Giriş yapmadınız.

  • Giriş

Sayın ziyaretçi, Raşit Tunca Board sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,936

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

1

Tuesday, June 21st 2016, 2:06pm

Selamın Anlamı ve Selamlaşmanın Önemi Nedir? Kimlere Selam Verilmez?




Selamın Anlamı ve Selamlaşmanın Önemi Nedir? Kimlere Selam Verilmez?



"ŞÜPHESİZ Kİ, ALLAH KATINDA İNSANLARIN EN İYİSİ, ÖNCE SELAM VERENDİR" ( Hz. Muhammed ( sav))

Selam; barış, rahatlık, esenlik, Müslümanların birbirleriyle karşılaştıkları zaman, karşılıklı olarak sağlık ve esenlik dileklerini sunmaları, yani birinin diğerine "Selamın

aleyküm" ( Selam sizin üzerinize olsun, Allah her türlü kazâdan ve beladan korusun!) demesi; diğerinin ise : "Ve aleykümü's-selam ve rahmetullahi ve berekatüh" ( Allah'ın

selamı, rahmet ve bereketi sizin de üzerinize olsun!) şeklinde cevap vermesi anlamına gelen bir İslam ahlakı terimidir.

Müslümanlar arasında, bir dostluk ve iyi niyet işareti olan selamı, vermek sünnet; almak ise farzdır.

Rasulullah ( sav) Efendimizin selam ile ilgili hüküm ve talimatı şöyledir :

“Küçükler büyüklere, binekli atlı veya arabalı olanlar yayalara, yürüyenler, oturanlara; arkadan gelenler yetişince öndekilere; iki grup karşılaştığı zaman az olanlar çok

olanlara önce selam verirler” ( Buhârî).

Gruplar arası selamlaşmada ise, grubun birinden bir kişinin selam vermesi, diğer gruptan da bir kişinin alması yeterlidir. ( Ebu Dâvud, Edeb, 141). Şayet gruptan hiç kimse

selamı almazsa, o grupta bulunan herkes günahkâr olur.

İslâmî âdâba göre bir gruptan ayrılırken ayrılan kişi tarafından da selam verilmesi gerekmektedir ( Ebu Dâvud, Edeb, 139).

Bir kimseden selam getiren birisine :

"Aleyhi ve aleyke's-selam!" şeklinde cevap verilir. Bir mektuba yazılmış bir selam için ise : "Ve aleyke's-selam" denilir yahut mektubun cevabına bu ifade yazılır.

Selam verirken veya alırken eğilmek doğru değildir. Selam verildiği takdirde alamayacak durumda olanlara ise, selam vermek doğru değildir. Meselâ, namaz kılanlara, Kur'an-ı

Kerim okuyanlara, hutbe dinleyenlere, ilimle meşgul olanlara, yemek yiyenlere selam verilmez. Dolayısıyla bu durumda iken verilen selamı almamanın bir sorumluluğu yoktur.

Aynı şekilde Müslüman olmayanlara selam verilmez. Ehl-i kitaptan birisi selam verdiği takdirde ise, yalnızca "Ve aleyküm!" denilir, ( Riyazü's-Sâlihîn Tercümesi, II, 242-243).

İslam toplumu içinde selamı yaymak, hem Allah'ın bir emri hem de Hz. Peygamberin sünnetidir. Yüce Rabb’imiz şöyle buyurur :

"Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu, sizin için daha iyidir" ( Nûr/27). Bir başka ayette

de Yüce Rabb’imiz şöyle buyurur : "Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya aynıyla karşılık verin..." ( Nisa/86). Bu ayetlerden selamı yaymanın

önemli bir sünnet olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Rasulullah ( sav) Efendimiz de, birçok hadis-i şerifte selamın önemi ve yaygınlaştırılmasının gereği üzerinde durmuştur. Bir sahabe Efendimiz ( sav)'e : "İslam’ın hangi işi

daha hayırlıdır" diye sorduğunda, Rasulullah ( sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur : "Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selam vermendir" ( Buhari, İman, 6-20).

Yine Peygamber Efendimiz ( sav) şöyle buyurmuşlardır :

"İman etmedikçe cennete giremezsiniz : birbirinizi sevmedikçe olgun bir îmana sahip olamazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi?

Aranızda selamı yayınız!" ( Müslim, İman, 93).

"Şüphesiz ki, Allah katında insanların en iyisi, önce selam verendir" ( Ebû Davûd, Edeb, 133) hâdisinden ise, selam vermede acele etmenin daha büyük sevap olduğu

anlaşılmaktadır.

Gerek ayetlerden ve gerekse hadislerden anlaşıldığına göre selamı yaymak, insanlar arasında dostluk, sevgi ve barışın yaygınlaştırılması, Müslümanların kalplerinin birbirlerine

ısındırılması bakımından son derece önemlidir.

O halde, İslâm toplumunda dost ve ahbaplarla, arkadaş, tanıdık kısaca bütün Müslümanlarla sevgi, saygı ve samimiyet duygularının geliştirilebilmesi için, karşılıklı olarak selam

verip-almak gereklidir. Selam, yalnızca dışarıda, sokakta, iş yerlerinde verilip-alınmaz; evde de selam verilip-alınmalıdır. Peygamber Efendimiz ( sav) bu konuda da, yanında

büyüttüğü Hazreti Enes ( ra)'a şöyle buyurmuştur :

"Oğlum! Ailenin yanına girdiğinde selam ver ki Sana ve ev halkına bereket olsun" ( Tirmizî, İstizan, 20).

O halde, kendi evimize geldiğimizde, kendimize ve evdekilere selam vermemiz gerekiyor. ( Nûr/61) Akşam yatıp, sabahleyin kalkıldığında da, evde bulunan herkese karşılıklı selam

verip-almak gerekmektedir. Böyle davranmakla, karşılıklı olarak Müslümanların birbirlerine sağlık, huzur, barış ve esenlik dilemesi gerçekleşmiş olur. Bir aile ve toplum

fertlerinin, birbirlerine bundan daha iyi dilekte bulunmaları düşünülemez.

-----------------------------
SELAMLAŞMA İLGLİ AYET-İ KERİMELER

“Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” ( Nisâ Sûresi 86)

“Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine ( ganimete) göz dikerek, “Sen

mü’min değilsin” demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu ( müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın.

Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” ( Nisâ Sûresi 94)

“Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip ( izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır.

Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.” ( Nur Sûresi 27)

Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin

evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya

anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur.

Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. ( Nur

Sûresi 61)

“Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der ( geçer)ler.” ( Furkan Sûresi 63)

“Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selâm olsun size ( bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz”

derler.” ( Kasas Sûresi 55)

“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.” ( Ahzâb Sûresi 56)

“Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selâmlamadığı

selâmla selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası!” (

Mücâdele Sûresi 8 )

SELAMLAŞMA İLE İLGLİ HADİS-İ ŞERİFLER

Selâmın ve Selâmlaşmayı Yaygınlaştırmanın Fazîleti ile İlgili Hadisler

Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ şöyle dedi :

Bir adam, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e :

– İslâm’ın hangi özelliği daha hayırlıdır, diye sordu? Resûl-i Ekrem :

“Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selâm vermendir” buyurdu. ( Buhârî, Îmân 20; İsti‘zân 9, 19; Müslim, Îmân 63.)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Allah Teâlâ Âdem sallallahu aleyhi ve sellem’i yaratınca ona :

– Git şu oturmakta olan meleklere selâm ver ve senin selâmına nasıl karşılık vereceklerini de güzelce dinle; çünkü senin ve senin çocuklarının selâmı o olacaktır, buyurdu.

Âdem aleyhi’s-selâm meleklere :

– es-Selâmü aleyküm, dedi. Melekler :

– es-Selâmü aleyke ve rahmetullâh, karşılığını verdiler. Onun selâmına “ve rahmetu’l-lâh”ı ilâve ettiler. ” ( Buhârî, Enbiyâ 1; İsti’zân 1; Müslim, Cennet 28 )

Ebû Umâre Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle demiştir :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize şu yedi şeyi emretti : Hasta ziyaretini, cenâzeye iştirak etmeyi, aksırana hayır dilemeyi, zayıfa yardım etmeyi, mazluma yardımcı

olmayı, selâmı yaygın hale getirmeyi ve yemin edenin yemininin yerine gelmesini temin etmeyi. ( Buhârî, Mezâlim 5; Müslim, Libâs 3)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı

yayınız. ” ( Müslim, Îmân 93)

Ebû Yûsuf Abdullah İbni Selâm radıyallahu anh şöyle dedi :

Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i :

“Ey insanlar! Selâmı yayınız, yemek yediriniz, akrabalarınızla alâkanızı ve onlara yardımınızı devam ettiriniz. İnsanlar uyurken siz namaz kılınız. Bu sayede selâmetle cennete

girersiniz” buyururken işittim. ( Tirmizî, Kıyâmet 42)

İmrân İbni Husayn radıyallahu anhümâ şöyle dedi :

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve :

– es-Selâmü aleyküm, dedi. Hz. Peygamber onun selâmına aynı şekilde karşılık verdikten sonra adam oturdu. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem :

– “On sevap kazandı” buyurdu. Sonra bir başka adam geldi, o da :

– es-Selâmü aleyküm ve rahmetullah, dedi. Peygamberimiz ona da verdiği selâmın aynıyla mukâbelede bulundu. O kişi de yerine oturdu. Hz. Peygamber :

– “Yirmi sevap kazandı” buyurdu. Daha sonra bir başka adam geldi ve :

– es-Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh, dedi. Hz. Peygamber o kişiye de selâmının aynıyla karşılık verdi. O kişi de yerine oturdu. Efendimiz :

– “Otuz sevap kazandı” buyurdular. ( Ebû Dâvûd, Edeb 132)

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana :

– “Şu zât Cibrîl aleyhi’s-selâm’dır; sana selâm ediyor” buyurdu. Ben de :

– Ve aleyhi’s-selâm ve rahmetullâhi ve berekâtüh, dedim. ( Buhârî, Bed’ü’l-halk 6; İsti’zân 16; Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 90–91)

Bu hadis, Buhârî ve Müslim’in bir kısım rivayetlerinde buradaki şekilde “ve berekâtüh” ziyadesiyle, bazı rivayetlerde ise “ve berekâtüh” olmaksızın nakledilmiştir. Kaide olarak,

güvenilir râvilerin ziyadesi makbuldür.

Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bir söz söylediği zaman, onunla ne kasdettiğinin iyice anlaşılması için sözünü üç defa

tekrarlardı. Bir topluluğun yanına geldiğinde onlara üç defa selâm verirdi. ( Buhârî, İlm 30; İsti’zân 13)

Mikdâd radıyallahu anh, uzun bir hadisinde şöyle dedi :

Biz, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in süt hissesini ayırıp kaldırırdık. Resûl-i Ekrem geceleyin gelir, uyuyanı uyandırmayacak, uyanık olanlara işittirecek şekilde selâm

verirdi. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bir gece geldi, yine her zamanki gibi selâm verdi. ( Müslim, Eşribe 174)

Esmâ Binti Yezîd radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gün mescide uğradı. Kadınlardan oluşan bir cemaat orada

oturmaktaydı. Hz. Peygamber onlara eliyle işaret ederek selâm verdi. ( Tirmizî, İsti’zân 9)

Ebû Ümâme radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“İnsanların Allah katında en makbulü ve O’na en yakın olanı, önce selâm verendir. ” ( Ebû Dâvûd, Edeb 133)

Ebû Cürey el-Hüceymî radıyallahu anh şöyle dedi :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve :

– Aleyke’s-selâm yâ Resûlallah! dedim. Peygamber Efendimiz :

– “Aleyke’s-selâm deme; çünkü aleyke’s-selâm ölülere verilen selâmdır” buyurdu. ( Ebû Dâvûd, Libâs 24; Tirmizî, İsti’zân 27)

Selâmın Âdâbı ile İlgili Hadisler

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Binitli olan yürüyene, yürüyen oturana, sayıca az olan çok olana selâm verir. ”

Buhârî, İsti’zân 5, 6; Müslim, Selâm 1; Âdâb 46. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 134; Tirmizî, İsti’zân 14

Buhârî’nin bir rivayetinde : “Küçük büyüğe selâm verir” ilâvesi vardır. ( Buhârî, İsti’zân 7)

Ebû Ümâme Suday İbni Aclân el-Bâhilî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“İnsanların Allah katında en makbul olanları, selâma ilk başlayanlardır. ”

Ebû Dâvûd, Edeb 133

Tirmizî’nin Ebû Ümâme radıyallahu anh’den rivayetine göre bir adam :

– Yâ Resûlallah! İki kişi birbirleriyle karşılaşınca onlardan hangisi daha önce selâm verir? diye sordu. Peygamber Efendimiz de :

– “Allah Teâlâ’ya daha yakın olan” buyurdu. ( Tirmizî, İsti’zân 6)

Selâmı Tekrarlamak ile İlgili Hadisler

Ebû Hüreyre radıyallahu anh, namazını, namazın gerektirdiği edeplere riâyet etmeyerek kılan kimse hakkındaki hadisinde belirttiğine göre, o kişi mescide gelip namaz kıldı, sonra

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına geldi ve ona selâm verdi; Resûl-i Ekrem onun selâmına mukâbelede bulundu ve :

“Dön ve namaz kıl, çünkü sen namaz kılmadın” buyurdu. Adam dönüp yeniden namaz kıldı, sonra Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna gelip tekrar selâm verdi. Neticede bu

durum üç defa tekrarlandı. ( Buhârî, Ezân 95, 122; Eymân 15; İsti’zân 18 )

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Sizden biriniz din kardeşine rastladığında ona selâm versin. Eğer ikisinin arasına ağaç, duvar ve taş girer de tekrar karşılaşırlarsa, tekrar selâm versin. ” ( Ebû Dâvûd,

Edeb 135)

Evine Giren Kimsenin Selâm Vermesi İle İlgili Hadisler

Enes radıyallahu anh şöyle demiştir :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana :

“Yavrucuğum! Kendi ailenin yanına girdiğinde onlara selâm ver ki, sana ve ev halkına bereket olsun” buyurdu. ( Tirmizî, İsti’zân 10)

Çocuklara Selâm Verilmesi İle İlgili Hadisler

Enes radıyallahu anh, çocuklara rastladığı zaman onlara selâm verir ve :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem böyle yapardı, derdi. ( Buhârî, İsti’zân 15; Müslim, Selâm 15)

Erkeğin Kadına Selâm Vermesi İle İlgili Hadisler

Sehl İbni Sa’d radıyallahu anh şöyle demiştir :

Aramızda bir kadın –bir başka rivayette yaşlı bir kadın– vardı. Pazı köklerini alır, onları güvecin içine koyup pişirir, biraz da arpa öğütürdü. Biz cuma namazını kılıp

döndüğümüz zaman ona selâm verirdik. O da hazırladığı yemeği bize ikram ederdi. ( Buhârî, İsti’zân 16, Cum’a 40; Hars 21; Et’ime 17)

Ümmü Hânî Fâhite Binti Ebû Tâlib radıyallahu anhâ şöyle dedi :

Mekke’nin fethi günü Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e gelmiştim. Resûl-i Ekrem yıkanıyor, Fâtıma da elinde bir örtüyle ona perde tutuyordu. Ben selâmımı verdim. ( Müslim,

Hayz 70-71, Salâtü’l-müsâfirîn 81-82)

Esmâ Binti Yezîd radıyallahu anhâ şöyle dedi :

Kadınlarla birlikte otururken, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza uğradı ve bize selâm verdi. ( Ebû Dâvûd, Edeb 137; Tirmizî, İst’zân 9)

Îman Etmeyenlere Selâm Verip Almak İle İlgili Hadisler

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Yahudi ve hıristiyanlara öncelikle siz selâm vermeyin. Yolda onlardan biriyle karşılaştığınız zaman, eziyet etmemek şartıyla, onları yolun kenarından yürümeye zorlayınız. ” (

Müslim, Selâm 13)

Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Kitap ehli olanlar size selâm verdiklerinde, onlara : Ve aleyküm, deyiniz. ” ( Buhârî, İsti’zân 22, Mürteddîn 4; Müslim, Selâm 6–9)

Üsâme radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, müslümanlar, müşrikler –puta tapanlar– ve yahudilerden oluşan bir topluluğa rastladı ve

onlara selâm verdi. ( Buhârî, İsti’zân 20; Müslim, Cihâd 116)

Ayrılırken Selâm Vermek İle İlgili Hadisler

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Sizden biriniz bir meclise vardığında selâm versin. Oturduğu meclisten kalkmak istediği zaman da selâm versin. Önce verdiği selâm, sonraki selâmından daha üstün değildir. ” (

Ebû Dâvûd, Edeb 139; Tirmizî, İsti’zân 15)

-------------------

Selam Vermenin Önemi
Selam Vermenin Faziletleri

1) Selam vermek ve almak, Allah-u Teâlâ’nın ve Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bir emridir!

2) Selam, Müslümanlar üzerinde bir haktır!

3) Selam vermek, sünnet, selamı almak farzdır!

4) Selam, konuşmadan öncedir!

5) Selam veren hayra iştirak etmiş olur.

6) Selam vermek, Müslümanların birbirlerini sevmelerine vesiledir.

7) Selam vermek, İslam’ın en hayırlı amellerinden bir ameldir.

8 ) Selam vermek, Allah’a en yakın olma sebebidir.

9) Selam, Allah-u Teâlâ’nın isimlerinden bir isimdir.

10) Selam vermek, Allah-u Teâlâ’nın Adem ( Aleyhisselam)’a verdiği ilk emridir!

11) Selam vermek, sevap kazanmaya sebeptir.

12) Selam vermek, Allah katından bir sağlık dileğidir, mübarektir ve hoştur.
Selam Vermek ve Almak Farzdır!

1) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor :

وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا

“Bir selam ile selamlandığınızda ondan daha iyisiyle veya aynısıyla selamı alın!..”

Nisa 86

2) Hasan ( Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi :

“Selam vermek sünnet, selamı almak farzdır!”

Buhari Edebu’l-Müfred 1040

3) Ebu Hureyre ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

“Müslüman’ın Müslüman üzerindeki hakkı altıdır.”

Sahabeler :

–Onlar nedir? Ya Rasulallah! diye sordular.

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

1) Ona rastladığın zaman selam ver!

2) Seni davet ederse, davetine icabet et!

3) Senden nasihat isterse ona nasihat et!

4) Hapşırınca elhamdulillah derse, ona yerhamukellah de!

5) Hastalanırsa ona hasta ziyareti yap!

6) Öldüğünde arkasından git!”

Müslim 2162/4, 5, Buhari 1239, Buhari Edebu’l-Müfred 991

4) Cabir bin Abdullah ( Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

“Selam kelamdan ( konuşmadan) öncedir!”

Tirmizi 2841
Kişi Bir Yere Girmek İçin İzin İsterken Kapının Önünde Nasıl Durur?

5) Abdullah bin Busr ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir ( kimseye ait) kapıya gelip de ( içeri girmek için) izin istediği zaman kapıya karşı durmazdı! Sağa ve sola dönerdi! Eğer kendisine

izin verilir ise ( içeri girerdi.) ( Eğer kendisine izin verilmezse) dönüp giderdi!

Buhari Edebu’l-Müfred 1078
Bir Yere Girenken veya Oradan Çıkarken Selam Vermek Farzdır!

6) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor :

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

“Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, izin almadan ve ev ahalisine selam vermeden girmeyin!”

Nur 27

7) Ebu Hureyre ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

“Biriniz, bir meclise vardığı zaman selam versin, meclisten ayrılırken de selam versin! Birinci selam sonucundan daha önemli değildir!”

Not : Yani bir yerden çıkarken selam vermek, girerken selam vermekten daha önemlidir!

Ebu Davud 5208, Tirmizi 2848, Buhari Edebu’l-Müfred 1007, 1008

8 ) Ebu Hureyre ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

“Biriniz ( din) kardeşiyle karşılaştığı zaman ona selam versin! Eğer aralarına bir ağaç, duvar veya ( büyükçe) bir taş girer sonra da onunla karşılaşırsa ona yine selam

versin!”

Ebu Davud 5200, Buhari Edebu’l-Müfred 1010

9) Enes bin Malik ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

“Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabı toplu bulunurlardı da, onların ( yürürlerken) karşılarına bir ağaç çıkardı. Bunlardan bir kısmı ağacın sağından ve diğer

bir kısmı ağacın solundan giderdi de, karşılaştıkları zaman birbirlerine selam verirlerdi.”

Buhari Edebu’l-Müfred 1011

10) Muaviye bin Kurre demiştir ki, babam Kurre bana şöyle dedi :

“Hayrını umduğun bir meclisde bulunursun da, herhangi bir ihtiyaç seni aceleyle ayrılmaya sevk ederse :

‘Selamun Aleykum’ de! Çünkü sen böyle yapmakla, o mecliste onlara isabet edecek olan hayra iştirak etmiş olursun. Herhangi bir mecliste oturan insanlar, Allah anılmadan o

meclisten dağılırlarsa, bir eşek leşinden dağılmış gibi olurlar!”

Buhari Edebu’l-Müfred 1009

11) Cabir bin Abdullah ( Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi :

“Evine girdiğinde onlara ( yani ev halkına) Allah katından mübarek ve temiz bir selamla selam ver!”

Buhari Edebu’l-Müfred 1095
Selam, İslam’ın En Hayırlı Ameli, Allah’a Yakınlaşma, Cennete Girme ve Mü’minlerin Birbirini Sevme Sebebi Yapılmıştır

12) Ebu Hureyre ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

“Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki, siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz! Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız! Ben size yaptığınız takdirde birbirinizi

seveceğiniz bir iş göstereyim mi? Selamı aranızda yayın!”

Müslim 54/ 93, Ebu Davud 5193, Tirmizi 2828, İbni Mace 68, Buhari Edebu’l-Müfred 980

13) Abdullah bin Selam ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine’ye geldiğinde söylediği ilk sözü şu oldu :

“Ey insanlar! Selamı yayın! Yemek yedirin! İnsanlar uykuda iken namaz kılın ki selametle cennete giresiniz.”

Tirmizi 2603, İbni Mace 1334

14) Abdullah bin Amr ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Bir adam, Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e :

–İslam’ın hangi ( ameli) daha hayırlıdır? diye sordu.

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

–“Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selam vermendir.”

Buhari 12, Buhari Edebu’l-Müfred 1013, Müslim 39/63, Ebu Davud 5194, İbni Mace 3253, Nesei İman 12, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/169

15) Ebu Umame ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

“İnsanların Allah’a en yakın olanı, onlara ilk önce selam verenleridir.”

Ebu Davud 5197, Tirmizi 2834

16) Enes ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

“Selam, Allah-u Teâlâ’nın isimlerinden bir isimdir. Onu Allah ( selamlaşmak için) yeryüzüne koymuştur. O halde aranızda selamı yayın!”

Buhari Edebu’l-Müfred 989

17) Ebu Hureyre ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

“Allah Azze ve Celle Adem’i kendi suretinde yarattı. Onun uzunluğu altmış arşındır. ( Yani yaklaşık 30 metredir.)

Allah Azze ve Celle Adem’i yaratınca ( ona) :

–Git de şu topluluğa selam ver! buyurdu.

Bunlar meleklerden bir cemaat olup, oturuyorlardı. Sana ne cevap vereceklerini dinle! Çünkü bu senin ve zürriyetin için selam olacaktır, dedi.

Adem’de giderek :

–Es-Selamu Aleykum, dedi.

Melekler :

–Es-Selamu Aleyke ve Rahmetullah, dediler. Ve ona Allah’ın rahmeti sözünü ziyade ettiler. Cennete giren herkes Adem’in suretinde olacaktır. Şimdiye kadar insanların yaratılışı

eksilmekte devam etmiştir.”

Buhari 3326, Buhari Edebu’l-Müfred 978, Müslim 2841/28

18 ) İmran bin Husayn ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Bir adam, Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve :

–Es-Selamu Aleykum! dedi.

Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun selamına aynı şekilde karşılık verdi ve selam veren şahıs oturdu.

Bunun üzerine Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

–“On hasenat.”

Sonra bir başkası geldi ve :

–Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi! diyerek selam verdi.

Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu selamı da aldı ve o adam da yerine oturdu.

Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu adam için de şöyle buyurdu :

–“Yirmi hasenat.”

Sonra bir başkası daha geldi ve :

–Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu! diye selam verdi.

Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun selamını da aldı ve o adam da yerine oturdu.

Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu adam için de şöyle buyurdu :

–“Otuz hasenat.”

Ebu Davud 5195, Tirmizi 2829, Buhari Edebu’l-Müfred 986
Selam Vermeye Önce Kim Başlar?

19) Ebu Hureyre ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

“Küçük büyüğe, yürüyen oturana, az da çoğa selam verir.”

Buhari 6233, Ebu Davud 5198, Tirmizi 2847

20) Ebu Hureyre ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

“Binekli olan yürüyene, yürüyen oturana, az olan cemaat de çok olana selam verir.”

Buhari 6232, Müslim 2160/1, Ebu Davud 5199, Tirmizi 2845, 2846, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/44
İşaretle Selam Vermek Caiz Değildir!

21) Abdullah bin Amr ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

“Bizden başkalarına benzemeye çalışanlar bizden değildir! Yahudi ve Hristiyanlara benzemeyin! Yahudilerin selamlaşmaları parmak işaretiyledir. Hristiyanların selamlaşmaları ise

el ile işaret etmekledir.”

Tirmizi 2835

22) Ata bin Ebi Keban ( Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi :

“Sahabeler, elle selam vermeyi hoş görmezdi!”

Buhari Edebu’l-Müfred 1004

23) Sabit bin Ubeyd ( Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi :

“Abdullah ibni Ömer ( Radiyallahu Anhuma)’nın bulunduğu bir meclise gittim, o şöyle dedi :

–Selam verdiğinde duyur! Çünkü o, Allah katından bir sağlık dileğidir, mübarektir ve hoştur.”

Buhari Edebu’l-Müfred 1005
Çocuklara ve Kadınlara Selam Vermek

24) Sabit el-Bunani ( Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi :

“Kendisi Enes ( Radiyallahu Anh) ile beraber yürüyordu. Enes ( Radiyallahu Anh) bazı çocukların yanına uğrayarak onlara selam verdi. Enes ( Radiyallahu Anh), kendisi

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yürüdüğünü, Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de bazı çocukların yanına uğrayarak onlara selam verdiğini haber

verdi.”

Buhari 6447, Müslim 2168/14, 15, Ebu Davud 5202, 5203, Tirmizi 2836, İbni Mace 3700

25) Esma binti Yezid ( Radiyallahu Anha) şöyle dedi :

“Biz bir kadınlar topluluğu içerisinde iken Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımızdan geçti ve bize selam verdi.”

Ebu Davud 5204, Tirmizi 2838, İbni Mace 3701
Topluluk Halinde Selam Vermek

26) Hasan bin Ali ( Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi :

“Uğrayan bir cemaat adına içlerinden birinin selam vermesi yeterlidir, oturanlardan birinin de selamı alması ( diğerleri adına) yeterlidir.”

Ebu Davud 5210
Müslüman Olmayanlara Nasıl Selam Verilir?

27) Ebu Hureyre ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

“Yahudi ve Hristiyanlara ilk olarak siz selam vermeyin! ( Önce onlar selam versin.) Onlardan herhangi birisiyle yolda karşılaştığınızda, ( onları) yolun en dar yerine mecbur

edin!”

Müslim 2167/13, Tirmizi 2842, Ebu Davud 5207

28 ) Enes ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabı, Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e :

–Kitap ehli ( olan Yahudi ve Hristiyanlar) bize selam veriyorlar. Biz onlara nasıl karşılık verelim? diye sordular.

Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

–“Ve aleykum! diye cevap verin!”

Buhari 6258, Müslim 2163/7, Ebu Davud 5207, İbni Mace 3697
Biriyle Selam Yollandığında Ne Yapılmalıdır?

29) Aişe ( Radiyallahu Anha) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

–“Ey Aişe! Bu Cibril’dir. Sana selam söylüyor!”

Ben de :

–Aleyhi’s-Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu diyerek cevap verdim…

Tirmizi 4130, 4131, Buhari 6253, Buhari Edebu’l-Müfred 1036, Müslim 2447/90, İbni Mace 3696
Birine Selam Verildiğinde Selamı Almazsa Ne Yapılmalıdır?

30) Abdullah bin Samit şöyle dedi :

“Ebu Zerr ( Radiyallahu Anh)’a şöyle dedim :

–Ben Abdurrahman bin Ümmü’l-Hakem’e uğradım ve ona selam verdim ama o bana hiç bir şeyle mukabele etmedi! ( Yani selamımı almadı!)

Bunun üzerine Ebu Zerr ( Radiyallahu Anh) :

–Ey kardeşim oğlu! Bundan senin aleyhine ne olur? Senin selamını, onun sağında bulunan ve ondan daha hayırlı olan melek aldı, dedi.”

Buhari Edebu’l-Müfred 1038
İçinde Hiç Kimse Bulunmayan Bir Yere Girildiğinde Nasıl Selam Verilmelidir?

31) Abdullah ibni Ömer ( Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi :

“Bir kimse meskun olmayan ( yani şenliği bulunmayan, içi boş) bir eve girdiği zaman :

‘Es-Selamu Aleyna ve Alâ İbadillahi’s-Salihin’ desin!”

Buhari Edebu’l-Müfred 1055
Kimlere Selam Verilmez?

32) Cabir bin Abdullah ( Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi :

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küçük abdestini bozarken bir adam ona uğradı ve selam verdi.

Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

–“Beni buna benzer bir halde gördüğün vakit bir daha bana selam verme! Şayet selam verirsen selamını almam!”

İbni Mace 352, İbnu’l Carud 37, 38, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 197

33) Ali ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir topluluğa uğradı. Bunların içinde sarı boya sürünen bir adam vardı. Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) topluluktakilere bakıp, onlara

selem verdi ve bu adamdan yüz çevirdi!

Bunun üzerine adam, Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e şöyle dedi :

−Benden yüz mü çevirdin!?

Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

−“Senin iki gözün arasında ateş koru vardır!”

Buhari Edebu’l-Müfred 1020

34) Vâil oğlu Amr ibni’l-As Es-Sehmî ( Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

Bir adam elinde altın yüzük olduğu halde, Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi de, Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan yüz çevirdi! ( Yani onun selamını almadı!)

Adam, Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in hoşnutsuzluğunu görünce, gidip altın yüzüğü bıraktı ve demirden bir yüzük takındı. Sonra Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e

geldi.

Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :

−“Bu yüzük daha şerlidir! Bu ateş ehlinin ziynetidir!”

Adam dönüp onu attı ve gümüşten bir yüzük takındı. Sonra Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buna sukut etti. ( Yani bir şey söylemedi.)”

Buhari Edebu’l-Müfred 1021, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/163

-------------------------

Selamlaşma ile ilgili Hadis-i Şerifler Mumsema Selamlaşma ile ilgili Hadis-İ Şerifler

Ebû Hüreyre ( ra)’den rivayete göre, Rasûlullah ( sav) şöyle buyurdu : “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki; İman etmeden Cennete giremezsiniz, birbirinizi

sevmeden de iman etmiş olmazsınız. Size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir işi göstereyim mi? Selamı aranızda yaygınlaştırınız.” ( Müslim, İman : 17; Ebû Dâvûd,

Edeb : 27)

İmrân b. Husayn ( ra)’den rivayete göre, bir adam Rasûlullah ( sav)’e geldi ve “Esselamü Aleyküm” ( Allah’ın selamı üzerine olsun) , dedi. Peygamber ( sav) de “On” buyurdu.

Bir başka adam daha geldi “Esselamü aleyküm ve rahmetüllahi.” ( Allah’ın selam ve rahmeti üzerinize olsun) dedi. Bunun üzerine Rasûlullah ( s.a.v.) “Yirmi” dedi. Bir başka

adam daha geldi ve “Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh” ( Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun) dedi. Rasûlullah ( sav) de “Otuz” buyurdu. Yani

değişik şekillerde selam verenler, değişik miktarlarda sevap kazandılar. ( Dârimî, İstizan, 27)

Ebû Umâme ( ra)’den rivayete göre, şöyle demiştir : “Ey Allah’ın Rasûlü! ‘Denildi iki adam karşılaşıyorlar bunlardan hangisi önce selam verecektir?’ Rasûlullah ( sav) şöyle

buyurdu : “O iki adamdan Allah’a en yakın olanı.” ( Ebû Dâvûd, Edeb : 122)

Câbir b. Abdullah ( ra)’den rivâyete göre, Rasûlullah ( sav) şöyle demiştir : “Selam konuşmadan öncedir.”

“Bir kimseyi selam vermeden önce yemeğe davet etmeyin.” ( Tirmizî)

Hz. Peygamber ( sav) şöyle buyurdu : “Binitli yürüyene, yürüyen oturana, az olan guruba selam verir.” İbn’ül Müsenna kendi rivayetinde şunu da ilave etmektedir : “Küçükler

büyüklere selam verir.” ( Buhârî, İstizan : 17; Müslim, Selam : 27)

“Müslüman’ın Müslüman üzerindeki altı haktan biri de selam vermektir.” ( Müslim)

“Bir yere girerken oradakilere selam vermek borç olduğu gibi, çıkarken de selam vermek borçtur.” ( Beyhaki)

“Bir kimse ayrılırken, selam verirse, onların hayırlı işlerine ortak olur.” ( Rüzeyn)

“İnsanların en âcizi dua etmeyen, en cimrisi de selam vermeyendir.” ( Taberani)

“Selamı yayar, açları doyurur, sıla-i rahimde bulunur, gece herkes uyurken namaz kılarsanız, selametle Cennete girersiniz.” ( Tirmizi)

“Genelde, iki kişiden, Allah indinde derecesi yüksek olan önce selam verir.” ( Tirmizi)

“Yemin ederim ki, imanı olmayan Cennete girmez. Birbirinizi sevmedikçe, imana kavuşamazsınız. Birbirinizi sevmek için çok selamlaşınız!” ( Tirmizi)

“Mümin kardeşine selam vermek, yanına gelince ona yer göstermek ve hoşlandığı isimle hitap etmek, aradaki sevgiyi pekiştirir.” ( Taberani)

“Tatlı dilli olmak, selamlaşmak ve yemek yedirmek, Cennete götürür.” ( Hakim)

“Tanıdığından başkasına selam vermemek Kıyamet alametidir.” ( Taberani)


---------------------------
Selamlaşmak ve önemi

Sual : Selamlaşmanın hükmü nedir? Bir yerden çıkarken de selam verilir mi?
CEVAP
Selam vermek sünnet, almak ise farzdır. Selam verirken, selamın sünnet olduğunu düşünmeli ve o kimseye dua etmeye niyet etmelidir! Sünnet olduğu düşünülmeden, alışkanlık

halinde, şuursuzca selam verilince, sevap olmaz. Bir yere girerken de, çıkarken de selam verilir. Dinimizde selamın önemi büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :
( Bir yere, bir meclise giren oradakilere selam versin. Oradan kalkıp giderken yine selam versin.) [Tirmizi]

( İnsanların en âcizi dua etmeyen, en cimrisi de selam vermeyendir.) [Taberani]

( Bir eve girince, ev halkına selam verin. Çıkarken de selam verin.) [Beyheki]

Selam ne demektir
Selam, emniyet, huzur, selamet, sağlık, barış, rahatlık, iyi netice, kurtuluş gibi manalara gelir. Selam vermek, bir kimseye yapılacak en güzel duadır. Selam, ( Ben müslümanım,

benden sana zarar gelmez, selamettesin) manasına, selamet üzere ol, müslüman olarak öl manalarına da gelir. Gayrı müslimlerin hidayete kavuşmaları niyetiyle, ihtiyaç olduğu

zaman onlara selam vermek, hidayete kavuşmaları için dua etmek caizdir. ( R.Nasıhin, Redd-ül Muhtar)

Selamlaşırken eğilmek günahtır. Hadis-i şerifte, ( Karşılaştığınız zaman birbirinize eğilmeyin, kucaklaşmayın) buyuruldu. ( Berika)

Eshab-ı kiram, yolculuktan döndükleri zaman kucaklaşırlardı. Şu halde, uzun yoldan gelmiş veya uzun zamandır görülmeyen bir arkadaşla kucaklaşmak caiz olur.

Selamün aleyküm diye selam vermek caiz ise de Esselamü aleyküm demek daha iyidir.

Selamün aleyküm denince, Ve aleyküm selam demek farzdır. Esselamü aleyküm denince de, Ve aleykümüsselam denir. Her ikisinde de "ve" harfini söylemelidir! ( Ve aleyküm...) deki

"ve", ( dahi) manasındadır. Yani, ( Allah’ın selamı bizim üzerimize olduğu gibi, sizin de üzerinize olsun!) demektir. Sadece ( Aleyküm selam) ise, sanki ( Selam bize değil

size olsun) gibi uygunsuz bir manaya gelebilir.

Selamı düzgün verip düzgün almak iyidir. “Ve” söylemeden de almak caiz ise de, ve'li söylemelidir.

Verilen selamı daha güzeli ile almak da farz değil ise de, çok sevaptır. Peygamber efendimiz, ( Selamün aleyküm) diyen için, ( On sevap kazandı) buyurdu. Başka biri, (

Selamün aleyküm ve rahmetullahi) dedi. ( Yirmi sevap kazandı) buyurdu. Bir başkası da, ( Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü) dedi. Bu kimse için de, ( Otuz sevap

kazandı) buyurdu. Bu sırada orada oturanlardan biri selam vermeden çıkıp gitti. Resulullah efendimiz, ( Arkadaşınız [selamın faziletini] ne tez unuttu) buyurdu. Daha sonra, (

Bir topluluğa gelince de, ayrılırken de selam verin! Birinci selam, ikincisinden daha mühim değildir) buyurdu. ( Taberani)

Dinimizde selamlaşmanın önemi büyüktür. Müslümanların yanına girerken, çıkarken, karşılaşınca, ayrılırken mutlaka selam vermelidir! Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı

şöyle :
( Mümin kardeşine selam vermek, yanına gelince ona yer göstermek ve hoşlandığı isimle hitap etmek, aradaki sevgiyi pekiştirir.) [Taberani]

( Darlıkta infak eden, rastladığı müslümana selam veren, kendi aleyhinde de olsa adaletli davranan, iman hasletlerini toplamış olur.) [Ebu Nuaym]

( Yirmi müslümana selam veren bir mümin Cenneti hak eder.) [Deylemi]

( Tatlı dilli olmak, selamlaşmak ve yemek yedirmek, Cennete götürür.) [Hakim]

Kimlere selam verilmez?
Sual : Kimlere selam verilmez?
CEVAP
Şunlara yalnız o halde iken selam verilmez :
1- Namazda olana,
2- Hutbe okuyana ve hutbeyi dinleyene,
3- Kur'an-ı kerim okuyana ve dinleyene,
4- Vaaz edene ve dinleyene,
5- Fıkıh dersi çalışana,
6- Din dersi verene ve din dersi ile meşgul olanlara,
7- Eşi ile meşgul olana,
8- Avret yeri açık olana,
9- Abdest bozmakta olana,
10- Yemek yemekte olana,
Baştan ikisi hariç, diğerlerine selam verilirse, alma mecburiyeti yoksa da selamı almaları iyi olur.

Şunlara da her zaman selam verilmez :
1- Yabancı kızlara ve genç kadınlara,
2- Kumarbaza ve her oyunu oynayana,
3- İçki içenlere,
4- Gıybet edenlere,
5- Şarkıcılara,
6- Fasıklara [Açıktan günah işleyenlere],
7- Kadınlara, kızlara bakanlara selam verilmez.

Selam verilmesi caiz olmayan bu kimseler selam verirlerse, selamları alınır, fitne çıkarılmaz. Gayrimüslimlere, ancak iş düştüğü zaman selam verilebilir ve selamları alınır.

Bid’at ehline de ihtiyaç halinde selam verilir. Zengine, zengin olduğu için selam vermek caiz değildir. Dilencinin, dilenirken verdiği selamı almak gerekmez. Yabancı kadın

ihtiyar ise selam verilir. ( Dürr-ül-muhtar)

Kâfire saygı göstermek için selam verilmez. Hadis-i şerifte, ( Münafık [ve her çeşit kâfir] ile konuşurken, efendim, demeyiniz) buyuruldu. Zalime, kâfire hürmet etmek, saygı

ile selam vermek, üstadım demek, küfür olur. ( Berika)

İslamiyet’in hakim olduğu dönemlerde gayrı müslime ve fasık müslümana selam verilmezdi. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki :
( Yahudi ve Hristiyanlara selam vermeyiniz!) [Müslim]

( Bir kitap ehli [Yahudi veya Hristiyan] size selam verdiği zaman, “ve aleyküm” deyiniz!) [Buhari]

Bir kâfire, ( Allah ömürler versin) demek, caiz değildir. Müslüman olması için veya cizye vererek devletimizin kuvvetlenmesi için, böyle dua etmek, caiz olur. ( Berika)

Demek ki, ihtiyaç düşünce veya onu üzmemek için veya buna benzer sebeplerle Yahudiyle, Hristiyanla veya başka bir kâfirle selamlaşmak veya onun müslüman olması için dua etmek

caiz olur.

Müsafeha ederken
Sual : Günahların dökülmesi için nasıl tokalaşmak gerekir?
CEVAP
İki müslüman, muhabbetle müsafeha ederek tokalaşırsa günahları dökülür. Müsafeha, sevgi ve dostluk kazandırır. Müsafeha, iki kişinin, sağ elin avuç içlerini birbirine

yapıştırıp, iki baş parmağın yanlarını birbirlerine değdirmesidir. Dört el ile birlikte de yapılır. ( Merakıl-felah)

Müsafeha ederken salevat getirmeli ve elleri sallamalıdır. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir :
( Kim mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha ederek üç kere elini sallarsa, ellerini ayırmadan her ikisinin ağaçtan yaprak döküldüğü gibi günahları dökülür.) [Ey oğul ilm.]

( İki müslüman karşılaşınca, müsafeha edip "Allah’a hamd" ederse, günahları dökülür.) [Hakim]

( Müslüman, din kardeşi ile müsafeha eder ve birbirine kin duymazlar ise, elleri henüz ayrılmadan, günahları affolur. Kin duymadan, müslüman kardeşine sevgi ile bakanın da,

günahları affolur.) [İ.Neccar]

Selam, kelamdan öncedir
Sual : Bir yere telefon edince veya bir yere girince, karşımızdakine selam vermek gerekir mi? ( Selam ver önce) deniyor. Dinimizde bunun önemi nedir?
CEVAP
Bir odaya giren veya telefon edenin, önce selam vermesi, söze selamdan başlaması gerekir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçının meali şöyledir :
( Selam, kelamdan öncedir.) [Tirmizi]

( Selam vermeden söze başlamayın. Selam vermeden konuşana cevap vermeyin.) [Hakim]

( Selam, sualden öncedir. Selam vermeden sual sorana, cevap vermeyin.) [İ.Neccar]

( Mümin, önce selam vermek için atılır; münafık ise önce kendisine selam verilmesini bekler.) [Dare Kutni]

( Önce selam veren, Allah’a ve Resulüne daha yakındır.) [Ebu Davud]

( Allahü teâlânın rahmet ve affına en layık olan, önce selam verendir.) [Ebu Davud]

( Önce selam veren kibirden uzak olur.) [Beyheki, Hatib]

Selamlaşmayı yaymak çok sevaptır. Birkaç hadis-i şerif meali :
( Selamlaşmayı yaygınlaştırın, yemek yedirin, [salih] akrabayı ziyaret edin, gece herkes uykuda iken namaz kılın, sonra selametle Cennete girin.) [Darimi]

( Karşılaştığınız arkadaşa selam verin. Eğer aranıza ağaç, duvar, yahut taş gibi bir engel girip de, sonra karşılaşırsanız tekrar selam verin.) [Ebu Davud, İbni Mace]

( Bir yere giren oradakilere selam versin. Oradan kalkıp giderken yine selam versin.) [Tirmizi]

Selamda sünnet olan
Sual : Selamda sünnet olan öncelik sırası nasıldır?
CEVAP
Selamda sünnet şöyledir : Rütbe ve nimeti çok olan önce selam verir. Büyük küçüğe, bir araç üstündeki yerdekine, yürüyen durana, ayakta olan oturana, az olan çok olana,âmir

memura, hoca talebesine,baba oğluna, ana kızına önce selam verir. Bir odaya girildiğinde ise, rütbe, büyüklük küçüklük düşünülmez. Odaya giren, odadakine selam verir. Yani,

küçük, büyüğe; memur, âmire; talebe, hocasına; oğlu babasına selam verir. Telefonda ise, telefon eden selam verir. Mektupta da mektubu yazan selam verir.

Aynı anda selam vermek
Sual : İki kişi, karşılaşınca ikisi aynı anda selam verse, birbirlerinin selamlarını almaları gerekir mi?
CEVAP
Evet. İki Müslüman, birbirine aynı anda selam verirse, her ikisinin de, birbirine cevap vermesi farz olur. Biri diğerinden sonra selam verirse, ikincinin verdiği selam, cevap

yerine geçer.

Eve girerken selam
Sual : Nisa suresinin, ( Verilen selamı daha güzeli ile alın veya aynı ile karşılık verin) mealindeki 86. âyeti ile Nur suresinin, ( Evlere girince, kendinize, ehlinize

Allah’tan bereket, esenlik ve güzellik dileği olarak selam verin) mealindeki 61. âyetine göre, selam vermek farz değil mi?
CEVAP
Hadis-i şerifte, ( Selam vermek sünnet, almak farzdır) buyuruldu. ( Deylemi)
Kur’an-ı kerimde, ( Yapın, edin) gibi bildirilen âyetlerin bir kısmı farz değildir. Araf suresinin, ( Her namazda, süslü, temiz, sevilen elbiselerinizi giyiniz) mealindeki 31.

âyet-i kerimesi de böyledir. Yani namazda kıymetli elbise giymek farz değildir. Bunun gibi birçok âyet-i kerime vardır.

Eve girince, evdekilere selam vermeli, evde kimse yoksa, Esselamü aleynâ ve alâ ibadillahissalihin [Allah’ın selamı bizim ve salih kulların üzerine olsun] demelidir! Çünkü

Müslümanın evinde rahmet melekleri bulunur. Kendi üzerimizde de melekler vardır. Hepsine selam vermiş oluruz. Evine giren kimse, selam verince, şeytan, ( Artık benim bu evde

duracak yerim kalmadı) der. ( B. Arifin)

[Camiye erken gidip kimse yoksa, içeri girince de aynı şekilde selam verilir. Çünkü camide de melekler vardır.]

Dilencinin selamı
Sual : Dilencinin selamı alınır mı?
CEVAP
Verilen selamı almak farzdır. Fakat dilencinin, dilenirken verdiği selamı almak farz değildir. Alınmasa da günah olmaz. Çünkü dilenmek için selam veriyor. Selamı dilenmeye alet

ediyor. Bir dilenci, dilenmeden gezerken selam verirse, selamını almak gerektiği halde, dilenirken verdiği selamı almak gerekmez. Selam alıp verirken fakir-zengin ayrımı

gözetilmez. Ancak, zengine zengin olduğu için selam vermek caiz olmaz. ( Hindiyye)

Selam veren mi, alan mı?
Sual : Selam veren alandan daha çok sevap alır deniyor. Selam vermek sünnet almak farz olduğuna göre selam veren nasıl çok sevap alıyor?
CEVAP
Bu bir istisnadır. Selam veren, karşıdaki Müslümana farz sevabı işletiyor. Bir sevaba sebep olana da aynı sevap verilir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir :
( Hayra delalet edene [yol gösterene, o hayra sebep olana], o hayrı işleyen kadar sevap verilir.) [Buhari, İ. Ahmed, Ebu Ya’la]

Selam veren sünnet sevabı aldığı gibi, karşısındakine de farz işlettiği için onun kadar sevap da alıyor. Böylece o daha çok sevap kazanıyor. Onun için selam vermeyi ihmal

etmemelidir.

İyi ki varsın
Sual : Selam verirken günaydın deniyor. Gece bile söyleyenler var. Doğum günlerinde iyi ki doğdun deniyor. Bir de teşekkür için iyi ki varsın deniyor. Böyle söylemek uygun

mudur?
CEVAP
Bunlar yabancı dillerdeki ifadeleri yanlış tercüme etmekten ileri geliyor. Fransızlar bonjour diyorlar. Gününüz iyi olsun anlamındadır. İngilizler good morning diyorlar, bu da

aynı anlamdadır. Almanlar da aynı anlamda guten tag diyorlar. Hepsi de iyi günler anlamındadır. Yani günün iyi geçmesi için yapılan bir dilektir. Bu yüzden, günaydın yerine

gününüz aydın olsun veya iyi günler dilerim veya sadece iyi günler dense de olur. Elbette uygun olanı selam vermektir. Ama selamı bilmeyenlere günaydın falan demekte mahzur

yoktur.

İyi ki doğdun kelimesi de İngilizce’den yanlış tercüme edilmiş. Çünkü insan kendisi doğmaz. İyi ki doğmuşun diye tercüme edilmeliydi. Ama böyle de tercüme edilse bizim

geleneklerimize ve dinimize uygun değildir. İyi ki varsın demek de öyle.

Eğer adam iyi ise, Allah’a hamd olsun ki sizi bana tanıttı. Elhamdülillah sizinle tanışmak şerefine kavuştum gibi bir şey söylemelidir.

Selama cevap vermek
Sual : Bazıları, mektup veya e-maillerimizdeki verdiğimiz selamlara cevap vermiyorlar. Selam almak farz değil mi?
CEVAP
Tam İlmihal’de deniyor ki :
Mektupla [veya e-mail ile] gelen selamı okuyunca hemen ve aleyküm selam demek farzdır. Bunu yazıp cevap olarak göndermek müstehaptır.

Yani eğer o kimse, size cevap vermeden ve aleyküm selam demişse farzı yerine getirmiş olur. Bunu size bildirmesi lazım değildir. Bildirme imkanı varsa, bildirmesi iyi olur. Bu

hususu bilmeden, selamı bile almıyor diye suizan etmek doğru olmaz. Üstelik, suizan ettiği için haram işlemiş olur. Dini tam bilmeden, insan kendisini haram veya küfürden

koruyamaz. Dini tam bilmek yani her hususta lüzumlu bilgileri, kaideleri öğrenmek için, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabını okumayı tavsiye ederiz. www.hakikatkitabevi.com

adresinden okunabilir ve temin edilebilir.

El sallayarak selam
Sual : Kitaplarda el ile selam vermenin ve eli başa kaldırarak ve eğilerek selamlaşmanın günah olduğu bildiriliyor. Peki uzaktaki bir arkadaşa nasıl selam vereceğiz?
CEVAP
Uzakta olunca el sallayıp, ağız ile de yavaşça Selamün aleyküm demek günah olmaz. O da, yavaşça, Ve aleyküm selam diye cevap verebilir.

Gönderilen selamı almak
Sual : Biri, falancanın selamı var dediği zaman, biz ne demeliyiz? Aleyhisselam demek mi gerekir?
CEVAP
Kelime mânâsı olarak üçüncü şahıs olduğu için öyle denebilirse de, aleyhisselam peygamberler için söylenir. Kavram karışıklığına sebep olmamalı. Bir de, sadece selam gönderene

değil, getirene de, müminin yanında meleklere de selam vermek için ( Ve aleyküm selam) demeli. Yani küm = siz demekle, hem selamı getirene, hem meleklere, hem de gönderene

selam verilmiş olur. Bunu değiştirmemelidir.

Hep Allah ile kal
Sual : Kur'anda mealen, ( Nerede olursanız, olun, Allah sizinle beraberdir) buyuruluyor. Bu bakımdan ( Hep Allah ile kal) demek caiz olur mu?
CEVAP
Âyet-i kerimede de, söylenilen sözde de, mecaz var. Allahü teâlânın bizim ile beraber olması, bir kimsenin bir kimse ile beraber olması gibi elbette değildir. O zaman hâşâ

mahluka benzetilmiş olur. Hep Allah ile kal demek de, ( Allahü teâlânın seni gördüğünü, ne yaptığını, ne düşündüğünü, yani her şeyini bildiğini hiç unutma, hep uyanık ol)

anlamındadır. Bu bakımdan Allah ile kal demenin bir mahzuru olmaz ise de, tevilsiz yanlış anlaşılabilecek böyle sözleri, hiç söylememek iyi olur. Atalarımız, ( Allah'a emanet

olun) veya ( Allah'a ısmarladık) demişler veya selam verip ayrılmışlardır. Biz de onlar gibi yapmalıyız, onlar gibi söylemeliyiz. Allah’a ısmarlamak, Allah’a emanet etmek

demektir.

Misyonerlerin veya diğer din düşmanlarının itikadımızı bozmak için uydurdukları şeylere itibar etmemelidir. Ata sözlerimiz genellikle âyet-i kerime ve hadis-i şerif meallerinden

alınmıştır. Bir âyet-i kerime meali :
[Babaları] dedi ki, “Daha önce [Bünyamin’in] kardeşini [Yusuf’u] size emanet ettiğim gibi, şimdi onu [Bünyamin’i] emanet eder miyim? Ben onu Allah’a emanet ediyorum, Allah en

iyi koruyandır, O merhametlilerin merhametlisidir" dedi. [Yusuf 64]

Bir hadis-i şerif meali de şöyledir :
( Vedalaşırken, birbirinizden ayrılırken, seni, emanetleri zayi etmeyen Allah’a emanet ediyorum deyin.) [İbni Mace]

Selam vermek
Sual : Aşûre günü, en az on Müslümana selam vermenin çok sevap olduğu bildiriliyor. Bu selamı telefonla, e-mail ile mesaj ile de versek aynı sevaba kavuşur muyuz?
CEVAP
Evet.

Sual : Mektup falan yazarken, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim deniyor. Böyle demenin mahzuru olur mu? Büyüklerin içinde namahrem kimseler varsa öyle demenin

mahzuru olur mu?
CEVAP
Mektupla olunca mahzuru olmaz. Gözden öpülmez ama mektupta denir. Namahrem olan büyük kimseye de ellerinden öperim demenin mahzuru olmaz.

Sual : Abdest alana selam verilir mi? Selam verene cevap vermek gerekir mi?
CEVAP
Evet abdest alana selam verilir. Selam vermek sünnet, alması ise farzdır. Yani muhakkak selamı almalıdır.

Sual : Selamı daha güzeli ile almak için "ve aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü ve mağfiretühü, ebeden daimen" desek uygun olur mu?
CEVAP
Tatarhaniyyede bildiriliyor ki, en fazla veberekatühüye kadar söylenir. Bundan sonra bir şey ilave etmek uygun değildir. ( Hediyyet-ül-alaiyye, Hindiyye)

Sual : Tam İlmihal’de "selamlaşmak" bahsinde; "Selamün aleyküm veya Esselamü aleyküm diyerek selam verilir. Selam aleyküm diyenlere ve başka sözlerle selam verene cevap vermek

farz olmaz" buyuruluyor. Alınırsa mahzuru olur mu?
CEVAP
Selamını almak farz olmaz ise de, alınırsa mahzuru olmaz.

Sual : Selam gönderen kimsenin mesela; "babana selam söyle" demesi yeterli mi?
CEVAP
Evet, yeterli.

Sual : Selam gönderen kimse "babana selam söyle" dediğinde "Başüstüne efendim" deniliyor. Selam götürecek kimsenin selamı aldıktan sonra "Başüstüne efendim" demesi uygun mu?
CEVAP
Evet.

Sual : Selamı götüren kimsenin selamı aldıktan sonra "Ve aleyküm selam" demesi gerekiyor mu?
CEVAP
Hayır bir şey demesi gerekmez. Peki diyebilir, olur diyebilir. Olur anlamında başını sallayabilir.

Sual : ( İstanbul’dayım, görüşmek üzere...) Böyle demek uygun mudur?
CEVAP
Görüşmek üzere demek caiz ise de, âdet etmemeli, yani selam yerine Allahaısmarladık yerine kullanmamalı.

Sual : Yolda yürürken bir dua veya sure okuyor isek karşıdan gelen biri selam verirse ne yapmamız gerekir?
CEVAP
Selamı alırız.

Sual : Bazen arkadaşlar selam gönderecekleri şahısların isimlerini söylemeyip, arkadaşlara selam söyle diyor. Böyle söylenmesi uygun mudur?
CEVAP
Uygun değil. Uygunu şöyle olabilir : Mesela adam kitabevinde çalışıyor. Oradakileri teker teker saymayıp oradakilere selam söyle denebilir. Maksat belli olmalı. Önceki uygun

olmaz.

Sual : Falanı görürsen selam söyle, yahut selam söylenebilecekleri sen biliyorsun onlara söyle de deniliyor. Böyle söylenmesi uygun mu?
CEVAP
Biliniyorsa mesele yok. Mesela her zaman kimlere selam gönderiliyorsa, yine onlara selam söyle demektir. Falanı görürsen selam söyle demek de caizdir.

Sual : Falan arkadaşa selam söyle denildiğinde selamı götürecek şahıs Ve aleykümselam derse, selamı almış olduğu için yine götürmesi lazım mı?
CEVAP
Yine götürmesi farzdır.

Sual : Ve aleyküm selam denildiğinde götürülmesi unutulursa durum aynı olmuyor mu?
CEVAP
Unutmak şer’i özürdür. Ve aleyküm selam denilse de götürmek gerekir. Her zaman inşallah demelidir. Unutulursa veya imkan olmazsa mahzuru olmaz.

Sual : Bazen bir arkadaş selam göndermeyi unutuyor diğer arkadaşta unutmuştur diye niyet edip sana selam söyledi diyor. Uygun mudur?
CEVAP
Eğer kanaati kuvvetli ise caiz olur.

Sual : Arkadaşlara benden her zaman selam söyleyebilirsin diye bir yetki verilebilir mi?
CEVAP
Verilebilir.

Sual : İnternette mesaj gönderirken veya chat yapıp giderken bye bye deniyor. Good bye deniyor. Yahut ayrılırken deniyor. Bonjur deniyor, goodmorning, hello, hi deniyor, yahut

Türkçe günaydın deniyor. Selam vermeyip de bunları söylemekle küfre girer miyiz?
CEVAP
Kâfirlere, gayrı müslimlere söylemek caizdir. Müslümana, cevazdan küfre kadar gider. Eğer selamı beğenmeyip de öyle diyorsa diyen kâfir olur. Size hello diyene hello demek, bye

bye diyene aynısını söylemek küfür olmaz. Selamı hafife almadan böyle söylemek küfür olmaz. Ama söylememek daha iyidir. Günaydın demek de öyledir. Selamın önemini bilmeyene, her

zaman günaydın diyene günaydın demek caiz olur. Hello demek gibi bir şey. Selamı beğendiği halde, bir ihtiyaca mebni başka şeyler söylemek de caiz oluyor.

Sual : Selamün aleyküm yerine ( s.a) yazmakta bir sakınca var mıdır?
CEVAP
( s.a) yazmak uygun değil. Yeni yazılan bazı kitaplarda da aynı kısaltmalar var, uygun değildir, tam yazmalıdır. Peygamber efendimizin ismi yazılınca da sallallahü aleyhi ve

sellem yazmalı, kısaca SAV yazmamalı, Allahü teâlânın ismi yazılınca da ( c.c.) yazıyorlar, böyle yazmamalı. Celle celalühü yazmalıdır. Yahut Allahü teâlâ demelidir.

Sual : Ayrılırken Allahaısmarladık mı denir, selam mı verilir?
CEVAP
İkisi de söylenir.

Sual : Bir kadın ( Hanımına selam söyle) dese, selamı götürülür mü?
CEVAP
Yabancı kadının selamını götürmek gerekmez. Olay çıkmayacaksa, suizanna sebep olmayacaksa falanca hanımın selamı var denebilir.

Sual : Eldivenle tokalaşmak ( müsafeha) caiz mi?
CEVAP
Çok soğuk havalarda caizdir.

Sual : Mevtaya verilen selamı kendimizin alması caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sual : ( Selam söyle) diyene ( Ve aleyküm selam) demek caiz mi?
CEVAP
Evet. Böylece selam götürmeyi kabul etmiş olur.

Sual : İki el ile müsafeha daha mı efdaldir?
CEVAP
Evet.

Sual : Ve’siz ( Aleyküm selam) demekle de selam alınmış olur mu?
CEVAP
Evet.

Sual : Sağır ve dilsize işaretle selam vermek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sual : Mezarlığa ( ve aleyküm selam) ve ( selamün aleyküm) denir mi?
CEVAP
İkisi de caizdir.

Sual : Namahrem akraba ( Eşine selam söyle) diyor. Götürmeli mi?
CEVAP
Caiz olmayan selamı götürmemelidir!

Sual : Akıl balig kızı ile konuşana selam verilir mi?
CEVAP
Verilir.

Sual : El öptükten sonra, alna koymak bid'at mi?
CEVAP
Bu âdette bid'attir. Mahzuru olmaz.

Sual : Karşılaşınca, kadın kadını, erkek erkeği öpse mekruh mu?
CEVAP
Umumi yerlerde mekruhtur.

Sual : Mektubu her okuyuşta selamı almak gerekir mi?
CEVAP
Hayır.

Sual : Müslüman kadının, kâfir kadınla tokalaşması haram mı?
CEVAP
Zaruretsiz caiz olmaz. Zaruret olunca da Hanbeli mezhebi taklit edilir.

Sual : Âyet-el-kürsi okurken selam alıp, okumaya devam caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sual : Selamı var denilince ve aleyhisselam demek de caiz mi?
CEVAP
Ve aleyküm... demek efdaldir.

Sual :
Mektuptaki, maildeki selamı sessiz, gözle okuyunca ( ve aleyküm selam) demek farz mıdır?
CEVAP
Sessiz okuyunca selamı almak farz olmaz. Sesli okuyunca selamı almak farz olur.

Sual : Bir kuruluşa veya bir şahsa gelen mektubu yahut maili sesli okuyup, selam alındıktan sonra, bir başkası da, o mektubu veya o maili okuyunca, onun da, selam alması farz

olur mu?
CEVAP
Hayır, selamı bir kere almak farzdır. Kim alırsa alsın, biri alınca artık o selamı almak farz olmaz. Alınırsa da mahzuru olmaz.

Sual : Sorana selam... deniyor. Sorana selamı var demek lazım mı?
CEVAP
Evet.

Sual : Bir arkadaşı iki taraflı kucaklamakta mahzur var mı?
CEVAP
Hayır.

Sual : Müsafeha ettikten sonra eli yüze sürmek bid'at mi?
CEVAP
Evet.

Sual : Yaşlı fasıklar, ellerini uzatınca, kerhen öpmek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sual : Gözden öpmek caiz mi?
CEVAP
Hayır.

Sual : Evden çıktıktan sonra sokakta yürürken okuduğumuz sureler oluyor, biz okurken karşılaştığımız arkadaşlarla selamlaşmak gerekiyor, tabii ki okuduklarımızı keserek

selamlaşıyoruz. Selamlaştıktan sonra kaldığımız yerden devam etsek olur mu, yoksa yeniden mi başlamak gerekir?
CEVAP
Kalınan yerden devam edilir.

Sual : Yolda hanımı ile veya kızı ile gezene selam verilir mi?
CEVAP
Hanımı ile gezene selam vermemeli, kızı ile gezene selam verilir.

Selam almanın önemi
Sual : Selam verince bazıları almıyor. Selam almak farz değil mi?
CEVAP
Evet, selam almak farzdır. Selamı mazeretsiz almamak haramdır. Bütün nafile ibadetler, selam almanın yanında, denizde damla bile olamaz. Farzın önemini düşünerek, selamlaşmayı

büyük bir nimet bilmelidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir :
( Allahü teâlâya yemin ederim ki, mümin olmadıkça Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de, mümin olamazsınız. Size, bir amel bildireyim de, onunla birbirinizi

seversiniz : Aranızda selamı yayın!) [Müslim]

Sual : Bir kimse bize, filana selam söyle dese, selamını ona iletmemiz gerekir mi?
CEVAP
Falancaya selam söyle diyene, ( ve aleyküm selam) dense de, denmese de, o selamı götürmek kabul edilmiş olur ve o selamı yerine iletmek gerekir. İnşallah denirse, iletilemediği

zaman mahzuru olmaz.

Sual : Telefonda, alışverişte kâfire ( efendim) demek caiz midir?
CEVAP
Evet, kâfirlere de âdet olarak söylenilen hitapları söylemek caizdir.

“Kendine iyi bak” demek
Sual : Gençlerin, ana babasına veya yaşlı kimselere, İngilizlerden gelen ( Kendine iyi bak!) ifadesini kullanmaları doğru mudur?
CEVAP
Yaşlı olmasa da, arkadaşı bile olsa, yine böyle akıl verir gibi konuşmak edebe aykırıdır. Torunlarımıza bile böyle söylesek, tepki verirler, ( Dede, biz çocuk muyuz?) derler.

Hiç kimseyi küçük görmemeli, ( O tedbir almayı bilmiyor da, biz hatırlatıyoruz) rolüne girmemeliyiz. ( Kendine iyi bak!) yerine, ( Allah’a ısmarladık), ( Allah’a emanet ol!)

veya ( Hoşça kal!) demeli yahut selam verip ayrılmalıdır. Yani bunlardan birini yapmalı.

Merhaba ne demek?
Sual : Bazı yerlerde, gelen misafire merhaba deniyor. Merhaba ne anlama geliyor?
CEVAP
Burada, ( Rahat ol, serbest ol, hoş geldin, bizden sana zarar gelmez) manasındadır.

Selamda öncelik
Sual : Yaşça küçük olan mı, yoksa büyük olan mı önce selam verir?
CEVAP
Büyük olan, makam ve nimeti çok olan, önce selam verir. Peygamber efendimiz, ( Ben bu edebi [büyüğün küçüğe önce selam vermesini] Rabbimden öğrendim) buyurdu. ( R. Nasihin)

Mirac gecesinde, önce Allahü teâlâ, Resulullaha selam verdi. Peygamber efendimiz de, ( Ettehiyyatü lillahi, vessalevâtü, vettayyibatü) diyerek Rabbimizi övdü. Allahü teâlâ, (

Esselâmü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi veberekâtühü) buyurunca, Peygamber efendimiz, ( Esselâmü aleyna ve alâ ibâdillahissâlihîn) dedi. Cebrail aleyhisselam da, (

Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resülühü) dedi.

Baba oğluna, âmir memuruna, hoca talebesine, yaşlı olan genç olana önce selam verir.

"Selam" demek
Sual : Sadece ( selam) demek, selam yerine geçer mi? Bu selamı almak gerekir mi?
CEVAP
Selam yerine geçmez, almak da gerekmez. Böyle söyleyenlere, günaydın falan denebilir.

Soranlara selam
Sual : Bir yere giderken, ( Beni soranlara selam söylersin) deniyor. Biz de, ( Tamam), ( İnşallah) veya ( Söyleriz) diyoruz. Sorulunca, ( Selamı var) demek gerekir mi?
CEVAP
Evet, gerekir.

Selamsız mail yazmamalı
Sual : Sual sormak için veya başka konularda yazdığımız her maile, selamla başlamak gerekiyor mu?
CEVAP
Peş peşe de yazılsa, her seferinde selam yazmak sünnettir. Eve misafir gelse, onlara çay vesaire vermek için ikide bir girilip çıkılsa, her giriş ve çıkışta selam vermek

sünnettir. Selam vermek sünnet, almak farz ise de, veren de, alan da farz sevabı kazanıyor. Nâfile ibadetler, bu farzın yanında denizde damla bile değildir. Bu farzı ihmal

etmemeli.

Resulullah efendimiz, ( Selam, kelamdan öncedir) buyurdu. Selam vermeden önce konuşan Müslümana cevap verilmez, çünkü hadis-i şerifte, ( Selam vermeden önce konuşana cevap

vermeyin) buyuruldu. ( Redd-ül muhtar)

Sünnete uymalı, selam vermeyi ihmal etmemelidir.

Maille de selam yazmak
Sual : Maillerde veya mübarek gün ve gecelerde gönderilen tebriklerde, ( Selamün aleyküm) diye yazmak gerekir mi?
CEVAP
Evet, çok iyi olur. Selam vermek, bir kimseye yapılacak en kıymetli duadır. ( Dünyada ve âhirette selamette ol!) demektir. Selam vermek sünnet, almak farz ise de, istisna

olarak selam veren de, farz sevabı alıyor. Farzın yanında sünnetler ve nâfile ibadetler denizde damla gibidir. Sırf selam vermek için tebrik yazmak bile çok iyi olur. Eshab-ı

kiram, farz sevabı almak için sokak başlarında durup bir arkadaş selam versin veya bir arkadaşa selam vereyim diye beklerlerdi. Selam verip almayı ve selamı herkese yaymayı asla

ihmal etmemelidir. Selam vermek için bir bahane aramalı, Peygamber efendimiz, ( Karşılaştığınız arkadaşa selam verin. Eğer aranıza ağaç, duvar yahut taş gibi bir engel girip

de, sonra karşılaşırsanız tekrar selam verin!) buyuruyor. Onun için, her mailde selam yazmalı. ( Öncekinde yazmıştım, buna gerek yok) dememeli. Farz sevabını lüzumsuz

görmemeli.

Resulullah “sallallahü aleyhi ve sellem” selamsız içeri giren kimseye geri dönmesini, selam verdikten sonra tekrar içeri girmesini, selamın kelamdan önce olduğunu, yani selam

vermeden konuşmaya başlanmayacağını bildirdi. Telefonla, mail ile sual soran kimse de, selam verdikten sonra suallerini yazmalıdır. Birkaç hadis-i şerif :
( Müslümanın Müslüman üzerindeki altı hakkından biri selam vermektir.) [Müslim]

( Bir yere girerken oradakilere selam vermek borç olduğu gibi, çıkarken de selam vermek borçtur.) [Beyhekî]

( Din kardeşinize rastlayınca selam verin!) [İbni Sünnî]

( Allahü teâlâya yemin ederim ki, iman etmedikçe Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Size bir amel bildireyim onunla birbirinizi seversiniz

: Aranızda selamı yayın!) [Müslim, Tirmizî]

( İki Müslüman, selamlaşıp müsafeha eder ve bir de bana salevat-ı şerife okursa, yeni doğmuş gibi bütün günahları temizlenir.) [R. Nasıhîn]

( Selam verip müsafeha eden iki Müslümanın arasına yüz rahmet iner. Bunun doksanı, önce selam verip elini uzatana, onu ise ötekine verilir.) [Bezzar]

( Karşılaştığın herkese selam ver ki, hasenatın çoğalsın! Evine girince, ev halkına selam ver ki, evin iyiliği ve bereketi artsın!) [Harâitî]

( Bir yere girerken de, oradan çıkarken de selam verin!) [Tirmizî]

( Bir kimse ayrılırken, selam verirse, onların hayırlı işlerine ortak olur.) [Rüzeyn]

( İnsanlara güler yüzle selam vermek sadakadır.) [Beyhekî]

( Selamlaşmayı yayarsanız, Cennete girersiniz.) [Taberanî]

( Amellerin en iyisi, selamlaşmayı yaymaktır.) [Taberanî]

( Selamı yayın ki, selâmette kalasınız.) [Buharî]

( Selamı yayın ki, düşmanlarınıza üstün gelesiniz.) [Taberanî]

( Selam, Allah'ın isimlerindendir. Öyle ise selamı aranızda yayın!) [Buharî]

( Yalnız tanıdıklara selam vermek, Kıyamet alametidir.) [Taberanî]

( Selamı yayın! Çünkü o, Allah’ı razı eden bir ameldir.) [Taberanî]

( Evine girerken selam veren, Allah’ın koruması altındadır.) [Ebu Davud]

( Şeytandan korunmak için, eve girerken selam verin ve yemeği Besmeleyle yiyin!) [Taberanî]

Resulullah, Eshabından birine rastlayınca önce selam verir, sonra onunla müsafeha ederdi. ( Taberanî)

Mektupla [maille, mesajla] gelen selamı okuyunca hemen ( ve aleyküm selam) demek farzdır. Bunu yazıp cevap olarak göndermek müstehabdır. ( S. Ebediyye)

Selamın mânâsı nedir?
Sual : Selamlaşmadaki selamın mânâsı nedir?
CEVAP
Selam, emniyet, huzur, selamet, sağlık, barış, rahatlık, iyi netice, kurtuluş gibi mânâlara gelir. ( Selamün aleyküm) diyerek selam vermek, bir kimseye yapılacak en güzel

duadır. ( Ben Müslümanım, benden sana zarar gelmez, selamettesin. Selamet üzere ol, Müslüman olarak öl!) demektir. ( Esselamü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekatühü) diyerek

selam verince, ( Huzur, selamet, Allahü teâlânın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun) demiş oluyoruz. Çok güzel bir duadır.

Selamı alan farz sevabı işlemiş olur. Selam vermek sünnetse de, karşımızdakinin farz işlemesine sebep olduğu için, o da, farz sevabı alıyor. Gece sabaha kadar zikir çeksek,

hattâ Kur’an okusak farz sevabı alamayız. Farz olan selam nimetini bir ganimet bilmeliyiz. Selamı yaymaya çalışmalıyız. Eshab-ı kiram, farz sevabı kazanmak için, sokağa

çıkarlardı. ( Bir arkadaş, bana selam verir veya ben ona selam veririm de farz sevabı alırız) derlerdi.

Uzaktan geçen arkadaşa da selam vermeli, el kaldırıp ağzımızla da ( Selamün aleyküm) demeliyiz. Sadece işaretle selam olmaz.

Günah işleyene selam vermek
Sual : ( Günah işleyenlere selam verilmez) deniyor. Sözümüzü dinleyeceğine inandığımız birine, oyundan kaldırmak niyetiyle, kumar oynarken, selam vermek caiz olur mu?
CEVAP
Evet, caiz olur. Çünkü kitaplarda, ( Günah işlerken mâni olmak niyetiyle selâm verilebilir) deniyor. ( S. Ebediyye)

Günah işleyenin yanına yaklaşmak için selam veriyor, o haram işi bıraktırmaya çalışıyoruz. Demek ki selam verilmez denilen durumların istisnası olabiliyor, selam verirken de

maksat aranıyor. Kâfire de selam verilmez, ama işimiz düşünce kendimizi korumak veya onu kazanıp Müslüman olmasına sebep olmak için selam verilebiliyor.



--------------
Etiketler :

Selamın Anlamı ,ve ,Selamlaşmanın Önemi ,Nedir? Kimlere Selam Verilmez?,Kimlere Selam Verilir,Selamlaşma ile ilgili ayetler,Selamlaşma ile ilgili hadisler,

israNur

Misafir

2

Tuesday, June 21st 2016, 2:06pm

Teşekkür ederim paylaştığın için ellerine sağlık.

Yer Imleri:

Boardumuzda Neler Var

rasittunca.com - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi