini andırır. Bunların hep birden duygulu bir dille Allahü Teâlâ Hazretlerini tevhid ve tebcile

başlamaları, Allah'dan bağış dilemeleri ve ikram beklemeleri, melekleri bile heyecana getirecek yüksek ve ruhanî bir manzara meydana getirir.

Şüphe yok ki, Allahü Teâlâ Hazretleri, bu garip kullarına lütfedecek ve meleklerine şöyle hitab buyuracaktır : "Şu uzak ülkelerden gelip toz-toprak içinde kalmış, kıyafetleri

perişan bir halde, benim rahmet ve yardımımı dileyen kullarıma bakınız! Ben şanı yüce, onları bağışlayacağım ve mağfiretime erdireceğim." Böylece feyiz ve bereketi nihayetsiz

olan Yüce Allah'ın rahmeti ve yardım denizleri dalgalanıp duracaktır.

Ne kutsal bir tecelli, ne yüce bir başarı!..

( İmam Malik'e göre Arafat'da bekleme müddeti, Arefe günü güneşin zevalinde gündüzün fecrine kadar devam eder. O günün güneşin zevalinden batışına kadar, bir an bile olsa,

beklemek vacibdir. Güneşin batışından sonra da bir mikdar beklemek gerekir ki, farzdır.)

Kâbe-i Muazzam'a, Mekke-i Mükerreme şehrinde Allahü Teâlâ'nın emri ile İbrahim aleyhisselâm'ın ilk olarak veya yenilemek suretiyle yapmış olduğu dört köşeli yüksek ve mübarek

bir binanın işgal ettiği kutsal bir yerdir. Burası bütün müslümanların kıblesidir. Bu kıblegâha, İlâhi bir mabed ve İlâhi rahmetin tecelli kaynağı olmasından dolayı Beytullah

Beyt-i Muazzam adı verilmiştir.

Kâbe-i Muazzama, Harem-i Şerif ve Mescidü'l Haram denilen büyük bir Mescidin ortasında bulunmaktadır. Bu mescidin etrafında kubbeler vardır. Geri kalan kısım açıktır. Yedi

minaresi, birçok kapıları, içinde minberi, Zemzem kuyusu ve İbrahim aleyhisselâm'ın Makamı vardır.

Ziyaret tavafına gelince : Bu, Arafat'da vakfeden sonra Kâbe-i Muazzamanın etrafında yedi defa dolaşmaktan ibarettir ki, bunun dört defası farz olan bir rükündür.

Ziyaret tavafının vakti, Kurban Bayramının ilk günü fecir doğduktan sonra hayatın son gününe kadar uzayan bir zamanın herhangi bir kısmında yapılacak bir tavaf ile hac farizası

tamamlanmış olur.

------------

Arafat Nedir

Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepeye Arafat denir

Mekke-i mükerreme şehrinin yirmi beş kilometre güneydoğusunda, haccın farzlarından biri olan vakfenin yapıldığı yer ( alan ).

Adem aleyhisselam ile Havva validemiz Cennet’ten ayrılıp yeryüzüne indirildikten sonra, Arafat’ta buluşmuşlardır. Bu güne “ Arefe ” bu yere de “ Arafat ” dendi. Arafat’ın hududu

Batn-ı Urene üzerinde yükselen dağdan ( Vadiyi Urene hariç) Vasıke doğru uzanan Urene Dağlarına ve bu dağların Arafat Vadisi ile birleştiği yere kadar olan sahadır. Peygamber

efendimizin Arafe günü vakfeye durduğu ve mübarek hutbesini okuduğu yer ise, Arafat ortalarında “ Nabit ” denilen yüksekçe bir tepedir. Bugün burası Cebel-ür-rahme diye

bilinmektedir. Adem aleyhisselam ile Havva validemiz, Cebrail aleyhisselamın yol göstermesiyle Arafat Ovasında buluştular. Adem aleyhisselam Arafat Ovasının ortasında bulunan

Cebel-i rahme Tepesi üzerinde iken, Allahü tealadan rahmet ve mağfiret dileyip duası kabul oldu. Onun için bu tepe, Cebel-i rahme diye anıldı.

Peygamber efendimiz buyurdu ki : “Arafat’ın hepsi vakfe yeridir. Mina Vadisinin hepsi kurban kesilecek yerdir.” Arafe günü, Arafat’ın Vadiy-i Urene denilen yerinden başka

herhangi bir yerinde öğle ve ikindi namazlarından sonra bir mikdar vakfeye durmak şarttır. Vakfe, Arafat’ta bulunmak demektir.

Allahü teala Kur’an-ı kerimde mealen buyurdu ki : "( Hac mevsiminde ticaretle) Rabbinizden rızık istemenizde bir günah yoktur. Arafat’tan ( orada vakfeden sonra seller gibi)

boşanıp ( hep birlikte) aktığınız zaman Meş’ar-i Haram’ın yanında Allah’ı zikredin. O, size nasıl hidayet ettiyse, siz de O'nu öylece anın.” ( Bakara suresi : 198 ).

Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem de buyurdu ki : “Arefe günü Allahü teala Arafat’ta vakfe yapanlardan razı olur. Sonra onlarla meleklere karşı iftihar ederek :

Bunlar ne istediler ki işlerini bırakıp burada toplandılar.” der.

Arefe günü veya gecesi Arafat’ta bulunmayan veya Arafat’tan geçmeyen hacı olmaz.


-----------------
ARAFAT VAKFESİ
“Arafat” Mekke’nin 25 km. güney doğusunda ova görünümünde düz bir alanın adıdır. Doğu, kuzey ve güneyi dağlarla çevrilidir. Hz. Âdem ile Havva’n›n cennetten indirildikten sonra

buluştukları
Yere “Arafat”, buluştukları güne “arefe” denilmiştir Arafat, Hıll bölgesinde Harem sınırları dışında kalır. Harem sınırı ile Arafat arasında Urene vadisi, Arafat’ın ortasında

“Cebel-i Rahme” ( rahmet dağı), batısında Nemîre Mescidi vardır. Günümüzde Arafat, ağaçlandırılmış ve dokuz oto yol ile Müzdelife’ye bağlanmıştır
Haccın aslî rüknü olan vakfe, Arafat’ta yapılır. Sözlükte belirli bir yerde bir süre kalmak anlamına gelen
“vakfe”; bir hac terimi olarak, hac yapma niyetiyle ihrama girmiş olan bir kimsenin Zîlhicce ayının 9. günü zevalden sonra Arafat’ta bir müddet kalması demektir. Arafat vakfesi

yapılmadan hac ibadeti yerine getirilmiş olmaz. Şu âyetler, Arafat vakfesine işaret etmektedir : “Arafat’tan ayrılıp ( Müzdelife’ye) akın edînce Meş’ari Haramda Allah’ı anın

“Sonra insanların akın ettiği yerden ( Arafat’tan) siz de
Akın edin Kureyşliler daha önceleri Müzdelife’de vakfe yaparlar, Harem
Ehli oldukları gerekçesiyle Arafat vakfesi yapmazlardı Yüce Allah bu âyet ile Arafat’ta vakfe yapılmasını kesin olarak emretmiştir. Peygamberimiz ( a.s) da “Hac, Arafat’tır”

buyurmuştur. Vakfe’nin haccın rüknü olduğu konusunda ümmetin icmaı hâsıl olmuştur. Arafat vakfesinin şartları, vacipleri, sünnet ve müstehapları vardır.
1. Arafat Vakfesinin Rüknü
Arafat vakfesinin bir rüknü vardır, o da Arafat sınırları içerisinde belirlenen zaman diliminde kısa bir süre bulunmaktır. Bir kimse ihramlı olarak belirlenen zaman dilimi

içerisinde bilerek veya bilmeyerek, uyanık veya uyuyarak, ayık veya baygın olarak, oturarak, yürüyerek veya vasıta içerisinde, abdestli veya abdestsiz, cünüp, adetli ve

loğusalı, niyetli veya niyetsiz kısa bir süre Arafat’ta bulunsa vakfe yapmış olur.
2. Arafat Vakfesinin Geçerli Olmasının Şartları
Arafat vakfesinin geçerli olmasının üç şartı vardır :
a) Hac için ihrama girmiş olmak
b) Vakfeyi Arefe günü ( 9 Zilhicce) güneşin zeval noktasına gelmesinden kurban bayramın birinci günü ( 10 Zilhicce) fecr-i sadığa kadar olan süre içinde yapmak.
***
Hanbelî mezhebine göre vakfe, Arefe günü fecr-i sadıktan bayramın birinci günü fecr-i sadığa kadar yapılabilir.
c) Vakfeyi Arafat’ta yapmak. Arafat sınırları dışında yapılan vakfe geçerli olmaz.
***
Mâlikî mezhebine göre, ayr›ca gecenin bir cüz’ünde Arafat’ta bulunmak vakfenin geçerli olması için şarttır. Güneş batmadan önce Arafat’tan ayrılıp bir daha dönmeyen kimsenin

haccı bâtıl olur. Süresi içinde kısa da olsa bir müddet Arafat’ta vakfe yapmayan kimse hacca yetişememiş olur. Bu kimsenin daha sonraki yıllarda yeniden haccetmesi gerekir.
3. Arafat Vakfesinin Vacibi
Arefe günü gündüz Arafat’a çıkmış olanların güneş batıncaya kadar Arafat’ta beklemeleri vaciptir.
Peygamberimiz ( a.s.), güneş batıncaya kadar Arafat’ta beklemiştir.Gündüz Arafat’ta bulunmayıp güneş battıktan sonra Arafat’a gelenler, Arafat vakfesini yapmış olurlar, bu

kimseler için her hangi bir ceza da gerekmez.
***
Mâlikî mezhebine göre Arafat’ta güneş batıncaya kadar beklemek gerekmez. Az da olsa gündüz Arafat’ta bulunmakla vacip yerine gelmiş olur. Vakfe yapan kimse gündüz Arafat’tan

ayrılması durumunda vakfesinin geçerli olabilmesi için geceleyin gelip kısa bir süre de olsa Arafat’ta bulunması gerekir.
4. Vakfenin Yapılacağı Yer Urene vadisi hariç Arafat’ın her tarafı vakfe yeridir. Peygamberimiz ( a.s.),
“ Arafat’ın her yeri vakfe yeridir”.“( Ancak) Urene Vadisi’nden uzak durun” buyurmuştur.
Urene vadisi, Harem sınırı ile Arafat arasındaki mevkidir, Arafat’a dahil değildir. Mekke istikametinde bulunan Urene vadisi dışında Arafat’ın her hangi bir yerinde vakfe yapan

kimse haccın bu aslî rüknünü
yerine getirmiş olur.
5. Vakfenin Yap›lacağı Zaman
Vakfenin yapılacağı zaman, Arefe günü ( 9 Zilhicce) güneşin zevalinden sonra başlar, kurban bayramın birinci günü ( 10 Zilhicce) fecr-i sadığa kadar devam eder. Bu zaman

diliminde Arafat’ta vakfe yapmayan kimse haccın bu aslî rüknünü yerine getirmemiş ve neticede hac yapmamış olur. Arefe günü öğle vaktinden önce, bayramın birinci günü sabah

namazı vaktinin girdiği andan sonra yapılan vakfe geçerli olmaz.
“Fecir doğmadan önce Arafat’a yetişen kimse hac yapmış olur”, “Kim Müzdelife gecesi sabah namazından önce Arafat’a gelirse haccı tamam olmuştur” anlamındaki hadisler, Arafat

vakfesinin son zamanını bildirmektedir.
Peygamberimiz ( a.s.) zevalden sonra vakfe yapmış ve “Haccın menâsikini benden alınız” buyurmuştur.
***
Ahmed b. Hanbel’e göre Arafat vakfesinin zamanı, Arefe günü fecri sadıkla başlar, bayramın birinci günü fecr-i sadıkla sona erer. İmam Mâlik’e göre Arafat vakfesinin vakti,

Arefeyi bayrama bağlayan gece vaktidir. Az da olsa Arafat’ta geceleyin vakfe yapmayan kimse Arafat vakfesi yapmamış sayılır.
Arafat’ta vakfe yapmayan kimse hac yapmamış olur. Bu kimsenin başka bir yıl yeniden hac yapması gerekir.
6. Arafat Vakfesinin Sünnetleri
a) Arefe günü sabah› güneş doğduktan sonra Mina’dan Arafat’a hareket etmek.
b) Zeval vaktinden önce Arafat bölgesinde bulunmak.
c) Mümkünse vakfe için gusletmek.
d) Öğle namazı öncesinde Nemîre Mescidi’nde hutbe okunması.
e) Oruçlu olmamak.
f) Vakfe esnasında abdestli ve kıbleye yönelik bulunmak.
g) Mümkün olduğu kadar vakfeyi “Cebelü’r-Rahme” denilen tepenin yak›n›nda yapmak.
h) Öğle vakti olunca öğle ve ikindi namazlarını birleştirerek kılmak ( cem‘-i takdîm).

Peygamberimiz ( a.s.) Arafat’ta öğle namazı ile ikindi namazını öğle vaktinde birleştirerek kılmıştır.
Ebû Hanîfe’ye göre öğle ile ikindi namazının cem‘-i takdîm ile kılınabilmesi için; Arefe günü hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmak ve namazı Mescid-i Nemîre’de “cemâat-i

kübrâ” ile kılmak gerekir. Aksi halde her namaz kendi vaktinde kılınır. Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî, Hanbelî ve Mâlikî mezheplerine göre, Arefe günü hac için ihramlı

olanların, öğle ile ikindi namazlarını; ister Nemîre Mescidi’nde ister çadırlarda,ister cemaatle, ister münferit olsun herkesin cem‘-i takdîm ile kılması sünnettir.
Cem-i takdîm ile namaz şöyle kılınır : Ezan okunduktan sonra önce öğle namazının ilk sünneti kılınır, sonra kamet getirilir ve öğlenin farzı kılınır, tekrar kamet getirilir ve

ikindinin farzı kılınır. İki farz arasında sünnet ve nafile kılınmaz. Her iki farzdan sonra telbiye ve teşrik tekbirleri okunur. Vakfeyi, cem‘-i takdîm ile kılınan namazdan

sonra yapmak. Vakfe esnasında ayakta durmak oturmaktan daha faziletlidir.
i) Gün boyunca, Kur’an okumak, telbiye, zikir, tehlîl, tekbir, tespih, dua ve istiğfar gibi ibadetleri çokça yapmak.
Mukim olanlar, Arafat’ta öğle ve ikindi namazlarını tam kılarlar. Namazları tam kılanlar da cem-i takdîm yaparlar.
Hacda seferilik :
Hanefî mezhebine göre Arafat öncesi Mekke’de 15 gün ve daha fazla, diğer mezheplere göre giriş ve çıkış günleri hariç 4 gün ve daha fazla kalan kimse mukîm sayılır ve

namazlarını tam kılar. Bu sürelerden az kalacak olan kimse ise seferî sayılır ve dört rekatlı namazları iki rekat olarak kılar. Ancak İmam Malik’e göre mukîm olsun misafir

dolsun Arafat’ta herkesin namazları seferî olarak kılması sünnettir. Cemaatle kılınan namazlarda imam mukim ise namazları tam kıldırır. Cemaat misafir de olsa imama uyarak

namazı tam kılar. Arafat, Müzdelife ve Mina’da da hüküm aynıdır. ( Kâsanî II, 152) Arafat vakfesi, Cuma gününe rastlarsa mukim olsun veya misafir olsun Cuma namazı Arafat’ta

vakfe yapanlara farz olmaz.

-------------------

Müzdelife – Müzdelife vakfesi nedir?

Müzdelife Arafat ile Mina arasında olup, Muhassır vadisine kadar olan bölümün adıdır.

Müzdelife ismi Arapça zelefe kelimesinden türemiş olup, yaklaşmak anlamındadır. Yaklaşma kökünden türediği için bu isim için birden fazla rivayet bulunmaktadır.

Bunlardan biri Hz.Havva ile Hz.Adem’in ilk defa burada buluşmalarıdır. Bir başka açıklamada Müzdelife denmesinin sebebi olarak hac esnasında müslümanların burada toplanmaları ve

Mina’ya yaklaşmaları olarak gösterilmektedir.

Müzdelife denince akla burada yapılan Müzdelife vakfesi gelmektedir. Haccın vaciplerinden olup, bayram gece yarısından sonra sabaha kadar yapılır. Hacı adaylarının bu süre

içerisinde burada bulunmaları vakfe görevini yerine getirmeleri için yeterli görülmektedir. Sünnet olan ise sabah namazından sonra yapılmasıdır ancak müslümanların kalabalık

olması ve benzer sebeplerle müzdelife vakfesini yapıp gece bu bölgeden ayrılmalarında bir sakınca görülmemektedir. Vacip olduğu için yapılmadığı durumda Haccı iadesini

gerektirmez. Hacı adaylarının arefe gününü bayram gününe bağlayan geceyi burada geçirmeleri sünnettir.

Müzdelife vajfesinin geçerli olabilmesi için bazı şartlar aranır. Bunların birincisi ihramlı olmaktır. İkinci şart, arafat vakfesini yapmış olmaktır. Üçüncü şart ise mekanla

ilgilidir. Vakfenin muzdelife sınırları yani muhassır vadisi dışında olması, meş’ar i haram bölgesinde yapılması sünnettir.
Peygamber efendimiz Müzdelife vakfesini Meş’aru-l Haram denilen mevkide yapmıştır. Müzdelife’de akşam ile yatsı namazı cem edilir. Yatsı namazı akşam vaktinde değil, akşam

namazı, yatsı namazı vaktinde kılınır. Buna cem-i te’hir denir. Bu namazın cemaatle kılınması daha evladır. Bu namazlar yatsı vaktinin çıkmasından endişe edilmedikçe Arafat’ta

veya yolda kılınmaz, kılındığı takdirde, henüz yatsı vakti çıkmadan Müzdelife’ye ulaşılırsa, Ebû Hanîfe’ye göre yeniden kılınır.

Bu bölgede şeytan taşlamak için taş toplanabilir. Toplanması gereken taşların sayısı yaklaşık 70 adettir. Eğer burada taş toplanamazsa Mina bölgesinde de taş toplanabilir.

Müzdelife vakfesi esnasında arafat vakfesinde olduğu gibi tekbir, telbiye, salavat, tehlil getirilebilir. Müminler içlerinden geldiği gibi dua da edebilir, Müzdelife vakfesi

duasını okuyabilirler.

Muzdelife vakfesinin zamanı hakkında bilgi vermek gerekirse, 9 Zilhicce’yi 10 Zilhicce’ye bağlayan gece hacılar Arafat Vakfesini tamamlamasının ardındn buraya hareket ederler.

--------------------
Vakfe Nedir?

"Vakfe", durmak demektir. Arafat Vakfesi ise belirlenen zamanda hac için ihramlı olarak Arafat sınırları içinde bulunmaktır. Arafat vakfesi, haccın en önemli rüknüdür. Çünkü

süresi içinde orada bulunamayanlar o sene hacca yetişememiş sayılırlar. Hz.Peygamber "Hac Arafattır" buyurmuştur.

Arafat Vakfesinin Zamanı

Arafat vakfesinin zamanı, Zilhiccenin 9. günü, yani Arefe günü öğleyin Güneş’in tepe noktasına gelip Batı’ya meyletmeye başladığı andan ( Zeval vaktinden) bayramın birinci günü

fecr-i sadık dediğimiz tan yerinin ağarmaya başladığı ana kadarki süredir. Bu süre içinde her ne halde olursa olsun ( uykuda, baygın, vakfenin farkında olsun, ya da olmasın)

bir an orada bulunan kimse vakfe farzını yerine getirmiş olur. Uygulamada ise Arafat vakfesinin yapılışı aşağıda belirtildiği şekildedir.

Arafat’ta Öğle ve İkindi Namazlarının Birleştirilerek Kılmak

Öğle vaktine kadar çadırlarda ibadetle meşgul olunarak bu mübarek mekanın ve zamanın feyzinden ve bereketinden azami derecede istifade etmeye çalışan hacı adayı, öğleye doğru

namaz için hazırlık yapar.

Öğle ezanı okunduktan sonra öğle ve ikindi namazları birleştirilerek kılınır. Buna "Cem-i takdim" denir. Öğle ve ikindi namazı birleştirilerek şöyle kılınır :

Ezan okunduktan sonra, önce öğlenin ilk sünneti kılınır. Sonra kamet getirilerek öğlenin farzı eda edilir. Selam verildikten sonra teşrik tekbiri getirilir. Arkasından tekrar

kamet getirilerek ikindinin farzı kılınır. Selamdan sonra teşrik tekbiri getirilir. Böylece öğle ve ikindi namazı bir ezan ve iki kametle eda edilmiş olur.

Bu iki farz namazı arasında başka namaz kılmak mekruhtur. Bu sebeple öğlenin son sünnetiyle ikindinin sünneti kılınmaz.

Namazdan sonra Vakfe yapılır.

Öğle ve ikindi namazları cem-i takdim ile kılınırken seferî olanlar öğleyi de ikindiyi de ikişer rek’at olarak kılarlar.

Arafat Vakfesinin Yapılışı

Arafe günü Arafat’ta öğle ve ikindi namazları birleştirilerek kılındıktan sonra ayağa kalkılarak kıbleye karşı dönülür. Arafat duasının ayakta yapılması müstehaptır. Telbiye,

tekbir, tehlil ve salavat getirilir. Tevbe, istiğfar ve dua edilir. Esas olan herkesin içinden geldiği gibi dua etmesidir. Ancak isteyenler Dua kitabındaki Arafat Vakfesi

duasını okuyabilirler. Bir süre bu şekilde vakfe yapılıp bol bol dua edildikten sonra hacılar Arafat’tan ininceye kadar kalan süreyi yine ibadet, dua ve zikirle değerlendirmeye

çalışırlar.

Arefe günü hac ihramıyla Arafat’ta bulunmak, bir müslüman için en büyük nasiplerden biridir. Çünkü, bu kutsal yerde ve bu mübarek zaman diliminde yapılan ibadetler geri

çevrilmez. Bu itibarla müslüman Arafat’ta gönlünü her türlü dünyevi düşünce ve gailelerden arındırarak, bütün samimiyetiyle Allah’a yönelmeli, el açıp yalvarmalı, içine düştüğü

günahları hatırlayıp göz yaşları içinde tevbe etmeli, af ve mağfiret dilemeli, kendisi, anne-babası, kardeşleri, çocukları, yakınları, milletinin fertleri ve tüm müslümanlar

için içtenlikle dua etmelidir.

Arafat’ta içinde bulunulan zaman diliminin her dakikasının çok büyük kıymeti vardır. Bu değerli vakitleri faydasız konuşmalarla, lüzumsuz meşguliyetlerle ve pek gerekli olmayan

eş-dost ziyaretleri ile geçirip heba etmemelidir. Hele hele başkalarına sıkıntı ve eziyet vermekten, kötü söz ve davranışlardan, haklı bile olsa bir takım gereksiz

tartışmalardan şiddetle sakınmalıdır. Bilinmelidir ki, bu mübarek yerde sevaplar nasıl kat kat olursa, günahlar da öylece katlanır.

Güneş battıktan sonra Arafat’tan Müzdelife’ye intikal başlayacağından, akşama yakın gerekli şahsi hazırlıklar yapılır. Güneşin batmasıyla birlikte Arafat’tan Müzdelife’ye doğru

hareket başlar. Kafileler belli bir plan dahilinde yola çıkarlar. Akşam namazı, Müzdelife’de yatsı vaktinde, yatsı namazıyla birleştirilerek ( cem-i tehirle) kılınacağı için,

kendi vaktinde kılınmaz. Yolda yine telbiye, tekbir, tehlil, salavat ve duaya devam edilir. Elden geldiğince bu kıymetli vakitler değerlendirilmeye çalışılır. Müzdelife’ye

varınca yatsı vaktinde, akşam ve yatsı namazı birleştirilerek kılınır.

----------------------

Vakfe nedir?

Mekke civarındaki Arafat dağının bulunduğu yerde bir miktar durmaya vakfe denir. Haccın rükünlerindendir.

Bu rükün yerine getirilmeden hac bozulur, sahih olmaz. Bu sebeble Peygamberimiz : "Hac, Arafat'tır" buyurmuştur. Vakfenin şartı vakittir. Vakitten kasıd ise, Zilhicce'nin 9.

günü yani arefe günü öğleden itibaren Kurban bayramının 1. günü fecrin doğuşuna kadar olan süre içinde Arafat'da bir müddet bile olsa bulunmaktır.

Bu süre içinde Arafat'a ulaşamayanların haccı batıl olur, bozulur. Arafat'da vakfe için niyet şart olmadığı gibi, vakfede bulunduğu yerin Arafat olduğunu bilmek de gerekmez.

Yeter ki vakit içinde orada bulunsun. Arafat, Mekke-i Mükerreme'nin güney doğusunda altı saat uzaklıkta bulunan bir yerdir.

Arafat vakfesi; Hac yapacaklar için Arafat'da durmak zamanıdır. Arafat'da durma zamanı Zilhicce ayının dokuzuna rastlayan Arefe gününün zeval vaktinden itibaren Kurban bayramı

ilk gününün fecrinin doğuşuna kadar olan zamanın herhangi bir kısmıdır. Bu müddet içinde bir dakika dahi olsa, beklemekle bu farz yerine gelmiş olur. Bu Arafat'da uyanık bir

halde durmakla uyumak veya baygın bulunmak halleri eşittir.
Vakfenin geçerli olmasının şartları

Vakfenin geçerli ( sahih) olabilmesinin iki şartı vardır.
1. Hac için ihramlı olmak,
2. Vakfeyi özel ( belirli) yer ve zamanda yapmak.
Vakfenin yeri

Vakfenin yeri, Arafat bölgesidir. Arafat bölgesinin Mekke tarafındaki sınırı, “Ürene Vadisi”dir. Ürene vadisi dışında Arafat bölgesinin her yerinde vakfe yapılabilir. Bu vadi

Arafat bölgesinden değildir. Burada bulunan “Nemire Mescidi”nin kıble ( kuzeybatı) tarafından bir kısmı da vakfe yerinin dışında kalmaktadır.
Vakfenin zamanı

Zilhiccenin 9. Arefe günü zeval vaktinden yani güneşin tepe meridyeni üzerine geliş vaktinden bayramın ilk günü “fecr-i sadık” denilen tan yerinin ağarmaya başladığı zamana

kadar geçen süredir. Bu konuda mezhepler arasında görüş ayrılığı yoktur. Sadece Hanbelilere göre vaktin ilk anı, Arefe günü fecr-i sadık ile başlar.

vakfe

Vakfenin sahih olması için niyet, akıl ve ilim ( Arafat’ta bulunduğunu ve vakfe yaptığını bilmek) şart olmadığından, belirtilen süre içinde ister şuurlu, ister şuursuz, ister

uykuda, ister uyanık, ister abdestli, ister abdestsiz her ne halde olursa olsun, bir an Arafat sınırları içinde bulunan, hatta oradan geçen kimse vakfeyi yapmış olur.

Hanefilere göre, Arefe günü gündüz Arafat’ta bulunanların, mazeretsiz olarak güneş batmadan önce Arafat’tan ayrılmamaları vaciptir. Mazeretsiz olarak ayrılan kimse, henüz güneş

batmadan bu bölgeye tekrar dönerse, bir şey gerekmez; aksi halde ceza ( dem) gerekir. Fakat gündüz Arafat’ta bulunmayıp güneş battıktan sonra gelenlere bir ceza gerekmez.
Şafilere göre, güneş batmadan ayrılanlara da ceza gerekmez.

Maliki mezhebinde ise, gecenin bir cüzünde Arafat’ta bulunmak vakfenin sıhhat şartıdır. Güneş batmadan Arafat’tan ayrılıp bir daha dönmeyen kişinin haccı batıl olur. Gündüzün

çok az da olsa bir kısmında Arafat’ta bulunmak Malikiler’e göre vaciptir. Süresi içinde kısa da olsa bir müddet Arafat’ta bulunamayanlar hacca yetişememiş olurlar. Daha sonraki

senelerde yeniden haccetmeleri gerekir.
Arafat vakfesinin sünnetleri

1. Zilhiccenin 8. terviye gününü Arefe gününe bağlayan geceyi Mina’da geçirip, Arefe günü sabahı güneş doğduktan sonra Arafat’a hareket etmek.
2. Zeval vaktinden önce Arafat bölgesinde bulunmak ve mümkünse vakfe için gusletmek.
3. Zeval vaktinden sonra öğle namazından önce Nemire Mescidi’nde hutbe okunması.
4. Öğle ve ikindi namazlarını cem`-i takdim ile kılmak.
5. Vakfe esnasında abdestli ve kıbleye yönelik bulunmak.
6. Vakfeyi cem`-i takdim ile kılınan namazdan sonra yapmak.
7. Mümkün olduğu kadar vakfeyi Cebel-i Rahme denilen tepenin yakınında yapmak.
8. Oruçlu olmamak.
9. Gün boyunca telbiye, zikir, tesbih, dua ve istiğfar gibi ibadetleri çokça yapmak. Kendisi, anne ve babası, çocukları ve bütün müslümanlar için dua ve istiğfarda bulunmak.
10. Vakfe esnasında ayakta durmak oturmaktan, binek üzerinde bulunmak ayakta durmaktan daha
faziletlidir.

--------------------

Vakfe, şüphe, yaya sarılan sinir. Haccın bir rüknü. Bir fıkıh terimi olarak; Arafat’ta arefe günü, güneşin zevalinden, kurban bayramı sabahı şafak sökünceye kadar, kısa bir süre

de olsa durmak demektir. Bu duruşa “vukûf” denir.

Hz. Peygamber, ” Hac Arafat’tır” ( Tirmizî, Tefsîru Sûre 2/22; Ebû Dâvud, Menâsik, 68; İbn Mâce, Menâsik, 57) buyurmuştur. Bu yüzden vakfe yapamayan kimse haccı kaçırmış olur

ve ertesi yıl yeniden hac yapar. Bugün belirli sınırlarla çevrelenen Arafat’ın her yeri vakfe yeridir. Hadiste, “Arafat’ın tamamı vakfe yeridir” ( Müslim, Hacc,149; Ebû Dâvud,

Savm, 5, Menâsik, 56, 64) buyurulur. Ancak Urene vadisi, Şeytan vadisi olarak nitelendirilerek, vakfe yeri dışında tutulmuştur ( İbn Mâce, Menâsik, 55, 73).

Arafat’ın Cebelü’r-Rahme ( Rahmet Dağı) denilen yerine vakfe yapmak daha faziletlidir. Hanefî, Malikî ve Hanbelîlere göre, Arafat’ta gece ile gündüzün arasını birleştirmek için

güneş batıncaya kadar kalmak vaciptir. Çünkü Hz. Peygamber böyle yapmış ve “Hac ile ilgili ibadetlerinizi benden alınız” ( Ahmed b. Hanbel, III, 318, 366) buyurmuştur. Bu

yüzden, güneşin gurubundan önce Arafat’tan ayrılana kurban cezası gerekir. Ancak Şafiiler gurûba kadar kalışı sünnet kabul ederler.

Arefe günü Arafat’ta süresi içinde bir an bulunan kimse haccın bir rüknünü eda etmiş olur.

Geride ikinci rükun olan ziyaret tavafı kalmış olur. Vakfe için abdestli bulunmak, avret yerlerini örtmek, kıbleye dönmek veya niyet etmek şart değildir. Bu duruma göre,

abdestsiz, cünüp, hayızlı veya nifaslı kimsenin yapacağı vakfe de geçerlidir. Çünkü Hz. Âişe Rasûlüllah ( s.a.s)’in emriyle hayızlı iken vakfe yapmıştır ( bk. el-Kâsânî, el-

Bedâyi’, II, 125, 127; el-Meydânî, el-Lübâb fi Şerhi’l-Kitâb, İstanbul, t.y., I,191,192; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Mısır, t.y., II, 237; İbn Rüşd, Bidâyetü’- Müctehid, Mısır

t.y., I, 335 vd; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihali, İstanbul 1991 582, 583).

Arafat’ta vakfe sırasında uykuda olmak, baygın bulunmak veya vakfe yapmakta olduğu bilmemek vakfeye engel değildir. Çünkü belli yerde “durma” gerçekleşmiş olur. Bilmeme niyetle

ilgili bir husustur. Halbuki vakfede niyet şart değildir.

Diğer yandan vakfeden önce boy abdesti almak ve dua yapmağa çalışmak müstehaptır, çünkü Arafat, arafe günü Cuma ve iki bayram gibi toplanma günüdür.

Arafe günü güneş batınca, hac kafilesi başkanı ile hacılar Müzdelife’ye geçerler, Müzdelife’de ateş yakılan Meş’ar-i Haram denilen Kuzah dağının yakınına konaklamak müstehaptır.

İmam akşam namazı ile yatsıyı namazını birleştirerek kıldırır, sabah namazını da biraz karanlıkta kıldırır.

Sonra imam ve onunla birlikte insanlar Müzdelife vakfesi yaparlar. Bu vakfe de vaciptir. Bunun vakti şafağın sökmesinden güneşin doğuşuna kadardır. Süre isterse bir an olsun.

Ayette şöyle buyurulur : “Ârafat’tan sel gibi akıp inerken Meş’arı Haram da Allah’ın adını anın” ( el Bakara, 2/198 ). Hadiste şöyle buyurulur : “Kim bizim şu sabah namazında

hazır bulunur, biz ayrılıncaya kadar bizimle bizimle birlikte vakfe yapar ve daha önce gece veya gündüz Arafat vakfesini de yapmış olursa, onun haccı tamam olur” ( Nesaî,

Menâsik, 211; Tirmizî, Hacc, 57).

Müzdelife vakfesi bir özür sebebiyle terkedilirse birşey gerekmez. Çünkü Hz. Peygamber bu vakfeyi yapmayan zayıf kimselere keffareti emretmemiştir. Özürsüz terk ise kurban

cezasını gerektirir ( el-Kâsânî, a.g.e., II, 135, vd.; İbnü’l-Hümâm, Fethul-Kadîr, II, 169; el-Meydânî, I, 186 vd.; İbn Kudâme, el-Muğnî, II, 417 vd.).






















_______________

Kaynaklar :

Dinimiz islam
sorusorcevapbul
Büyük islam ilmihali
kurbanvehac
diyadinnet
hacveumre
hacvemikat
diyanet
nedir com
bilmesekolmaz

israNur

Misafir

2

Monday, September 12th 2016, 3:20am

Teşekkür ederim paylaştığın için ellerine sağlık.

Yer Imleri:

Boardumuzda Neler Var

rasittunca.com - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi