Giriş yapmadınız.

  • Giriş

Sayın ziyaretçi, Raşit Tunca Board sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

Karoglan

Kurucu-Admin

  • "Karoglan" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Karoglan"

Mesajlar: 6,181

Hakkımda:


KAROGLAN

Konum: Avusturya

Meslek: EBT -EiT

  • Özel mesaj gönder

1

Thursday, May 26th 2016, 9:34pm

Eyyubiler Kimdir Tarihi



EYYUBİLER KiMDiR?


Ünlü kumandan ve siyaset adamı Selâhaddin Eyyûbî tarafından, Suriye, Filistin,

Mısır ve Yemen’de kurulan devlet.

Hânedânın kurucusu olan Selâhaddin Eyyubî, Hazbanî kabilesine mensuptu. Ancak bu

aile, uzun yıllar Türkler arasında bulunmuş ve tam manâsıyla Türkleşmişti.

Selâhaddin Eyyubî, 1138’de çok sayıda askeri ile birlikte Musul Türk kumandanı

Zengî bin Aksungur’un hizmetine girdi. Bu durumun akabinde Selâhaddin’in kardeşi

Şirkûh da Zengî’nin oğlu Nureddin’in hizmetine girdi. Şirkûh, bu hizmetteyken,

1169’da Mısır’ın kontrolünü ele geçirdi ise de, çok geçmeden öldü ve onun halefi

olarak yerine Selâhaddin geçti.

Böylece, hânedânın gerçek kurucusu olarak ortaya çıkan Selâhaddin Eyyûbî, 1171

yılında, Şiî Fâtımî idaresini tamamıyla ortadan kaldırdı. 1175 yılında ise,

İsmâil Zengî ile Böri Gâzi’nin kumanda ettiği orduyu Kurunhama’da bozguna uğrattı

ve Eyyûbî Devletinin temellerini attı. 1176 yılında kardeşi Turan Şahla beraber,

Yemen’deki Abdün-nebi Fırkasını yıkan Selâhaddin Eyyûbî, Abbasî halifesi

tarafından Suriye, Yemen, Filistin ve Kuzey Afrika’nın sultanı ilan edildi. Bu

durum, aynı zamanda, halife tarafından, devletinin kabul edilmesi demekti.

Selâhaddin Eyyûbî, ilk iş olarak Mısır’daki Fâtımî idaresinin son izlerini de

ortadan kaldırdı. Onların eski toprakları üzerinde, din ve eğitimde kuvvetli bir

siyasetin teşvik ve uygulayıcısı oldu. Şiîliğin yerine Sünnî mezhebini yaymaya

başladı. Bunda başarılı olan Selâhaddin, Mısır ve Suriye’de Fâtımîlerin yaydığı

yanlış itikadın önüne geçerek, Ehl-i sünnet itikadının yayılmasında önder oldu.

Selâhaddin Eyyûbî’nin takip ettiği siyasetin diğer bir yönü de, Haçlılara karşı

mücadelenin başlatılması idi. Bilindiği gibi bu yüzyılda Haçlılar, iki defa

Anadolu’dan Kudüs’e kadar gitmişler ve geçtikleri yerlerde kan ve gözyaşından

başka bir şey bırakmamışlardı. Hattâ bu zalimler, kendi dindaşları ve

ırkdaşlarının kalplerinde bile, derin bir nefret uyandırmışlardı. Kutsal şehir

Kudüs, yıllardır bu zalimlerin elinde bulunmaktaydı. Nitekim, Selâhaddin’in

Haçlılara karşı tesirli bir şekilde başlattığı cihad siyaseti, bütün İslâmî

gayret ve heyecanı onun etrafında birleştirdi. Türk ve Arap ordularının aynı gaye

etrafında toplanmasını sağladı.

Topladığı bu kuvvetlerle, 1187 yılında, Haçlıların karşısına çıkan Selâhaddin

Eyyûbî, Hattin’de parlak bir zafer kazandı. Perişan bir vaziyete düşen Haçlıların

elindeki bütün kaleler, Kudüs dahil Eyyûbîlerin eline geçti. 89 yıl düşman elinde

kalan kutsal şehir Kudüs’ün de ele geçirildiği bu zaferle, bütün Müslümanların

gönüllerinde taht kuran Selâhaddin Eyyûbî, büyük bir üne kavuştu. Avrupa, bu

hezimet karşısında birbirine girdi ve üçüncü Haçlı seferi için çalışmalara

başladılar. Ancak, bu yeni Haçlı ordusu, daha Akka’da iken hezimete uğratıldı ve

yine onların aleyhine olarak bir antlaşma imzalandı.

Hemen hemen bütün günleri harp meydanlarında geçen, Ortadoğu’daki Haçlı

varlığının belini kıran ve onu asla eski gücüne kavuşamayacağı bir hale getiren,

böylece Ortadoğu-İslâm dünyasının kudretini, bütün Avrupa’ya gösteren Mücâhid

Sultan, 4 Mart 1193 Çarşamba günü Dımaşk’ta (Şam) vefat etti. Aynı şehirde

bulunan kabri, bugün, büyük ziyaretgâhlardandır.

Selâhaddin Eyyûbî, ölmeden önce devletinin çeşitli bölgelerini oğullarına ıktâ

olarak dağıtmıştı. Bununla beraber merkezî kontrol, oğullarından El- Âdil’in

elindeydi. Bu sultan zamanında, daha önceki aktif politika terk edilerek yumuşak

bir siyaset izlenmeye başlandı. Frenklerle barış yapılarak, ilişkiler, normal bir

duruma getirildi. 1205 senesinde Samsat, Serve ve Ra’sul-ayn’ın şehirlerine hakim

olan Melik el-Efdal, amcası El-Âdil’le ilişkisini keserek Anadolu Selçukluları

Sultanı Keyhüsrev’e bağlandı. Bu dönemde Eyyûbîler, 1208’de Ahlat’ı, 1215

senesinde ise Yemen’i hakimiyetleri altına aldılar. Beşinci Haçlı seferi

sırasında Dimyat’ın Haçlılar eline geçmesi ile üzüntüsünden hastalanan Sultan

El-Âdil, çok geçmeden vefat etti (10 Eylül 1218 ). Yerine oğlu el-Kâmil geçti.

800px-Graf_Saladin_DamascusEl-Kâmil, kısa sürede orduyu toparlayarak, Haçlıları

geri püskürtmeye muvaffak oldu. Ancak, daha sonra, İmparator İkinci Frederik ile

anlaşan El-Kâmil, anlaşılamayan bir tutumla, Kudüs’ü Haçlılara terk etti.

Böylece, İkinci Frederik ile başlayan sulh dönemi, Mısır ve Suriye’ye bazı

iktisadî faydalar sağlarken, aynı zamanda Akdeniz Hıristiyan devletleri ile

ticaretin yeniden canlanmasına yol açtı. Sultan El-Kâmil’in devri, diğer taraftan

iç çatışmalara ve çalkantılara sahne oldu. Sultana karşı ülkede ittifaklar

kuruldu. Aynı zamanda sultanın kardeşi Muazzam ile Melik Eşref bile, bu ittifakın

içinde yer aldı. Hattâ, Melik Eşref, bir ordu ile sultanın karşısına çıktı ise

de, aniden vefat ettiğinden kuvvetleri dağıldı.

Eyyûbî Devleti son parlak devrini, Sultan El-Kâmil ile yaşadı. Onun ölümüyle ülke

parçalanmaya yüz tuttu. El-Kâmil’in yerine geçen Es-Sâlih zamanında, ülke bir

taraftan iç mücadelelere sahne olurken, diğer yandan altıncı Haçlı seferi

başgösterdi. Bu karışık vaziyete rağmen, Haçlılara karşı başarılar kazanıldı ve

Fransa Kralı St. Louis esir alındı. Sultan Es-Sâlih’in kısa bir süre sonra ölümü

üzerine, Mısır Eyyûbî ülkesi, 1250 yılında, Türk Bahri Memlûk birliklerinin eline

geçti.

Halep’te ise, 1236 senesinde ölen El-Azîz’in yerine geçen En-Nâsır Yûsuf,

Mısır’daki Sultan Sâlih’in ölümü üzerine bütün Suriye’yi ele geçirdi. Onun Suriye

üzerindeki iddiaları, Mısır Memlûkları ile mücadelelere sebep oldu. Bu sürekli

mücadelelere, ancak Moğolların taarruzu son verdi. Devamlı tâbi halde yaşayan

Hama’daki şube ise, varlığını 1342 senesine kadar sürdürdü. Bu tarihte, onlar da

Moğollar tarafından ortadan kaldırıldı. Sadece Diyarbekir ve Hısnıkeyfa

civarında, mahallî bir beylik, Moğolların ve Timurlular’ın hücumlarından

kurtulabildi. Eyyûbîlerin bu kolu da Akkoyunlular tarafından ortadan kaldırıldı.

Eyyûbîler Devleti, Zengîler’in bir devamıydı. Eyyûbî devlet teşkilâtı, diğer

İslâm devletlerindeki teşkilâtlardan farklı değildi. Başta bir sultan ve onun

hânedânı, sonra, idarî ve askerî yetkiye sahip emîrler, daha sonra bürokratlar ve

ilmiye sınıfına mensup olanlar gelirdi.

Devlet işlerini yürüten üç dîvân vardı. Dîvân-ül-İnşâ; bürokrasinin idaresi ve

diplomatik işlerin yürütülmesiyle uğraşırdı. Dîvân-ül-Ceyş; ordu ve onun malî

işlerinden sorumluydu. Dîvân-ül-Mâl; bugünkü maliye bakanlığının görevini

yapardı. Dîvânlar arasında en geniş teşkilâta sahip olan bu dîvândı.

Eyyûbîler Devletinin en önemli hedefi, Ortadoğu’da Haçlılar tarafından işgal

edilen İslâm topraklarını kurtarmaktı. Bu sebepten sultan, her zaman, savaşa

hazır güçlü bir orduyu beslemek zorundaydı. Ordunun temelini, toprağa bağlı

süvariler meydana getiriyordu. Bunların yanında, maaşlarını para olarak alan bir

miktar piyade ve süvari vardı. Piyadeler, kale savunma veya kuşatmalarında vazife

alıyorlardı. Diğer muharebelerde ise, timarlı süvariler savaşıyordu. Süvarilerin

en önemli kısmını, parayla satın alınarak veya devşirilerek yetiştirilen

memlûklar teşkil ediyordu. Bunların büyük çoğunluğu Türk’tü.

Eyyûbîler Devletinde sağlık hizmetleri çok gelişmişti. Birçok şehirde hastaneler

yapılmıştı. Bu hastaneler arasında Dımaşk’taki Nureddin ve Kahire’deki Selahaddin

hastaneleri, mükemmel tıp merkezleriydi. Buralarda erkekler, kadınlar ve sinir

hastaları için ayrı kısımlar vardı. Tarihte sinir ve ruh hastalıkları için ilk

ilaçlar, bu hastanelerde hazırlanmıştır. Hastanelerin yanında, kimsesiz, bakıma

muhtaç çocukların ve fakirlerin korunması için birçok bakım evleri ve

misafirhaneler açılmıştır.

SaladinEyyûbîler Devletinde, teknik ve sanat da gelişmişti. Dımaşk ve Kahire’de

dökümhaneler ve cam imalathaneleri vardı. Bu şehirlerde ayrıca, su ile çalışan

kâğıt değirmenleri de yer alıyordu. Kâğıt; buğday, pirinç sapları ve pamuktan

yapılıyordu. Musul kumaşları, Mısır pamukluları ve Dar-ut-Tirâz’da imal edilen

yünlü, ipekli ve pamuklu kumaşlar çok meşhurdu. Bakır işlemeciliği gelişmişti.

Bugün, Eyyûbîler devrine ait şamdanlar, leğen ve tabaklar çeşitli ülkelerin

müzelerinde bulunmaktadır. Silâh imalatı da oldukça ileri seviyede idi. Bilhassa

Dımaşk’ın meşhur çelik kılıçları çok ünlüydü.

Eyyûbîler devri, ilmî hayat bakımından İslâm tarihinin en canlı ve hareketli

dönemlerinden biriydi. Bozuk itikadlara karşı, Ehl-i sünnet itikadını yaymak

gayesiyle, Kahire ve Dımaşk’ta birçok medreseler açıldı. Burada tefsir, hadis,

fıkıh ilimleri yanında, fen ilimleri de öğretiliyordu. Ayrıca Kur’ân ilimlerini

öğretmek için Dâr-ul-Kurrâlar, hadîs ilimlerini öğretmek için Dâr-ul-Hadîsler ve

fen ilimlerini öğretmek için Dâr-ül-Hendeseler açıldı. Medreselerin yanında

camiler de önemli ilim merkezleriydi. Camilerde çeşitli ilimlerin okutulduğu

halkalar ve köşeler vardı.

Tarihte çok önemli bir rol oynayan Eyyûbîler, Büyük Selçuklu Devleti’nin

geleneklerini yeniden kurarken, Şiî Fâtımî Devletine en büyük darbeyi vurmuş ve

İslâm’ın yeniden ihyasına canla başla çalışmışlardır. Haçlılara karşı büyük bir

devlet ve güç meydana getirmişler, nitekim geçici bir zaman için de olsa Kudüs’ü

ele geçirebilmişlerdir. Eyyûbîlerin devlet teşkilâtının izleri, daha sonra Memlûk

ve Osmanlı devlet teşkilâtında tesirli olmuştur.

Başkent Kahire (1171-1174)

Şam (1174-1218 )
Kahire (1218-1250)
Şam (1250-1260)
Hama (1260-1341)

Resmi dil Arapça

Din Sünni İslam


Yönetim şekli Monarşi

Kuruluş tarihi 1171


Kurucu Selahaddin

Önemlidönemler Hıttin Savaşı 1187
Sona eriş tarihi 1341
Öncel/leri Fatımiler
Zengiler
Kudüs Krallığı
Ardıl/ları Memlükler

En geniş yüzölçümü 2,000,000 km2 (1190)

Nüfus7,200,000 (12. yy.)

Para birimi Dinar
Eyyûbî Hükümdarları listesi
Eyyubi hanedanı Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın birçok yerinde 12. ve 13.

yüzyıllarda hüküm sürdü. Aşağıdaki liste yönettikleri Ülke ve Şehirlere göre

Eyyubi hükümdarları listesini oluşturur.

Ekran


Mısır Sultanları
Selahaddin Eyyubi 1174–1193
Aziz Osman bin Selahaddin 1193–1198
Mansur bin Aziz 1198–1200
I. Adil 1200–1218
Kamil bin Adil 1218–1238
II. Adil 1238–1240
Salih Eyyub 1240–1249
Muazzam Turanşah 1249–1250
Eşref Musa 1250–1254

Şam Emirleri

Selahaddin Eyyubi 1174–1193
Afdal bin Selâhaddîn 1193–1196
I. Adil 1196–1218
Melik Muazzam Şerafeddin İsa 1218–1227
Nasır Davud 1227–1229
Eşref Musa bin Adil 1229–1237
Salih Ismail bin Adil 1237–1238
Kamil bin Adil 1238
II. Adil 1238–1239
Salih Eyyub 1239
Salih Ismail bin Adil (2. kez) 1239–1245
Salih Eyyub (2. kez) 1245–1249
Muazzam Turanşah 1249–1250
Nasır Yusuf 1250–1260

Halep Emirleri

Selahaddin Eyyubi 1183–1193
Zahir Gazi 1193–1216
Aziz Muhammed 1216–1236
Nasır Yusuf 1236–1260

Baalbek Emirleri


Turanşah 1179–1179
Mansur Ferruhşah 1179–1182
Emced Behramşah 1182-1230
Eşref Musa bin Adil 1230–1237
Salih Ismail bin Adil 1237–1245
Salih Eyyub 1245–1249
Nasır Yusuf 1249–1260

Hama Emirleri

Muzaffer Ömer 1178–1191
I. Mansur Muhammed 1191–1221
Nasır Kılıçarslan 1221–1229
I. Muzaffer Mahmud 1229–1244
II. Mansur Muhammed 1244–1284
II. Muzaffer Mahmud 1284–1300
Ebu’l-Fidâ 1310–1331
Efdal Muhammed 1331–1342

Humus Emirleri

Muhammed bin Şirkuh 1178–1186
Mücahid 1186–1240
Mansur İbrahim 1240–1246
Eşref Musa bin Mansur İbrahim 1248–1263

Hasankeyf Emirleri


Salih Eyyub 1232–1239
Muazzam Turanşah 1239–1249
Muvahhid Takiyeddin Abdullah 1249–1294
Kamil I. Ahmed 1294–1325
Adil Mucireddin Muhammed 1325–1328
Adil Şehabeddin 1328–1349
Salih Ebubekir I. Halil 1349–1378
Adil Fahreddin I. Süleyman 1378–1432
Eşref Şerafeddin 1432–1433
Salih Selaheddin 1433–1452
Kamil II. Ahmed 1452–1455
Adil Halef 1455–1462
Akkoyunlu İşgali 1462–1482
Salih II. Halil 1482–1511
Adil II. Süleyman 1511–1514
Salih II. Halil 1514–1520 (2. kez)
Melik Hüseyin 1520–1521
Adil II. Süleyman 1521–1524 (2. kez)

Kerak Emirleri

Nasır Davud 1229–1249
Muğis Ömer 1249–1263

Mayyafarikin Emirleri

Selahaddin Eyyubi 1185–1193
I. Adil 1193–1200
Evhad Eyyub bin Adil 1200–1210
Eşref Musa bin Adil 1210–1220
Muzaffer Gazi bin Adil 1220–1245
Kamil Muhammed bin Gazi 1245–1260

Yemen Emirleri

Turanşah 1173–1181
Tuğtekin bin Eyyub 1181–1197
Muiz İsmail 1197–1202
Nasır Eyyub 1202–1214
Muzaffer Süleyman 1214–1215
Mesud Yusuf 1215–1229

Selahaddin Eyyubi ve Haçlılar

1171’de Fatimilere son veren Selahaddin Eyyubi, Mısır’da hutbeyi yeniden Abbasi

halifesi adına okutmuş ve Mısırda sünniliği yeniden başlatmıştır. 1174’de kendi

adına hutbe okutarak devletin başına geçti. İlk iş olarak Zengiler Atabeyliğini

kendi topraklarına bağladı. Suriye, Filistin, Hicaz, Ürdün, Yemen, Güneydoğu

Anadoluyu kendine bağladı.

1187 yılında Hittin Savaşı’nda haçlıları yenilgiye uğrattı. Kudüsü haçlılardan

geri aldı. 1188 senesinde Selahattin, Antakya Prensliği’ne (Haçlı Kontluğu) karşı

sefere çıktı. Bu bölgede birçok kaleyi ele geçirdi.

1189 yılı başlarında Üçüncü Haçlı seferi başladı. Bu sefere daha önce Hittin

Savaşına katılan Haçlılardan başka İngiliz, Fransız, Alman ve Sicilya donanmaları

ve kara kuvvetleri katıldı. Savaş çok şiddetli geçti. Selahaddin bütün

Müslümanlardan yardım istedi fakat çok azı bu yardıma cevap verdi. Artık her iki

tarafın askerleri de savaşın bitmesini istiyorlardı. Bunun üzerine anlaşmaya

karar verildi. 1 Eylül 1192 tarihinden geçerli olmak üzere 3 yıl 8 ay karada ve

denizde geçerli olacak bir anlaşma imzalandı.

Bu anlaşma ile Yafa ile Sur arasındaki dar sahil şeridi Frankların elinde

kalıyor, diğer fethedilen yerler müslümanların oluyordu. Sultan Selahaddin, 2

Kasım 1192 günü Dımaşk’a döndü.

Bu zaman zarfında Ortadoğu’daki Haçlı varlığının belini kırmış, onu asla eski

gücüne kavuşamayacağı hale getirmişti. Böylece Ortadoğu-İslam dünyasının kolay

yenilecek bir lokma olmadığını bütün Avrupa’ya göstermişti. Sultan 4 Mart 1193

günü Dımaşk’ta öldü. Ölümü üzerine dört oğlu kendi aralarında mücadeleye başladı.

Selahaddin Eyyubi, bütün bu işlerin dışında Haşhaşiler/Batınilik meselesi ile de

uğraştı.

Oğulları arasındaki mücadele Mısır’da isyan çıkmasına neden oldu. Abbasilerin

yardım amaçlı gönderdiği Memluk askerleri yönetimi ele geçirdi. Bundan sonra

İslam Dünyası’nda Memlukler egemen olmaya başladı.

Ayrıca Kahire’nin tam ortasına Mukattam dağının karşısına yaptırdığı kale

Selahaddin Eyyubi Kalesidir.

New042 Gif Tarihçe

Tarihçe


Selahaddin Eyyubi, Musul Atabeyi Nureddin Mahmud’un komutanı olarak emrindeki

Memlükler ile Mısır’daki Fatımi Devleti’ne son vererek burada güçlü bir devlet

kurdu. Nurettin Mahmud’un ölümünden sonra bağımsızlığını ilan etti (1174).

Haçlılarla uzun süren mücadeleler yaptı. Onlara karşı İslam’ın geçilmez kalesi

oldu. Kudüs’ü alarak tekrar İslamiyete kazandırdı. Fetihten sonra, katliam

beklentisi içinde olan gayrimüslimlere gösterdiği hoşgörü ile büyük takdir

kazandı.

Selahaddin’in kurduğu devlet, babasının adından dolayı Eyyubiler olarak anıldı.

Eyyubiler Devleti’nin sınırları kısa sürede Mısır, Suriye, Güneydoğu Anadolu ve

Arabistan’ın güneyine kadar genişledi. Ancak Selahattin Eyyubi’nin ölümü üzerine

devlet hanedan üyeleri tarafından paylaşıldı (1193). Mısır’daki asıl kol, ordu

komutanlarından Aybeg tarafından yıkıldı ve yerine Memlükler Devleti kuruldu.

(1250) Hama kolu ise 1348’e kadar varlığını devam ettirdi.

israNur

Misafir

2

Thursday, May 26th 2016, 9:34pm

Teşekkür ederim paylaştığın için ellerine sağlık.

Kullanılmış Etiketler

Eyyubiler Kimdir, Tarihi

Yer Imleri:

Boardumuzda Neler Var

rasittunca.com - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi