Giriş yapmadınız.

  • Giriş

Sayın ziyaretçi, Raşit Tunca Board sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,275

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

1

Sunday, June 5th 2016, 7:06pm

Ramazan-ı Şerif’in fazileti - Ramazan Ayı Ramazan Ayının Özellikleri - Ramazan ayının üstünlükleri



Ramazan-ı Şerif’in fazileti - Ramazan Ayı Ramazan Ayının

Özellikleri - Ramazan ayının üstünlükleri


Ramazan-ı Şerif’in fazileti



شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ

“ Ramazan ayı öle bir aydır ki, Kur’an onda bulunan Kadir Gecesinde Levh-i

mahfuzdan dünya semasına indirilmiştir. O Kur’an insanlara sebebi hidayettir

doğru yolu ve hak ile batılı ayırt eden hükümlerin nice acık delilidir.” (bakara

185)

Maddi ve manevi hayatımızın yeniden düzenlenmesinde büyük vesile teşkil eden

ramazan-ı şerif ayı hayatımızın önemli safhalarını oluşturmaktadır. Receb-i

şerif, şâban-ı şerif, miraç kandili ve beraat kandili ile adım adım ramazan-ı

şerif ayına yaklaştık. Sanki bu gecen ve her biri diğerinden önemli gün ve

geceler, kendilerinden sonra gelecek ramazan-ı şerif ve kadir gecesinin birer

müjdecisi gibiydiler. Bizleri evvelinde rahmet, ortasında mağfiret ve sonunda

cehennemden âzad olan ramazan-ı şerife hazırladılar. Bu mübarek gufran ayını

gafletle geçirmememiz için bizi ikaz ettiler, uyardılar.

Peygamber Efendimiz ramazan-ı şerif ayı hakkında söyle buyuruyor :

“ümmetim ramazan-ı şerifteki esrarı ilahi ve fazileti bilmiş olsalardı senenin

tamamının ramazan-ı şerif olmasını arzu ederlerdi. Çünki o mübarek ayda bütün

hasenat toplanmış, itaat ve ibadetler makbul, dualar müstecap (kabul/icabet

edilmiş, reddedilmez), günahlar ise affedilmiştir. Ve cennet bu ayı ihya eden

mü’minlere âşıktır.

Ramazan-ı şerifin esrarı bereketi daha bu ay dâhil olmadan evvel başlamaktadır,

zira Rasulullah efendimiz;

“kim ki ramazan-ı şerif ayının girmesi ile sevinirse Hz. Allah o kimsenin

cesedini cehennem ateşine haram kılar”

Bu ayda verilen nimetleri anlatmaktan lisanımız acizdir. Bir ramazan-ı şerif ayı

boyunca gelip gitsek bu ayda ki nimetleri anlatamayız. Fakat sizlere bir

nebzesini anlatalım ki bu ayda yapılan ibadetlerin hakikatine erip Mevla’nın

mükâfatlarına nail olalım.

Evvela ramazanın anlamını öğrenelim. Ramazanın lügat manası : yakmak demektir.

Mü’minlerin günahını yaktığı için yani af olunduğu için Ramazan denmiştir.

İmam-ı Rabbani haz. Mektubat-ı şerifte mübarek ramazan-ı şerif ile ilgili olarak

bu ayda bulunan füyuzata ve esrar-ı ilahiden gafil olunmamasına dikkat çekerek

söyle buyurmuşlardır :

“sene içinde herhangi bir kimseye ne cihetten olursa olsun ulasan hayır ve

berekat’ın tamamı, Ramazan-ı Şerifin sonsuz hadsiz ve hudutsuz olan rahmet

denizinden bir damladır. Binaenaleyh bu mübarek ayı maddi ve manevi bakımdan

derli toplu geçirmek, senenin tamamında derli toplu olmaya vesiledir. Dağınık ve

manevi yönden gaflet içinde geçirmek ise senenin tamamında dağınıklığa sebeptir.

Ramazan-ı şerifte manen dağınık olan kişilerin sene içerisinde toparlanması çok

zordur. Bu mübarek ay kendisinden razı olarak geçiren kimseye müjdeler olsun. Bu

ay kendisine gazap edip hayır ve berekatından mahrum olan kimseye ise yazıklar

olsun.”

Yine baksa bir mektubunda “diğer aylardaki hayır ve berekat bu aydaki hayır ve

berekattan bir katredir (damladır). Denizden istifade edemeyen damladan istifade

edemez.” Buyurmaktadır.

Ebu Hureyre (r.a.)’dan dan rivayet edilen bir hadisi şerifte : ramazan-ı şerifin

ilk gecesinde Allahü Teâlâ kullarına rahmet ile nazar eder ve onlara ramazan-ı

şerifte azab etmez. Ramazan-ı şerifin her günü için binlerce insanı Allah-u Teâlâ

affeder. Kadir gecesi ise o geceye kadar affettiklerinin adedince daha affeder.

Yirmi dokuzuncu gecesinde ise o kadar daha affeder.” Buyurmaktadır.

Efendimiz(sav)’den yapılan müjdeler bu kadarla da kalmamaktadır. Bir başka

hadis-i şerifte söyle buyurmaktadırlar :

“sizden biriniz ramazan-ı şerifte sahur yemeğini hazırlamak için veya teheccüd

için uyanıp yatağında bir tarafından diğer tarafına hareket etse, Allah ona bir

melek gönderir. Ve melek “Allah’ın rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun ey

Allah’ın kulu kalk!” der. Namaz kılmak niyeti ile kalktığı zaman yatağı onun için

dua ederek “Allah’ım bu Müslüman’a yüksek ve güzel cennet yataklarından ver.”

Der. Elbisesini giydiği zaman elbisesi ona “ya rabbi bu kuluna cennet

elbiselerinden giydir” diyerek dua eder. Nalinlerini giydiği zaman nalinleri onun

için “ya rabbi sırat üzerinde bu kulunun ayaklarını sabit kılıp kaydırma” diye ve

ibriğe yöneldiği zaman ibrik ona “ya rabbi bu kuluna cennet ibriklerinden ve

kâselerinden ikram et” diye, abdest aldığı zaman abdestte kullandığı su “ya rabbi

onu hata ve günahlardan temizle” diye, namaza durduğunda içinde bulunduğu ev “ ya

rabbi bu kulunun kabrini geniş ve nurlu kıl ve rahmetini ziyade et” diye dua

ederler. Cenabı Hakk o kuluna rahmeti ile nazar eder. Namazını bitirip dua etmeye

başladığı zaman Cenab-ı Hakk “ey kulum dua etmek senden icabet ise benden,

istemek senden vermek ise benden, istiğfar senden gufran ise bendendir” diye

mukabele eder”

Ramazan-ı şerif ayı kendisine hürmet eden, ibadet ve itaatle meşgul olarak

kendisini ihya eden kişiler için şefaatçi olacaktır. Haberde buyruldu ki;

“kıyamet gün ramazan-ı şerif en güzel surette gelip Allah’ın huzurunda secdeye

kapanır. Bu esnada Allahü Teâlâ ramazan-ı şerife şöyle buyurur :

– Ey ramazan! Basını kaldır ve söyle ne istiyorsun?

– Ya rabbi! Benim hakkımı gözeten ve bana hürmet edenleri istiyorum

– Peki, git senin hakkını veren kimseleri bulup getir.

Bunun üzerine ramazan-ı şerif ayı onun hakkını verenleri alarak getirir ve

Allah’ın huzurunda dururlar. Bu sefer Allahü Teâlâ söyle buyurur

– Ey ramazan! Ne istiyorsun söyle bakalım!

Bunu üzerine ramazanı şerif şöyle söyler

– İkramını istiyorum ya rabbi!

Bunu üzerine Allahü Teâlâ onlara ikramlarda bulunur. Sonra Allah’ın izniyle

onların her biri günahkârlardan 70 bin kişiye şefaat ederler.

Sonra yine Allahü Teâlâ :

– Ey ramazan ne istiyorsun?

Ramazan-ı şerif der ki :

– Ya rabbi! Bunların her birine binlerce huri vermeni, her bir hurinin yanında

binlerce hizmetçi bulunmasını istiyorum.

Bunun üzerine Allahü Teâlâ :

– Kabul ettim, der

Allahü Teâlâ yine söyle buyurur :

– Ey ramazan ne istiyorsun?

Ramazan-ı şerif söyle der :

– Allah’ım! Bunları peygamberlerine komşu yapıver.

Allahü Teâlâ da :

– Kabul ettim, buyurur

Yine Allahü Teala şöyle buyurur :

– Ey ramazan ayı daha ne istiyorsun?

Ramazan-ı şerif ayı der ki :

– Ya rabbi! Sen benim ihtiyaçlarımı giderdin. Fakat onların, ramazan-ı şerif

ayında tuttukları oruçların ve kıldıkları namazların sevapları nerede?

Bunun üzerine Allahü Teala onların her birine, cennette kırmızı yakuttan ve yeşil

zümrütten yüz bin tane şehir armağan eder, her bir şehirde bin kere bin yani

milyon köşk vardır.”

Bu hadisi şerifte verilen haberler su ayeti kerime ile de te’yid edilmektedir;

“hiç şüphesiz, sabredenlere ecirleri hesapsız olarak verilecektir.” (zümer 10)

Yani rabbinin taatına sabredenlere mükâfatları hesapsız olarak verilecektir.

Onların sevaplarının haddi hesabı yoktur sayısı belli değildir, ardı arkası

kesilmez.

Muhterem kardeşlerim :

Ramazan-ı şerif hakkında bildirilen o kadar çok hadis-i şerif ve müjdeler var ki

burada bunlardan bazılarını zikredebildik. Hatta bu haberler arasında secim

yapmakta zorlandık. Faziletini dillerle ifade etmek mümkün olmayan, sevabı ve

mükafatı hesapsız olan bu mübarek ay, bütün hayırları içinde topladığından, kur-

an’ı kerim de her şeyi içinde ihtiva ettiğinden, aynı zamanda bu mübarek ayda

inzal buyruldugundan kur-an’ı kerim ile bu mübarek ay arasında imam-ı Rabbani

hazretlerinin ifadesi ile tam bir münasebet vardır. Binaenaleyh bu mübarek ayda

bol bol hatim-i kur’an okumak ve mukabele etmek sünneti müekkede’dir.

Ramazan-ı şerifin ilk günü akşam ile yatsı arasında “ya rabbi! Ramazan-ı şerif

ile müşerref kıldığın için teşekküren” diye niyet edip iki rekat sevinç namazı

kılınır.

Birinci rekâtta : bir Fatiha, bir inna Âtayna

İkinci rekâtta : bir Fatiha, bir ihlâsı serif okunur.

Namazdan sonra : 70 salâvat-ı şerife, 70 istiğfar-ı şerife okunur ve bu ayda

nice hayırlara muvaffak olabilmek için dua edilir.

Ramazan-ı şerif ayında yatsı namazından sonra kılınan teravih namazı erkek ve

kadınlar için sünneti müekkede olup cemaatle kılınması ise sünneti kifayedir.

Peygamber efendimiz bir hadisi şerifte :

“şüphesiz Allah size ramazan-ı şerif ayının gündüzlerinde oruç tutmayı farz,

gecelerini de namaz kılmakla geçirmeyi sünnet kılmıştır.”buyurmaktadır.

Bu aya ait vecibelerden biride sadaka-i fıtır, fitre vermektir. Vacip olup,

bayram namazından önce vermek gerekir. Zira namazda sehiv secdesi ne ise; oruç

içinde sadaka-i fıtır odur.

Ramazan-ı şerifin bütün gün ve geceleri çok kıymetli olduğu gibi, bayram gecesi

ve sabahı da cenabı hakkın af ve mağfiretinin zirvede olduğu zaman olup boş

geçirmemek lazımdır.

-----------

Ramazan Ayı Ramazan Ayının Özellikleri

Ramazan Ayinin Özellikleri
Ibadetler belirli vakitlerde yapilir .Farz olan orucun vakti Ramazan

ayidir.Ramazan ayinin dinimizde büyük bir önemi ve diğer aylar arasında seçkin

bir yeri vardır . Bu sebeple oruç konusuna geçmeden önce Ramazan ayinin tasidigi

özellikler hakkinda bilgi vermek yararli olacaktir .
Bu özellikler kisaca sunlardir :
1. Insanligi karanliklardan çikarip aydinliga kavusturan, Rabbimizin son mesaji

Yüce kitabimiz Kur'an-i Kerim, bu ayda yeryüzüne inmeye baslamis ve böylece

insanlık için yepyeni ve mutlu bir dönem baslamistir.
Bu gerçek. Kur'an-i Kerim'de söyle bildirilmistir :
"Ramazan ayi ki onda Kur'an, insanlara yol gösterici ve dogruyu yanlistan ayirici

belgeler olarak indirildi." (7)

Kur'an-i Kerim Ramazan ayinda inmeye basladigi için bu ay. bir anlamda Kur'an

ayidir. Kur'an-i Kerimi Peygamberimize getiren büyük melek Cebrail,
her Yıl Ramazan ayinda Peygamberimize gelir ve o güne kadar nazil olan Kur'an

ayetlerini karsilikli olarak birbirlerine okurlardi. Peygamberimizin bu dünyadan

göçtügü yilin Ramazaninda bu durum. son olarak ve iki defa gerçeklesmistir.
Ramazan ayinda camilerimizde ve evlerde okunan ve cemaatin büyük bir manevizevk

ve husû içinde dinledigi mukabele ve Kur'an hatimler; Cebrail ile Peygamberimiz

arasında yapilan mukabelenin devam ettirilmesidir .
Bu vesile ile Kur'an okumanin fazileti ve manasini anlamaya çalismanin önemini

belirtmekte fayda vardır. Kur'an okuimak ve okunan Kur'an'i dinlemek sevabiçok

olan bir ibadettir .
Peygamber Efendimiz :
"Kim Allah'in kitabi Kur'an'dan bir harf okursa onun için bir sevap vardır. Her

sevabin karsiligi da on kat verilecektir" (8 )
buyurarak Kur'an okuyanlara verilecek sevabin miktarini belirtmis, ayrica

Kur'an-i Kerim'in okuyucularina sefaat edecegi Peygamberimiz tarafindan

bildirilmistir.
Söyle buyuruyor :
"Kiyamet günü oruç ve Kur'an kul'a sefaatçi olurlar.
Oruç : - Ya Rabbi, ben onu gündüzleri yemekten ve zevklerinden alikoydum, simdi

beni ona sefaatçi kil, der .
Kur'an :
-Ya Rabbi, ben onu gece uykusundan alikoydum, simdi beni ona sefaatçi kil, der.
Her ikisi de sefaat ederler. ,. (9)
Kur'an-i Kerim, insanligin kurtulusu için gönderilen son ilâhî mesajdir.Onu

okumak ibadettir.Ancak sadece okumak yeterli degildir. Müslümanin asil görevi,

Kur'an'i okuyup manasini anlamaya çalismak ve onun gösterdigi nurlu yoldan

yürümektir.
Kur'an-i Kerim'in gönderilisindeki sebeb ve hikmeti,yine Kur'an'dan ögreniyoruz.

Yüce Allah söyle buyuruyor :

"Ey Muhammed! Sana bu mübârekkitabi (Kur'an'i) ayetlerini düsünsünler ve akli

olanlar ögüt alsinlar diye indirdik." (10)

2. Alemlere rahmet olarak gönderilen, yaratilmislarinen faziletlisi, Allahin en

sevgili kulu, son peygamber, Hz. Muhammed Aleyhisselâm'a peygamberlik görevi bu

ayda verilmistir. Mekke yakinlarindaki Hira magarasinda "oku" emri ile baslayan

ilk Kur'an ayetlerini Hz. Muhammed'e teblig eden büyük melek Cebrail (a.s.) daha

sonra ona "Sen Allah'in Rasûlüsün (Peygamberisin) ben de Cebrailim" diye hitap

ederek onun insanligin kurtulusu için peygamber olarak görevlendirildigini

bildirdi. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in bu kutsal göreve baslamasi ile karanliklar

içinde bocalayan insanlık için nurlu bir ufuk açildi. Onun kalplere yerlestirdigi

iman isigi sayesinde cehaletin yerini ilim, zulmün yerini hak ve adalet, kin ve

düsmanligin yerini insan sevgisi aldi ve gerçek anlamda huzur ve kardesligin

temelleri atildi.

3. Bin aydan daha hayirli oldugu Kur'an-i Kerim'de bildirilen ve mü'minlere

Allah'in en büyük lütuf ve ikramlarindan biri olan "Kadir Gecesi" de bu ayin

içindedir. Bu gece, müslümanlarin iyi degerlendirmesi gereken büyük bir

firsattir. (11)

4. islâm'in bes sartindan biri olan, insani nefsininasiri arzularindan ve maddî

ihtiraslardan kurtarip yücelten ve âdeta meleklestiren oruç ibadeti. bu aya

tahsis edilmistir.
Ramazan gecelerinde cemaatin büyük bir cosku ile kildigi teravih namazi da bu aya

mahsus bir ibadettir. Oruçlunun derin bir huzur ve manevî zevk duydugu sahur ve

iftar sofralari da bu aya ayri bir anlam kazandiran özelliklerdir. Iste böyle

özellikler ve manevî güzelliklerle dolu mübârek Ramazan ayi, mü 'minler için

manevî degeri çok büyük bir rahmet mevsimidir. Bu ayi, Yüce Rabbimize ibadet

ederek ve insanlara iyilik yaparak degerlendirdigimiz takdirde kazancimiz büyük

olacak ve ebedî saadetin kapilari bize açilacaktir. Bu ayi. "Evveli rahmet,

ortasi magfiret, (günahlarin bagislanmasi) sonu da cehennemden kurtulus" (12)

olarak nitelendiren Peygamberimiz. ayrica mü'minlere su müjdeyi veriyor :

"Ramazan ayi gelince; cennet kapilari açilir, cehennem kapilari kapanir ve

seytanlar kösteklenir." (13)

Bu hadis-i serifin ifade ettigi bir mânâ da sudur :
Ramazanda kendisini cennete götürecek iyi isler yapan mü'mine cennetin kapilari

açilmis, cehenneme götürecek kötülüklerden sakındığı için de cehennem kapilari

ona kapanmis demektir. Oruç sayesinde nefsine hakim olup seytana uymadigi için de

seytani etkisiz hale getirmis olur. (14)
Esasen Ramazan kelimesinin sözlük anlami da, oruçlunun günahlardan arinacagini

ifade etmektedir.

söyle ki :
Ramazan; yaz aylarinin sonunda ve güz mevsiminin basinda yagan ve yerdeki tozlari

temizliyen yagmur anlamindadir. Bu yagmur, nasıl yeryüzünü yikayip tozlardan

temizliyorsa, Ramazan ayi da mü'minleri günahlardan öylece temizler.
diğer bir anlami da yanmaktir .Buna göre Ramazanayi oruçlunun günahlarini yakarak

yok eder demektir.
Her iki mânânin birlestigi nokta; oruçlunun bu aydagünâhlardan arinacak

olmasidir.


Müjde mü'minler size ihsân-i rahmandir gelen sânina ta'zim için bu mâh-i

gufrandir gelen
Ondadir feyz-i hidâyet ondadir afv ü kerem Kadrini bil mevsim-i inzâl-i

Kur'an'dir gelen
iyd-i ekber her günü kadr-i mübârek her gece Ehl-i imâna ne mutlu lutf-i

sübhandir gelen
Zulmet ü kasvetten âzâd etmeye sâimleri Nûr-i islâm nûr-i imân nûr-i irfandir

gelen
Hâne-i kalbi temizle hosça istikbâl için Ni'meti mebzûl bir mihmân-i zi-sandir

gelen
El-hazer senden sikâyet etmesin yarin aman Rûz-i mahser sâfi-i ashâb-i isyandir

gelen
Rahmet ü gufran hedâyâsiyla cennet bahseder Derde derman vasl-i cânan itk-i

nirândir gelen
Mâsivâdan sâim ol Remzi dilersen vasl-i Hak Râh-i aşkı kullara ta'lim-i

Yezdan'dir gelen

----------------------

Ramazan ayının üstünlükleri

Kendine teşekkür etmekde ve insanın muhtâc yaratıldığını, Ramezân-ı şerîfi, orucu

ve nemâzı bildirmekdedir :

Allahü teâlâ sizi, çok kıymetli olan dedelerinizin yolundan ayırmasın! Sonu

pişmânlık olan işlere karışdırmasın! Âmîn.


Allahü teâlâyı sevenler, Allahü teâlâ ile berâberdir. Çünki, hadîs-i şerîfde,


İnsan, sevdiği kimse ile berâberdir,buyuruldu.

İnsanın aslı, rûhudur. Rûhun beden ile birleşmesi, Allahü teâlâ ile olmasına

biraz mâni olmuşdur. Bedenden ayrılıp, bu karanlık yerden kurtulunca, Rabbi ile

berâber, Ona yakîn olur. Bunun için, (Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir

köprüdür) buyuruldu. Ankebût sûresinin,

Allahü teâlâya kavuşmak istiyene, o vakit, elbette gelmekdedir, meâlindeki

beşinci âyeti, Onun âşıklarına tesellî olmakdadır.

Fekat, büyüklerin huzûru, sohbeti ile şereflenmiyen zevallıların hâli harâbdır.

Büyüklerin rûhlarından istifâde edebilmek için de şartlar vardır. Herkes bu

şartları yerine getiremez. Bütün nimetlerin sâhibi olan Allahü teâlâya hamd olsun

ki, bu korkunç hâdise ve başımıza gelen vahşîce hücûmlar karşısında, kimsesi

olmıyan bu fakîrlerin imdâdına yine, din ve dünyânın efendisinin (s.a.v.) Ehl-i

beyti yetişmekdedir. Bu sûretle büyüklerin yolu bozulmakdan kurtuldu. Feyzleri

kesilmekden korundu. Evet, bu mubârek yol, memleketde gizli kalmış ve yolcuları,

hemen yok gibi olmuşdu. Ehl-i beytin açdığı yol olduğundan, tamîrinin,

temizlenmesinin de, Ehl-i beyt tarafından yapılması yakışırdı. Başkalarına

ihtiyâc olmaması lâzım idi. Ehl-i beytin bu hizmetine şükr etmek, bu fakîrlere

lâzım olduğu gibi, bu devlete şükr etmek, onlara da lâzımdır. İnsanların, bâtını

cem etmesi lâzım olduğu gibi, zâhirde birleşmek, yardımlaşmak da lâzımdır. Hattâ,

bu topluluk, berâberlik, dahâ önce lâzımdır. Çünki, bütün mahlûklar içinde, en

muhtâc olan insandır.
İnsanların, çok muhtâc olmasına sebeb, insanda herşey bulunduğu içindir. Bunun

için, herşeyin muhtâc olduklarının hepsi, insana lâzımdır. İnsan muhtâc olduğu

şeye bağlanır. O hâlde, insanların bağlılığı, başkalarının bağlılıklarından dahâ

çokdur. Her bir bağlılık, insanı, Allahü teâlâdan uzaklaşdırır. Bundan dolayı,

Allahü teâlâdan en uzak olan, en mahrûm kalan mahlûk, insandır.

Fârisî iki beyt tercemesi :
Mahlûkların en üstünü insandır,
Yüksek makâmdan mahrûm da odur.

Eğer, toparlanıp, geri dönmezse,
Ondan dahâ mahrûm, yokdur kimse.

Hâlbuki, insanın, her mahlûkdan, dahâ üstün olmasına sebeb de, yine herşeyin,

kendisinde bulunmasıdır. Herşeyi kendinde topladığı içindir ki, insanın aynası

mükemmeldir. Bütün mahlûkların aynalarında görünenlerin hepsi, yalnız onun

aynasında, bir arada görünmekdedir. Bunun için de insan, mahlûkların en iyisi

olmuşdur. Mahlûkların en muhtâcı, en mahrûmu, en kötüsü de, yine bu sebebden

insandır. Bunun içindir ki, Muhammed (a.s.) gibi bir Peygamber insandır ve Ebû

Cehl gibi bir melûn da insandır.

Bu fakîrlerin, bir araya toplanmasına, Allahü teâlânın sebeb kıldığı, büyük

nimet, şübhe yok ki, sizsiniz. Bâtınların cem'ıyyeti de, sizin sâyenizdedir.

Elbette, (Evlâd, babası gibi olur) müjdesine bakarak, bütün ümmîdler sizdedir.


Lutf etdiğiniz kıymetli mektûb, bizleri mubârek Ramezân ayında şereflendirdi.

Bunun için, bu büyük ayın üstünlüklerinden birkaç satır yazmak hâtırıma geldi :

Mubârek Ramezân ayı, çok şereflidir.

Bu ayda yapılan, nâfile nemâz, zikr, sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere verilen

sevâb, başka aylarda yapılan farzlar gibidir.

Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir.

Bu ayda bir orucluya iftâr verenin günâhları afv olur. Cehennemden âzâd olur. O

oruclunun sevâbı kadar, ayrıca buna da sevâb verilir. O oruclunun sevâbı hiç

azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafîfleten, onların ibâdet

etmelerine kolaylık gösteren âmirler de afv olur. Cehennemden âzâd olur.

Ramezân-ı şerîf ayında, Resûlullah (s.a.v.), esîrleri âzâd eder, her istenilen

şeyi verirdi.

Bu ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasîb olur.

Bu aya saygısızlık edenin, günâh işliyenin bütün senesi, günâh işlemekle geçer.

Elden geldiği kadar ibâdet etmelidir.

Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır.

Bu ayı, âhıreti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur'ân-ı kerîm, Ramezânda indi.

Kadr gecesi, bu aydadır.

Ramezân-ı şerîfde, iftârı erken yapmak, sahûru geç yapmak sünnetdir. Resûlullah

(s.a.v.) bu iki sünneti yapmağa çok önem verirdi. İftârda acele etmek ve sahûru

gecikdirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeğe ve dolayısı ile herşeye muhtâc

olduğunu göstermekdedir. İbâdet etmek de zâten bu demekdir.
Hurma ile iftâr etmek sünnetdir.

İftâr edince, (Zehebez-zama vebtellet-il urûk ve sebet-el-ecr inşâ : Allah : ü

teâlâ) düâsını okumak, terâvîh kılmak ve hatm okumak mühim sünnetdir.
Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce müslimân afv olur, âzâd

olur.

Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır.

Şeytânlar, zincirlere bağlanır.

Rahmet kapıları açılır.

Allahü teâlâ, bu mubârek ayda Onun şânına yakışacak, kulluk yapmağı ve Rabbimizin

râzı olduğu, beğendiği yolda bulunmağı, hepimize nasîb eylesin!

Âmîn.

-------------
Ramazan’daki hedeflerimiz neler olmalı?

Bir Müslüman olarak rahmet ve bereket ayı olan Ramazan’ı en verimli şekilde

geçirebilmek için kendimize şu hedefleri belirleyelim :

Çok Kur'an-ı Kerim okumak ve hatim indirmek.

Teravih namazını 20 rekat olarak cemaatle camilerde kılmak.

İftar saatlerinde ümmeti Muhammet için çok dua etmek.

Oruçlarımı mutlaka sahura kalkarak tutmak ve sahur vakitlerini dua, namaz ve

Allah’ı zikirle çok iyi değerlendirmek.

Öğrencilere, komşularımıza ve akrabalarımıza iftar vermek.

Sadaka, burs, bağış ve yardımlarımızı bu ayda biraz daha artırmak.

Allah'ın isimlerini bolca zikretmek.

Gıybet, su-i zan, yalan, dedikodu gibi günahlardan uzak durarak orucumuzu

lekelememek.

Ramazan’ımızı bereketlendirmek için fitremizi fazlasıyla vermek.

Çevremize hayırhâh olup bu ayda kalplerin de yumuşamasını fırsat bilerek din-i

mübin-i İslam'a hizmet adına daha fazla şeyler yapmak.

Hayır ve hasenat sahiplerini yeni bir nesle sahip çıkma adına çeşitli hayırlara

kanalize etmek.

Kötü huy ve alışkanlıklarımızı bu rahmet ve bereket ayında tamamen terk etmeye

çalışmak.

‘Ramazan tebrik ziyaretleri’ adı altında tanıdık tanımadık herkese ziyaretlerde

bulunmak.

‘Her gece Kadir Gecesi olabilir’ mülahazası ile Ramazan gecelerini çok dinç

olarak ibadet ve dua ile değerlendirmek.

--------------
Kaynaklar :
imam rabbani
diyanetvakfi
sohbetdefterim
mumsema
islamseli
dualar blogcu

israNur

Misafir

2

Sunday, June 5th 2016, 7:06pm

RAMAZAN-I ŞERİF VE HUSUSİYETLERİ

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَىٰ وَالْفُرْقَانِ ۚ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ ۖ وَمَنْ كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ أَيَّامٍ أُخَرَ ۗ يُرِيدُ اللَّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُوا الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur’ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz. (Elmalılı meali) (bakara 185)

Ramazan-ı şerif ayı kendisinde mahsus bir takım hususiyetleri barındıran, on bir ayın sultanı diyerek isimlendirdiğimiz mübarek bir aydır.

Bu ay içinde sadece bu aya mahsus olan farz olan oruç, sünnet olan teravih namazı ve itikaf ve vacip olan sadaka-i fıtır ile süslenmiş, diğer aylardan daha âli, faziletli, şerefli bir aydır.

Cenab-ı hakkın ayeti kerimesinde de buyurduğu üzere kur’an-ı kerim bu ayda inzal olunmaya başlanmış ve yine bu ayda tamamlanmıştır. Ancak yalnızca kur’an-ı kerim değil diğer kitaplarda bu ay içerisinde inzal olunmuştur.

İbrahim as’a gönderilen sahifeler ramazan-ı şerifin ilk gecesi,ramezan%202

Davut as’a gönderilen zebur kitabı ramazan-ı şerifin 19. Gecesi,

Musa as’a gönderilen Tevrat kitabı ramazan-ı şerifin 7. Gecesi,

İsa as’a gönderilen incil kitabı ramazan-ı şerifin 13. Gecesi,

Peygamber efendimize gönderilen kur’an-ı kerim ise ramazan-ı şerifin 25 yahut 27. Gecesi indirilmiştir. ( tefciruttesnim fi kalbin selim 1/66 – dürretül vaizin 1/59)

Bu sebeple ramazan-ı şerif ayı çok mübarek bir aydır.

Hadis-i şerifte buyruluyor ki;

“bir kimse ramazan-ı şerif ayının gelmesine sevinirse; yüce Allah onun cesedini yakmayı cehennem ateşine haram kılar.”

İşte henüz dahil olmadan ibadetlerimizi ziyadeleştirmeden, hususi bir davranış göstermeden yalnızca kalben bu ay geldiği için sevinir mutlu olur ise Cenab-ı Hakk cehennemi haram kılıyor. Kaldı ki; bu ay içinde namaz kılan oruç tutan zekat ve sadaka veren Kur’an-ı kerim okuyan kullarına daha nice mükafatlar ihsan eder…

Evet, kur’anı kerimin kendisinde inzal edilmesi, oruca tahsis edilmesi ve kadir gecesinin kendisinde bulunması sebebi ile ramazan-ı şerif ayının fazileti vardır. Hatta Mücahid, “ramazan demeyin çünki; Allah Teâlâ’nın bir ismi de Ramazan’dır. “ramazan ayı” deyin” demiştir. (ihyaa 1/594)

İşte bu ay ismini zikrederken dahi hürmet duyulması gereken ve fırsat elde iken istifade edilmesi gereken okyanusun ta kendisidir. Diğer aylar bu mübarek ayın yanında okyanustan bir damla gibidir. Okyanustan istifade edemeyenin damladan istifade etmesi ne mümkün?…

Hz. Enes’ten rivayet edilen bir hadis-i şerifte peygamber efendimiz;

“Cuma günü selamet bulduğu zaman diğer günlerde selamet bulur; ramazan ayında selamet bulduğu zaman bütün sene boyunca selamette olur.” (İhya 1/1040)

Ebu Hureyre’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte paygamber efendimiz buyuruyor ki;

“ramazan ayı girdiği zaman, cennet kapıları açtırılır, cehennem kapıları kapattırılır. Şeytanlara kelepçe vurdurulur. Bir münadi, ey hayır talep eden gel, ey fenalık talep eden vazgeç diye ünlenir (seslenir).” (ihya 1/645)

Cenab-ı Hakk bu aydan istifade edelim diye şeytanları bile bağlıyor da bizler nefsimize sahip çıkıp ihya etmek için gayret gösteremiyorsak, kendimizi hesaba çekmemiz lazımdır.

Yine bu aya mahsus olarak farz olan oruç ibadeti takva eclinden 3 kısımdır;

1- Avamın orucudur ki; yeme içme ve cinsi münasebetten imsak ve iftar arasında kendisini uzak tutmasıdır.

2- Havassın orucudur ki; avamın orucuna ek olarak; gözünü, kulağını, dilini, elini, ayağını ve diğer organlarını günahtan korumaktır. Ağzı ile kuran okur, hayırlı ve güzel şeyler konuşur, diliyle tesbih, tehlil, tahmid, tevhid söyler. Gözüyle ancak helale bakar, ayağıyla ancak helal olan yere gider. Kalbiyle sadece zikir ve fikirde bulunur.

3- Havasul havassın orucudur ki; havassın orucuna ek olarak; kalbine ve diğer letaifine oruç tutturmaktır. Kalbi masivadan yani Allah’tan başka herşeyden uzak ve tertemiz tutmaktır. (ruhul beyan tefsiri 2/320)

Cenab-ı Hakk oruçla alakalı olarak;

“oruç benim içindir, onun mükafatını ben veririm” buyuruyor.

Yani ona öyle büyük bir mükafat veriyor ki; melekler dahi o mükafatı yazmaya güç yetiremeyecekleri için onun mükafatını ahiret gününde ben veririm buyuruyor mevlamız.

Bu aya mahsus ibadetlerden bir tanesi de rasulullah efendimizin sünneti olan teravih namazıdır. 20 rekat olduğu halde iki veya dört rekatta selam verilerek aralarında salatü selamlar getirilerek dinlenildiği için rahatlık manasına teravih denmiştir. Yalnız yahut cemaatle kılınması sünnettir zira peygamber efendimiz her iki şekilde de kılmıştır. Teravih namazı hakkında da;

“Cenab-ı Hakk sizin üzerinize ramazan ayı günlerinde orucu farz kıldı, bende gecelerinde kıyamı yani teravih namazını sünnet kıldım.” Buyurmuştur. Gündüzünü ibadetle geçirdiğimiz ramazan-ı şerif ayının gecelerini ihya etmenin en faziletli yolu ramazan-ı şerif ayına mahsus olan teravih namazını kılmaktır.

Bu ayın hususiyetlerinden bir taneside sadaka-i fıtır’dır. Sadaka-i fıtır; kadın olsun erkek olsun, ramazan bayramı günü fecrin doğmasından evvel doğan çocuğa dahi verilmesi vacip olan bir sadakadır. Asıl vakti bayram günü fecrin doğmasından yani imsak vaktinden, bayram namazı vaktine kadardır ancak ramazanı şerif ayı içerisinde verilmesi de caizdir. Ancak kazası yoktur.

Kişinin ihtiyacından fazla toplam nisap miktarı malı olduğu vakit; yani evinde bulunan fazla eşya, oda, inek bağ ve bahçeden, muhtaç olmadığı halı, kilim, kap kacak ve diğer ev eşyalarından, üç kattan fazla elbiseden, lüzumundan fazla kitaplarından hesap eder ve nisap miktarından fazla olduğu zaman sadakai fıtrını verir. (ihya 1/586-614-615)

Ancak sadaka-i fıtır; bir kişinin bir günlük yiyeceği yahut onun bedeli olacağından, kendi yediğinden yahut kendi yediğinin daha üstününden vermesi lazımdır. Bu nedenle her ne kadar zamanımızda alt sınır olarak bir miktar belirtilse de imkanı olduğu miktarda daha fazlasını vermek müstehaptır.

Yine sadaka-i fıtır zekatın verildiği yerlere verilir. Ancak bunların içinde en faziletli olanı ilim öğrenmekle meşgul olan kimseye vermektir.

İmam-ı rabbani haz mektubat-ı şerifinde buyuruyor ki;

“ilim talebelerini tasavvuf ehlinin üzerine takdim etmek şeriatın ilerlemesine sebep olur. Çünki ilim talebeleri nebevi şeriatın yükünü taşıyanlar ve bekçileridir. Muhammed Mustafa as’ın dini onlarla kaimdir. Din, ilim talebeleriyle ayakta durmaktadır. Kıyamet günü insanlara islamiyetten sorulacak, tasavvuftan değil. Cennete girmek cehennemden kurtulmak ancak şeriat ile amel etmeye bağlıdır…. O halde en büyük hayır ve iyilik, şeriatı yani İslamiyet’i öğretmek ve dinin eğitimine ve öğretimine yapılan çalışma hizmet ve yardımdır. Ve İslamiyet’in hükümlerinden birini ortaya ihya etmektir. Hususiyetle İslam şiarının yıkıldığı, çöktüğü ve zayıf olduğu bir zamanda; Allah yolunda fakirlere milyonlarca sadaka dağıtmak, şeriatın meselelerinden birinin öğretilmesine, halk arasında revaç bulmasına asla müsavi olamaz…. Eğer malın infakı şeriat için oluyorsa, yani İslam öğretilmesi ve milletin ona revaç bulması, halkın dine eğilmesi için oluyorsa, o harcamanın ve sarf edilenin üzerimizde çok yüksek dereceleri vardır. Bu niyetle az bir şey vermek, bu niyet olmadan sarf edilen milyonlardan aşağı değildir…. İlim talebesi nefsine uysa dahi, nefsinin elinde olmakla beraber mahlûkatın kurtuluşuna sebeptir. Zira şeriatın hükümlerinin tebliğ edilmesi ilim talebelerine bağlıdır. Her ne kadar kendi nefsi faydalanmasa bile (amel etmiyorsa), onun ilminden insanlar faydalanmaktadır. Sofi ise kendi nefsini kurtarmakla beraber sadece kendisini kurtarmıştır. Başkalarına faydası yoktur. Çok kişinin kurtuluşuna sebep olmak, kendi nefsine çalışmaktan iyidir.” (Ruhulbeyan tefsir 2/348-349)

Yahya bermeki, süfyanı sevri hazretlerine her ay 1000 dirhem gönderirdi. Süfyanı sevri hazretleri secdede yahya bermeki için şöyle dua ederdi:

“Allah’ım! Yahya bermeki benim dünya işlerimde bana kafi geliyor. Benim ihtiyaçlarımı giderip kendimi ibadete vermemde bana yardımcı oluyor. Sende ahiret işlerinde ona kafi ol! Onun ahiretteki halini düzelt ve ona yardımcı ol.”

Yahya bermeki öldükten sonra bazı dostları onu rüyasında gördüler, ona sordular;

– Allah sana nasıl muamele etti?

– Süfyan-ı sevri hazretlerinin dualarının bereketiyle Allah beni bağışladı. Günahlarımı affetti. (ruhulbeyan tefsiri 2/350)

Ramazan-ı şerifin ilk gecesi yani ilk teravih kıldığımız gece akşam ile yatsı arasında iki rekat teşekkür namazı kılınır. “ya rabbi, ramazanı şerif ile müşeref kıldığın için…” diye niyet edilir ve birinci rekatta fatihadan sonra 1 inna a’tayna (kevser suresi) ikinci rekatta fatihadan sonra 1 kul hüvallah (ihlas suresi) okunur. Namazda sonra 70 istiğfar-ı şerif, 70 salavat-ı şerife okunarak dua edilir. (dua ve ibadetler)

İmam-ı şibli “ramazan hilali görülünce (yani ilk gecesinde) mülk suresini okumak müstehap olur. (tebarake..) Bu hususta tavsiye vardır, bu sure kurtarıcıdır.” Buyuruyor.

Bu surenin okunmasının hikmeti; sure 30 ayettir, ramazan-ı şerif 30 gündür. Umulur ki; Allah Teâlâ hilali görünce mülk suresini okuyan kimseyi her türlü sıkıntıdan kurtarır ve bir ay muhafaza eder. (dürretül vaizin 1/71)

Yer Imleri:

Boardumuzda Neler Var

rasittunca.com - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi